GeriKelebek Mahsun yüzünden bana iş yok
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mahsun yüzünden bana iş yok

Mahsun yüzünden bana iş yok
refid:8884544 ilişkili resim dosyası

Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün filminde rol aldığı için kendisine iş verilmediğini iddia etti.

Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün "Beyaz Melek" filminde rol aldığı için artık kendisine iş verilmediğini iddia etti. Hafta Sonu dergisine konuşan Erol Günaydın, "Tıpkı Yılmaz Güney’le çalıştıktan sonra işsiz kaldığım gibi, şimdi de Mahsun Kırmızıgül’ün filminde oynadığım için işsiz kaldım. 'Beyaz Melek'te oynadık diye, Mahsun’u övdük diye artık kimse bana iş vermiyor" dedi.

Erol Bey, var mı yeni çalışmalar?

- Olmaz mı, olmaz mı! Şimdi Beylikdüzü Belediyesi’nin organizasyonuyla o bölgedeki bir eğlence merkezine kurulan bir tiyatro var. Bu tiyatronun adını Erol Günaydın Sahnesi koydular. Yaşarken böyle bir şeyi görmek beni çok mutlu etti. Tiyatro Günü’nde oraya gidip tiyatroseverlerle sohbetler ettim. Onlara söz verdim, orada bazı gösteriler sunacağım. Oradaki amatör toplulukla Ramazan eğlenceleri için şimdiden kolları sıvadık bile. Oradaki çalışmalarımıza

Mahsun yüzünden bana iş yok
karar verdikten sonra Okan Bayülgen’le konuştuk, ona anlattım durumu. Ve o da Ramazan eğlenceleriyle ilgili bu gösteriyi Nişantaşı’nda yapmanın daha güzel olacağını söyledi. Şimdi buna karar verdik. Ben meddah olacağım ama bu gösterinin içinde Hacivat ile Karagöz de, kantolar da, Direkler Arası da olacak. Bu gösteriye "Mazi Kalbimde Yara" adını verdik. Hazırlıklarımız sürüyor.

Meddah demişken, sormak istiyorum. Siz Türkiye’de meddah sanatının son temsilcisisiniz. Günümüzde meddah değil de, stand-up diyorlar bu olaya. Bunlar aynı paralelde sanatlar mı, yoksa farklılıkları var mı?

- Çok farklılıkları var. Tek benzerlikleri tek kişi tarafından sunulması. Meddah dediğimiz olayda tek kişi çıkıyor sahneye ve bir tiyatro ekibinin yaptıklarını yapıyor. Stand-up dediğimiz olayda ise sahneye çıkan kişi lak lak yapıyor. Zaten bu gösteriden sonra dışarı çıkanların aklında kalan bir şey olmuyor ki. Sadece o anda gülüp eğleniyorlar o kadar. Şimdikiler anlık kahkahalar attırıyor. İşi ucuzlattılar, kolaylattılar. Bu olay sadece para kazandırır insana, başka bir şey yaptırmaz.

Yetenekli ve ünlü stand-up’çılarımızdan kapınızı çalan, sizden bilgi alan, fikir soran oldu mu, oluyor mu?

- Hayır, olmadı. Ben bazen mesajlar veren, siyasetle ilgili espriler yapın da dedim onlara. Ama "Biz başımıza iş almak istemiyoruz abi, ne şiş yansın ne kebap" dediler.

Ancak gerçek sanatın içinde de şişler kebaplar yanmalı, değil mi?

- Elbette yanmalı. O şişler, kebaplar yanmazsa biz nasıl çıkacağız, Nazım’ın (Hikmet) dediği gibi aydınlıklara. Ben istiyorum ki, topluma bir şeyler versinler, mesaj versinler. Mesela Ferhan Şensoy yapıyor bunu, Metin Uca yapıyor. Gençlik dönemimden bugünlere gelene kadar çok siyasiler tanıdım, çok ihtilaller gördüm, çok dayaklar yedim, çok baskılarla karşılaştım.

Bu arada parayı pulu da ilk planda düşünmediniz galiba...

- Şu gördüğünüz bodrum katımdan başka bir şeyim yok. Parayı değil sevgiyi kazandım ben. Şimdi sokağa çıktığım anda herkesin babası, abisi, dedesi gibi ilgi ve sevgi görüyorum.

Sağlığınızı konuşalım Erol Bey, şu anda durum nasıl?

- Kanser hastasıyım, bunu gizlemeye gerek yok. Mide ve bağırsaklarım hasta. Bu ikili sancılar, akraba sancıları

/images/100/0x0/55eabcf9f018fbb8f8938d68
gibi. Beni rahat bırakmıyorlar. Şu an bile akraba sancıları devam ediyor.

Size şifa diliyoruz efendim.

- Sağol oğlum, sağol.

n "Beyaz Melek" filmi, Amerika’daki 41’inci Uluslararası Houston Film Festivali’nde "En İyi Yabancı Film" ve "En İyi Yönetmen Jüri Özel Ödülü"nü kazandı. Mahsun Kırmızıgül, "Bu iki ödülü filmde oynayan usta oyunculara armağan etmek istiyorum" dedi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

- Bana telefon etti Mahsun, "Ödüller sizlerindir" dedi. Çok mutlu oldum.

Duygularınızı öğrenebilir miyiz?

- Herkes ileri geri konuştu. Mahsun için demediklerini bırakmadılar. Ben Mahsun’u tanımıyordum ki filmden evvel. Bir gün evimde oturuyordum, karşıma biri geldi oturdu. "Benim gözüm seni bir yerden ısırıyor" dedim. Mahsun Kırmızıgül’müş o. Çünkü ben o güne kadar dinlememiştim bile. Arabeskleri de dinlemem pek. Mahsun Kırmızıgül, "Hocam sana bir rol teklif edeceğiz" dedi. Senaryoyu anlattı. O kadar güzel anlattı ki, "Sen meddah gibi ne güzel anlattın yahu. Ne kadar hoş bir senaryo, elbette oynarım" dedim. "Ben, kim çeksin diye düşünüyorum" dedi. "En iyi sen çekersin. Çünkü senaryoya o kadar hakimsin ki, en ince detayına kadar biliyorsun. Usta bir kameramanı yanına alırsan, sana resmin nasıl yapılacağını gösterir, sen de ona göre çekersin" dedim. Ben bu kadar pozitif elektrik veren, hiç sesini çıkarmadan büyük sabır gösteren bir adam görmedim. Mesela Nejat Uygur daha önce film çekmemiş, mizansen veriyoruz adama, kendi bildiğini oynuyor, başka şeyler söylüyor. Yazıyoruz, karşısına koyuyoruz. "Ben bunu böyle oynayacağım" diyor. Gece sabahlara kadar Nejat bizi hem güldürdü hem de mizansenlerini kendi yaptı. Ona da sağlık, sıhhat diliyorum. Umarım iyileşir.

Mahsun Kırmızıgül bu durum karşısında ne yaptı peki?

- Öyle bir sabır gösterdi ki Mahsun, sabahlara kadar çalışıyorduk. Sesini yükseltmedi, sinirlenmedi. Kendi set işçilerine bile son derece yumuşak davrandı. Tam bir Anadolu efendisi, delikanlısı bir adamdı. İş bittince "Ne kadar güzel bir iş" dedim. Sonrasında ayaklarım tutmaz oldu, damar tıkandı. Stent taktılar. Ama ben onun çalışmasına ve efendiliğine hayran oldum. "Yılmaz Güney’le çalışırken, herkes korkardı ondan ama çok efendi adamdı" dedim. "Vay efendim sen Yılmaz Güney’e mi benzetiyorsun onu" dediler. "O da sessiz sakin, işini bilen bir insan gibi çalışırdı" dedim. Yüksek ses kullandığını duymadım Yılmaz’ın. Bu adamcağız da sessiz sakin işini yapan bir delikanlı. Son derece saygılı bir biçimde işini yapan, ne diyeyim yani başka bir kusur mu bulayım. "Bırak ya kıronun teki!" mi diyeyim?

Siz Yılmaz Güney’i de tanıdınız. Hatta onun yüzünden işsiz de kaldınız değil mi?

- İşsiz de kaldım evet. Kimse iş vermedi. Şimdi de Mahsun’un filminde oynadık diye, Mahsun’u övdük diye kimse iş vermiyor. Yılmaz Güney’de yaşadığımı Mahsun’da farklı yaşıyorum.

Mahsun yüzünden bana iş yok

Röportaj: Yüksel ŞENGÜL

Atatürk’ü görmek büyük mutluluktu

Atatürk’ün 1937’deki Trabzon gezisini hatırlıyorsunuz. Çünkü babanız sizi omzuna alarak Gazi’yi karşılamaya gitmişti o gün. O günü anlatır mısınız?

- Ufacıktım. Beni aldı omzuna çıkardı babam. Trabzon’dan geçen paşaların arasında Atatürk sivildi. "Paşam! Paşam! Çok yaşa!" diye bağırıyordum. Onu görmenin büyük mutluluğu içindeyim. Babam Atatürk’e çok düşkündü.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle