GeriMagazin Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

Henüz 21 yaşındayken Avusturya’dan Amerika’ya taşındı. Kariyerine vücut geliştirme ile başladı. 7 defa “Mr. Olympia” seçildi. Bu alanda dünyanın en iyileri arasına girdikten sonra gözünü Hollywood’a çevirdi, aksiyon filmlerinin 1 numaralı yıldızı oldu. 8 yıllık birlikteliğin ardından Amerika politik hayatının en önemli figürlerinden 35’inci Amerika Başkanı John F. Kennedy’nin yeğeni Maria Shriver ile evlendi. 2003 yılında Kaliforniya Valisi oldu. Arnold Schwarzenegger, şimdilerde efsane seri “Terminatör”le yeniden seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Barbaros Tapan, ünlü yıldızla Los Angeles’ta buluştu, yeni filminden politikaya her şeyi konuştu.

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

Hem sanatınız hem de politik yaşamınız nedeniyle uzun yıllardır göz önünde yaşıyorsunuz. Bu durumun zorlukları ve keyifli tarafları neler?

- Ben göz önünde olmanın, tanınmanın sakıncalı ve can sıkıcı bir tarafına şahit olmadım. Bazı insanlar özel hayatlarının, mahremiyetlerinin olmamasından şikayet ediyor. Benim de bazı ünlü arkadaşlarım dışarıdayken tüm insanların gözlerini onlara dikmesinden şikayetçi. O insanlara cevabım ortada; şikayet edilecek bir şey yok! Tartışmaya gerek bile duymuyorum.

Neden peki?

- Kendimden örnek verirsem... Filmlerim vizyona girdiğinde, politikada vali olmak için yarışırken ya da vücut geliştirme şampiyonalarına katıldığımda insanlar beni izlesin, yaptıklarımı beğensin, desteklesin, alkışlasın istiyorum değil mi? Diğer taraftan restorandayken, plajdayken, toplum içerisinde herhangi bir yerdeyken “özel hayata saygı istiyorum” mu diyeceğim? Öyle bir şey yok! Ben sokaktayken kimseden rahatsız olmam.

Hayatım boyunca tanınmış olmanın, ilgi görmenin zevkini yaşadım. Unutma, insanların hayatta hasret kaldığı şeylerin başında başkalarından ilgi görmek geliyor. Bizim işimizde ise tüm dünyadan ilgi görüyoruz. Bundan daha güzel bir duygu olabilir mi? Şikayet edilecek bir şey mi bu?

TRUMP KENDİNİ HÂLÂ DALAVERECİ İŞADAMI ZANNEDİYOR

Avusturya’dan Amerika’ya çok genç yaşta taşındınız. Amerika’da doğmadığınız için kanun gereği başkanlık yarışlarına katılamadınız. Birkaç yerde hayattaki en büyük pişmanlığınızın bu olduğunu okudum. Doğru mu?

- Öncelikle şunu açıklığa kavuşturayım; hayatım boyunca yapamayacağımı bildiğim şeyler için şikayet etmedim. Sahip olduğum her şeyi Amerika verdi.

Vücut geliştirme kariyerim, aktörlük kariyerim, politika kariyerim, iş hayatım, ailem, param... Her şeyi Amerika sayesinde elde ettim. Bu ülkede doğmadığım için başkanlık yarışlarına katılamadım, yapamadığım tek şey bu. Sence bunun için üzülüp şikayet mi ediyorum? Asla! Bu ülkenin bana verdiği fırsatlar için şükredip, bunları geri ödemek için elimden geleni yapıyorum.

Peki Trump’ın göçmenlere yönelik tavrı için ne düşünüyorsunuz?

- Trump bence hâlâ Amerika Başkanı olduğunun farkında değil. Kendini hâlen New York’taki dalavereci işadamı zannediyor.

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

YAŞLANMAK BERBAT BİR ŞEY

Birkaç hafta önce 72 yaşına girdiniz. Ömrü boyunca spor yapan biri olduğunuzdan yaşlanmanın sizi çok fazla etkilemediğini düşünsem de sormadan edemeyeceğim. Fiziksel olarak nasıl hissediyorsunuz?

- Bak işte bu konuda şikayet ediyorum. Yaşlanmak, fiziksel açıdan berbat bir şey. Bana herkesten daha çok acı veriyor. Çünkü aynaya bakınca 7 defa “Mr. Olympia” (erkek vücut geliştirme şampiyonu) seçilmiş bir adamı görüyorum. Farkında bile olmadan yaş aldım. Vücudum artık aynı tepkileri vermiyor. Yaşıtlarıma göre iyi olsam da yaşlanmak konusunda iyi hissetmiyorum. Çünkü bir zamanlar vücudumla zirvedeydim. Şimdi her gün spor yapsam da kas yapmakta zorlanıyorum. Artık daha çok efor sarf ediyorum kas yapabilmek için ve maalesef daha kolay sakatlanıyorum.

Haftada kaç gün spor yapıyorsunuz?

- Her gün. Güne her sabah Gold’s Gym’de bisiklete binerek başlıyorum. Sonrasında günlük sporum var. Yaş almak konusunda şikayet etsem de iyi hissediyorum aslında. Sadece geriye bakınca “Bana ne oldu” diyorum, “Nasıldım, ne oldum”...

Peki zihinsel olarak yaş almak? Olgunlaşmak hakkında neler söylersiniz?

- Orası ayrı konu. Zihnen yaş almak harika bir şey. Daha zeki, daha olgun, daha akıllı oluyorsun. Ama akıllandıkça daha aptal hissediyorsun. Gençken hiçbir şey bilmediğinin farkına varıyorsun.

Mesela...

- Mesela politikaya girdiğimde, vali olmak için yarışırken “Tüm kalbimle çalışacağım, her şeyi yapacağım, Kaliforniya’yı geliştirmek için çok çalışacağım” diyordum. Her şey bittikten sonra “Aman Allah’ım hiçbir şey bilmiyormuşum, ne çok şey öğrendim!” dedim.

Sacramento (Kaliforniya’nın başkenti) benim için üniversite gibiydi.

Sağlık sistemi, askerlik, eğitim, okul sonrası programlar, doğal afetler, çevresel konular, yerleşim sistemi... Çok farklı konularda bilgi sahibi oldum. Daha iyi kalpli, daha az egoist oldum. Hayatın başındayken her şey kendi dünyamdan ibaretti. Benim dünyamda kazanmak, başarmak dışında bir şey yoktu. Şimdiyse ben değil diğer insanlar nasıl kazanır, nasıl öğrenir diye kafa patlatıyorum.

Çevresel konularda elimden geleni yapıyorum, göçmenlerin sorunlarıyla ilgileniyorum, doğayı nasıl korumalıyız diye düşünüyorum... Daha çok paylaşıyorum, başkalarının başarılı olması için uğraşıyorum. İşte bunların hepsi aklen yaşlanmanın, olgunlaşmanın sonuçları.

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

 KATHERINE YAKINDA BENİ DEDE YAPACAK

Kızınız Katherine Schwarzenegger geçtiğimiz aylarda başarılı oyuncu Chris Pratt ile evlendi. Yakında torun gelir mi?

- Chris harekete mi geçsin diyorsun! (Gülüyor) Bu akşam göreceğim onu, “Bekleme yok, bir an önce hareke geç!” diyeceğim. Ben de her baba gibi çocuklarımın anne-baba olduğunu görmek istiyorum. Katherine yakında beni dede yapacak gibi geliyor. Çünkü aile kurmak için programlanmış bir insan.

HiÇBiR KONUDA YETENEĞiM YOKTU

Fiziksel başarılar, oyunculuktaki başarılar, politika, iş hayatınız, yatırımlarınız... Peki “en güçlü yönünüz” dediğimizde, aklınıza ilk gelen hangisi oluyor?

- Kendimi analiz ettiğimde, fiziksel gücüm aklıma bile gelmiyor. Vücut geliştirme sonucu güçlü adam tarafım da oldu, o kadar.

Benim en güçlü yönüm iradem, başarı isteğim ve arzum. Bir şeyi önce hayalimde canlandırırım, sonra amaç belirlerim ve o amacın peşinden acımasızca giderim.

Açık söylemek gerekirse; hayatta hiçbir konuda yeteneğim yoktu. Hiçbir şeyde çok iyi değildim. En iyi vücut geliştirmeci değildim. Ama hayalini kurdum, amaç edindim ve o amaç için merhametsizce çalıştım. Herkesten çok spor yaptım, herkesten çok ağırlık kaldırdım, herkesten çok aç kaldım, beslenme planları üzerinde çalıştım, poz verme dersleri aldım, jüri ve seyirci ile iletişim kurmak için çalıştım. Amacım en iyisi olmaktı, gerçekleştirdim.

Aynı şey aktörlüğe geçişimde oldu. Aktör doğmadım. İdolüm Reg Park aktördü, Herkül’ü oynuyordu. Ben de aynısını yapmak istedim. İsteğim ve irademle aktör olma amacıma da ulaştım. Her başarımın altında aynı şey var. Mr. Olympia olmam da aynı şekilde oldu.

İngilizce öğrenmem, aksan dersleri almam, politikaya girmem... Hepsi benim istekli olmamın sonuçları.

Yeni Terminatör’ü izlerken gözlerim doldu

 TEKNOLOJi BiLE OLMADAN BiR EKOL YARATTIK

Gelelim sinemaya... “Terminatör” efsanesi dönüyor. “Terminatör: Kara Kader” 1 Kasım’da tüm dünyada vizyona girecek. Serinin yaratıcısı James Cameron yapımcı olarak döndü, serinin unutulmaz oyuncusu Linda Hamilton da (Sarah Connor) geri geldi. Başladığınız ana ekiple yeniden bir araya gelmek nasıldı?

- Harika! Herkesin geri gelmesi seriye olan bağlılık hakkında fikir veriyordur. James bu bağlılık sebebiyle geri geldi. Çünkü seriyi önemsiyor. O yüzden hikayeyi yaratma aşamasından yazımına her şeyle birebir ilgilendi. O dönünce Linda da geldi.

İlk film 1984, ikinci film 1991’de çekildi. 28 yıl sonra Linda Hamilton ile yeniden “Terminatör” için aynı sette çalıştınız...

- Linda hâlâ dayanıklı, hâlâ zorlu. Çekimlere benden daha önce başladı. Sete geldiğimde Linda’yı fiziksel olarak hazırlayan eğitmenleriyle konuştum. Hepsi aynı şeyi söyledi: “Bu kadın çok çetinmiş!” Eğitmenlerden biri plajda, kumda saatlerce koşturmuş, ağırlıklarla yürüyüş yaptırmış, onun üstüne ağır silahlarla koreografi çalıştırmışlar. Linda sesini çıkarmadan her söyleneni yapmış. Onun dışında karaktere kolayca bürünüyor, setteyken dış dünyayla ilişkisini kesiyor, hâlâ da aynı tatlı kadın.

HİT BİR SERİ OLMAYA DEVAM EDECEK

“Terminatör”, benim hatırladığım ilk bilimkurgu-aksiyon filmi. Sizce sektörde bugün “Terminatör”ün yeri nerede? Bizim çocukluğumuzun en hit filmlerinden biri, yeni jenerasyonda yeniden hit olabilecek mi?

- “Terminatör” her zaman hit bir seriydi ve hit olmaya da devam edecek. Daha ilk filmde teknoloji bile olmadan bir ekol yarattık. Şimdi yapımcımız James Cameron’un dehası, yönetmenimiz Tim Miller’ın vizyonu ile izleyici “Terminatör”ü yeniden hatırlayacak. Ben filmi geçen ay izledim, gözlerim doldu. 35 yıldır bildiğim hikaye beni etkiledi. İzleyici aksiyon, makineler, görsel efektler dışında “yüzleşme” de izleyecek. Filmde farklı duygular arasında gidip gelecekler.

Filmin 8 dakikası San Diego ComicCon fuarında gösterildi. Yıllardır ComicCon’a giderim. Sinemanın ve televizyonun gençler üzerindeki etkisini gözler önüne seren yerlerden biri olduğunu düşünüyorum. Yıllar sonra filminiz direkt olarak orada fanları ile buluştu, neler hissettiniz?

- Beş ülkede Arnold Classic Sports and Fitness Festival’i yaptığım için, ComicCon gibi bir şeyi ortaya çıkarmak nasıl meşakkatli bir iş çok iyi bilirim. San Diego’da da, dünyanın farklı yerlerinde de müthiş işlere imza atıyorlar. Brezilya’daki ComicCon’a 287 bin kişi katılmış mesela. Filmin promosyonu açısından oldukça önemli bir yer, çünkü bu tarz filmlerin en ateşli fanlarının yeri...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle