GeriMagazin Utanmaz değilim cesurum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Utanmaz değilim cesurum

Utanmaz değilim cesurum

“Shameless” dizisinin 8’inci sezonu, 5 Kasım’da ekrana gelmeye başlayacak. Barbaros Tapan, dizinin başrol oyuncuları William H. Macy ve Emmy Rossum ile Los Angeles’ta Kelebek için buluştu. Oyuncular, hem yeni sezonla ilgili tüyolar verdi, hem de kendileriyle ilgili itiraflarda bulundu.

WIllIam H. Macy

◊ Dizinin 8’inci sezonu 5 Kasım’da başlıyor. Bu sezon Frank’i neler bekliyor?
- Seni korkutmak istemiyorum ama bu sezon Frank iş buldu, kredi kartı aldı, yeni bir takım elbise aldı, alkolü bıraktı... Ama bu güzel gelişmeler uzun sürmeyecek gibi görünüyor. Bir de kafayı emekliliğe taktı. Sosyal güvenlik ofisine gidip maaşa bağlanmak istiyor. Geleceği hakkında endişeli.

◊ 8 sezon dile kolay... Bu kadar uzun süre aynı kişiyi oynamak nasıl bir his?
- 8 sezon boyunca aynı adamı oynayınca karakteri avucunun içi gibi ezberliyorsun. Bence böyle uzun projelerde oyuncu için zor olan ne biliyor musun, yazarlar karakterin alıştığın huylarının biraz dışında bir şey yazdığında telefon edip “hayırdır, ne alaka” demek istiyorsun. Tabii biz oyuncular bunu yapamıyoruz. Çünkü bizim piyasamızda aktörlerin istekleri pek dinlenmiyor...

Utanmaz değilim cesurum



◊ Gerçek hayatta ne kadar “Shameless”sın (Utanmaz)?
- Utanmaz bir adam değilim ama cesurum. Bazı durumlarda Frank’in tepkilerini çok seviyorum. Espri yeteneğine bayılıyorum. İhtiyaç duyduğumda Frank’i taklit ediyorum mesela...

◊ 8 yıl önceye gidelim. Çocuklar da sette büyüdü.
- Hayret ve gurur verici bir şey... Emma sette aralarda çekim yaptığımız mahallenin çocukları ile oyun oynardı. 8 yıl önceki çocuk şimdi çok güzel bir genç kadına dönüştü. Emma hayatında ilk defa bir erkekle kameralar önünde öpüştü, o sahne çekilene kadar hiç öpüşmemiş! Ethan Cutkosky çok akıllı bir delikanlı oldu...

Utanmaz değilim cesurum



KUR’AN-I KERİM OKUMAYA BAŞLADIM

◊ Bu sezon Frank biraz da günah çıkarıyor. Aniden Budist olmaya karar verdi. Sizin dinle aranız nasıl?
- Ben Lutheran olarak yetiştirildim ama biliyor musun Kur’an-ı Kerim okumaya başladım. İlk 25 sayfayı bitirdim bile! İncil de okuyorum. Şu anda dinlere karşı pozisyonum nedir bilmiyorum. Sanırım Kur’an’ı okumak böyle hissettirdi. Kızlarım okulda din eğitimi alıyorlar, onlarla okumak hoşuma gidiyor. İsa da beni çok etkiliyor. Çok derin konular...

◊ 8’inci sezon oldu, uzun saçtan sıkılmadınız mı?
- Bıktım! Saçlar süreli yüzüme geliyor. Bir şey fark ettim, ben de uzun saçlıyım ama eşimle ne zaman ödül törenlerine gitsem benim hazırlanmam 7 dakika, onun hazırlanması 7 saat sürüyor...

◊ Dizi sosyal tabakanın en alt kesiminde yaşayan bir aileyi anlatıyor. Fanların tepkileri nasıl?
- Dizi Netflix’e satıldıktan sonra hayran kitlemiz 4-5 kat arttı. Mesela Chicago’da çekimlerdeydik, yağmur altında 200-300 hayranımız tüm gün bizi bekledi. Hikaye çok iyi yazılıyor. Dolayısıyla toplumun her kesimi Gallaghers ailesini çok seviyor...

◊ Frank’ın en sevdiğiniz yönleri neler?
- Frank’ın en sevdiğim özelliği her boyutta, renkte, şekilde kadını seviyor olması.

◊ Eşiniz Felicity Huffman da sizin gibi oyuncu. Hollywood’un şöyle bir sistemi var; oyuncular sürekli çalışıyor, üretiyor, seyahat ediyor. Bu ilişkiniz açısından zorlayıcı değil mi? Üstelik 2 tane de kızınız var...
- Hiç kolay değil! Ama itiraf etmeliyim paran varsa her şey mümkün. Felicity “American Crime”ı çekerken 2 yıl Austin’de kaldı fakat bu ayrılık aileyi garip bir şekilde birbirine daha çok bağladı. Biz kızlarımızı sahne ışıklarından hep sakındık. Televizyon izlemelerine izin vermedik. Şimdi ikisi de kitap kurdu.

◊ Tiyatrodan gelen bir oyuncusunuz. Sinema, televizyon projelerinde yer alıyorsunuz. Her biri farklı birer deneyim, buna katılıyor musunuz?
- Hepsi farklı. Sahnede başladım, ne yaparsam yapayım kendimi her zaman tiyatro sahnesine ait hissettim.

◊ Peki sinema?
- Sinemada her şey mekanik. Oyunculuğu gerçekten çok seviyorum. Tüm gün uydurma dünyalarda, uydurma hikayeleri oynayabilirim.
Sinemada çok para kazanıyorsun. Tüm dünya seni tanıyor ama tiyatro deneyimi benim için çok daha doyurucu bir şey...

Emmy Rossum: FIONA’DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDiM

◊ 8’inci sezonu birkaç cümle ile anlatabilir misiniz?
- 8’inci sezonda Trump Amerikası ve ayık Frank var. Dizinin başından beri anlattığımız Amerikan rüyası denilen şeyin aslında ne kadar zor bir şey olduğu anlatılıyor. Finansal olarak limitli olmanın nasıl bir şey olduğunu yine kendimize ait hiciv ile anlatmaya devam edeceğiz.

◊ Neden bu dizi çok sevildi?
- Kalpleri ısıtan bir komedi, belki de aslında bir trajedi. Bilemiyorum, dizimiz gerçekten kendine özgü ve çok eğlenceli...

◊ Canlandırdığınız Fiona karakterinin en sevdiğiniz özellikleri neler?
- Fiona çok kolay bir kız, kendiyle barışık... Benden farklı olan fakat en sevdiğim yanı da özgür olması, utanmaması. Onun yaşında birçok genç kadının yaşadığı gibi “acaba nasıl görünüyorum, nasıl davranmalıyım” kaygılarını yaşamıyor.

Utanmaz değilim cesurum



DİZİ SAYESİNDE ÖZEL HAYATIMDA AÇILDIM

◊ 8 yıl boyunca aynı karakteri oynamak gerçek kişiliğinizi etkiledi mi?
- Çok akademik bir çevreden geliyorum. 8 yıldır Fiona’yı oynamak sanki kişisel olarak beni rahatlattı. Özel hayatımda daha bir açıldım ve Fiona’nın hikayesinden çok fazla şey öğrendim.

◊ Mesela?
- Fiona hem abla, hem anne, çok fedakar, özverili ve bir kadın olarak cinsellikten korkmayan, hayatı istediği gibi yaşayan bir kadın. Yaşadığı ortama göre oldukça cesur, bağıran çağıran, deliren bir kız. Fiona’nın o hallerini çok seviyorum.

◊ Dizi hiç bitmeyecek gibi geliyor bana. Sizce?
- Showtime’dayken çok güçlüydük, şimdi Netflix’te yeniden doğduk. İzleyici kitlemiz aşırı derecede arttı. Dizi de çok eğlendirici. Ben bitmesi için bir sebep göremiyorum ama tabii yapımcılarımızın bileceği konular bunlar.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle