GeriMagazin Süleyman amcaya yapılır mı bu!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Süleyman amcaya yapılır mı bu!

Süleyman amcaya yapılır mı bu!

Türkiye’nin Oscar adayı “Ayla”nın galası geçen çarşamba yapıldı. Kore Savaşı’na katılan Astsubay Süleyman’la savaş alanında bulduğu küçük kızın öyküsünü anlatan filmi izleyenler, baba-kız öyküsü kadar Süleyman’ın gençlik aşkı Nuran’la ilişkisinden de çok etkilendi. İki âşığı canlandıran İsmail Hacıoğlu ve Damla Sönmez’le bu etkileyici sevdayı konuştuk.

◊ “Ayla” 27 Ekim’de vizyona giriyor, öncesinde özel gösterimlerle seyirciyle buluştu. Öncelikle çekimlerin nasıl geçtiğini sormak istiyorum...
İsmail Hacıoğlu: Ben Seul’deki çekimlerde yer almadım ama ekip arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla oradaki çalışmalar da buradakiler gibi güzel geçmiş.
Çekimler 6.5 ay sürdü, bu bir sinema filmi için ciddi bir süre. “Ayla”, sektörde umarım hak ettiği karşılığı bulur.

◊ Siz, Astsubay Süleyman Dilbirliği’ni canlandırdınız. Gerçek kişileri canlandırmak, oyuncu üzerinde baskı yaratan bir durum mu?
- Açıkçası benim işimi kolaylaştıran bir durum oldu.
Bir de Süleyman amcanın gençliğini oynadığım için işim daha rahattı. Şu anda 94 yaşında Süleyman amca.
Biz tanıştığımızda 92’ydi. Sadece duygusunu yansıtmaya çalıştım.
Çok bir şey katmak istemedim ki sakil durmasın. Benim yolculuğum biraz daha kolay oldu diyebilirim...

◊ Süleyman Dilbirliği ile ilk tanıştığınızda neler yaptınız, nasıl hissettiniz?
- Çok keyifliydi, ben çok heyecanlandım. “Acaba nasıl olacak?” diye merak ediyordum, tanıştığımızda aramızda bambaşka bir enerji oluştu.
Kendi çektiği 400-500 kare fotoğrafa birlikte baktık. Sonrasında o fotoğraflar üzerinden senaryo hazırlandı ve yönetmenimize teslim edildi.

AMCASI NURAN’I BAŞKASIYLA EVLENDİRİYOR

◊ En çok neye odaklandınız hayat hikayesinde?
- Çok şey gelmiş başına Süleyman amcanın. Sadece bir kız çocuğunu sahiplenmesinden ibaret değil adamın hayatı.
Ama yaşamının tam da göbeğinde duruyor bu çocuk. Biz de bu konuya odaklandık. 65 yıl sonra bir mucize yaşanıyor ve bu iki insan buluşuyor. Bu etkileyici hikayenin bir parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz.

◊ Filmde bir aşk hikayesi de var; Süleyman Astsubay ile Nuran hanımın ilişkisi...
- Evet, duyunca “Süleyman amcaya yapılır mı bu!” dediğin bir hikaye. Süleyman amca askerdeyken Nuran onu bekliyor. Ama adam savaştan döndüğünde bir bakıyor ki Nuran başkasıyla nişanlanmış. Amcası kızı başkasıyla evlendiriyor.

Damla Sönmez’le çalışmak nasıldı?
- Daha önce “Çakal” filminde de beraber çalışmıştık. Onunla iyi bir partner olduğumuzu düşünüyorum. Benim için çok keyifliydi.

FiLMiN EN BÜYÜK ŞANSI KiM’DiR

◊ Peki küçük Ayla’yı oynayan Kim Seol nasıldı?
- Aramızda en iyi olan oydu. Çok kalabalık bir kadroyla çalıştık, her şeye rağmen kız hepimizden profesyoneldi. Hiç konuşmadan oynadı bir kere. Sonra yetmedi, üstüne bir de Türkçe oynadı. O yaşta bu kadar hakimiyet... Bu işin için doğmuş. Filmin en büyük şansı Kim’dir.

◊ Peki Süleyman beyin yerinde olsaydınız, siz de o kız çocuğunu sahiplenir miydiniz?
- Kim olsa aynı şeyi yapardı. Biz duygusal insanlarız. Çok az kişinin kafasını çevireceğini düşünüyorum. Hele ki 1950’ler, her şeyin daha önemli olduğu bir dönem. O dönemde yaşasaydım kesinlikle bırakmazdım. Bugün de başıma gelse bırakmam.

◊ Filmin Türkiye’nin Oscar adayı olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
- En iyi yabancı film Oscar’ını alır mı bilemem ama oraya gitmek bile bir adımdır. Bu film olmazsa, başka bir yapım başka sene gider alır o ödülü. Ama oralara kadar gidebilmektir önemli olan.

Süleyman amcaya yapılır mı bu

Nuran Süleyman’ı çok sevmiş

◊ Nasıl bir hikaye sizin gözünüzden “Ayla”?
Damla Sönmez: Çok özel... İlk senaryoyu Yiğit Güralp gönderdi bana. “Okuyup fikrini söyler misin?” dedi. Önce Süleyman Dilbirliği hakkındaki belgeseli izledim, çok etkilendim. Kime izlettiysem hüngür hüngür ağladı. Ardından senaryoyu okudum ve filmde yer almak için çok heyecanlandım. Ama çekimler sırasında ben çok fazla sette değildim. Bir tek Hasdal’daki sete gittim.

◊ Sizin canlandırdığınız Nuran karakteri kurgu mu?
- Süleyman amca Nuran’la ilgili konuşmuyor. Nuran, Süleyman amcanın memlekette bıraktığı aşkı. Anne-babası ölmüş, amcasıyla yaşıyor. Amca, kızı başkasıyla evlendiriyor. Bizim dinlediğimiz hikayelerden birinde; Nuran başkasıyla evlendikten kısa bir süre sonra veremden ölüyor. Bu hikayede beni en çok etkileyen; yetim kız Nuran’ın âşık olduğu adamın, başka bir yetim kız için mücadele veriyor olması.

◊ Nuran’ın en çok hangi özelliği sizi etkiledi?
- Nuran, başta Süleyman kendisine dönmediği için kıskançlık yapıyor. Ama amcası onu evlendirene kadar da cephedeki aşkını bekliyor. Bir kadının son ana kadar bunu yapabilmesi için gerçekten en saf, en temiz duygularıyla sevmiş olması gerekiyor. Nuran, Süleyman’ı o kadar seviyor ki, içinde bir yer dönmeyişine tepki gösterse de onu bekliyor.

◊ Bu karakter, aşka bakışınızı değiştirdi mi?
- Perçinledi aslında... Aşk ve sevgi, acı verici olamaz. Aşk acısı, bir süreliğine yaşanabilecek bir şey. Derdi sevmek gibi. Sevgi biraz daha sakin, biraz daha olgun bir durum. Seviyorsanız, birlikte olamasanız da karşı tarafın iyiliğini istersiniz.

◊ İsmail Hacıoğlu’yla yeniden çalışmak nasıldı?
- “Çakal”da iki sahnemiz vardı. Bu filmde karşılıklı biraz daha fazla rolümüz var. İnşallah bir sonra filmde baştan sona birlikte oynayabiliriz diye şakalaşıyoruz. Uyumlu ve keyifli çalıştık, tekrar bir araya geliriz umarım.

BABA OLMAYI BEKLİYORMUŞUM

◊ Babalık nasıl gidiyor bu arada?
İsmail Hacıoğlu: Çok güzel. Allah herkese nasip etsin. “Ayla”nın yanı sıra “Kayıtdışı”nda da çocuk bakıyorum. Meğerse bunu bekliyormuşum. (Gülüyor)

◊ Size bir gün babalık nasıl gidiyor diye soracağım hiç aklıma gelmezdi...
- Sen bir de bana sor! (Gülüyor) Bu arada hakikaten çocuk sahibi olduktan sonra zaman çok hızlı geçiyormuş. Annem söylerdi de inanmazdım.

VAKİT BULURSAK EVLENECEĞİZ

◊ Giresun’da bir film çektiniz. O nasıl geçti?
Damla Sönmez: Evet, 2 ay boyunca Giresun’da çekim yaptık. Üç yabancı, bir Türk ortaklı bir film bu. Adı “Sibel”. Kuşköy diye bir köy var ve orada yaşayanlar, ıslık diliyle anlaşıyor. Cep telefonu icat olmadan önce, tarladan yaylaya ıslıkla konuşuyorlar. Islıkla “Akşam 5’te çayı koyuyorum, kalk gel” diyebiliyor mesela. Sibel ise muhtarın kızı. 25 yaşında. 5 yaşından beri konuşmuyor. Sadece ıslık diliyle anlaşıyor. Kendini kanıtlamak için ormanda var olduğu rivayet edilen kurdu yakalamaya çalışıyor.

◊ Ushan Çakır’la nişanlandınız bu arada, düğün ne zaman?
- Vakit bulduğumuz zaman evleneceğiz. (Gülüyor)

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle