Sırılsıklam aşıklar

Güncelleme Tarihi:

Sırılsıklam aşıklar
Oluşturulma Tarihi: Şubat 20, 2016 12:07

Meriç Aral ve Derya Şensoy, iki genç kızın aşk uğruna Datça’dan İstanbul’a kaçış öyküsünü konu alan “Hesapta Aşk”ta buluştu.

Haberin Devamı

Bu romantik komedi türündeki filmde başrolleri paylaşan ikili, gerçek hayatta da sırılsıklam aşık... Hem de sevgililerinden söz ederken kulaklarını çekiştirip, etrafta vuracak “mermer” arayacak kadar!


◊ “Hesapta Aşk”ta canlandırdığınız karakterlerden başlayalım mı?
- Meriç Aral: Tabii... Ben Ezgi’yi oynuyorum. Ezgi, aklı başında, ailesiyle yaşayan bir genç kız. Derken sosyal medya üzerinden bir çocukla tanışıyor. Aşık olunca normalde hiç yapmayacağı şeyleri yapıyor. En yakın arkadaşı Didem de onu gazlayınca, kendilerini İstanbul’da buluyorlar.
- Derya Şensoy: Ben de Didem’im... Ezgi’nin en yakın arkadaşı. Karakter olarak ona çok zıt. Didem ayakları yere sağlam basan ve çok korkusuz bir kız. Ezgi’ye nazaran daha cesur. Her an gazlamaya hazır (gülüyor). 

Haberin Devamı

◊ Bu durumda hikayeyi başlatın artık. İstanbul’da bu iki kızın başına neler geliyor?
- M.A: Ezgi için İstanbul müthiş bir yer. Hayatına bu büyük şehirde devam etmek istiyor. Hatta bu en büyük hevesi diyebilirim. 
- D.Ş: İstanbul zaten başlı başına bir macera. Onlar bir de annelerini kandırıp yola düşmüş iki genç kız, risk büyük yani. Filmde az bile verdik bence. İki kız gerçekte Datça’dan kaçıp İstanbul’a gelse, başlarına neler gelir kim bilir? Allah korusun! 
- M.A: Evet kimse böyle bir çılgınlığa kalkmamalı... 

◊ Bu arada sanki siz de yıllardır tanışıyormuş, yakın arkadaşmış gibisiniz. Filmden önce birbirinizi tanıyor muydunuz?
- M.A: Evet.
- D.Ş: Bu kadar yakın değildik ama çok ortak arkadaşımız vardı. Şimdi ise en yakınım diyebileceğim durumda...

Sırılsıklam aşıklar

ZAMAN ZAMAN EKİBİN SİNİRİNİ BOZACAK KADAR LAUBALİYDİK

◊ Birlikte çalışacağınızı öğrendiğinizde aklınızdan ilk ne geçti?
- M.A: Ben geldiğimde Derya zaten buradaydı. Derya önceden biliyormuş beni. Bense onun ekipte olduğunu ajansa geldiğimde öğrendim. Çünkü son dakikada dahil olmuştum projeye. İlk anda aklımdan geçense “Yaşasın, çok eğleneceğiz” oldu.
- D.Ş: Biz okuma provasındaydık. Burak (Tozkoparan) ve Fırat (Altunmeşe) da tanıdığım ve iyi anlaştığım insanlar zaten. Ezgi rolünü de Meriç’in aldığını söylediklerinde “Oo eğlence başlıyor” dedik. 5 hafta güle oynaya geçti gerçekten. Evet profesyoneliz, evet yakın olmak zorunda değiliz, ama iki kız yan yanayız. Aramızdaki enerji iyi olmalıydı. İyi ki Meriç’le ekip olduk da bu enerji işe yansıdı.

Haberin Devamı

◊ Düşündüğünüz kadar eğlenceli geçtiyse çekimler, epey anı da biriktirmişsinizdir...
- M.A: Gülme çok tuttu. Bildiğin krizlere girdik. Zaman zaman ekibin sinirini bozacak kadar da laubaliydik sanırım! 
- D.Ş: Datça’dayız, deniz önümüzde duruyor ama çalıştığımız için giremiyoruz. Çıldırıyordum ara ara (gülüyor)...

◊ Hayranlarınız sizi sette görüntüleyip sık sık fotoğraflarınızı sosyal medyada paylaştı. Arada sete baskın yapanlar da oldu mu?
- M.A: Bizim bir Galata Köprüsü sahnemiz vardı. Biz daha oynamadan, fanlar çekip paylaşıyordu. Seti zor kurtardık!
- D.Ş: Çok zordu Galata. Yere yatıyorduk daha twitter’dan sahne yayılmıştı. Ses fazla, vapur, sıcak... Biz dramatik sahne çekmeye çalışırken arkadan halay çeken vapurlar geçiyordu. (Gülüyor) Düğün vapuru, halay ve biz ağlamalı sahne çektik. 

Haberin Devamı

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN KİMSEYLE TANIŞMADIM BIÇAKLANMAK İSTEMEM

◊ Filmde sosyal medya sayesinde tanışan iki gencin hikayesi anlatılıyor. Sizin sosyal medyayla ilgili benzer anılarınız var mı?
- D.Ş: Ben sosyal medyada tanımadığım kimseyle konuşmama taraftarıyım. Genellikle fanlarımla yakınlık kuruyorum. Aramızdaki bu bağı koruyorum ama ileriye taşımıyorum. Biriyle tanışmam, yemeğe gitmem. Bunu tehlikeli buluyorum çünkü! 8 yerimden bıçaklanmak istemem!
- M.A: Tehlikeye açık bir alan olduğu aşikâr. Tabii ki sosyal medya kullanıyorum. Fotoğraf paylaşıyorum, takip ediyorum, haber okuyorum, bu mecrayı eğlenceli de buluyorum. Ama o alan üzerinden biriyle hiç tanışmadım.

Haberin Devamı

◊ Filmdeki karakterler fazla cesur ve çılgın. Siz gerçek hayatta o kadar uçuk musunuz?
- D.Ş: Canlandırdığım karakterle benzer yanlarım var aslında... Sadece onun aksine her şeyimi anneme anlatırım. Başıma bir şey gelse, polisi değil de ilk annemi ararım. Onun verdiği bir özgüvenim var hayatımda. 
- M.A: Datça’dan kalkıp aileden habersiz İstanbul’a gelmek de cesaret değil yürek yemişlik (gülüyor). Filmdeki gibi anneme yalan söyleyip bir yere gitmeye cesaret edemem. O şartlar altında keyfini de süremem zaten. Aksiyon sevmem. Koltuğumda yayılırım mis gibi. İstesem alıp başımı giderim, ailem itiraz etmez ama aile yanında kalmayı tercih ediyorum. Hâlâ ailemle yaşıyorum işte, sen düşün.

Haberin Devamı

Sırılsıklam aşıklar


MÜKEMMEL AŞK DİYE BİR ŞEY VAR

◊ Gelelim aşka... Filmde “mükemmel aşk”tan söz ediliyor. Sizce var mı öyle bir şey?
- M.A: Mükemmel bir aşk var mıdır bilmem ama, aşk güzel bir şey... Acısıyla tatlısıyla, herkesin yaşamak istediği bir duygu.
- D.Ş: Mükemmel aşk vardır bence... 

◊ Aşk konusunda zor kadınlar mısınız?
- D.Ş: Tam tersi aşırı mülayim, aşırı tatlı ve sevecenim. Mükemmel bir sevgiliyim ben.
- M.A: Her insanın zorlukları vardır. Elbette benim de... 
- D.Ş: Heyecanla gelen bir enerjim olur benim. Sevdim mi tam, sildim mi tam (gülüyor). Kimsenin bilmediği bir ilişki değil zaten Seçkin’le (Özdemir) yaşadığım... Her şey yolunda. Mermere vuracağım şimdi nazar değmesin diye (gülüyor).
- M.A: Benim de uzun süredir devam eden bir ilişkim var ve maşallah çok iyi gidiyor. 

◊ Bu sıralar hayatlarınıza renk katacak yeni hobiler, aktiviteler var mı?
- M.A: Kick boksa başladım. Daha çok adam döveceğim (gülüyor). “Küçük Prens” müzikali vardı, o bitti. Şimdi dinleniyorum. 
- D.Ş: “Pera’daki Hayalet” oyunumuz devam ediyor. O hayatımın çok önemli bir parçası şu an çünkü ablam Ferhan (Şensoy) yazdı. Şiir yazmaya devam ediyorum ama paylaşmaya hazır değilim. 

 

BURAK’A HER YAPIŞTIRDIĞIMDA EKİPTEKİLER “OFFF” ÇEKTİ!

◊ Filmin fragmanında da kullanılan tokat sahnesi çok dikkat çekti. Nasıl çekildi o sahne?
- D.Ş: Oooooooofffff! Hiç sorma...
- M.A: O tokat sahnesi defalarca tekrarla çekildi. Her seferinde de içim acıdı. Her seferinde Burak sustu, ben yapıştırdım. Sağlam geçirdim ama. Her vurduğumda “Of çekti bütün ekip. Gıkı çıkmadı Burak’ın ama ertesi gün sete geldiğinde yanağı hâlâ kırmızıydı.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!