GeriMagazin Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz!

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz!

Doğan Hocam benim. Varlığı bana iyi gelenim. Sanki imdat desem yetişecek gibi gelir bana Doğan Abi’nin varlığı, kitapları, söylemleri... Dost, abi, baba, dede, arkadaş, sırdaş, öğretmen, insan gibi insan... “Savaşçı” kitabı sayesinde tanıştım onunla. Sonra “İçimizdeki Çocuk”, sonra “İnsan İnsana Sohbetler”, sonra “Gerçek Özgürlük” geldi. Sanki günlerce oturup dertleştik, sanki çocuklarımla tanışmasa da ruhen bizim ailemizin en tatlı, en saygın ferdiydi... Bugün okuyacağınız sohbetimizi “Geliştiren Anne-Baba” üzerine yaptık. Anne-baba olabilmenin erdemlerini, kendinden geçebilmenin ve her şeyden önce anne baba olabilmenin değerini konuştuk... Tanıdığım için şükrettiğim bir büyüğüm benim Doğan Cüceloğlu... Kitaplarını mutlaka ama mutlaka rehber edinin kendinize.

Çocuk gelişimi ile ilgili sayısız kitap yazdınız. Gelişim açısından olmazsa olmaz beş maddeniz nelerdir?

- Birincisi, anne-babanın çocukla ilk kez karşı karşıya geldikleri, kucaklarına aldığı anda ‘bu çocuk kim?’ konusunda fikir sahibi olmaları. Bu oldukça önemli. O çocuk akıl almaz, muhteşem bir potansiyel. Bunu kalıplayacak mısın yoksa geliştirecek misin? Niyetin ne? İkinci önemli madde bu.

Anne-babaların niyeti ne olmalı?

- “Bu çocuk bana hizmet etmek için mi geldi yoksa ben onun gelişimi için ne yapabilirim, ben ona nasıl hizmet edebilirim” diye mi bakıyorsun. Bu ikisinin arasında çok fark var. Bir makinenin parçası gibi uydurmaya mı çalışıyorsun yoksa eline verilmiş bir tohum gibi beslemek, yetiştirmek için çiftçilik mi yapmak istiyorsun.

Diğer önemli maddeler neler?

- Üçüncüsü, “ben kimim, kendimi tanıyor muyum” sorusu. Anne-babalarının kendi çocukluklarını tanıyıp tanımadıkları, yaralı yerleri olup olmadıkları çok önemli. İnsanın çocukluğu ana vatanıdır. Ana vatanları ile temas halindeler mi? Kendi çocuklarını ana vatanlarından mahrum bırakmadan yaşatmaları gerekir. Dördüncüsü, bu niyete sahip olan bir insan olarak neyin farkında olmam lazım? “Bu çocukla ilişki kurduğum zaman nasıl çiftçilik yapacağım?”. Çiftçiliğin kuralları var. “Nelerin farkında olmam lazım?” sorusunun sorulması gerekli. Beşincisi ise nasıl bir aile ortamı olmalı ve hangi değerleri yaşamalı. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Ailede hakikate saygı var mı? Olanı olduğu gibi görme özgürlüğümüz var mı?

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz

SAYGININ OLMADIĞI YERDE SEVGİ TUTSAKLIĞA DÖNÜŞÜR

Anlaşmazlık da zor şartlarda buna dahil değil mi? Durumu olduğu gibi kabul etmek mi önemli olan?

- Aynen öyle. Ayrıca kendi etki alanımız içinde yapabileceklerimizin farkına varıp onunla dürüst olarak yüzleşmemiz gerek.  Sonrasında da şükür duygusu içinde yapabileceklerimizi yapmaya koyulmak. Değerler bunu yönlendirmeye başlıyor sana.

Sevgi önemli ama saygı da önemli. Saygının olmadığı yerde sevgi tutsaklığa dönüşür. Saygı olduğunda içinden bir şey geldiği zaman bile “Hop, bir dakika, bunu böyle yapmayacağım, çünkü saygılıyım” diyorsun. Böylelikle özgüven, saygı, güven yerine yerleşmeye başlıyor ailede. Böylece hak ederek kazanma, gelişme ve ödül alma süreçleri başlıyor.

“Gelişen Anne-Baba” kitabımda da bunun üzerinde çok durdum. Kitapta ısrarla üzerinde durduğum iki kavram var. Birincisi, çocukla sohbet içinde olun. İkincisi, sohbet içinde olurken tanıklık yaptığınızın farkında olun. Çünkü o tanıklık süreci içerisinde çocuk kendini ve kimliğini keşfediyor.

Biraz açar mısınız?

- Mesela çocukla annesi konuşuyor diyelim. Çocuk “Anne, biliyor musun şu bana küfretti” ya da “Kuş geldi kediyi rahatsız etti” gibi şeyler söyledi.

Böyle bir durumda yargılamadan, kalıba sokmadan önce “Sana küfür mü etti” diyerek tekrar etmek, duyduğunu belli edip “Acaba niye küfretti” diyerek konuşmaya başlamak gerek.

Yavaş yavaş onun algılamasını takip ederek yaşamla ilgili olan biten süreçleri farkına varması için kapı açmaya başlıyorsun.

Ebeveynlerle çocuklar arasında bir dertleşme sorunu yok mu sizce? Çiftler birbirleriyle bile dertleşemiyor, kaldı ki çocuklarıyla dertleşecekler...

- Var. İki insan birbirinin farkına vardığında iletişim başlıyor. İletişim başlar başlamaz genlerimizde olan 6 boyut hissiyat düzeyinde ortaya çıkıyor.

1- Önemseniyor muyum?

2- Olduğum gibi kabul ediliyor muyum yoksa ötekileştiriliyor muyum?

3- Değerli miyim?

4- Hata yapmama izin veriyor mu? Bana güveniyor mu?

5- Emek ve zaman vermeye değer miyim?

6- Aynı ekipten miyiz?

Hem ait olmak hem de birey olmak istiyor.

Mesela çocuklar yeni yürümeye başladıklarında anne-babasının tutmasını istemez. Kendi yürümek ister.

Ama kendi yürümeye başladığı zaman arkaya dönüp size bakar.

Anne baba eğer bakmıyorsa arar, bulamazsa da ağlar.

Bu davranışın nedeni nedir?

- Çocuk şunu diyor. “Elimi tutma ama orada dur ve bana bak”. “Ben hem özgür olmak istiyorum hem de ait olmak istiyorum” demeye çalışıyor.

Müthiş bir yaşam dansı bu. Hepimiz ait olmak istiyoruz. Yaşam bir ekip işi. Yapılan araştırmalar sonucunda bebek doğduktan 6 saat sonra “Güvende miyim ve kabul ediliyor muyum” sorularını soruyor.

Annesinin kucaklamasında ve sesinin tonunda bunu arıyor. Bulamazsa beyin gelişim salgılarını yapamıyor.

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz

UTANMA EDEPTEN KAYNAKLIDIR

Utançla ilgili “üzerini örterseniz kök salar” diyorsunuz...

- Evet. Utancın üzerini örterseniz kök salar. Hayvanlar aleminde utanç ve ayıp diye bir şey yok. İnsanlarda kendi yaptıklarını yargılayan, bir başkasının gözüyle baktıklarında utanç ve ayıp işin içerisine girmeye başlıyor.

Onun farkına vardıkları zaman yani “ben şimdi başkasının gözüyle, yargılayan bir gözle bakıyorum, ondan dolayı anlama yerine yargılama süreci içerisindeyim” diye düşündüğü anda yavaş yavaş özgürlük kazanmaya başlıyor.

Eğer bir durumda “başkalarının hayatında rahatsızlık yarattım, bu bana yakışan bir şey değil” düşüncesi oluyorsa bu sağlıklı bir duygudur. Yani utanma duygusu. Utanma edepten kaynaklıdır.

Toplumun sağlıklı olarak yaşaması için utanma duygusunun olması önemlidir. Fakat utanç olunca “Varoluşumda bir bozukluk var” duygusu yaratıyor. Çok kansere götüren bir hadisedir.

Aileler bu konuda nasıl davranmalı?

- Bir olay anlatayım. Bir çocuk büyük bir gemi gördü ve babasına söyledi. Babası kafasını kaldırıp o gemiye bakmadı.

Annesine döndü annesi de çocuğun gösterdiği gemiye bakmadı. Çocuk 3 kez annesine ve babasına gemiyi göstermeye çalıştı ama ikisi de bakmadı.

Babası en sonunda patladı, “Sus, kapa çeneni artık” diyerek bağırdı. Çocuk bir anda başını eğdi ve iliklerine kadar utandı herkesin içinde.

Nasıl içim sızladı anlatamam. Baba ve anne kötü insanlar değil. Evladı için canını verir ama iletişimi bilmiyor. İnsan ilişkileri konusunda çok büyük cehaletimiz var.  

Babanın o davranışı çocukta nelere zarar verdi?

- O davranışıyla “Sen önemsizsin, sende bir bozukluk var, sen değersizsin, sana güvenmiyorum, seni  sevmiyorum ve sen mendilim gibi bana aitsin” dedi.

Peki, ne yapmalıydı?

- Önce o gözlere bir bakarsın. Bu 5 yaşın heyecanı dersin. Bu çocuk dünyayı keşfediyor.

Allah bunu bana nasip etti. Oğlum o heyecanı yaşayıp ilk bana döndü. En güçlü tanığı benim şu anda. Orada dönüp 15 saniye gemiye baksa her şey çok farklı olur.

Bu davranışıyla “Önemlisin, sende bir bozukluk yok, değerlisin, sana güveniyorum, seni seviyorum ve biz birbirimize aitiz” derdi. Ve yaşam coşkuya girerdi. Beyin ona göre yapılmış. Beyin bu 6 boyutu sürekli takip ediyor.

ÇOCUKLAR İÇİN DEVAM ETTİRİLEN EVLİLİKLER...

Boşanmamasının sebebini çocuklarına yükleyen ailelere ne söylersiniz?

- Çocuk için sağlıklı olan, sağlıklı aile ortamıdır. O sağlıklı ortam bozulursa çocuk zarar görür. Karı-koca ilişkisi sağlıklı değilse, onu sağlıklı hale getirmek için boşanmak gerekiyorsa boşanmak lazım. Çocuklar için devam ettirilen evlilikler çocukların hayrına olmuyor. Kadın kendi yetiştirilme tarzından dolayı yaşamı göğüsleme cesareti gösteremeyebiliyor. Bunu da söyleyemiyor. Bu hiç sağlıklı bir şey değil. Çocuklar ileride bunu hissediyor ve öfke dolu oluyor. Bazı durumlarda anne ya da baba çocuğu boşandığı kişiye karşı kullanıyor. Ve bunu eninde sonunda geri tepiyor ama bunu görmüyorlar.

YARIN: 

- Ev ödevleri çocukları nasıl etkiliyor...

- Ebeveynler ergenlik döneminde nasıl davranmalı...

- Kaygı için ne yapılmalı..

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz

 YAZ GELSİN MAKYAJI | MAKYAJ SIRLARI

Yorumları Göster
Yorumları Gizle