GeriMagazin Rüyalarımdaki rolü canlandırdım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Rüyalarımdaki rolü canlandırdım

Rüyalarımdaki rolü canlandırdım

Projeleriyle adından sıkça söz ettiren Laura Dern’in “Wilson” adlı yeni filmi yakında Türkiye’de vizyona girecek. Barbaros Tapan’ın sorularını yanıtlayan Dern, filmdeki rolü için “Pippi filtresiz ve çılgın bir kadın. Bu benim rüyalarımdaki roldü” diyor.

◊ Son filminiz “Wilson” ile sohbetimize başlayalım. Rol arkadaşınız Woody Harrelson ile tam bir oyunculuk ziyafeti sunuyorsunuz.
Film ocak ayında “Sundance Film Festivali”nde prömiyerini yaptı ve geçen ay gösterime girdi. Filmle ilgili neler söylemek istersiniz?
- “Wilson”, Daniel Clowes’un çizgi romanından uyarlandı.
Daniel’in hayranı olmam dışında artık film yapımcıları ve yazarlar çok nadir Wilson (Woody Harrelson) gibi anormal karakterleri ana kahraman yapıyorlar.
Wilson, karmaşık, zor, filtresiz, aklına geleni direkt söyleyen, patavatsız bir adam.
Ben de Wilson’ın eski eşi Pippi’yi oynuyorum.
O da filtersiz ve çılgın bir kadın.
İki karakter de orijinal.
Pippi benim rüyalarımdaki roldü diyebilirim.
◊ Woody Harrelson ile kimyanız tutmuş...
- Woody ile zaten iki kafa dengi arkadaşız. Canlandırdığımız karakterlerin de zaten böyle bir enerjiye ihtiyacı vardı.
Woody, Wilson karakterini yaratırken Wilson’da sevilebilir bir taraf bulma eğilimi olmadan rolü çok yaratıcı, radikal, sert ve korkusuzca işledi.
Benim için de inanılmaz bir deneyimdi.
◊ Bu bağımsız filmden sonra “Star Wars”un yeni filminin kadrosuna dahil oldunuz. Hangi tür sizi daha çok tatmin ediyor? Bağımsız filmler mi, gişe filmleri mi?
- Gişe filmlerinde, hele ki “Star Wars” gibi kendine ait ruhu ve başarısı olan bir seride çok yaratıcı bir dünyaya giriyorsun.
Çok yaratıcı insanlardan, rehberlerden farklı şeyler öğreniyorsun. Bu değişik bir lezzet.
Wilson gibi tek amacın insanı tanıtmak olduğu bağımsız filmlerde ise karakterin dibine kadar iniyorsun.
Karaktere ait ne varsa özgürce yansıtmak için sınırları yıkıyorsun.
Bu bence bir oyuncu için mümkün olabilecek en lezzetli deneyim.

◊ Showtime’da “Twin Peaks” adlı dizi yeniden başlıyor. Biraz da o projeden bahseder misiniz?
- Evet, orijinal serinin bir parçası değildim fakat takip ediyordum. Şimdi ben de varım. İnan bana ”Twin Peaks” hakkında da insanlar sokakta en az “Star Wars” kadar soru soruyorlar. Ama maalesef tüyo vermeyeceğim (Gülüyor).

Rüyalarımdaki rolü canlandırdım

SINIRLARIMI AŞMAK İSTİYORUM

◊ Kariyerinizin başından beri TV ve sinemayı bir arada yürütüyorsunuz. HBO’daki diziniz “Big Little Lies” yeni bitti. Oynadığınız karakterleri detaylı çalışıyorsunuz. Bir karakterden diğerine bu kadar hızlı geçmek zor olmuyor mu?
- Farklı karakterleri oynamak beni daha da aç yapıyor daha değişik roller oynamak için. Sınırları aşmak, daha çok keşfetmek, daha çok yaratmak istiyorum. Biz oyuncuların kariyerimizi oluştururken tek hayali farklı farklı karakterleri oynamaktır. Her farklı türde, her farklı rolde ayrı bir disiplin var. Hepsi kendine özgü, hepsi ayrı ayrı çok lezzetli... Ve cevabım hayır, zor olmuyor peş peşe çok farklı rollerde yer almak. Hiçbir oyuncu kendini tekrar etmek istemez.
◊ “Star Wars”un çekimleri devam ediyor. İlk izlediğiniz “Star Wars” filmini hatırlıyor musunuz?
- Tabii ki hatırlıyorum. Harrison Ford’lu ilk “Star Wars”u anne ve babamla izlemeye gitmiştim. Hayatımda metrelerce uzunluktaki bir sırada bekleyip izlediğim ilk filmdi. Yoda’ya her çocuk gibi ben de aşık olmuştum.
◊ “Jurassic World 2”de de yer alacaksınız. Film 2018’de gösterime girecek. Jurassic filmlerinde yer almak sizin için çok özel olsa gerek...
- Çok özel ve nostaljik. Steven Spielberg ile ilk filmi çektiğimizde teknoloji bu kadar gelişmiş değildi. Şimdiki Jurassic filmleri efektlerden oluşuyor. İlk film bilgisayarda üretilen görüntülerle çekildi ve sanki bağımsız film gibi çektik. Steven çalışılabilecek en yetenekli yönetmenlerden bir tanesi. Hepimiz sette daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yaratmak ve gerçekçi olması için uğraşıyorduk. “Jurassic World”ün çekimlerinde ilk filmi çektiğimiz günler aklıma geliyor, çok nostaljik, çok özel...

ÇOCUKLARIMLA EV
ARKADAŞI GİBİYİZ

◊ Anneniz Diane Ladd ile babanız Bruce Dern, sektörün önde gelen isimlerinden. Siz onların izinden gittiniz, 6 yaşından beri oyunculuk yapıyorsunuz. Çocuklarınız oyunculuğa ilgili mi?
- Oğlum film izlemeyi, okumayı, en sevdiği yönetmenleri araştırmayı çok seviyor. Sinemaya çok ilgili ama şimdilik sadece iyi bir izleyici.

◊ Kızınız 12, oğlunuz 14 yaşında. Tam gençliğe adım atma dönemleri. Onları nasıl kontrol ediyorsunuz?
- Ah, evet çok güçlü fikirleri var. Mücadeleciler, hadi sokağa çıkalım protesto edelim modundalar (Gülüyor). Güzel bir dönemdeler aslında. Bazen düşünüyorum ben mi onları yetiştiriyorum, onlar mı beni yetiştiriyor diye! Dünyada neler olup bittiğinden onlar haberdar ediyor beni. Evdeki her türlü elektroniği kullanmayı onlardan öğreniyorum. Sanki çocuklarımla değil de ev arkadaşlarımla yaşıyorum!

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle