GeriMagazin Popüler olmamayı kendim seçtim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Popüler olmamayı kendim seçtim

Popüler olmamayı kendim seçtim

Yaklaşık 20 senedir müzik dünyasında ama popülerlikten “kendi rızasıyla” ve ısrarla uzak duruyor. Sanat dünyası gözünü korkuttuğundan dostlarını farklı çevrelerden seçiyor. Bundan ötürü de bir süredir “sosyete şarkıcısı” olarak anılıyor! Uzun aradan sonra “Yar Ayrı Gayrın mı Var” şarkısıyla listelere giriş yapan Aslı Hünel’le buluştuk; müzik camiasıyla arasındaki mesafeyi, geç gelen mutluluğunu ve çocuk sahibi olmakla ilgili korkularını konuştuk.

Uzun bir aradan sonra “Yar Ayrı Gayrın mı Var” ile müzik listelerine yeniden adını yazdırdın. Önce hoş geldin diyeyim...

- Hoş buldum. “Paramparça” albümümüzün çıkışını bu şarkıyla yaptık. İlgiye bakılırsa doğru da bir seçim olmuş. Albüm için 2 yıldır çalışıyorduk. Enteresandır, bu şarkı repertuvara son anda eklendi.

Kimin fikriydi?

- Eşimin. Albüm hemen hemen tamamlanmıştı. Sonra bir gün otururken “Bu albüme bir Serdar Ortaç şarkısı ne kadar yakışırdı” dedik. Savaş da (Yurtsever) “Yar Ayrı Gayrın mı Var senin sesine iyi gider” deyiverdi. Fikir hoşumuza gitti, yorumladım, güzel de oldu. Yapımcımız Samsun Demir ve Özden Bora da çok sevdi.

Albümde iki ayrı versiyonu var, değil mi?

- Yok yok... Akustik versiyonunu sana özel olarak dinlettim ben (gülüyor).

Çok güzel bir düzenlemeydi, neden albümde yok?

- Samsun Demir “Bunun aranjesini en iyi Mustafa Ceceli yapar” dedi. Kendisiyle görüştük, önce akustik versiyonu hazırladı. Açıkçası çok hoşuma gitti. Ama Samsun Demir “Yok ben başka bir şey istiyorum” dedi, Özden Hanım da “Şöyle hareketli bir şey olsa” diye onu destekledi. Bunu Mustafa’ya söyledik, 1 ay zaman istedi. Sonra WhatsApp’tan bize altyapıyı gönderdi. Tek kelimeyle bayıldık. Hemen stüdyoya girip okudum zaten.

SERDAR ORTAÇ ŞARKI İÇİN PARA İSTEMEDİ

Serdar Ortaç da sizin kadar bayıldı mı?

- O kadar beğendi ki şarkıyı direkt bana armağan etti, bedel istemedi yani...

Klip de enteresan olmuş... Çiçek gibi açmışsın...

- (Gülüyor) Ne yapsak da fark yaratsak diyorduk. Sonra çiçekler geldi aklımıza, ekipçe çiçek olmama karar verdik.

Ekip derken...

- Yönetmenler Said Dağdeviren, İdil Dizdar ve imaj çalışmasını yapan Selim Akar...

Ve el birliğiyle senden bir çiçek çocuk yarattınız...

- Öyle kolay olmadı işte. Çiçeklerimizi aldık, çekim yapacağımız Sapanca’daki otele gittik. Çiçeği alıyoruz şuraya koysak, buraya koysak falan ama olmuyor. Selim “Sizden bir 10 dakika rica ediyorum” deyip kayboldu. Yakınlardaki bir çiçekçiye gitmiş meğer. Girmiş içeri, “Biz bir klip tasarladık, yardımınız gerek” demiş damdan düşer gibi.

Adam işini gücünü bırakıp gelir mi?

- Geldi ama sebebi var. “Kimin klibi” demiş, “Aslı Hünel” denince de kapamış dükkanı, takılmış Selim’in peşine. Meğer benim 10-15 yıl önce oturduğum semtin, Yeşilköy’ün çiçekçisiymiş. Yani benim hep çiçeklerimi sipariş ettiğim kişi. Sapanca’ya taşınmış ama beni hep takipte kalmış. Nitekim 10 dakika bile almadı beni bir bukete dönüştürmesi...

Herkes single’la yola devam ederken albüm yapmak riskli gelmedi mi sana?

 - İtiraf edeyim, aklımdan geçen single’dı. Doğuş’un şarkısıyla yola çıkmıştık. Tek şarkı olacaktı. Ama stüdyo çalışmaları sırasında gelen diğer şarkıları da sevince proje bir anda albüme dönüştü.

BANA NEDEN “SOSYETE ŞARKICISI” DENDİĞİNİ BİLMİYORUM

Aslı, sana neden “sosyete sanatçısı” diyorlar?

- (Gülüyor) Bilmem... Ben arkadaşlarımla gittiğim yerleri, çıktığım tatilleri Instagram’da paylaşmayı seviyorum. Arkadaş çevrem de genelde cemiyet mensubu insanlardan oluşuyor. Çoğu gerçekten çok eski dostum. Ama bu dostlukların bilinirliği sosyal medya sayesinde arttı. Buna bir de yardım dernekleriyle alakalı çalışmalar eklenince... İşte...

Bir derneğin de kurucularındansın sanırım...

- Evet, Bizim Çocuklarımız derneğinin kurucu üyesiyim. 

Dernek, sahne, albüm yetmiyor, son dönemde bir de kendini yollara vurdun. Sürekli seyahattesin...

- Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un eşi Pervin Ersoy arkadaşım. Kendisi Türkiye’yi tanıtmak için kolları sıvadı, çok güzel geziler düzenliyor. Bu turlara sanatçıları da dahil ediyor. İlk gezide hangi sanatçı bize katılsa diye düşünürken aklına yakın dostu olarak ben gelmişim. Biz başı çektik, farkındalık yarattık. Devamında diğer sanatçı arkadaşlarımız da katıldı gezilere...

Böyle bir sosyal çevre halktan kopuk görünmene yol açmaz mı? Dinleyici kitlende önyargı yaratmaz mı?

- Neden öyle bir şey olsun ki? Arkadaşlarım ekonomik yönden güçlü insanlar olabilir ama aynı zamanda hepsi de duyarlı, yardımı seven, mütevazı yaşayan kişiler.

Sanat camiasından hiç arkadaşın yok mu?

- Sanatçılarla da arkadaşlığım var tabii ama...

Aması ne?

- O kadar hırslı, o kadar engebeli ve karmaşık bir dünya ki orası, zarar görmemek adına biraz imtina ediyorum gerçeği söylemek gerekirse. Çünkü ben o kadar hırslı değilim. Sadece işimi yaptığım zamanlarda haber olmayı, göz önünde bulunmayı tercih ediyorum. Popüler olmak mı yoksa saygın olmak mı dersen, hiç düşünmem saygın olmak derim. Bu benim tercihim. O nedenle sadece işimi yaptığım dönemlerde yer alıyorum basında.

“Popüler olmamayı kendim seçtim” mi diyorsun?

- Evet, gereksiz popülariteyi sevmiyorum.

DEKOLTE VEREBİLECEK VÜCUDA SAHİBİM AMA...

Çok uzun yıllardır müzik piyasasındasın değil mi?

- 20-25 yıldır... Evet.

Hatta listeleri altüst ettiğin bir dönem var...
1 numarada sen, 2’nci sırada Ebru Gündeş, 3’üncü sırada Muazzez Abacı varmış...

- Sonra Muazzez Ersoy ve rahmetli Adnan Şenses. Böyle bir listede yer almak çok değerli tabii. Üstelik daha 17 yaşındaydım. Albümüm 1.5 milyon satmıştı.

Rahmetli Adnan Şenses’in de manevi kızıydın...

- Adnan Abi’yi çok eskiden tanırdım. Manevi babamdı. Benimle hep gurur duydu. “Bunca zaman benden hiçbir şey istemedin, bana bu kadar yakın olmana rağmen hiçbir şekilde talebin olmadı” derdi. “Yanımda ol, varlığın yeter” derdim ben de. Öyle değil mi ama, koskoca Adnan Şenses çıkıp ekranlarda “Aslı Hünel benim kızımdır” diyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Varlığı benim için büyük bir ödüldü.

İstesen o popülerliği koruyabilir, daha çok kendinden bahsettirebilirdin belki...

- Yani... Ben aslında biraz kaderciyim de... 

“Albümü yapar kenara çekilirim” gibi bir kadercilik mi bu?

- Değil. Ben işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırım, ama sevilir sevilmez orasını bilemem. Sadece şarkılarımı geniş kitlelere dinletmeye çalışırım, gerisine karışmam.

Bazıları albüm çıkmadan başlıyor PR çalışmalarına... Polemikler, ilginç pozlar...

- Bugün bikiniyle ya da jartiyerle poz versem, yarın bütün gazetelerde olacağımı ben de biliyorum tabii. Ama ben o şekilde kendimi açmaktansa konser öncesi sesimi açmayı tercih ediyorum! Yoksa Allah’a şükür bütün dekolteleri verebilecek vücuda sahibim. Dediğim gibi, tercih meselesi.

Popüler olmamayı kendim seçtim

AİLEM BU İŞİ YAPMAMI HİÇ İSTEMEDİ

Bunca yıldır sektördesin, özel hayatını nasıl saklayabildin? Bir de çok genç yaşta gelen bir şöhret var, tatsız anacağın ilişkiler yaşayabilirdin...

- Bu biraz aileyle alakalı. Ben ataerkil bir aileden geliyorum. Zaten başlarda hiç istemediler bu işi yapmamı. Özellikle abim ve babam. Bir tek annem destekledi.

Nasıl ikna ettin peki abinle babanı?

- Onlara “Ben bu işi yapmak istiyorum. Ama söz veriyorum size asla laf, söz getirmeyeceğim” dedim. Getirmedim de. Hayatıma maksimum seviyede dikkat ettim. Olmamam gereken yerlerde olmadım, arkadaş çevremi doğru seçtim.

Sen bunları anlatırken yeni jenerasyon şöhretler geldi aklıma... Her an her hareketleriyle ön plandalar. Onlara bir tavsiye vermek ister misin?

- Sanatçı toplumun önünde gider, topluma örnektir. Çünkü biz kitleleri peşimizden sürükleyebiliyoruz. Eskiden anne babalar televizyonda sakıncalı bir sahne çıktığında kanal değiştiriyordu, olup bitiyordu. Ama şimdi hepimizin cebinde televizyon var. Dolayısıyla daha fazla dikkat etmemiz lazım adımlarımıza. Yeni nesli neye özendirdiğimize dikkat etmeliyiz.

Tam olarak sıkıntı ne?

- Akıllardaki şöhret-zenginlik bağlantısı. Yeni nesil ne yazık ki “kısa yoldan nasıl para kazanabilirim, nasıl kolay zengin olabilirim” odaklı düşünüyor. Bunun yolu da çoğuna göre Instagram fenomeni olmak. Hedef para kazanmak, lüks yaşamak. Kaliteli değil bak, lüks yaşam hedef.

Ebeveynler ne yapsın peki?

- Anne ve babaların çocuklarını maksimum seviyede kontrol etmeleri lazım. Bu çocuklar nereye gidiyor, arkadaşları kim, okul çıkışı ne yapıyor... Çaktırmadan, hissettirmeden kontrol etmek şart. Çocuk yetiştirmek eskisinden çok daha zor...

 ÇOCUK TAKINTIM YOK KISMETSE OLUR

Çocuk sahibi olmayı düşünmüyor musun?

- Allah nasip ederse olur ama illa olsun diye bir takıntım da yok. Nasipse olur. Çocuk yetiştirmek gerçekten büyük sorumluluk. Ben de biraz otokontrolü yüksek bir insanım, okul kapılarında yatabilirim yani!

O kadarına da gerek yok artık...

- Biliyorum ama ne fayda. Ben ciddi ciddi bunu yapabilirim. Çok anaç, çok kontrolcü bir yapım var, o yüzden çocuğu huzursuz edebilirim diye korkuyorum. Ama yine de ebeveynlere tavsiyem, çocuklarının yanında olsunlar. Seçtikleri meslekler konusunda onları desteklesin ve yalnız bırakmasınlar. Çünkü küçük yaşta belli oluyor ne olmak istedikleri.

Sen de küçük yaşta mı vermiştin kararını?

- Tabii ki. Küçücüktüm. Eve misafir geldiğinde annemin abiye elbiselerini giyer, elime saç fırçasını alır, Muazzez Abacı’nın kasetini koyup playback yaparak odaya girerdim.

Hangi şarkısı favorindi. 

- “Hiçbir Şeyde Gözüm Yok”... Yaş daha 11-12 düşün. Bu nasıl bir kafadır ya!

KALBE GİDEN YOL KESİNLİKLE MİDEDEN GEÇİYOR

 ◊ Çok güzel bir masa hazırlamıştın bugün bizim için. Yemek yapmayı çok mu seviyorsun?

- Çok... Evin kalbi bana göre mutfaktır. Yemek yemek benim için çok büyük mutluluk. Kendim zevk aldığım için karşımdakinin de bundan zevk alabileceğini düşünüyorum galiba.

Kalbe giden yol hesabı...

- Kalbe giden yol kesinlikle mideden geçiyor. 

Eşinin kalbini de yemeklerinle mi fethettin?

- İlk başta öyle fethedildi. Ayıla bayıla yiyordu ama baktı kilo alıyor, tık diye kesti. Şimdi “Bana yemek yapma, kilo alıyorum” diyor. Kendine çok özen gösteren, farkındalığı yüksek ve çok dolu bir adam. 

Ayrıca senin en büyük destekçin...

- Hem de müzik dünyasıyla hiç alakası olmamasına rağmen. Ama işletme mezunu olduğu, yöneticiliği çok iyi bildiği için iş manasında beni de yönetebiliyor.

Evde...

- Kimin sözü mü geçiyor? Tabii ki evdeki yönetici benim.

Yansıttığın kadar uyumlu bir çift misiniz gerçekten?

- Kesinlikle. O Allah’ın lütfu gibi geldi bana. Yanımda olduğu ve beni bu kadar sevdiği için ona çok teşekkür ediyorum. Dilerim ki şu anda bunu okuyan herkes bizim bulduğumuz gibi ruh eşini bulsun. Altını çize çize de diyorum ki, ruh eşinizi bulmadan evlenmeyin.

Kabaklı Cacık | Mucize LezzetlerMucize Lezzetler'in bugünkü menüsünde Kabaklı Cacık var! Gülçin Çavdarcı'nın enfes tarifi ile sizlerle... (Sponsorlu İçerik)
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle