GeriMagazin Ne gerek vardı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    14
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ne gerek vardı

Ne gerek vardı

İpek Tanrıyar’ın umrede giydiği kıyafeti nasıl buldunuz? Burberry marka bir kıyafetle Kâbe’yi ziyarete gitmesi üzerine sosyal medyada çok eleştirildi.

Ömür Gedik:
Herkesin beyazlar giydiği bir yerde “Ben buradayım” diye bağıran bir kıyafet giymek ilginç olmuş tabii. ‘Gösterişli’ diyelim!
Onur Baştürk: Ben çok da kötü bulmadım kıyafeti. Evet gösterişli duruyor ama onun seçimi, ne diyebilirsiniz ki? Kimse tek tip olmak durumunda değil hani.
Cengiz Semercioğlu:
Kusura bakmayın da podyuma çıkmıyorsunuz. Kural açık...
İpek Tanrıyar’ın kıyafeti bu tanıma girmiyor, fazlasıyla albenili olmuş. Gereksiz...

Ne gerek vardı


Melike Karakartal: Gösteriş ile umre aynı cümlede geçince bile tuhaf ama maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz.
Böyle kutsal görevler insanın kendi iç hesaplaşmasıyla ilgilidir, mahremdir aslında.
Fakat bizim şöhretlerimiz umreyi ya tesettür modası şovuna ya da genel sosyal medya şovuna dönüştürmekten hoşlanıyor.

 

Canımı yakanın
canını yakarım

Demet Şener ve İbrahim Kutluay, boşanma davalarının ikinci duruşmasında da boşanamadı. Şener, davayı 14 Ekim’de Kutluay’ın kendisini aldattığı gerekçesiyle açmıştı. İhanet eden bedelini ödemeli mi? İhanetin karşılığı parayla ödenir mi?

Ne gerek vardı


Cengiz Semercioğlu:
İhanetin elbette bir bedeli vardır. Kimi zaman parayla, kimi zaman manevi olarak ödenir bu bedel.
Bir de “Ben yemeyeyim de diğer kadınlara mı bırakayım” tepkisi etkili oluyor bu tür boşanmalarda. Demet Şener de mümkün olduğu kadar İbrahim’in canını acıtmak derdinde. Çünkü İbrahim, Demet’in canını acıttı.
Ömür Gedik:
Paralarını almak erkeklerin canını acıttığı için bu bir intikam bedeli olarak sürekli gündeme geliyor. Bu sadece Türkiye’de değil bütün dünyada böyle. Sonucunda da diğer tarafa maddi refah sağlıyor ayrıca. En olabilir intikam şekli bence. O öfkeyle canını alamayacağına göre, malını alıyor.
Melike Karakartal:
Demet Şener ısrarla çevreye “Güçlüyüm” mesajı veriyor. Kırgınlık ve üzüntüsünün üstesinden güçlü kaldığını hissederek geliyor olmalı. Aldatılan tarafın değil, aldatan tarafın mağdur olduğunun altını çiziyor. Kolay bir süreç yaşamıyorlar, ihanetin bir bedelinin olduğunu düşünüyor şüphesiz. daha büyük problemler yaşamadan sonuçlanmasını dilerim.
Onur Baştürk:
Günümüzde ihanetin bedeli parayla ödeniyor ya da öyle ödetiyorlar. Özellikle varlıklı insanların boşanmalarında süreç böyle işliyor.
Bu çiftin bir türlü boşanamamasındaki tek pürüz, büyük olasılıkla parada anlaşamamaları...
Aslında Kutluay iki türlü bedel ödemiş olacak. Birlikte olduğu sevgilisi Demet Şener’e tüm kanıtları gönderdi ve Demet Şener de bu kanıtları kullanarak ona yüksek meblağlı bir dava açtı.
Çifte bedel yani! Ama ben olaya ihanet değil de, aşk olarak bakma taraftarıyım. Keşke İbrahim Bey “Ben âşık oldum” deyip bu ilişkiyi zamanında söyleseydi ve evliliği kendisi bitirseydi. Her şey belki daha kolay olurdu.

Bitse de gitsek

RTÜK, kanalların genel yayın yönetmenleriyle buluşup “İzdivaç programlarınızı bitirseniz iyi olur. Cezalar devam edecek” dedi. İzdivaç programları yolun sonuna geldi mi?

Ne gerek vardı

Melike Karakartal: Bu hafta da yazdım, bu programlar yoz bir hayatın simgesi haline geldi, “reyting uğruna her şey mübah”ın son kalesi gibi.
Kendilerini toparlasalar devam edebilirler belki ama zannediyorum o eşik geçildi.
Bu yarışmaların hiçbiri ağız tadıyla bitmedi, izdivaç programlarının kaderi de
aynı oldu.
Her işin suyunu çıkarmasak farklı bir durum içinde olabilirlerdi... Kendi tercihleri bugünkü sonuç.
Ömür Gedik:
E haftalardır konuşuyoruz.
Programların sunucuları bile kendilerine alternatif işler bakmaya başladı duyduğumuza göre.
Seneye ilişkilerin değil, kültür, sanat, eğitim, bilim, yeme, içme, çevre gibi daha faydalı başka şeylerin de içinde olacağı yeni televizyon programları izlemeyi umuyorum. Ayşe Özgün’e selamlarımla.
Cengiz Semercioğlu:
Bitse de kurtulsak artık! RTÜK açıkça cezaları artıracağını söyledi, ağırlaştırılmış cezalar karşısında hiçbir kanal duramaz. İttire kaktıra belki sezon sonunu görürler ama önümüzdeki sezon izdivaçların bu haliyle olamayacağı açık.
Onur Baştürk:
Bence yolun sonuna geldi. Çünkü hem iktidar kanadı hem RTÜK mesajı verdi.
Kanallar da mesajı aldı.
Programları yumuşatmakla uğraşmayıp direkt kaldıracaklar ve yeni formatlar bulacaklar.
Ne acı, bir programın böyle bir yolla sona erdirilmesi. Gerçi Türkiye işte, şaşırmıyoruz artık.

 

İzmir Marşı’nın
her hali güzel

Haluk Levent, Volkan Konak, Athena ve Flört Grubu... Kimin söylediği İzmir Marşı’nı daha iyi buldunuz?

Ne gerek vardı

Melike Karakartal:
Hepsinin tarzı farklı, hepsi birbirinden güzel... Tek tek hepsinin ağzına sağlık.
Onur Baştürk: Çok güzel ve coşturucu bir marş ama herkes kullanmaya başladı, bu biraz can sıkıcı. Her şeyin suyunu çıkarmak zorunda mıyız? Bir tek Athena’nın yorumu iyiydi.
Cengiz Semercioğlu: Tribünlerde başladı bu marş ilk olarak. Dikkat edin Türkiye’de tribünler her dönem siyaseten bir şeyler söylemiştir. Tribünler başladıysa, vatandaş bir şey diyor demektir. Tribünlerin dediğine kulak vermek lazım...
Bence en güzelini Haluk Levent söylüyor bu arada.
Ömür Gedik: Cevap veriyorum; E şıkkı, yani hepsi... İzmir Marşı’nın her halini beğeniyorum çünkü. 

Sonuçta
ticaret yapıyor

Kozmetik markasının tanıtımı için Suudi Arabistan’a giden Meryem Uzerli tesettürlü görüntüleriyle çok konuşuldu. Nasıl buldunuz bu halini?

Ne gerek vardı

Melike Karakartal: Meryem Uzerli, Arap ülkelerinde popüler bir isim. Orada doğal olarak çok geniş bir pazar olduğu için şimdi makyaj markasını tek tek bu ülkelere taşıyor. Suudi Arabistan’da yaşayan kadınlarla bağ kurmak için böyle bir video yayınladığını düşünüyorum.
Onur Baştürk: Meryem Uzerli’nin Suudi Arabistan’daki tesettürlü pozları kadar, erkeklerin olduğu alanlarda hayranlarıyla çektirdiği başı açık fotoğrafları da dikkat çekiciydi. Onları da Instagram’a koydu Meryem. Demek ki orada da az da olsa liberalleşme başlamış.
Cengiz Semercioğlu:
Ben “Arabistan’da başı açık poz verdi, Meryem kırbaçlanma cezası alabilir” haberlerini sevmedim. Nerede nasıl olması gerekiyorsa öyle poz vermiş işte. Sonuçta ticari bir iş için gidiyor, müşteriye de sempatik görünmek lazım.
Ömür Gedik: Gittiği yerin şeklini almış. Avustralya’da Aborijinlerle fotoğraf çektirmek zorunda kalsa ne yapar diye merak etmedim de değil.
Aborijinler yarı çıplak geziyor bu arada...

İstiklal’de

moda haftası
oldu mu?

İstanbul Fashion Week, İstiklal Caddesi’nde oldu mu, olmadı mı? Önceki yıllara göre daha mı sönük geçti? Önümüzdeki yıllarda İstiklal’de daha iyi olabilir mi?

Ne gerek vardı

Ömür Gedik:
Gitmediğim için pek bir şey söyleyemem ama gidenlerin Insta Story’lerinden takip ettiğim kadarıyla çok da parlak görünmüyordu. 
Onur Baştürk: Gittim gördüm. Maalesef pek olmadı. Çünkü Grand Pera güzel yapılmış ama ulaşması tuhaf bir şekilde zor bir yer. Ayrıca moda haftasının caddeye katkısı hiç olmadı. Çünkü gelenler Grand Pera içinde takıldı. Geldi geçti yani. Bu sezon biraz sönüktü.
Cengiz Semercioğlu:
Katılmıyorum Onur. Defilelerden çıkıp Cihangir’deki mekanlara gelen kaç tane model gördüm. Eminim Asmalı’ya da giden olmuştur, etraftaki başka mekanlara da... Şu kadarcık etkinlik bile Beyoğlu’na küçük bir ekonomi yaratıyor.
Melike Karakartal:
İstiklal’e insan çekecek her türlü organizasyona olumlu bakıyorum, ancak moda haftası için Grand Pera ideal bir yer değil. İstiklal’de olmayı sürdürmeli yine de, sadece Fashion Week değil, başka organizasyonlar da yapılmalı...

Asena uçurumdaki
aşkları seviyor

Asena’nın evli bir adamla aşk yaşadığı haberlerini nasıl yorumluyorsunuz? Üstelik adamın sadece eşi yok! Başka bir sevgilisi daha olduğu, hatta bir başka kadından da çocuğu olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen Asena’nın “mutluyuz” pozları vermesini nasıl buluyorsunuz?

Ne gerek vardı

Onur Baştürk:
Vayy öyle miymiş? Dizi senaryosu gibiymiş adamın hayatı ve aynı zamanda Asena’nın ona olan sadık aşkı. Asena ‘uçurumdaki aşkları’ seviyor gibi geliyor bana. Bazen böyledir, acı vereceğini bildiğin aşka daha çok teslim olursun. Çünkü aslında o duruma âşıksındır.
Melike Karakartal:
Asena, ilişkisiyle ilgili olarak konuşmayacağını, konunun yargıya intikal ettiğini söylemiş.
Madem durum böyle, kendilerini kamuoyunda olumsuz algı yaratacak bir durum içine düşürmeden, kameraların önünde aşk pozları vermeden önce sabretselerdi.
Cengiz Semercioğlu: Olacak iş değil. Tamam aşk laftan anlamaz ama bu kadar da anlayışsız değildir ya... Adamın hayatında dört kadın var ve çoğu da birbirini biliyor. Bu Dallas hayatına bir Mazhar şarkısı gönderiyorum:
Sen neymişsin be abi!

Olmadı Arda!

Arda Turan, hakkında yapılan haberleri eleştirirken “Sadece saygı istiyorum. Arda Turan gibisi 100 yılda bir gelir” dedi. Haklı mı, yoksa megalomanlığın zirvesi mi bu?

Ne gerek vardı

Onur Baştürk: Başarılı olabilirsin, çok çok ünlü ve zengin de olabilirsin ama kendinden üçüncü tekil şahıs olarak bahsetmek, bir de üstüne “100 yılda bir gelir” klişesini kullanmak megalomanca olmuş.
Melike Karakartal: Ne kadar rahatsız edici, ne kadar megaloman bir söylem. İnsanın başarısını daim kılan faktörlerin başında “Ben oldum”lardan kaçması, her zaman kendini öğrenci gibi hissetmesi, tevazu sahibi olması gelir. Kendini öven insanlar itici bulunur her zaman. 100 yılda bir gelen yüce şahsiyet Arda Turan’a bu bilgiyi veren bir hayırsever olmamış herhalde.
Ömür Gedik: Ben böyle özgüven, böyle ego görmedim. Eğer övülecekse bırak da başkaları övsün derler insana. Arda 100 yılda bir geliyorsa, Messi hangi yüzyıla denk geliyor acaba?
Cengiz Semercioğlu: Adam haksız değil, 100 yıla yaklaşan Cumhuriyet’te futbol alanında bu başarıyı elde eden başka biri yok. Ama keşke bıraksaydı da bunu biz söyleseydik.

Peş peşe evlenen jönler

Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, Murat Yıldırım, Tolgahan Sayışman derken şimdi de Burak Özçivit... Türkiye’de jönler arasında hızla yayılan bu evlilik modası nedir? Dizi sektöründe “bekarlık sultanlıktır” sözü tarihe mi karışıyor?

Ne gerek vardı

Ömür Gedik:
Evli olmak kadar güzel bir şey var mı... Evliliğin hem kadına hem de erkeğe toplum gözünde değer kattığı, iyi hissettirdiği, bir şeyler götürmediği getirdiği bu dönemde bekarlık sultanlık olmaktan çoktan çıktı.
Cengiz Semercioğlu:
Şimdi “Ömür birilerine mesaj mı gönderiyor?” diyeceğim, kızacak bana... Şaka bir yana katılıyorum dediğine. Bir ünlünün evli, çocuklu düzgün bir aile fotoğrafı mı daha çok hoşunuza gider, gece gezmelerinden çapkınlık fotoğrafları mı? Ben ilkini tercih diyorum.
Melike Karakartal: Eskiden menajerler çalıştıkları şöhretli isimlere “Evlenmeyin” tavsiyesi verirdi. Evlenmek, hayran kitlesini azaltmakla eşdeğer görülürdü. Çağ değişti artık.
Onur Baştürk: Evlilik moda olmayacak kadar sıkıcı ve ikiyüzlü bir kurum. Kimse kimseyi ömrünün sonuna kadar her gün aynı seviyede sevip sayamaz. Ancak “katlanabilir” ve “alışabilir”. Jönler arasında da böyle bir moda olduğunu düşünmüyorum. Düzen istiyorlar sadece.

 THY’den vazgeçmeyiz

THY’nin laptop yasağına karşı geliştirdiği tüm yolculara ücretsiz wi-fi ve kabinde tablet dağıtma fikrini nasıl buldunuz?

Cengiz Semercioğlu: Özellikle Business yolcusu THY’nin dağıttığı tableti tercih etmez, kendi laptop’undaki kişisel dokümanlara ulaşmak ister. Yine de bu haksız yasağa anında yanıt vermek güzel. Ama buna alışmayalım, Amerika ve İngiltere’nin bu saçma uygulamayı kaldırması için lobi çalışmasını sürdürelim.
Melike Karakartal: Wi-fi ve laptop isabetli bir fikir, pek çok kişi uzun yolculuklarda aktarmalı uçuşlarda eziyet çekeceğine direkt uçuşları tercih etmeyi sürdürecektir.
Onur Baştürk: Ben THY’nin Amerika seferlerindeki uçuşlarından memnunum. Wi-fi hizmeti var bir kere. Yanımda laptop’um olmasa dahi cep telefonumda vakit geçirebilirim yani. Tek derdim, laptop’umu indiğim vakit bulabilecek miyim bavulumda? Sadece buna takılıyorum. Yoksa sırf bu yasak uğruna THY’den vazgeçmek manasız. Bir de tablet dağıtma uygulamasına geçerlerse bence şahane bir çözüm olacak!
Ömür Gedik: Ben THY’nin bu karşı atağına bayıldım. Çok akıllıca. Açıkça söylüyorum, bunu yapmasalar da ben yine THY ile uçardım. Asla vazgeçmem. Ama zaten sırf bu nedenle başka havayolu tercih edecekleri de bu alternatif uygulamayla kendilerine geri döndürdüler. Kendilerine yapılan haksızlığı ortadan kaldırmış oldular. THY’yi tebrik ediyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle