GeriMagazin Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Mustafa Sandal önce Ceren Hindistan sonra Irmak Ünal derken, en son Londra’da Serel Yereli ile buluşarak gündeme geldi. Neler oluyor Mustafa’ya, boşanmak yaramadı mı? Eski çapkınlık günlerini mi özledi?

Onur Baştürk: Sanırım bunun adı “orta yaşı krizi”. Hayatta bir şeyleri kaçırdığını düşünerek daha hızlı hareket etmeye çalışmanın öteki adı yani. Ben en çok bu buluşmalar zincirinde Serel Yereli’nin açıklamasında eğlendim. Hani demiş ya, “Büyüğümdür diye buluşmamazlık etmedim”. İşte oradaki “Büyüğümdür” lafıyla Mustafa Sandal’ı fena iğnelemiş Serel.

Ömür Gedik: Mustafa uzun süren evliliği bitince haliyle boşluğa düştü ve kiminle, ne için buluşsa, müzik de konuşsa, iş de konuşsa, yazsa, çizse dedikodu çıkıyor. Hem kariyeri hem çocukları hem de bu nahoş durumlardan kurtulması, milletin diline böyle düşmemesi için düzenli bir ilişkiye geçmesi gerekecek bir süre sonra. Birinde duracak ama nerede, kimde duracağını hep birlikte göreceğiz.

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Bu arada Serel Yereli’nin “e adam mail atmış, müzik ve hayat hakkında konuşalım demiş, büyüğüm kendisi, ne deseydim, olmaz diyemedim” şeklindeki “rica etti, kıramadım” modundaki açıklamasından sonra Mustafa’nın da her önüne gelene mail, mesaj atma işlerine bir son vereceğini düşünüyorum. Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromundan çıkıp bir an önce kendi değerinin farkına varması gerekiyor.

Cengiz Semercioğlu: Tipik bir boşanmış erkek sendromu, zincirlerimden koptum özgürüm psikolojisi... Londra’daki buluşma fotoğrafını Serel’in paylaşması beklenirken, Mustafa paylaşıyor. Zaten görüşmeyi de Mustafa’nın istediği ortaya çıkıyor. Neden? Tamam ortada bir şey yok ama Mustafa’nın hâletiruhiyesini gösteriyor Ceren’ler, Irmak’lar, Serel’ler. Mustafa kendini dağıtacak yaşı geçti, 50’ye merdiven dayadı. Bekar da olsa hayatını bir düzene koymalı.

Vefa gerçekten semt adı

Mehmet Ali Erbil yoğun bakımda yeniden solunum cihazına bağlandı. 1 ayı geçti ve usta şovmenden iyi haber yok. Ünlüler dünyası Erbil’e gereken özeni ve ilgiyi gösterdi mi? Yoksa vefa bir semt adı mı bu camiada?

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Onur Baştürk: Pek özen gösterildiğini düşünmüyorum. Ya Mehmet Ali Erbil’in pek az gerçek dostu varmış ya da herkes gizli gizli gösteriyor o özeni, ilgiyi.

Cengiz Semercioğlu: Çok üzülüyorum Mehmet Ali’nin durumuna. Yoğun bakımda yapacak bir şey yok ama dostları bir araya gelip ziyaretine gitseler, her gün birileri kapısına gitse, hal hatır sorsa TV yönetimleri, yapımcılar... Hayranları ziyaretine gitse... Mehmet Ali Erbil bunlardan çok daha fazlasını hak eden bir isim. Daha da korkuncu durumu kötüleşirken kimsenin kılını kıpırdatmaması. Başka Mehmet Ali Erbil yok arkadaşlar...

Ömür Gedik: Mehmet Ali için üzülmeyen, dua etmeyen bir kişinin bile olduğunu sanmıyorum. Ama herkes de uzaktan üzülüyor sanırım. Reklam için hastanede yatıyor diye dedikodu bile çıktı daha ne diyeyim. Kimle konuşsam, “ziyarete gitmedim ama haberlerini alıyorum” modunda. Camiada hiç kimseyle küslüğü olmayan, güler yüzüyle tanınan sanatçılardan birine bile bu yapılıyorsa, vefa gerçekten de bir semt adı.

Sedat ne paylaşılamayan bir erkekmiş öyle!

Işın Karaca ilginç bir iddia attı ortaya ve kızının babası Sedat Doğan’la daha boşanmadan İrem Derici’nin evlenme teklif ettiğini söyledi. Ne diyorsunuz 5.5 yıl sonra gelen bu iddiaya? Neden yıllarca bekledi bunu yapmak için?

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Cengiz Semercioğlu: Işın Karaca bir yandan kızımı babasından korumam lazım diyor, diğer yandan kızının babasının aşk maceralarını kendi anlatıyor. 5.5 yıl geçmiş üzerinden neden İrem’i hedef alıyor şimdi? İrem de karşı atağa kalkarak Sedat Doğan bir gazeteciyle evli olduğu dönemde aynısının Işın’ın yaptığını söyledi. İki tarafı da yaralayan gereksiz bir polemik oldu. Neden hâlâ Brezilya’da hapishanede olan Sedat Doğan ha?

Onur Baştürk: Valla haftanın en bomba iddialarından biriydi. Geçmişte yaşanmış bir şey ama demek ki Işın Karaca’nın içinde kalmış bir şekilde. Şu anda itiraf etmesinin nedeni de İrem Derici’yi yıpratmak olabilir. Ama İrem Derici çoktan üstüne, “Delidir, ne yapsa yeridir” kıyafetini geçirdi bile, dolayısıyla geçmişte yaptığı bu teklife de böyle bakılacaktır. Yıpranmaz yani.
Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Ömür Gedik: Işın Karaca böyle bir olayı tam tamına 5.5 yıl nasıl içinde sakladı acaba, gerçekten anlayamadım. O arada bir sürü röportaj da yaptı, bahsetmedi. Hiç mi aklına gelmedi? Kafamda deli sorular... Sedat da ne paylaşılamayan erkekmiş öyle!

10 milyon gişe iddiası gerçekçi değildi

Yapımcı Mustafa Uslu’nun 10 milyon hedef koyduğu “Müslüm” 4 milyon gişeyi aştı. Öte yandan filmin Müslüm Gürses’in hayatıyla ilgili gerçekleri yansıtmadığı iddiası da ortaya da atıldı. Konsey bu durumu yorumladı.

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Ömür Gedik: 10 milyon tabii ki fazla yüksek bir hedef. Ama bunun yarısı bile gayet iyi bir rakam. Gerçekleri yansıtmadığı iddiasının ise bu saatten sonra filme gitmeyi düşünenleri etkileyeceğini düşünmüyorum. İnsanlar bu filmin duygusundan etkilendi sonuçta.

Onur Baştürk: Öncelikle bu film bir kurgu. Belgesel değil. Ama evet, benim de gördüğüm şu: Bazı noktalar görmezden gelinmiş... 10 milyon gişe iddiası tabii ki güzel bir malzemeydi. Ama gerçekçi değildi. 4 milyon bile çok iyi.

Cengiz Semercioğlu: Filmin senaryosu yazılırken Muhterem Nur’un hassasiyetleri vardı. Timuçin Esen de bana verdiği röportajda “Muhterem Nur’a söz verdim hassasiyetlerine dikkat edeceğim konusunda” dedi. Müslüm Gürses’in geçmişte zaaflarını, bağımlılığını falan herkes biliyor ama bunları filmde üzerine basarak anlatmak Türkiye’de olacak iş değil. Soner Yalçın’ın dediği gerçeği yansıtmama meselesi bundan kaynaklanıyor.

Ne kadar acayip o kadar popülersin

“MasterChef Türkiye” ile birlikte yeni bir reality yıldızımız oldu. Murat Özdemir’in diskalifiye olması, sosyal medyada yaptığı canlı yayınlarda küfür etmesi... TV’lerin yarattığı bu uçucu şöhret sıradan insanların hayatını altüst mü ediyor?

Cengiz Semercioğlu: Yarışmanın bir iki tanıtımında gördüm sadece Murat’ın reyting için nasıl çıldırdığını. Sonra sosyal medyaya düşen canlı yayınını izledim ben de... Ne kadar acayipleşirsen ekranda o kadar popülersin. İki çocuk babası, donanımlı bir adamın içinden bir canavar çıkabiliyor. Acıyorum ben bu reality yıldızlarına. Bakın reyting rekorları kıran gelin adayı Hanife benzincide pompacı oldu. TV böyledir, bunları kullanır ve bir kenara atar. “Survivor”a almayacakmış Acun... En başta Murat için doğru karar. Bir de oraya gitse psikolojisi daha da bozulurdu.

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Onur Baştürk: Çok üzülüyorum bu insanlar için. Survivor’dan ya da eskiden BBG evlerinden de bu tarz “arıza” karakterler çıkar ve beklenmedik şekilde popüler olurlardı. Ama bu popülerlikleri en fazla altı ay sürerdi. Şimdi o kadar bile süreceğini sanmam. 1 ay veriyorum sadece.

Ömür Gedik: Ben elendikten sonra sosyal medyaya düşen videosunu izledim, hem üzüldüm hem de ürktüm. İnsanların nereden, nasıl geldiğini bile anlamadıkları şöhretle ani buluşması sert bir kayaya çarpmakla aynı etkiyi yaratıyor demek ki. Bozulan denge de işte böyle sonuçlar doğuruyor ve kolay kolay yerine gelmiyor. Tez zamanda toparlar umarım.

Aralarındaki sevgiyle sorunlarını aşacaklar

Ömür için zor bir konu olacak belki ama Ferhat Göçer ve kızının yaşadığı olaylar bu haftaya damgasını vuran konulardan biriydi. Ferhat Göçer, kızıyla yaşadığı sıkıntılı dönemi doğru yönetti mi?

Ömür Gedik: Ferhat basın toplantısı yapmayıp, kızıyla iletişime geçip, konuyu aile içinde çözmeyi tercih ederek doğru bir hareket yaptı. Onun her iki çocuğuna da sevgisini görüyor ve aralarındaki sevgi bağının tüm sorunları aşacağına inanıyorum.

Boşanma sonrası frenleri boşalan erkek sendromu

Cengiz Semercioğlu: Keşke olaylar bu boyuta gelmeden önüne geçebilseydi. En azından sorumlu bir baba olarak olaya zamanında müdahale etti ve kızıyla konuşarak işleri düzelteceğini açıkladı. Basın toplantısı yapsaydı işleri daha da dallandırıp budaklandıracaktı. Böylesi çok daha iyi oldu.

Onur Baştürk: Ferhat Göçer’in basın toplantısını yapacağını söylemesi bir hataydı, ama neyse ki son dakikada bu ‘hissiz’ kararından vazgeçti. Kızıyla kapalı kapılar ardında konuşmayı tercih etmesi en güzeli. Bu meselenin medyaya malzeme yapılmasına hiç gerek yok çünkü.

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle