GeriMagazin Michael Keaton: Günümüzün en ciddi problemi terörizm
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Michael Keaton: Günümüzün en ciddi problemi terörizm

Michael Keaton: Günümüzün en ciddi problemi terörizm

Stand-up’la başladığı kariyerine ağır dramalar ve büyük gişe filmleriyle devam eden Michael Keaton, son olarak “American Assassin” için kamera karşısına geçti. Los Angeles’ta bir araya geldiğimiz dünyaca ünlü Hollywood yıldızıyla, Türkiye’de 15 Eylül’de vizyona girecek bu yeni filmin detaylarını konuştuk.

◊ “American Assassin”, CIA’in terörle mücadele bölümüne giren ajan Mitch Rapp’in öyküsünü anlatıyor. Siz de genç delikanlıları keskin nişancıya çeviren eğitmen Stan Hurley’yi oynuyorsunuz. Rolünüzle başlayalım dilerseniz, nasıl bir rehber Stan?
- Aslında benim karakterim bir parça kurmaca. Karaktere biraz hayal katsak da, Stan iyi eğitmen. Yapması gerekenden taviz vermeden yoluna devam ediyor.

◊ Sevdiniz mi yol gösterici olmayı?
- Bir konuda kılavuz olma, rehberlik yapma fikrini her zaman sevmişimdir. Kendi çocuğuma baba olmanın dışında, yanımda 35 yıldır çalışan yardımcımın oğlunu da her zaman ailemin bir parçası gibi görmüşümdür. Hatta oğlumun en yakın arkadaşı benim diğer oğlum gibiydi. 4-5 yaz boyunca kendi oğlum, yardımcımın oğlu ve İrlandalı bir arkadaşlarını yaz kampına götürdüm, üçü de bana “baba” derdi. Sorunuza dönecek olursam; yanımda böyle parlak gençler varken onlara iyi örnek olmak ve yol göstermek beni her zaman mutlu eden bir duygu oldu.

DRAMAYA AĞIRLIK VERİNCE KOMEDYEN YANIM KÖRLEŞİYOR

◊ “American Assassin”in diğer terör konulu filmlerden farkı nedir?
- Filmde konumuz günümüzün en ciddi problemi; terörizm. Ben de senaryoyu daha ilginç yapmak için yapımcılarımızla her zaman işbirliği içerisindeydim. Senaryo birkaç defa değişti. Yönetmenimiz Michael Cuesta zaten benim müdahalemden önce daha özgün bir hikaye olması gerektiğini düşünmüştü. Farkımıza gelirsek; “Dünyanın şu bölümünde yaşayan insanlar kötü ve bu eylemi din için yapıyorlar” klişesine girmek istemedik. Ayrıca bu bence yanlış bir bakış açısı. Gerçekler bu basit genellemeden daha karmaşık. Bunun dışında farklı ülkelerden paralı askerleri almak, filmde güzel bir ayrıntı oldu.

◊ Karşılaştırmalı soruları çok sevmesem de sizin gibi deneyimli oyuncuların fikirlerini dinlemeyi seviyorum, o yüzden soracağım. Hem komedi hem drama yapan bir oyuncu olarak size hangisi daha kolay geliyor? Hangi türe daha çok hazırlık gerekiyor?
- Belli bir hazırlık sistemim ya da çalışma tekniğim var mı? Var ama her filmde, her rolde değişiyor. Benim için önemli olan, filmin içinde komik ya da dramatik olmak değil, karakterin tüm renklerini yansıtabilmek. Çok fazla komedi yaptım, çok fazla komedyen arkadaşım var. Ne zaman onlardan uzaklaşıp dramaya ağırlık versem, komedyen yanım körleşiyor. Will Ferrell ile “The Other Guys”ı çekerken, ilk 2 gün onların hızına yetişemedim. Komediye hemen adapte olamadım. Diğer yandan “Birdman”deki karakterim zorlayıcı bir roldü, çok farklı bir hazırlık gerektirdi. Yani tüm rollerin kendine göre zorlukları var. Ama hangisini seçerdin diye sorarsan; şu anki ruh halimle drama diyebilirim.

◊ Farklı türlerde, değişik karakterlere hayat vermeyi seviyorsunuz...
- Farklı filmleri ve rolleri seçmemdeki başarım için kendime kredi vermem gerekir değil mi? (Gülüyor) Bu işin en eğlenceli kısmı yeni rolleri keşfetmek. Daha önce “American Assassin”deki gibi bir rol oynamamıştım ama farklı karakterlerde benzer özellikleri olan rollerim oldu. Dürüst olmak gerekirse bazı roller, diğerlerinden daha zevkli. Bu filmdeki Stan de zevkli bir roldü. Aksiyon filmi olduğundan heyecanlıydı ama çekimler 6-7 ay sürseydi, konu itibarıyla rolüm oldukça depresif gelebilirdi.

Michael Keaton: Günümüzün en ciddi problemi terörizm

SÜPER KAHRAMANDAN SONRA KÖTÜ ADAMI OYNAMAM ŞAŞIRTTI

◊ Batman’i oynadıktan sonra süper kahraman türüne son “Spiderman” filmiyle geri döndünüz...
- DC Comics’ten Marvel kahramanına geçmem, “Batman”de süper kahraman olduktan sonra “Spiderman”de kötü adamı oynamam insanlara çok ilginç geldi. Benim içinse hiç mi hiç ilginç olmayan bir durum. Farklı sebeplerden sevdiğim ve kabul ettiğim iki ayrı proje bunlar. 1989’da Tim Burton ile yaptığımız filmden sonra Jon Watts’ın “Spiderman”i tamamen farklı. Neden ikisi arasında paralellik kurulmaya çalışılıyor, inanın anlamıyorum...

HER ZAMAN OĞLUMUN EN YAKIN ARKADAŞI OLDUM

◊ Oğlunuz Sean Douglas çok başarılı bir söz yazarı ve prodüktör. 2015’te Altın Küre aldıktan sonra oğlunuza ithafen yaptığınız konuşma hâlâ aklımda. Baba-oğul sanatın farklı dallarında çok başarılı işler yapıyorsunuz ama beni asıl etkileyen aranızdaki mükemmel ilişki. Baba adaylarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı buradan?
- Baba olmadan önce de kardeşlerimle yakın bir ilişki içindeydim. Sonra baba oldum ve sevdim bu duyguyu. 80’li yılların sonunda “Batman”i yaparken ve sonrasında Concorde jet uçaklarından kiralayıp nerede olursam olayım New York’a geçer, oradan yolcu uçağıyla Los Angeles’a giderdim. Sean’ı görüp çekimlere geri dönerdim. Tüm bu fedakarlıklara değerdi. Baba-oğul ilişkisini sıkı tutmak, her zaman önceliğim oldu. Her zaman çok güçlü bir kişiliği vardı. Daha anaokuluna başladığı ilk gün içeriye tek başına girebilecek kadar cesaretli olduğunu söylemişti. Baba olarak farklı bir yetiştirme tarzım ya da terbiye sistemim yoktu, sadece her zaman oğlumun en iyi arkadaşı oldum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle