GeriMagazin Mezar taşıma ozan yazsınlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mezar taşıma ozan yazsınlar

Mezar taşıma ozan yazsınlar

Tuna Kiremitçi, geçen yıl “Bu son romanımdır” diyerek yayımladığı “Kendi Seven Ağlamaz”dan sonra kendisini şiir ve şarkılara adadı. Kısa süre önce de 90’lardan bu yana biriktirdiği şarkı sözleri ve şiirlerini “Bir Uyumsuz Bulut” adlı kitabında topladı. Son dönemde, bu sözlerle bestelediği şarkılarını ünlü kadın vokallerle beraber seslendiren Kiremitçi’ye kendisi ve sanatı hakkında merak ettiklerimizi sorduk.

“Artık roman yok, şiir ve şarkılar var” diyorsunuz. Bu özgürlük ve başına buyrukluğun özel bir nedeni olmalı...
- Biraz kalender meşrep olduğum galiba doğru. Öyle piyasanın gereklerine göre hareket etmek içimden gelmiyor. Yoksa 90’lardan beri esas mesleğim, işim, tutkum müzik. Piyasadan uzaklaştığım yıllar da oldu. O zamanlar da müzikten kopmadım. Bu arada birkaç roman yazdım. Kendimi en iyi müzikle ifade edebiliyorum. Edebiyatı çok seven bir müzisyenim ben.

Peki sizin için önce söz mü gelir, yoksa müzik mi?
- Genellikle söz ve müzik bir arada geliyor. Besteyi yaparken şarkının hikâyesini oluşturacak temel dizeler de beliriyor. Sonra kağıdı kalemi elime alıp sözleri tamamlıyorum. Ama ilk hangisinden yola çıkıyorsun derseniz, müzik derim.

“Zanzibarlı bir güvercinsin, Afrika şiveni saklamazsın / Fazla aşktan öleceksin, aklını başına toplamazsan” diyorsunuz. Bir şarkı sözü için fazla kişisel bir ifade değil mi?
- Eşimle Freddie Mercury hayranıyız. Balayında onun memleketini görmek için Zanzibar’a gitmiştik. Kara Afrika’ya ilk seyahatimdi. Gördüklerimizden çok etkilendik. O dizeler de Freddie Mercury’nin anısına Brian May’in yazdığı şarkıya atıf aslında. Böyle şeyler de etkiliyor şarkılarımı.

AŞKA DEĞİL SEVGİYE İNANIYORUM 

Tuna Kiremitçi, şarkılarının hissettirdiği gibi “aşk aşımı”ndan ölmek mi ister, yoksa hep aklı başında olmak mı?
- Sevdanın ve sevginin her halini kabul ediyorum şarkılarıma. İnsanın sevgilisine, çocuğuna ya da Yaradan’a duyduğu sevda... Sevgi bence insanın bir başkasının mutluluğuyla mutlu olabilmesi. Bencillikten vazgeçebilmek... Dünya hâlâ bunu yapabilen insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor.

Aşkın pek çok hali var! Söz ve müzik hali... Yaşantı hali ve kırgın bir yürekteki depresif hali. Siz en çok hangi halini yaşadınız?
- Aşka değil sevgiye inanıyorum. Aşk bence bir depresyon hareketi. Yıkıcı ve bencilce de olabiliyor. Sevgiyse yapıcı ve aydınlık bir duygu. Onda bencillik değil, insanın bir başkası için egosundan vazgeçebilmesi var.

 Aşk söze indirgenen bir şey midir? Örneğin şiir, aşkın taç giymiş hali mi?
- Şiir, edebiyatın üstünde ve ötesinde bir şey. Ruhla madde arasında göze görünmeyen bağlantıları keşfetmek. Bunları özgün bir şekilde ifade etmek... Şahsen ozan geleneğine bağlıyım. Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Bob Dylan, Jacques Brel dinleyerek büyüdüm. Müzikle şiirin buluşması bana büyüleyici geliyor.

Mezar taşıma ozan yazsınlar

SOFYA’DA İNZİVAYA ÇEKİLDİM, HAYATIMI SIFIRLADIM

 “İstanbul bana yabancı / İstanbul koca yalancı / İstanbul bana tabanca, şakağıma dayalı” demektesiniz. Eskişehir’de doğan, Ankara’da büyüyen bir sanatçı olarak nedir İstanbul ile zorunuz?
- Bugünün İstanbul’u, uğruna Yahya Kemal’in şiirler, Münir Nurettin’in şarkılar yazdığı şehir değil. Haliyle, içinde insan kendini üvey hissediyor. Ama şarkılarımı besleyen bir enerjisi olduğunu da inkâr edemem. Sonuçta İstiklâl Caddesi mezunuyum. Ankara’nın ise 90’lardaki halini severim. Tunalı Pasajı’ndaki plakçıda tezgâhtarlık yaptığım yılları. Balkanlar da kendimi gerçek anlamda ait hissettiğim yer. Ne zaman Sofya’ya ya da Filibe’ye gitsem kendimi öze dönmüş hissediyorum.

 Mekanlar, şiiri kucaklar ve doğurur. Siz bu bağlamda kendinizi bir İstanbul şairi olarak nitelendirir misiniz?
- İstemesem de öyleyim galiba. Sonuçta İstanbul, Balkanlarla Anadolu’nun buluştuğu, bazen sevişip bazen de dövüştüğü yer. Şarkılarım da ilhamını onun bu çelişkilerinden alıyor.

 Mekan demişken, size özellikle ilham veren mekanlar var mı?
- 2009-2012 yılları arasında genellikle Sofya’da yaşadım. Benim için bir kendini unutturma, inzivaya çekilme ve hayatı sıfırlama dönemiydi. O yıllarda tek yaptığım, şehrin sokaklarında dolaşmak ve şarkılar yazmaktı. Şimdi de her fırsatta eş-dost görmeye ve nefes almaya gidiyorum.

HİÇ SEZEN AKSU HAYRANI OLMADIM, HÜMEYRA DİNLEMEYİ TERCİH EDERİM

 Müzik sound’unuz için Bülent Ortaçgil’den Yeni Türkü, MFÖ ve Teoman’a kadar bir orta şerit çizgisi çizsek yanlış olur mu?

- Saydıklarınızın hepsinden bir şeyler kapmışımdır. Öte yandan bugünün genç şarkı yazarlarını da hayranlıkla izliyorum. Jehan Barbur, Mabel Matiz, Kalben ya da Sena Şener gibi. Onların müziğe ve hayata bakışı da beni etkiliyor. Piyasanın istediğinin değil ruhunun peşinden giden tüm bestecilere antenlerim açık. Hiçbir zaman Sezen Aksu hayranı olmadım mesela. Hümeyra dinlemeyi tercih ederim.

Şaire yalnızlık pek yakışır. Şair Tuna Kiremitçi’nin yalnızlığı ne durumda?
- Şairliğin yalnızlığını her zaman müzikle dengeledim. Bir müzik grubunda çalarak. Yoksa çok fazla yalnızlık depresif bir ruh hali de yaratabiliyor. Ama arkadaşlarınızla beraber bir şey üretmeye çalışırken öyle melankoliye girmeye falan fırsatınız olmuyor. Bunu çok seviyorum. Yaşama sevincini korumaktan yanayım. Hele şu günlerde!

 Romanı bıraktınız, lakin bir sabah uyanıyorsunuz, karşınızda enfes bir roman kahramanı. “Yaz beni, yarat beni” diye tutturuyor.
- Herhalde onu yine de bir şiire ya da şarkıya dönüştürmek isterim. Artık başka bir şey yapmak istemiyorum çünkü. İkisini de ihmal etmiş olduğum yılları böylece telafi etmek derdindeyim.

Mezar taşıma ozan yazsınlar

BABAMDAN KALAN MİRAS ŞİİR VE MÜZİK SEVGİSİ

Her erkek biraz babasıdır. Siz babanızdan neler taşıyorsunuz?
- Rahmetli babam 68 kuşağından, romantik bir edebiyatseverdi. Bana hanlar hamamlar değil ama şiir ve müzik sevgisi miras bıraktı. Onun sayesinde Ataol Behramoğlu, Fikret Kızılok ve John Lennon ile tanıştım. Bir de en sağlam direnişin kalbi temiz tutmak olduğunu ondan öğrendim.

Çok yönlü bir sanatçısınız. Günü geldiğinde mezar taşınızda sizin için ne yazsınlar istersiniz?
- Ne yalan söyleyeyim, “Ozan” yazılırsa gam yemem. Bir de Hayyam’ın dizeleri tabii: “Sevdin, sevildin. Daha ne isteyesin?”

Gerçek hayatta hangi uğraşınız öncelikli? Son dönemde daha çok müzik var sanırım.
- Haklısınız, müzik benim için nefes almak gibi. Son 3-4 yıldır böyle. Şu anda da bir taraftan düetler albümünün ikincisini planlıyoruz, bir taraftan da üyesi olduğum Atlas grubu yeni albüm kayıtlarını sürdürüyor. Her fırsatta konser veriyoruz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle