İki kadının bir erkek için atışması...

Güncelleme Tarihi:

İki kadının bir erkek için atışması...
Oluşturulma Tarihi: Nisan 17, 2017 10:08

Hakan Sabancı’nın eski sevgilisi Aslışah Alkoçlar, “Türk şarkıcıların tarzlarını beğenmiyorum” dedi. Adı Sabancı’yla anılan Hadise “Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım var. Lakin lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye” sözünü sosyal medyada paylaşarak sert bir karşılık verdi. Bu kavga nereye gider?

Haberin Devamı

Cengiz Semercioğlu:
Aslışah Alkoçlar’ın açıklaması o kadar doğru ki... Hangi şarkıcı sahnede, normal hayatta “Vay be!” dedirtecek şekilde giyiniyor? 50 yıldır hâlâ Ajda Pekkan diyoruz. İşin iyi tarafı, Aslışah’ın Demet Akalın’ın dolabına el atacak olması. Polemiklerde görmediğimiz Aslışah durup dururken neden bu lafı etti peki? Elbette Hadise için...

İki kadının bir erkek için atışması...

Melike Karakartal:
Konu Hakan Sabancı’yla ilgili değil gibi görünüyor. Devreye o meşhur “ünlü egosu” girmiş. Biraz da olayda “magazin konusu çıkarmacılık” kokusu var. Aslışah Alkoçlar magazin konusunda deneyimli değil, ağzından cevap olarak ne çıkarsa çıksın Hadise’yle ilişkilendirileceğini ve haber olarak yazılacağını düşünmeliydi. Hadise kendi de, tarzı da güzel bir kadın.
Böyle bir magazin haberi egosunu niye zedeliyor ki? Cevap vermesine bile gerek yok. Bir kişinin onun tarzıyla ilgili yorumu, onun toplumun gözündeki yerini değiştirmeyeceğine göre her iki taraf için de boşuna zaman, enerji kaybı...
Ömür Gedik:
Hadise ve Aslışah normalde atışacak ya da magazincilerin birini diğerine soracağı isimler değil. Ortak payda Hakan Sabancı olmasa adları yan yana gelmeyecek iki kadının düştükleri durum uzaktan bakınca hiç de hoş değil.
Daha “cool” olup, böyle malzemeler vermemelerini tavsiye ediyorum.
Onur Baştürk: Dün (pazar) yazdım. İki kadının bir erkek için dolaylı da olsa atışmaları dışarıdan çok ama çok ucuz ve fena duruyor. Bence bunu acilen bırakmalılar. Bir de kimse anlamıyor sanıyorlar ama her tavırları buna yorumlanıyor. 

Haberin Devamı

Ajda asla bırakmaz

İki kadının bir erkek için atışması...

Ajda Pekkan, sahneyi bırakacağı dedikodularını yalanladı. Sezen Aksu da “Allah başımızdan eksik etmesin, onsuz olmaz” dedi. Konsey bu dedikodular ve Aksu’nun yorumunu nasıl değerlendiriyor? Ajda Pekkan bir gün sahneyi bırakır mı?

Haberin Devamı

Ömür Gedik: Sezen Aksu o kadar haklı ki... Tabii ki Ajda’sız olmaz. Zaten onu tanıyan herkes de bilir Ajda’nın müziği, sahneleri asla bırakmayacağını. Haberi okur okumaz “Ajda acaba ne zaman yalanlayacak bu uydurma haberi?” demiştim. Tahmin ettiğim gibi çok gecikmedi zaten.
Onur Baştürk: Ajda’nın sahneyi bırakacağına hiçbir zaman inanmadım. Çünkü o sahneyle enerji bulan bir star, neden bıraksın? Sezen de güzel söylemiş, gerçekten Ajda’sız olmaz. Ama Sezen’siz de olmaz. Keşke Sezen bu yaz sürpriz yapıp bir konser verse... 
Cengiz Semercioğlu: Bırakamaz... Sezen mi bıraktı, Teoman mı bıraktı? Ajda’yla da konuştum, o da aynı şeyi söylüyor. “Sahneyi bırakıyorsam, haziranda çıkacak albümüm, dünyada kendi kendine çıkan ilk albüm olacak o zaman” dedi. Önce bir single çıkaracak, sonra albüm gelecek. Nasıl oluyor da müziği bırakıyor haberleri çıkıyor, anlamıyorum. Bu haberleri yapanlara “dünyadan bihaber” denir.
Melike Karakartal: Bu dedikodular ilk çıktığı gün de inanılacak tarafı yoktu. İşini aşkla yapan, mesleğiyle bütünleşmiş ve sesini, müziğini, yaratıcılığını kimliğinin büyük bir parçası haline getirmiş insanlar hayat enerjilerini kendilerini tanımladıkları işlerden alırlar. Ajda Pekkan da bu isimlerden biri. Sezen Aksu da öyle. Asla bırakmazlar müziği.

Haberin Devamı

Onlar da bir gün
tatile çıkar mı

İki kadının bir erkek için atışması...

Ebru Şallı ve Harun Tan, çocuklarını da alıp yurtdışına tatile çıktı. Diğer yanda Demet Şener, boşanma aşamasında olduğu eşi İbrahim Kutluay için “Bu insanı sadece Bebek Parkı’nda değil, evimin kapısında da görüyorum. Çocuklarımı alıp eve bırakıyor” dedi. Yıllar sonra Demet Şener-İbrahim Kutluay çifti de çocukları için daha sık görüşüp, tatile çıkar hale gelir mi? Yoksa sadece çocukları alıp bırakırken mi görüşürler? Konsey hangisini doğru buluyor?

Onur Baştürk: İki çiftin durumu çok farklı. Birinde normal bir ayrılık söz konusu. Diğerinde ise ihanetin başrolde olduğu bir ayrılık var. 
Yani Demet ve İbrahim asla Ebru ve Harun gibi bir seviyeye gelemezler, çok zor. En başta Demet’in affedeceğini sanmıyorum. Çünkü yaşadıklarını unutacak ya da alışacakmış gibi görünmüyor. 
Cengiz Semercioğlu: Demet Şener-İbrahim Kutluay ayrılığında ihanet var, o yüzden bu boşanmanın normal seyrinde gitmesi beklenemez. Demet de, “Çok zevkli bir boşanma yaşıyoruz!” diyor zaten. İbrahim Kutluay’ı yıllardır tanırım, çocuklarına arkasını dönecek bir adam değildir.
Şu an boşanmanın gerilimiyle tatsızlıklar yaşanıyor olabilir ama çocuklarına her zaman babalık yapacaktır. Ebru-Harun, Çağla-Emre, Gülben-Mustafa bu konuda en örnek çiftler...
Melike Karakartal: Kullanılan tanımlar pek çok hissi açık ediyor aslında.
Çocuklarının babası için “bu insan” diyor Şener, ortada böylesine büyük bir kırgınlık ve kızgınlık varken tatile çıkacak hale gelirler mi, gelirlerse bu ne kadar zaman alır bilinmez. 
Çocukları için bir noktada kırgınlık ve kızgınlıkları bir kenara koyup en doğru davranış modelini benimseyeceklerdir.
Ömür Gedik: Ortada öfkeyle biten bir ilişki ve böylesi bir ayrılık varken Demet’in İbrahim’le tatile çıkacak hale gelebileceğini hiç sanmıyorum.
İbrahim, Demet’i en fazla işte böyle çocukları alıp verirken görebilir, o kadar.

Haberin Devamı

Dekolte selfIe modası

İki kadının bir erkek için atışması...

Dünyada ünlüler arasında başlayan bikini üstü ya da iç çamaşırıyla selfie çekme akımına bizden ilk katılan, Bodrum’dan paylaştığı fotoğrafla Sertab Erener oldu. Bu modayı değerlendirelim. Bizde yayılır mı? Devamı kimden gelir?

Melike Karakartal: Bikini veya iç çamaşırıyla selfie çekip paylaşmak, şöhretli isimlerin “Bakın, ne kadar iyi görünüyorum” deme şekli. Bizde de durum çok farklı değil. Sertab, hem kendine çok iyi bakarak hem de yaşam tarzı açısından tüm kadınlara çok iyi örnek olan bir isim, bu fotoğrafta kendini seven bir kadın görüyorum.
Onur Baştürk: Sertab kadar cesur olanlar çıkar mı göreceğiz. Herkesin üzerinde gizli bir muhafazakarlık örtüsü var ya, kimse durup dururken öyle bir selfie çekip koymaz gibi geliyor bana. Bin kez düşünürler, sonra da vazgeçerler...
Ömür Gedik: Ben Onur’a katılmıyorum. Yaz, deniz, güneş üçlüsüyle birlikte bikinili selfie’ler gelecektir. Ayrıca bikini üstüyle fotoğraf koymakta ne sakınca var ki! Sertab’ın pozuna da bayıldım bu arada. Ben de benzer bir poz çekip koyacağım ilk fırsatta.
Cengiz Semercioğlu: Dekolte selfie’si her yaz başı gelenek haline geldi neredeyse sosyal medyada. Bu yıl da sezonu Sertab açtı. Bizde çok yaygınlaşacağını sanmam. Ünlülerin dekolte selfie’si vermesi bir yana zaten paparazzi mevsimi açılmak üzere. Mayıs ayıyla birlikte bikinili ünlüleri görmeye başlayacağız fazlasıyla...

Haberin Devamı

 Bu takıntı çok manasız

İki kadının bir erkek için atışması...

Ali Eyüboğlu, Almanya dönüşü uçakta Sıla’yla karşılaştığını ve şarkıcının ekonomi bölümünde en arkada oturduğunu yazdı. Birçok ünlü business bölümünde uçma konusunu anlaşmalarına yazdırırken, Sıla’nın ekonomide uçmasına yorumları alalım...

Cengiz Semercioğlu: Business’ta uçma takıntısı ne yazık ki bizim toplumsal kompleksimiz. İşadamı, gazeteci, şarkıcı, oyuncu... Biraz kariyerli herkes business delisi oluyor hemen. “Business olmazsa uçmam.” İncileri dökülecek! Hele Bodrum, Antalya, Ankara gibi kısa uçuşlara business giden ünlüler yok mu egolarının kurbanları onlar. Bunun tersini gösterdiği için Sıla’ya bravo.
Onur Baştürk: Ünlülerin business uçma takıntısı çok manasız. Sıla da bu takıntıya anlam verememiş olacak ki, ekip arkadaşlarıyla yan yana uçmayı ve sohbet etmeyi tercih etmiş. Yani normal olanı yapmış.
Melike Karakartal: Sıla çok başarılı olduğu kadar alçakgönüllülüğü, mütevazılığı ile bilinen bir müzisyen, şaşırmadım bu duruma. Şöhretli isimler, uçakta business uçmak, aşırı pahalı otomobil kullanmak, aşırı lüks yaşamak gibi konularla toplumdaki sosyal statüleri arasında bağ kurarlar, öyle bir bağ yok aslında. Bunlar insan egosunun tatlı kandırmacaları. Sıla da bunu biliyor.
Ömür Gedik: Ben Sıla’yla Kıbrıs dönüşlerinde business’ta çok karşılaştım. Yani “Business uçmam” gibi bir duruşu yok. Business uçmak; uçaktan erken çıkıp sıra beklememekten tutun da uçuş süresince daha rahat etmeye kadar pek çok açıdan konforlu. Aşırı lüks olduğunu da düşünmüyorum. Özel uçaktan bahsetmiyoruz sonuçta.

Güzel ağlayan erkekler

İki kadının bir erkek için atışması...

Halit Ergenç’in “Vatanım Sensin” dizisindeki ağlama sahnesi çok konuşuldu. Konsey bu sahneyi nasıl buldu? Size en dokunan “erkekler de ağlar” sahnelerini alalım...

Cengiz Semercioğlu: Yıllar önce “Aliye” dizisinde Sinan rolünde sürekli ağlayan bir adamdı Halit Ergenç. O zaman bu karizmaya sahip değildi ama yıllar sonra “Vatanım Sensin”de ağlama sahnelerinde de çok iyi olduğunu gösterdi. En iyi ağlayan diğer oyunculara gelince... Kenan İmirzalıoğlu’nun “Karadayı”daki ağlama sahneleri unutulmazdı. Kıvanç Tatlıtuğ “Aşk-ı Memnu”da ne kadar kötü ağladıysa, “Kurt Seyit”te de bir o kadar iyiydi...
Melike Karakartal: Ben nostalji yapacağım. “Ağlayan erkek oyuncu” deyince aklımda oluşan görüntü hâlâ Emrah! “Küçük” zamanları tabii. Eski filmlerindeki o parantez kaşlar, o feryat eden yüz ifadesini kim unutabilir! Güncel oyuncular arasında Kerem Bürsin, Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu ilk üç sırada...
Ömür Gedik: Halit Ergenç’in “Vatanım Sensin”deki ağlama sahnesi tüylerimi diken diken etti. Çok başarılıydı. Benim diğer favorilerim; “Karadayı”da Kenan İmirzalıoğlu, “Kuzey Güney”de Kıvanç Tatlıtuğ, “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisinde Engin Akyürek, “Çalıkuşu”nda Burak Özçivit...
Onur Baştürk: 
1. Kenan İmirzalıoğlu: Valla “Ezel” ve “Karadayı”da her ağladığında ağlayasım geliyordu.
2. Halit Ergenç: İfadeli ağlıyor, gözleriyle, dolu dolu. 
3. Çağatay Ulusoy: Samimi ağlıyor. 
4. Kıvanç Tatlıtuğ: Artistik ağlıyor. 
5. Kerem Bürsin: “Güneşi Beklerken”de güzel ağlıyordu... 

Her yeni haberle çıta
biraz daha düşüyor

İki kadının bir erkek için atışması...

Asena Atalay, Caner Erkin’in biseksüel olduğunu söyleyince kavga yeniden alevlendi. Yine, yeniden Asena-Caner muhabbeti... Konsey ne diyor?

Onur Baştürk: Eğer sen eski eşin için “Partilerde direk dansı yapıyor” der ve güya toplum nezdinde onu küçük düşürmeye çalışırsan, o da seni böyle yaralamaya çalışır işte: “Biseksüel arkadaşlarıyla takılıyordu” diyerek... Oysa ne direk dansı kötü bir şey ne de biseksüellik. İki tarafın da aslında bunları kötü bir şey gibi algılamadığına eminim; ama işte birbirlerini üzmek adına bunları kullanıyorlar. Çok yazık çok. Caner şimdi bir de “biseksüel değilim” açıklaması yapar, polemik amacına ulaşmış olur... 
Ömür Gedik: Konsey yazıları yazarken en sıkıldığım ikili Asena ve Caner oldu, olmaya da devam ediyor. “Çocuklarını düşünsünler” dedikçe, seviyesizce atışmaya devam ediyorlar. O kadar saçmalamaya başladılar ki, gündem olmak adına bilerek yaptıklarını düşünmeye başladım. Bizde de hata, ciddiye alıp, nefes tüketiyoruz hâlâ.
Melike Karakartal: Her yeni haberle çıta biraz daha düşüyor. Birbirlerini yıpratmak için harcadıkları zaman ve enerjiyi oğullarının ilerideki ruh sağlığını korumak için harcasalar keşke. Hep diyoruz, Çınar internet kullanacak yaşa eriştiğinde bu haberlerin hepsini okuyacak. Yazık oluyor, çok üzücü.
Cengiz Semercioğlu: Bu iş daha ne kadar yerlere düşecek merak ediyorum. Caner, Asena’nın striptiz kulüplerde boru dansını yaptığından, erkeklerle tatillere gittiğinden bahseder. Asena, Caner’in biseksüel olduğunu ima eder... Vallahi yeter artık. Ayıp, yakışıksız. Ne yaşadıysanız yaşadınız, bu kadar bel altına inmeyin artık.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!