GeriMagazin 'Limitlerimi zorladım bedelini odedim'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Limitlerimi zorladım bedelini odedim'

'Limitlerimi zorladım bedelini odedim'

USA Network kanalının sevilen dizisi “Shooter”ın ikinci sezonu geçen ay başladı. Dizide keskin nişancı Bob Lee Swagger karakterini canlandıran başarılı oyuncu Ryan Phillippe, Los Angeles’ta Barbaros Tapan’ın yeni sezona ilişkin sorularını yanıtladı.

◊ “Shooter”ın ikinci sezonu başladı. Dizinin birçok ülkede izleyicisi var, sizce Amerikan kahramanının hikayesi neden bu kadar sevildi?
- Sosyal medyada izleyicilerin tepkilerini takip ediyorum, bir ya da birkaç bölüm izlemek için açıp 10 bölümü birden izlediklerini söylüyorlar. Hikayenin bağımlılık yapan bir yapısı var, izlerken içinizden daha fazla seyretmek geliyor. Her bölüm en heyecanlı yerinde bitiyor. İnsan ister istemez sonraki bölümde ne olacağını merak ediyor.

◊ Denizcilerden nasıl tepkiler geliyor?
- En ufak hatada tepki gösteriyorlar. Biz de yaptıkları işe hürmetten çok dikkat ediyoruz. Taktiksel davranışlardan silah tutuşlarına her şeyi birebir çalışıyoruz.

SADECE BİR KERE DUBLÖR KULLANDIM

◊ Geçirdiğiniz sakatlık nedeniyle ikinci sezon 10 bölüm yerine 8 bölüm oldu. Tüm tehlikeli hareketleri kendiniz yapıyorsunuz değil mi?
- Evet. Sadece ilk sezonda bir kere dublör kullandım. Bu, aşırı fiziksel performans gerektiren bir dizi. Ben de limitlerimi fazla zorladım, bedelini de ödedim. Ağrısız günüm yoktu! (Gülüyor) Çekim süresince tüm vücudum kesiklerle, morluklarla doluydu. Bu dizinin beni en çok heyecanlandıran kısmı fiziksel olarak meydan okumak zaten. Daha fazla yaşlanmadan vücudumu mümkün olduğu kadar kullanmak istiyordum, bu proje de benim için biçilmiş kaftandı açıkçası.

◊ Fiziksel zorluğunun yanı sıra mental olarak da zor bir rol değil mi sizinki?
- Kesinlikle... Ama diziye başlarken bu rol için her türlü taahhüdü verdim. Rolü yüzde 100 üstleneceğimi söyledim. Geçirdiğim kazadan birkaç hafta önce çekimler çöldeydi. O sıcaklıkta sabah 8’den akşam 8’e kadar çekim yapıyorduk. Bunun üstüne fiziksel aktiviteleri, bir de diyalogları ekle... Hem set ekibi hem de oyuncular için kolay değil. O yüzden hazırlık yapmak önemli. Benim stresten kurtulmak ve zorluklara karşı hazırlanmak için kullandığım yöntem ise meditasyon...

Limitlerimi zorladım bedelini odedim


DİZİLER FİLMLERDEN DAHA  HIZLI TEMPODA ÇEKİLİYOR

◊ Kariyerinizde ilk defa bir dizide ikinci sezona devam ediyorsunuz. Nasıl hissettirdi ikinci sezon için sete geri dönmek?
- Dizide birlikte çalıştığım birçok kişi zaten arkadaşım. O yüzden sete ikinci sezon için dönerken rahattım. Beni tek endişelendiren, ikinci sezonda tekrara düşmekti ama tam tersi oldu. İkinci sezon daha da ilginç bir hâl aldı. Bu piyasada yeni bir işe başlarken setteki ilk gün genelde stresli olur. Ben de bir gece önceden uyuyamam, korkarım, “Ya karakteri yaratamazsam” diye düşünürüm. “Ya birlikte çalışacağım insanları sevmezsem, ya onlar benden hoşlanmazsa” diye bir sürü şey geçer kafamdan. Bu dizide sevdiğim ekiple, sevdiğim hikaye ve rolle ikinci sezonu çekmek rahattı.

◊ Sinemadan televizyona geçen oyunculardansınız. Sizce iki sektör arasındaki fark ya da benzerlikler neler?
- Ben hâlâ film yapıyorum. Hatta yeni filmim “Wish Upon” yakında vizyona girecek. Son birkaç yıldır televizyona daha uygun durumdayım. Bence ikisi arasındaki en büyük fark; dizi yaparken çekimlerin çok hızlı tempoda yapılması. Saatlerce karavanda oturup beklemek yok. Son filmimden örnek vereyim; Toronto’da çektik, saatlerce karavanda bekledim. Çekimler daha yavaş ilerliyordu, sahne araları uzundu. Televizyonun sinemadan diğer bir farkı da seyirciyle olan etkileşimi. İzleyicilerin her hafta yeni bölümü beklemeleri, kendi aralarında sosyal medyada tartışmaları, tahminlerde bulunmaları, her sahne sonrası tweet atmaları gerçekten çok hoşuma gidiyor. Filmlerde bu etkileşimi yaşamıyoruz. Hatta dijital platformda tüm sezonu bir kerede yayınlanan dizilerde de yok bu. Televizyonda haftada bir yayınlanan dizide yaşanan o canlı etkileşimi çok seviyorum...

MEŞGUL OLMAYI  SEVİYORUM, O YÜZDEN SORUN YAŞAMIYORUM

◊ Oyunculuğun dışında ticari yatırımlarınız da var. Los Angeles’ın en gözde, en pahalı restoranlarından birinin sahibisiniz. Merak ediyorum, oyunculuğu ve iş dünyasını nasıl bir arada idare ediyorsunuz?
- Restoranım Craig’s inanılmaz sevildi. Çok iyi gidiyor. Şimdi Beverly Hills’te de bir şube açacağız. Miami’de de lounge tarzı bir yer açmayı düşünüyoruz. Farklı birçok konu üzerinde çalışıyorum, bunlardan biri de Become isimli bir sağlık ve fitness aplikasyonu. Sanırım meşgul olmayı seviyorum, o yüzden hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. Kolaylıkla iki tarafı da idare edebiliyorum.

◊ Çok fazla fitness aplikasyonu var, sizinkinin onlardan farkı nedir?
- Become, piyasada olan birçok  bilgiyi basite indirmek için yarattığımız bir aplikasyon. Biz oyuncular ve atletler, dünyanın en iyi eğitmenleri, diyetisyenleri ve doktorlarıyla çalışıyoruz. Birçok insanın onların fiyatını karşılamaya gücü yetmiyor. Become ile hepsine erişimleri olacak. Kişiye uygun günlük yemek listelerinden haftalık market listesine, vitaminlerden protein haplarına, cilt bakım ürünlerine kadar her şeyi sipariş verebilecekler. Yiyecekleri bile evlerine
gönderilecek.

Limitlerimi zorladım bedelini odedim

ÇOCUKLARIMLA GEÇİRDİĞİM ZAMANI KİMSENİN GÖRMESİNİ İSTEMİYORUM

◊ Çocuklarınızla aranız nasıl? Bu kadar yoğunluk içinde onlara vakit ayırabiliyor musunuz?
- Tabii ki ayırıyorum, hem de fazlasıyla. Ama onlar hakkında basına konuşmayı ya da fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmayı sevmiyorum.

◊ Neden?
- Ünlü olmak, aktörlük yapmak benim seçtiğim bir yol. Onlar seçmedi bu hayatı.
O yüzden mümkün olduğu kadar profesyonel hayatımla özel hayatımı ayrı tutuyorum. Sosyal medyada çok fazla yorum alıyorum, çocuklarla fotoğrafımı koymamı istiyorlar
ama Instagram ya da diğer sosyal platformlar çocuklarımın reklamını yapacağım yerler değil. Kimsenin çocuklarımla geçirdiğim kaliteli zamanı görmesini istemiyorum. Birlikte çok vakit geçiriyoruz ama hepsi bizim özel hayatımız. Sadece bize ait. Sosyal medyada paylaşmak için aktivite yapmıyoruz. Sahip oldukları imkanları ya da babalık yeteneklerimi insanların beğenisine sunmayı sevmiyorum.

FiLMiN YENiDEN ÇEKiLiYORSA ANLA Ki YAŞLANDIN

◊ “I Know What You Did Last Summer” (Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum) filminin üzerinden 20 yıl geçmiş. Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi?
- Evet, şimdi yeniden yapıyorlar o filmi. Oynadığın film yeniden yapılıyorsa, anla ki yaşlandın! (Gülüyor) Çok güzel zamanlardı gerçekten. Benim iki ya da üçüncü filmimdi. Reese (Witherspoon) ile o dönem tanışmıştık. Bir sürü güzel şey oluyordu hayatımda...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle