GeriMagazin Kendine yazık etmiş!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendine yazık etmiş!

Kendine yazık etmiş!

Nurgül Yeşilçay’ın botokslu görüntüsü bu haftanın en çok konuşulan fotoğrafıydı. Durumu abartmış mı, bir oyuncunun yüzüyle bu kadar oynaması doğru mu? Magazin Konseyi haftanın en çok konuşulan olaylarını yorumladı.

Ömür Gedik: Nurgül, gerçekte de fotoğrafta göründüğü gibiyse durum fena. Demek ki yüzüne pek de doğru olmayan bir müdahale yaptırmış.
Keşke fotoğraf çekmek için botoksun ya da her ne müdahale yapıldıysa onun o ilk abartılı etkisi geçene kadar bekleseydi. Bu fotoğrafı paylaşması bence yanlış olmuş.
Onur Baştürk: Evet bayağı şişmiş görünüyordu yüzü. Eğer fazla botoks yaptıysa yazık etmiş yüzüne.
Oysa daha çok genç. Bir de bu şişmiş halinin fotoğrafını paylaşması garip doğrusu. 


Cengiz Semercioğlu: Güzel görünme çabası anlaşılabilir, günümüzde bu sadece kadında değil, erkekte de var. Ama o daha güzel, daha da güzel olmalı çabası yok mu, işte her şeyi mahveden o...
Ne yaparsan yap yıllara meydan okuyamıyorsan, o zaman estetik dokunuşları yıllarla uyumlu şekilde yürüt. 50 yaşındaki kadın 20 yaşında gibi gözükmeye çalışırsa ortaya komik görüntüler çıkar. Son cümleyi Nurgül için söylemiyorum.

Kendine yazık etmiş


Zamanında alınmış bir karar

Emina ve Mustafa Sandal ayrılık dedikodularını doğrulayıp iki hafta içinde boşanacaklarını açıkladılar. Mustafa Sandal’ın Seren Serengil’e yaptığı “14 yıllık evlilikte aşk bitti, kuzen gibi olduk. Evliliği sürdürsek, birbirimizin arkasından iş çevirmeye başlardık, hata yapardık” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İhanet yerine boşanmayı tercih eden Sandal’ın yaklaşımını nasıl buldunuz?

Kendine yazık etmiş

Cengiz Semercioğlu: Ekim ayında bu evliliğin çatırdamaya başladığını ilk olarak Kelebek duyurmuştu. İlişkileri, evlilikleri iki çocuktan sonra rutine binmiş olabilir. Peki rutin evliliğin karşılığı ihanet olmak zorunda mı? O zaman iki çocuklu bütün 14 yıllık çiftler boşansın. Ama ben yine de Sandal çiftinin bu süreci kırmadan, dökmeden karşılıklı saygı çerçevesi içinde çözüyor olmalarını alkışlıyorum. En azından bu evlilik ihanet olmadan bitiyor.
Ömür Gedik: “Sürdürürsek arkadan iş çevirmeye başlardık” cümlesi çok manidar. Demek ki gerçekten ya bir tarafta ya da her ikisinde de aşk bitmiş, antenler açılmış, gözler, enerjiler başka yerlere yönelmekte. Bu durumda boşanma kararı alarak en iyisini yapmışlar. Aldatmalar başlasa, arkadaş kalma konusunda da sıkıntı yaşayabilirlerdi. Çocukları var, ikisi de medeni ve kültürlü insanlar, ben bu zamanında alınmış kararla boşanma sonrasındaki ilişkilerini daha iyi dengeleyeceklerini düşünüyorum.
Onur Baştürk: Gördüğüm en dürüst açıklamaydı. Kolay değil “aşk bitti, ilişkimizi bitiriyoruz” demek, diyebilmek. O yüzden her ikisini de tebrik etmek lazım. Demek ki aşk bitince bırakmak gerekiyor evliliği. Uzatınca sonu ya ihanete varıyor ya da gereksiz bir rutinde sıkışıp kalıyor.
Günümüzde evliliklerin artık bir ömür sürmeyeceği, en fazla 10 ya da 15 yıl süreceği tescillendi gibi bir şey.

Kenan rolüne çok yakışmış

 “Mehmed Bir Cihan Fatihi” dizisinin ilk fragmanı yayınlandı. Kenan İmirzalıoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet rolünde nasıl buldunuz? Diziyle ilgili ilk izlenimleriniz neler?

Kendine yazık etmiş

Onur Baştürk: Çok etkileyici bir jenerikti. Kenan rolüne çok yakışmış. İnanılmaz zayıflamış bu arada. Bence her bölümü çok tempolu bir dizi bizi bekliyor. 
Cengiz Semercioğlu: Bu dizi için başından beri Kenan’ın, kanalın ve yapım şirketinin kılı kırk yardığını hepimiz biliyoruz. İlk tanıtımdaki dövüş sahnelerini çok beğendim, Hollywood filmlerini aratmayan bir kalite vardı. Kenan her rolün altından kalkacak bir oyuncu. Bu arada ilk tanıtımı izlerken fark ettim, Fatih Sultan Mehmet’in burnuyla Kenan’ın burnu ne kadar birbirine benziyormuş...
Ömür Gedik: Kenan İmirzalıoğlu Türkiye’nin en karizmatik erkeklerinden. Bu rolde de karizmasını ve oyunculuğunu konuşturacağı fragmandan belli.
Dönem dizilerinde endişem, atlı sahnelerde hayvanların sakatlanmamasına ne kadar dikkat edildiği oluyor.
Atlı sahneleri izlerken hissettiğim endişeler bir yana, fragmanda her şey çok güzel.

Şahan’ın Kayhan'la imtihanı

Şahan Gökbakar, “Kayhan” filmiyle hayal kırıklığı mı yaşadı, yoksa gişede sonucun böyle olacağını tahmin ediyor muydu? Gökbakar, eski karakterlerini sinemaya aktarmayı dener mi bundan sonra?

Kendine yazık etmiş

Cengiz Semercioğlu: Film ilk haftada sadece 361 bin kişi tarafından izlendi, nasıl hayal kırıklığı olmasın? Sonucun böyle olacağını gördüğü için zaten en başta “eğlendiğim filmler çekmek için yapıyorum bu işi” dedi. Bu film tutsaydı eğer, Şahan’ın eski TV karakterlerine de sinema yolu açılacaktı. Ama şimdi o karakterleri beyazperdeye aktarmayı iki kere düşünecek Şahan. Çünkü “sadece kendin eğlenmek için yapıyorsan bizi bu işe alet etme” dedi seyirci.
Ömür Gedik: Ben daha rakamlar açıklanmadan “Kayhan”ın gişesinin iyi olmayacağını yazmıştım. Ama Şahan’ın bunu tahmin ettiğini hiç sanmıyorum. Öyle bir öngörüsü olsa bu filmi vizyona sokmazdı zaten. Şahan eski karakterleri sinemaya aktarmaya devam eder mi etmez mi bilmiyorum ama tahmin ettiğim bir şey var. O da Şahan’ın bundan sonra senaryoya ve prodüksiyona daha fazla önem vereceği. Bunu yapmadığı zaman hayal kırıklığı yaşamanın kaçınılmaz olduğunu tecrübe etti çünkü.
Onur Baştürk: Bence sonucun bu kadar kötü olacağını tahmin etmiyordu. Bir yandan da o kadar peş peşe komedi filmi vizyona girdi ki son iki-üç ayda. Seyirci de bıktı ve ilgilenmedi Şahan’ın filmiyle. Yani yanlış bir vizyon tarihi de seçti Şahan. Bundan sonra bir sanat filmi çekse keşke, çok acayip olmaz mıydı?

Arda’nın yaptığı
saygısızlık

Arda Turan’ın muhabirlere yönelik “Aslıhan artık kız arkadaşım değil, yaptığınız haberlere dikkat edin” sözlerini nasıl buldunuz? Kaş yaparken göz mü çıkardı? Bir erkek için karısı ya da kız arkadaşı arasında fark olur mu?

Kendine yazık etmiş


Ömür Gedik: Demek ki Arda’ya göre bir kadın bir erkekle evlenene, onun soyadını alana kadar değerli ve kıymetli olamıyor.
Siz buna sahiplenmek diyebilirsiniz ama bence bu kadınlara yapılmış bir saygısızlık.
Üstelik maalesef ülkemizde Arda gibi düşünen erkeklerin sayısı hiç de az değil.
Onur Baştürk: Çok manasız, bu çağda hayli maço ve demode bir açıklamaydı. Tabii ki kız arkadaş ve eş arasında bir fark yok, olmamalı. Arda başka bir şey demeye çalışırken acayip bir pot kırdı bence. 
Cengiz Semercioğlu: Tam bir kaş yaparken göz çıkarma hadisesi... “Müstakbel eşime ne kadar sahip çıkıyorum, ona ne kadar saygı duyuyorum”u göstermeye çalışırken fena şekilde çam devirdi Arda.
Bir erkek; yanında sevgilisi de olsa, eşi de olsa, nişanlısı da olsa aynı hürmeti, aynı özeni, aynı nezaketi göstermek zorundadır. “Karım olunca farklı” zihniyeti Arda’ya yakışan bir tavır değildi.

Ödüller doğru isimlere mi verildi?

GQ dergisinin Men of the Year gecesini nasıl buldunuz? Ödüllerin doğru isimlere dağıtıldığını düşünüyor musunuz?

Kendine yazık etmiş

Cengiz Semercioğlu:
Türkiye’de belki de sonuçları en az tartışılan ödül töreni bu. Adaylık olmadığı, kazananlar iki ay önceden açıklandığı, gecenin şıklığı ve magazini kategorilerin çok önüne geçtiği için ödüller hiç tartışılmıyor.
Bence en doğrusunu yapıyorlar. GQ’nun dünyada da böyle olan bu ödül tarzını çok doğru buluyorum.
Emeği geçenleri tebrik ediyorum.
Ömür Gedik:
Zevkler ve renklerde olduğu gibi ödüller de her zaman tartışılır.
GQ ödüllerinde de “tam yerine gitmiş” dediğim ödüller de var, “ne alaka” dediklerim de. Ama şu kadına şiddete karşı kırmızı kart gösterme fikri gayet iyiydi.
Onur Baştürk:
Bütün ödüller doğruydu bence. Burak Özçivit’e verilen ödül hariç. Yılın konuşulan adamı kategorisi ona pek uymadı çünkü.
Öte yandan gecenin gayet profesyonel hazırlandığını ve hiç aksamadan ilerlediğini gördüm.
Altın Kelebek gibi GQ gecesinin de yaşaması, yaşatılması gerekiyor. Eğlence sektörü için önemli geceler bunlar. 

 Kim haklı?

Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in hayatını anlatan “Ömrümce Ağladım” kitabının yazarı Gülşen İşeri’yle davalık oldu. Kitabın haklarını sinema filmi için devreden Muhterem Nur, kendisinden izin alınmadığı için dava açan yazarı “Bu benim ve Müslüm’ün hayatı, ben kitap yazması için izin verdim, hayatımı ona vermedim” diyerek eleştirdi. Bu telif meselesinde kimden yanasınız?

Kendine yazık etmiş

Cengiz Semercioğlu:
Muhterem Nur’un yaptığı ayıp. Ne demek “hayatımı vermedim”? Öyleyse “bu benim hayatım” deyip senaristlere de para ödeme film yapılırken. O hayatı ortaya çıkarmak, o kitabı kurgulamak için 2 yıl çalışmış bir yazar var ortada.
Bu kitaptan hareketle film yapılıyorsa, filmde bu kitaptan faydalanılıyorsa elbette yazarı da telif almalı. Yazara sormadan kitabın film haklarını devretmek nerede görülmüş? Muhterem Hanım anlaşmazsa bu davayı kaybeder.
Onur Baştürk: Filmin çıkış noktası söz konusu kitap ise, tabii ki yazar haklı. Kitaptan tamamen bağımsız şekilde bir film çekilecek olsaydı, o zaman haklı olan taraf Muhterem Nur olurdu. Burada ise Muhterem Nur’un kitabın haklarını film için devrettiği söyleniyor. Bunu yazardan izinsiz yapması doğru değil.
Ömür Gedik: Evet, kitabın film ve dizi hakları yazardaysa ve senaryo kitaptan yola çıkılarak yazılacaksa, Muhterem Nur film ve dizi anlaşması yaparken Gülşen İşeri’ye haber vermeliydi.
Ama film ve dizinin senaryosu kitaptan bağımsızsa ve belgesel tadında değil de farklı bir kurguya sahip olacaksa Muhterem Nur haklı.

Kendine yazık etmiş

 

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle