GeriMagazin Kadınların kavgasından korkulur
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadınların kavgasından korkulur

Kadınların kavgasından korkulur

Seçkin Piriler’le yakın arkadaşı Meral Kaplan’ın saç saça kavgası bu hafta çok konuşuldu. Önce ‘kardeş kavgası’ dediler ama sonra birbirlerine ciddi hasar verdikleri ortaya çıktı. Bu durumu Magazin Konseyi anlamaya çalıştı.

Ömür Gedik:
Kavga sonrası fotoğrafları gördüm, ikisinde de sağlam ve sivri tırnak varmış dedim. Bizim kediler bu kadar tırmalamıyor. İyi birbirlerinin gözünü çıkartmamışlar. Yetişkin iki insana yakışmıyor yaptıkları.
Cengiz Semercioğlu:
Seçkin eşinden boşandı, Meral de boşanma davası açtı. Sıkıntılı dönemlerinde birbirlerini en iyi anlayacak, birbirlerine destek olan kişilerdi.
Ama çok destek oldular demek ki, çok muhabbet tez ayrılık getirdi. Bir de ilk açıklamalarında bizimkisi kardeş kavgası dediler. Kardeş kavgası buysa arkadaş kavgasından Allah korusun onları...
Onur Baştürk: Kadınların kavgasından korkulur! Öyle kardeş kavgası mı olur yahu, bayağı birbirlerini dövmüşler. Oldu olacak “Kill Bill” filmindeki gibi kılıçları çekip olaya tam dalsalardı.

Kadınların kavgasından korkulur

Kıskançlığın harika hatunlukla ilgisi yok

Sıla konserinde Umut Evirgen’in Bade İşçil’le sohbete dalmasını Tuba Büyüküstün’ün kıskandığı haberleri çıkmıştı. Bade İşçil, “Tuba harika bir hatun, beni mi kıskanacak” diye konuyla ilgili açıklama yaptı. Harika kadınlar, bir başka kadını kıskanmaz mı? Bade’nin bu açıklamasını Magazin Konseyi tartıştı...

Kadınların kavgasından korkulur


Cengiz Semercioğlu:
Bade İşçil sadece Tuba’ya jest yapmış, olayın büyümemesi için nezaket göstermiş. Yoksa kendi de bal gibi biliyor ki, ne kadar harika olursan ol kıskanma duygusunun bununla hiçbir ilgisi yok.
Kaldı ki Bade de bir kadının kıskanmayacağı bir kadın değil... Güzelliğiyle, kariyeriyle başka kadınları kıskandıracak kadar iddialı. Dolayısıyla fazla mütevazılık yapmış bu konuda.
Onur Baştürk:
Bade ve Umut tanışıyorlar, arkadaşlar, sohbet etmeleri normal. Tuba Büyüküstün de bunu biliyordur. Bade o açıklamayı da espri olsun diye yapmıştır bence.
Yoksa elbette harika kadınlar başka kadınları da kıskanabilir. Ama burada durumun bununla alakası yok.
Ömür Gedik:
Kıskançlığın harika hatunlukla ilgilisi yok. Dünya güzellerinin bile bir başkasına tercih edilebildiği dünyada ne kadar güzel, alımlı, tatlı olursan ol, gün gelir senin de kıskanacağın biri çıkabilir. Kıskançlık ayrıca biraz da karakter, yaşanmışlık ve alışkanlık meselesi. Kendine ve sevgilisine güveni fazla olan kadınlarda kıskançlık dozu düşer tabii. Ama azıcık da olsa bir yerde durur. Tuba ilişkilerinde kıskanç mıdır değil midir bilmiyorum ama Bade de kendine haksızlık etmesin.
Gayet kıskanılacak bir kadın. Bu cümleyi durumu geçiştirmek için kurduğunu düşünüyorum.

Kadınların kavgasından korkulur


Hakan’ınki
yaz
kaçamağı

İstanbul’dan son uzaklaşan ünlü Hakan Altun oldu. Bodrum’a yerleştiğini söyleyen sanatçı şarkısında olduğu gibi “İstanbul olmaz olsun” diyor. Ne diyorsunuz ünlülerdeki bu şehri terk ediş sendromuna?

Kadınların kavgasından korkulur


Ömür Gedik: Herkes “Bodrum Bodrum” diyor ama özellikle yaz aylarında ben “Canım İstanbul” diyorum. İnsanlar tatile Bodrum’a gidiyor ve ne güzel ki burada biz bize kalıyoruz. Ve aslında trafiği ve kalabalığı ile Bodrum çekilmez bir hal alıyor.
İstanbul 7/24 yaşayan, sanatın, sporun, müziğin, sinemanın kalbinin attığı yer. Bırakılacak gibi değil yani. Bodrum’a kaçanların bir kısmının geri geleceğini düşünüyorum. Hakan’la iki haftada bir Beşiktaş maçlarında görüşeceğiz zaten.
Cengiz Semercioğlu:
Hakan’ınkinin bir ‘yaz kaçamağı’ olduğunu düşünüyorum. Sahnesi ve sosyal çevresi her zaman çok olan bir sanatçıdır. Bunları bırakıp inzivaya çekileceğini sanmam. “İstanbul olmaz olsun” sadece şarkılarda kalacak bir sözdür. Kendi adıma doğduğum büyüdüğüm bu şehri hiçbir zaman bırakıp da başka yere yerleşemem ben.
Onur Baştürk:
Galiba hepimizi bekleyen son bu! İstanbul giderek çekilmez bir çileye dönüşüyor çünkü. Ama Bodrum’a yerleşenleri de anlamıyorum.
Orası da artık büyükşehir gibi. Yerleşeceksen Özgü Namal gibi Köyceğiz’in bilinmedik bir yerine yerleş. Ama o çok daha radikal tabii.

Samimiyse
bile sıkıcı

Bir Alişan-Buse Varol açıklamasıyla daha karşı karşıyayız. Buse Varol, “Kocama terlik getirmekten asla gocunmam” dedi... Tartışılsın diye bilerek mi kuruyorlar bu cümleleri yoksa samimiler mi?

Kadınların kavgasından korkulur

Cengiz Semercioğlu: Alişan da Buse de bu meseleleri bilerek kaşıyor.
Kim sana “vay kocana neden terlik getiriyorsun” dedi ki... Ama her röportajlarında sürekli böyle bir ataerkil vurgu var. Alişan bu tür maçoluk gösterileri yapıyordu, anlaşılan Buse de ona ayak uydurmuş. İster terlik getir kocana, ister şort... Sizin bileceğiniz iş bu ve kimseyi ilgilendirmiyor…
Onur Baştürk: Off çok sıkıcı artık bu terlik polemiği filan. Gerçekten cümlemi yoramayacağım bu terliksi muhabbet için. Samimiyse bile sıkıcı artık. Yeni bir şey bulsunlar.
Ömür Gedik:
Terlik getirmekte bir şey yok. Buse’nin gocunmaması normal. Yeri gelir Alişan da Buse’ye terlik getirir. Ne var ki bunda? Ben daha çok Alişan’ın erkek çocuğu olacağını öğrenince gösterdiği aşırı sevince takıldım. Ülkemizdeki kız erkek ayrımı bu kadar vahim durumdayken, ünlüler tarafından bu kadar öne çıkarılmasını doğru bulmuyorum.

Olaya böyle bakılırsa...

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, Eurovision’a katılmayacağımızı söyledi. Oylama sistemi dışında yeni bir eleştiri daha getirdi yarışmaya; “Ben saat 21.00’de ‘hem erkeğim hem kadınım’ diyen şarkıcıları ekrana getiremem” dedi. Ne diyorsunuz bu Eurovision yaklaşımına?

Kadınların kavgasından korkulur

Onur Baştürk: Müdür bey Eurovision’un bir “şov” yarışması olduğunu unutmuş. Şarkı yarışmasından öte bir şov programı o.
Olaya böyle bakmaz, başka türlü bir pencereden bakarsanız yapacak bir şey yok zaten. Katılmayın tabii. Kimse de sizi zorlamıyor.
Ama artık öyle bir dijital çağda yaşıyoruz ki, bundan etkileneceğini düşündüğü gençler zaten YouTube’da, hem de her saat Conchita’ya erişme şansına sahip. Yani bu sözde korumacılık bir yere kadar. Ayrıca kimden neyi, hangi yetkiyle koruyorsunuz? O da ayrı mevzu.
Ömür Gedik: Keşke katılsak Eurovision’a. Eskiden en heyecanla beklediğim gecelerdi, Eurovision geceleri. Bahane üretmeden içinde olmamız gereken bir organizasyon olduğunu düşünüyorum.
Cengiz Semercioğlu: Böyle bir olasılık var diye katılmamak sağlam bir gerekçe olamaz. Sonuçta orada her sahneye çıkan cinsel kimliğini öne çıkarmıyor. Oylama sistemi ise yeni bir şey değil, biz de dahil olmak üzere herkes politik davranıyor. Sadece bir eğlence olarak bakarsak Eurovision’la belki günün birinde barışabiliriz.

 

Tüm mekanlara
mâl edemeyiz

Alaçatı’da bazı mekanların 50 lira müzik ücreti alması çok tartışıldı. Hesaba müzik ücreti eklemek saçmalık mı? Magazin Konseyi gece hayatında müzik parası tartışmasını masaya yatırdı...

Kadınların kavgasından korkulur

Ömür Gedik:
Söz konusu müzik ücretinin meslek birliklerine yapılan ödemeyle ilgisi yok, bir kere o konuya netlik getirelim.
Hiçbir mekan, eser sahiplerine böyle paralar ödemiyor. Alınan ekstra para, o gece mekanda sahne alan şarkıcı ve orkestra için. Mekanlar canlı müzik için ödedikleri parayı bu yolla topluyorlar.
Cengiz Semercioğlu:
İyi de her müzik çalan mekan, oteller, kulüpler, kafeler, restoranlar MÜYAP’a yıllık bir telif ücreti ödüyor Ömür...
Yapımcılar bu telif ücretlerini mekanlardan alıyor. Yılda üç ay çalışan yazlık mekanlara bu ücretler yüksek gelebilir. Ama ne olursa olsun bunun çözümü hesaba ‘müzik ücreti’ diye bir kalem eklemek değildir.
Zaten giriş ücreti ödeniyor genelde bu tür yerlere, bir de müzik ücreti ne demek?
Onur Baştürk:
Tek bir mekanın saatlerce masada oturup pek az yiyip içen müşterisinden aldığı intikam uygulamasını tüm mekanlara mâl edemeyiz. Böyle bir uygulama yok. Olması da saçma olurdu zaten. Sorun, o ucuz ve kalitesiz mekanlar ve o mekanlara gidenler. Alaçatı bundan dolayı düşüşte.

Sinem haklı

Sinem Kobal’ın bebeğini kaybettiği iddiası ortaya atıldı. Sinem de haberi yalanlayarak, “Böyle hassas konularda masabaşında üretilen bu haberleri duyarsız ve acımasız buluyorum” dedi. Sinem’e haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?

Kadınların kavgasından korkulur

Onur Baştürk:
Evet ya, Sinem Kobal haklı. Bebek kaybetme durumu zaten hassas bir durum. Bir de doğruluğundan tam emin olmadan böyle şeyler dedikodu, iddia olarak yazılmaz. Zalimce buluyorum.
Ömür Gedik:
Bir kadına yapılmayacak yalan haberlerin başında geliyor annelik ve bebekle ilgili olanlar. Sinem’in hassas olması ve haberleri acımasız bulması gayet normal.
Cengiz Semercioğlu:
Sinem Kobal bu konuda çok haklı, annelik ve çocuğunu kaybetmek üzerinden bir haber doğru olsa bile yaparken hassas olmak gerekiyor. Hele böyle bir haber asılsızsa Sinem’in dediği gibi acımasızlık oluyor. Ünlüannelik babalık meselesi üzerinden hoyratlık yapmamak gerekiyor.

Açık ara
Sıla önde

Açıkhava’nın yeni yıldızı Sıla mı artık? Konsey, yaz konserlerinde dikkatlerini çeken performansları yorumladı.

Kadınların kavgasından korkulur


Onur Baştürk:
Evet açık ara Sıla. Mabel Matiz’in konseri de gayet iyiydi.
Ama onun dışında Açıkhava’da çok konuşulan başka bir isim olmadı.
Ömür Gedik:
Sıla sadece Açıkhava değil diğer biletli konserlerinde de iyi gidiyor. Benim bu yıl Açıkhava’da en dikkatimi çeken performanslar Sertab Erener’in müzikali ve çığlıkların eksik olmadığı Athena konseri oldu.
Cengiz Semercioğlu:
Sıla sadece bu yıl değil her sene Açıkhava’yı tıklım tıklım dolduruyor. Bu yıl 7 konser vererek bir rekor kırdı. Bu sene Açıkhava konserleri çok daha renkli geçiyor ama tartışmasız yıldızı Sıla’dır. Gözler Tarkan’ı arıyor ama eylül sonuna doğru çıkacak Açıkhava’ya Tarkan...

Bir kadının bikini giymesi neden problem oldu

Hamdi Alkan, eşinin ve kızının bikinili fotoğraflarına yapılan yorumlar üzerine, “Ne yapayım gidip eşimin, kızımın saçlarını mı yolayım” dedi. Bir baba ve eş olarak Hamdi’nin bu açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Kadınların kavgasından korkulur


Ömür Gedik:
Hamdi ne yapsın, sonunda böyle isyan etmiş işte. Eşinin gayet güzel görünen fotoğraflarına “güzel olmuş” demesi normal değil mi!
Evli bir kadın sahilde mayo bikini giyip böyle fotoğraf paylaşamaz mı! Kocası bu fotoğrafları beğenemez mi! Bu eleştirileri çözemedim doğrusu.
Cengiz Semercioğlu:
Herkes ahlak bekçisi olmuş sosyal medyada. Size ne kimin neyi giydiğinden, neyi çıkardığından.
Hamdi’ye de bu yüzden sen nasıl babasın, sen nasıl kocasın demek bir defa o kadınlara ayıp... O kadınların birey olarak kabul edilmediğini gösterir ki, en başta eşi Selen ve kızı Zeynep isyan eder bu duruma.
Hamdi de ‘gidip saçlarını mı yolayım’ derken böyle bir şeyin olamayacağını, kadınların kendi kararlarını kendilerinin vereceğini söylüyor zaten...
Onur Baştürk:
Bir kadının bikini giymesi neden insanların problemi olmaya başladı? Bikini yahu, yazın denize girerken giyilen şey. Hamdi Alkan ya da bir başkası neden takılsın buna? Millet neden takıyor anlamıyorum.
Alkan tepkisinde haklı.

 

 

Bademli Şeftalili Tart | Mucize Lezzetler

Bademli Şeftalili Tart | Mucize Lezzetler

Yorumları Göster
Yorumları Gizle