GeriMagazin İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyoruz

İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyoruz

Amerikalı DJ’ler Alex Pall ve Andrew Taggart’ın kurduğu The Chainsmokers Türkiye’ye geliyor. Grup, 3 Ağustos’ta Play etkinliği kapsamında Maçka KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek. Türkiye’ye ilk kez gelecek olan grup üyeleri, oldukça heyecanlı. Alex Pall, konserle ve çalışmalarıyla ilgili merak edilenleri yanıtladı. 

Türkiye’ye ilk kez geliyorsunuz. Burada en çok neyi merak ediyorsunuz?

- Bu biraz garip gelecek ama ikimiz de tarih ve mimari hayranıyız. İstanbul bu iki merakımıza da hitap ediyor. O kadar yer var ki görülecek, gelir gelmez dolaşmak için sabırsızlanıyoruz. Tabii en büyük keyif hayranlarımızla bir araya gelecek olmamız... Onlarla İstanbul’da buluşmak bizi heyecanlandırıyor.

Dünyayı gezmek nasıl bir his? En iyi ve en kötü anılarınızı hatırlıyor musunuz?

- Bu kadar genç yaşta işimiz vesilesiyle dünyanın farklı yerlerine gidebileceğimizi hiç düşünmemiştik. Bu muhteşem bir şey. İyi yemekler yiyip, farklı kültürler öğrenmemiz de cabası. İşin en kötü tarafı ise öğrenmemiz gerekenleri öğreniyoruz ama deneyimlememiz gereken çok az şeyi deneyimleyebiliyoruz. Kısıtlı zamandan dolayı istediğimizden çok daha az kalabiliyoruz farklı ülkelerde. Her zaman aldığımız bilgi ile yetiniyoruz.

İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyoruz

CALVIN HARRIS İLHAM KAYNAĞIMIZ

Bir zamanlar Calvin Harris’e hayranken şimdi arkadaş oldunuz. Ne kadar çılgınca ya da normal geliyor size?

- Duyduğum en güzel soru bu (gülüyor). Bunu beş yıl önce sorsaydın dünyanın en çılgın şeyi olduğunu söylerdim ama şimdi aynı düzeydeyiz. Hâlâ çalışmalarının yakın takipçisiyiz ama birlikte konuşup müzik yapabileceğiniz, bahçe işlerinden geziye, ev dekorasyonuna kadar saatlerce konuşabileceğiniz biri. Her konuda bilgisi var. Ama yolun başında bize büyük bir ilham kaynağı olduğu için ilişkimize büyük değer veriyoruz.

Müzik yapmak ve söz yazmak bir terapi gibi mi? Süreç sizde nasıl işliyor?

- Kesinlikle öyle ve bizim için en iyi terapi yöntemi. Birçok şarkımızın sözünü yetenekli dostumuz Emily Warren ile yazıyoruz. İlk bir araya geldiğimiz an 3 saat oturmuş ve nasıl hissettiğimizi konuşmuştuk. Böylece bir şarkının yarısı tamamlanmıştı.

Andrew Taggart’la çalışmadan önce solo projeleriniz de oldu. Bir arada olmanız sizde nasıl bir farklılık yarattı?

- Bence birlikte çalışmak daha kolay. Bu herkes için aynı olmayabilir ama bizim için eşsiz bir olanak. Belki hayata aynı pencereden bakan insanlarızdır ama fikir alışverişi yapmaktan, en iyisini yapmaya çalışmaktan ve yapmak istediğimize odaklanmaktan vazgeçmiyoruz. Her zaman aynı fikirde olmuyoruz ama birbirimize saygı duyuyoruz. Bu da varlığımızı zehirlemiyor.

İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyoruz

Denemediğimiz bir opera kaldı

 Size ait müzik tarzını bulmanızın zaman aldığını söylüyorsunuz. Nasıl bir yolculuktu bu sizin için? Denemediğiniz bir müzik türü kaldı mı?

- Zevkiniz geliştikçe yeni seslerin peşinde oluyorsunuz. Bu da müzik yapmanın heyecan verici yanlarından bir tanesi. Bazen büyük duvarlara çarptığımız da oldu, çok büyük başarılara imza attığımız da... İlginç olan yanı ise yaratıcılığınız ve ilhamınızın sizi bir yerlere götürmesine izin vermeniz... Bırakıp risk almanız büyük başarılar için gerekli olan şey. Bir tek opera konusunda bir şeyler denemedik, sanırım o da bizim tarzımızdan bambaşka bir noktada.

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle