GeriMagazin Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    6
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

Gülben Ergen bu hafta bireysel silahlanmaya karşı kampanya başlatan Yeşilçam’ın usta oyuncularından Hülya Koçyiğit ile bir araya geldi. Koçyiğit kampanyanın detaylarını anlattı.

Öyle güzel, zarif ve narin ki...
Üzerinde başarının getirdiği mütevazı duruş var...
54 sene ülkesinin insanı onu başının üzerinde taşımış. O da ülkesinin insanına nasıl faydalı olacağının peşinde. Şimdilerde bireysel silahlanmaya karşı çalışacak. Anlatırken yüzünde, sesinde görüyorum o heyecanı.
Bakkaldan çekirdek almak gibi bizde silah, tüfek almak ve kullanmak... Öldürülüyor kızlarımız, seyirci kalıyoruz biz de.
Hülya Koçyiğit ayaklarını uzatıp dinlenmek, hiçbir şey düşünmeden yaşamak yerine hep çalışıyor. Onu seviyorum ve sayıyorum milyonlarca insan gibi...

◊ Hülya Hanım, silahlanmaya karşı yeni bir sosyal sorumluluk projesine başlayacağınızı duydum… Nereden aklınıza geldi bu fikir?
- Ne yazık ki şiddet bütün dünyada olduğu gibi bizde de gitgide tırmanıyor. Çocuklar gerek internette gerek medyada terör, canlı bomba, şiddet, sapıklık, ölüm gibi olumsuz örneklerle karşılaşıyorlar. Silah demek ölüm demek. Barış içinde yaşamak, silahsız, çatışmasız, şiddetsiz, savaşsız yaşamak hepimizin umudu. Her Allah’ın günü bir ya da iki kadın ölüyor. Ölen her kadınla, kadınlar bir kez daha ölüyor. Çünkü her an bu durum kendileri için de söz konusu olabiliyor. Durmadan kadınlar öldürülüyor. Bu beni çok fazla acıtmaya başladı. Bana “ne oluyoruz?” dedirtti. Evde oturup kendi kendime dertleneceğime elimi taşın altına koymak, “Siz ne yapıyorsunuz, neden kadınları öldürüyorsunuz” demek istedim. Bu benim vazifem gibi görüyorum.
◊ Kadın cinayetleri maalesef her geçen gün artıyor…
- İşte bu durum beni isyan noktasına getirdi. Önlem için yapılan şeyler yetersiz gelmeye başladı. Daha güçlü bir ses çıkarmamız ve bu sesi nasıl çıkarmamız gerektiğini düşündüm. Herkesin elinde silah var. Herkes kendini kabadayı sanıyor. Sonrasında ne yapabiliriz diye menajerim Bircan Silan’a danıştım. “Bir ekip kuralım ve kurumsal olarak dillendirerek bu işin üzerine gidelim” dedim.
◊ Silahlanmaya karşı neler yapmak istiyorsunuz?
- Harekete bugün başlıyoruz. Bunu da ilk kez seninle duyurmak istedik. Kamu spotları çekeceğiz. Şehri billboardlarla donatacağız. Bir basın toplantısıyla ilerleyen günlerde projemizi kamuoyuna duyuracağız.
◊ Umut Vakfı da bu konuda çok fazla çalışma yapan bir vakıf. Onlarla işbirliği yapacak mısınız?
- Uzun yıllar önce Nazire Dedeman bu konu ile ilgili çalışmalar başlatmıştı. Umut Vakfı’nı yürekten destekliyorum. Bu çalışmalara başladığımızda onlardan da destek almayı isterim. Onların çalışmalarından destek feyzalmayı da çok isterim. Bu konuyla ilgili onlarla ve tüm sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı umut ediyorum. Her türlü desteğe ve yardıma açığız.
◊ Kampanya sloganınız ne olacak?
- “Sevgi en büyük silahtır”

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

İNSANLAR BU KADAR KOLAY
SİLAH ALAMAMALI
◊ Silah almak zorlaşsın, hatta imkansız hale gelsin demişsiniz. Bunun için ne düşünceleriniz var?
- Kanun yapıcılardan bu talebimiz olacak. Siyasi kararlılığından ve cesaretinden emin olduğum Sayın Cumhurbaşkanı’na da gideceğim. Gerekirse tek tek bütün kapıları çalıp silahsızlanma için yardım isteyeceğim. Silah kullanana “kullanma” dediğinizde o elindeki silahı bırakmayacak. İnsanlar güvenlik nedeniyle silah aldıklarını söylüyor. Silah alıp kendini koruma mecburiyetinde hissediyor. Neden? İsteyen internetten bile silah alabiliyor. Bir bıçak bile silahtır. Bu sebeple kanun yapıcılardan bunu düzeltmeleri için talepte bulunmamız gerekiyor. İnsanlar bu kadar kolay silah alamamalı. Ağır şartlar getirilmeli ki alamasın insanlar.
◊ Üç erkek çocuk annesi olarak ben önce silah türü oyuncakların yasaklanması gerektiğini düşünüyorum…
- Katılıyorum. Ayrıca medya bunu çok fazla örnekliyor. Cinayet haberlerinde görüntüler olduğu gibi yayınlanıyor. Doğru bulmuyorum.
◊ Çocuklarına silah alan ailelere ne söylemek istersiniz?
- Çocuklarımızı, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, sorunlarını barışçıl yollarla çözebilen, öfkeye, şiddete, silaha gerek duymayan onurlu insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Çocuklarınıza sevginizi verirken cömert olun. Onlar sevildiklerini bilmeli. Birey olduklarını ve onların da fikirleri olduğunu unutmayın. İlgi duydukları alanlarda başarı kazanmaları için destek verin. Bu spor, sanat ya da teknoloji olabilir. Kendilerine güvenmeleri ve kendi ayakları üzerinde durmaları için çocuklarınıza sorumluluk verin.
◊ Atalarımızdan gelen “at, avrat, silah” diye söz var.
- Çünkü Türkler tarihte hep göç etmiş. Yeni yerler fethedebilmek için ata ve silaha ihtiyaçları olmuş. Kadınlar olmadan da yönetemedikleri için avrat yani kadın da oradan gelmiş. Madem bu kadar önemli kadınlar, cennet ayaklarının altında bu kadar kolay nasıl öldürüyorsun? Sokakta, düğünlerde her yerde kadınlar, çocuklar ölüyor. Erkekler de ölüyor. Seviniyorlar havaya ateş açıyorlar. Neden? Akıl alacak gibi değil.

CEM YILMAZ FAVORiM

◊ Müjdat Gezen’le röportaj yaptığımda Şahan Gökbakar’ı beğendiğini söyledi. “Recep İvedik 5” rekor kırdı. Nasıl yorumluyorsunuz?
- Şahan’ın yakaladığı bir şey var. Bu bir zeka. Takdir etmek gerekli. Seyirciyi mi inkar edeceğiz? Yıllarca birçok kişi Kemal Sunal’ı eleştirmiştir. Ama bugün baş tacıdır. Kemal Sunal halkın nabzını tutmuş bir isim. Onlardan biri olarak yapmış o filmleri.
◊ “İstanbul Kırmızısı” filmi geçtiğimiz haftalarda vizyona girdi. Filmin muazzam bir kadrosu vardı. Ama istenilen etkiyi yaratmadı. Sizce neden?
- Ben Ferzan Özpetek’in filmlerini beğenirim. Çok duygusal ve romantik bulurum. İstenilen etkiyi yaratamamasını bir tek senaryoya bağlayabilirim. Ben “İstanbul Kırmızısı”nın kitabını okudum ve çok beğendim. Filmi henüz seyretmedim.
◊ Son yıllarda çok fazla komedi filmleri yapılıyor. Beğendiğiniz filmler var mı?
- Cem Yılmaz favorim. Çok sevdiğim bir çocuk. Ata Demirer’i çok seviyorum. Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in filmlerini de beğendim. 

DiZiLERDE BAŞARILI OLAMADIM

◊ Neden uzun süredir sizi izleyemiyoruz?
İstediğim gibi bir senaryoyla karşılaşamıyorum. Beğendiğim bir senaryo olduğunda mutlaka içinde yer alacağım. Bir de ben zamanlamayı beceremiyorum. Mesela televizyon dizilerinde başarılı olamadım. Sanıyorum yanlış seçimler yaptım. Biraz da istediğim an istediğim şeyi yapabilirim diye biraz iç şımarıklığım var. O yüzden çok fazla üzerinde durmuyorum. Sinema benim aşkım ve tutkum. Kendimi var hissettiğim yer orası. Her zaman her an olabilir.
◊ Keşke oynasaydım dediğiniz, içinizde ukde kalan bir rol oldu mu?
- Yapamadığım bir projem vardı. Onun için esef ederim. 60 ihtilali ve ona neden olan olaylarla ilgiliydi. Orada çok asil bir hanımefendi olan Berin Menderes’i canlandıracaktım. Hayatını ve kurban olduğu tarafını anlatmak istedim. Ama çok büyük bütçeli bir işti.
O yüzden başaramadım. 

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

SEYİRİi İSTİYOR DİYE TÜRK SİNEMASI KENDİNİ TEKRAR ETTİ

◊ Sizce sinemanın, televizyonun bu konuda hiç mi hatası yok?
- İnsanlar gördüklerinden etkileniyor. Adeta onunla özdeşleşmek istiyorlar. Bu yüzden silah bir nevi kahramanlık belirtisi olarak algılanıyor. Herkesin içinde bir kahraman yatıyor ya işte buna özenen insanlar bunu silahla yapacaklarını düşünüyor. Dizilerimize aşırı özendirme var. Örneğin bir holding sahibi iş adamı, çok yakışıklı, lüks bir arabası ve muhteşem bir evi var. Öyle bir noktaya geliyor ki adam dizide bir anda tabancayı çıkarıp birkaç kişi öldürüyor ve katil oluyor. Nasıl oluyor bu böyle? Seyirci bundan hoşlanıyor diyorlar. Seyirci istiyor diye Türk sineması yıllarca kendini tekrar etti. Seyircinin her istediği doğru değil. Hepimiz insanız ve her şeyden önce insanlığı topluma öğretmek zorundayız. İnsanlığı işleyebiliyorsak eğer ancak bir fayda sağlayabiliriz. Ele silah vererek topluma bir fayda sağlayamayız.
◊ Sizin filmlerinizde Ediz Hun, Tarık Akan gibi isimler karizmalarını silahla mı sağlıyordu? Bence aşkları en büyük karizmalarıydı…
- Çok doğru söylüyorsun. Onları karizmatik yapan şey silahları değildi. Onun için mi acaba bugünkü gençler o filmleri seyredip “Böyle bir dünya var mı?” sorusunu imrenerek soruyorlar. İnsanlar o dönemlerde birbirlerine daha nazikti. Erkekler daha centilmen ve düşünceliydi. Silah bir karizma objesi değildi. Bugün bu var. Özellikle dizilerde. Ben bu mesleği 54 sene yapmış biri olarak böyle konuştuğumda “O hâlâ eski Yeşilçam günlerinde yaşıyor, bugün dünya bambaşka” diyorlar. Ama bugünkü dünya çok imrenilecek bir dünya değil. 

ENGİN ÇOK BAŞARILI
BiR OYUNCU

◊ Televizyonda neler izlersiniz?
- Haber ve tartışma programı izlerim. Film varsa mutlaka ilk tercihim o olur. Dizileri çok fazla takip edemiyorum. Bazılarının ilk bölümünü izlediğimde “Allah muhafaza” diyorum. Ama “Diriliş Ertuğrul”u devamlı takip ediyorum. Orada Türkler kadınları öyle güzel gösteriyor ki çok hoşuma gidiyor. Gururum okşanıyor. Hülya Darcan’ı keyifle seyrediyorum. Hatta “Bu rolü nasıl kaçırdım” diye birkaç kez Hülya’ya da söyledim. Hülya çok başarılı oynuyor. Bir de Engin’den dolayı takip ediyorum tabii ki. Onu çok seviyoruz.
◊ Engin’in oyunculuğunu nasıl buluyorsunuz?
- Bayılıyorum. Çok başarılı bir oyuncu. Çok güzel bir yüzü, çok da güzel bir ses tonu var.
◊ Yeni çıkan filmleri takip ediyor musunuz? Eşofmanlarınızı giyer, sinemaya gider misiniz?
- Çoğunlukla giderim. Beni gören herkes “Sizi ne zaman izleyeceğiz” diye sorar. Sağ olsunlar çok saygı duyuyorlar. Eşofmanla oraya da gidemiyorum. Gitmemeyi tercih ediyorum. İnsanların her zaman beni iyi bir halde görmesini istiyorum. Ama yurtdışında o kadar aldırış etmiyorum. 

TARIK SETTE YALNIZLIĞI TERCİH EDERDİ

◊ Tarık Akan’ın vefatı hepimizi derinden etkiledi. Siz neler söylersiniz?
- O bir bebekti. Çocuksu bir saflığı ve temizliği vardı. Hep de öyle kaldı. Çok sıcak ve sahici bir insandı. Gözlerinin içi her zaman çocuk gibi gülerdi.
Gerçekten çok yakışıklıymış. Şimdi eski fotoğraflarına baktığımda görüyorum. Özel yaşamını hiçbir zaman gündeme taşımadı. Sadece uzun boylu ve yakışıklı bir adam olmaktan çıkıp, giderek işin içine giren, Türkiye’yi tanıdıkça politik düşünen, üreten, dertlenen bir adam oldu. Yaptığı filmlerle bütün bunları pekiştirdi.
◊ Çalışması kolay bir oyuncu muydu?
- Son derece kolaydı. Sette çok saygılıydı. Sadece işine konsantreydi. Sette çoğunlukla yalnızlığı tercih ederdi konsantrasyonunu bozmamak için. Biliyorsun sette her türlü muhabbet olur. İşi sonradan öğrendi. Öğrendikçe sevdi. Sevdikçe daha sorumlu işler yaptı. Onu her zaman çok takdir ettim. Nasıl öldü inanamıyorum. Ölmeden birkaç gün önce konuşmuştuk.
◊ Ediz Hun’la birlikte oynadığınız filmleri izledikçe burnumun direği sızlıyor. Çok yakışan bir ikiliydiniz…
- Bir dönem yapımcılar da bizi çok yakıştırdığı için birlikte çok film çektik. Ediz de çok iyi bir ailede yetişmiş biri. Ben onun annesini de babasını da tanırdım.
Annesi Atatürk Kız Lisesi’nde öğretmendi. Benim öğretmenim değildi ama okulumuzda çok saygın bir öğretmendi. Bembeyaz saçları vardı. Onları topuz yapardı. Çok hoş bir kadındı. Ediz’le sonradan tanıştığımızda annesinin bizim okulumuzdaki o öğretmen olduğunu öğrenmiştim. Çok konuşmuştuk Ediz’le. 

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

EN BÜYÜK TAVSİYEM

◊ Kızınıza ve torunlarınıza en çok ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

- Önce insan olmayı becermelerini, saygılı, açık fikirli olmalarını, empati kurmayı bilmelerini tavsiye ederim. Karşındaki insanı anlamak için önce onu dinlemelisin. “Modadır diye çeşitli akımların takipçisi olma, sen takip edil” derim. 

KENDİMİ SİYASETİN ÜZERİNDE GÖRÜYORUM

◊ Bir dönem siyasete girmişsiniz.
- Aslında ben siyasete girmedim. Seçimlere girdim. Turgut Özal’dan gelmişti teklif. Benimle öyle konuşmuştu ki kabul etmezsem vatana ihanet edecekmişim gibi düşündüm. Beni aradı ve “Hanımefendi ben sizi tanıyorum, filmlerinizi izliyorum. Filmlerinizde kadın haklarını öne çıkarıyorsunuz ama bunlar filmle olmuyor, bunlar mecliste oluyor. Gelin benim çalışma arkadaşım olun, kadınların da önünü açalım, sinemanın da” dedi. Çok vizyoner bir insandı. Vazifeden kaçıyormuş gibi olmamak için kabul ettim. İzmir’den milletvekili adayı olmuştum. Ama seçimi kazanamadık.
◊ Ondan sonra teklif gelmedi mi?
- Milletvekilliği için de belediye başkanlığı için de davet aldım. Ama benim derdim siyaset değil. Siyasetin çok daha üzerinde görüyorum kendimi yani yaptığım işi. 

ANNEM SELİM’İ DUYUNCA “FUTBOLCU MU? AMAN YARABBİ” DEDİ

◊ Evlilikte fire vermiş biri olarak size uzun evliliklerin sırrını sorsam… Kadın fedakarlık yaparsa mı yürüyor evlilikler? Sizin evliliğinizin bu kadar uzun sürmesinin en önemli özelliği nedir?
- Hayır. En acıklısı o olur. Böyle bir evlilik mutlu olamaz. Sadece yürür. Selim her zaman “Hülya benim şansım” der. Ben de her zaman “Çok şanslıyım ki Selim gibi bir adamla karşılaştım” derim. Selim hiçbir zaman saygısından bir şey yitirmemiş, bana her zaman yer açmıştır. Benim başarılarımla her zaman övünmüştür ve beni her zaman desteklemiştir. Sinemanın en kötü krizler geçirdiği yıllarda film şirketi kurdu sırf ben istediğim filmleri yapabileyim diye. Müthiş bir adamdır. Onu yetiştiren ailesi de çok değerli.
◊ Aile çok önemli değil mi?
- Selim’in benimle evlenmek istediğini anneme söylediğimde “Selim kim, ne iş yapar” dedi. “Fenerbahçeli futbolcu anne, duymadın mı?” dedim. Annem de bana “Futbolcu mu? Aman yarabbi” dedi. Sonra anneme Selim’in ne kadar iyi bir insan olduğunu anlattım. Annem döndü “Tamam Hülya, önce bir ailesini tanıyayım sonra sana fikrimi söylerim” dedi. Selim annesi ve babası gerçek İstanbul hanımefendisi ve beyefendisi. Annem tanıştıktan sonra “Bu insanlar yetiştirdiyse Selim’i, benim söyleyecek sözüm yok” dedi. Annem haklıydı. Aile çok önemli. Evlilik tek başına kurulan bir müessese değil. Sadece iyi niyet yeterli değil. Emek istiyor. Eğer emek karşılıklıysa o zaman tadından yenmiyor.

Hülya Koçyiğit: Sevgi en büyük silahtır

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle