GeriMagazin 'Hazal ve Çağatay da  birbirlerine bayılmazdı...'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Hazal ve Çağatay da  birbirlerine bayılmazdı...'

'Hazal ve Çağatay da  birbirlerine bayılmazdı...'

Fatih Aksoy bu sezon aynı anda ekrana 8 dizi yaparak kırılması güç bir rekora imza attı. O her ne kadar 6 dizi dese de (diğer ikisi ortak), bir sezonda en çok dizi yapan yapımcı unvanını ele geçirdi. 20 yıldır tanıdığım Aksoy, “Geçen sezon ‘Mehmed Bir Cihan Fatihi’ çekilene kadar Türk televizyonculuğunun en büyük başarısızlığı bendeydi” diyecek kadar açık sözlü... Yapımcı, bizdeki oyunculukların çok üst düzey olduğuna inanıyor. “Hollywood’dan teklif gelmemesi bizim oyuncuların kötü olduğu anlamına gelmez... O Hollywood’un meselesi, biz onlardan iyiyiz” diyor.

8 diziyle ekranda rekor kırıyorsun bu sezon...

- 8 değil 6...

Faruk Bayhan ve Yağmur Ünal’la ortak yaptıklarınızı saymıyor musun?

- MF Yapım ve No Dokuz sonuçta ayrı şirketler. Evet, MF’le Kanal D’ye “Bir Umut Yeter”, No Dokuz’la “Baraj”ı hazırlıyoruz doğru. Ama Med Yapım çatısı altında yaptığımız dizi sayısı 6...

Sayacak olursak...
-
Fox’ta “Yasak Elma”, “Kadın” ve “Bizim Hikaye”... Bir de “This is Us”ı hazırlıyoruz oraya... TV8’de “Kızım” var... Kanal D’de ise “Bir Litre Gözyaşı”...

“Bir Umut Yeter” ve “Baraj”ı da eklersek 8 dizi... Bugüne kadar bunu başarabilen başka bir şirket yoktu...

- Doğru, Türkiye’de aynı anda bildiğim kadarıyla 5 dizi üreten vardı ama 6 yoktu. Ben de böyle bir rekor kırmak üzere yola çıkmadım. Sonuçta 25 yıllık bir şirketiz, bu süreci yönetecek çok iyi elemanlarımız var. Ama yine de çok da tekrarlanmaması gereken bir durum bu. (Gülüyor)

Öyleyse neden bu sayıya çıktın?

- Aslında tüm dizilerim bu sezon başlamadı. “Kadın” ve “Bizim Hikaye”yi geçen senenin başında yaptık. Ardından “Yasak Elma”yı çektik. Üçü de başarılı olunca yeni sezona taşındı. Yeni sezon öncesi TV8 ve Kanal D ile yaptığım kontratlar vardı. Öyle olunca 6 dizi oldu. Dünyada aynı anda 6 tane dizi yapan tek yapım şirketi biz değiliz, abartma...

Dizilerin günlerini say desem karıştırırsın, sen de bu kadar küçültme olayı. Bu kadar büyük bütçeleri yönetmek zor değil mi?

- Ben zaten öyle pahalı bir şirket değilim. Mümkün mertebe Türkiye ve TV’lerin içinde bulunduğu sıkıntıları göz önünde tutarak makul rakamlarda iş üretmeye çalışıyorum.

Pahalı işler yapmamak prensibin mi?

- Yok, değil. Ama sadece birinin para kazandığı, diğerlerinin kazanmadığı model sürdürülebilir değil. Herkesin kâr ettiği model doğrudur. Bu nedenle yaptığım işleri makul seviyelerde tutuyorum...

1993’ten bu yana Med Yapım aslında format programlar yaparak, sit-com çeken bir yapım şirketiydi. Dramacı olarak bilinmezdi Fatih Aksoy, dümeni nasıl buraya kırdın?

- Format programlar, şirkete pek bir şey katmıyor. Formatı yapıp satıyorsun ve para elde ediyorsun. Ama kalıcı bir şirket olabilmek için drama ve filmlerin olduğu güçlü bir arşivinin olması gerek. Format yaratılarak bir şirket çocuklara bırakılamaz. Çocuklarıma güçlü arşivi olan bir şirket bırakmak istedim.

Hazal ve Çağatay da  birbirlerine bayılmazdı...

 7 milyon dolar batırdım

 ◊ En büyük başarısızlığın ne oldu?

- “Fatih”... İnsan başarıdan bir şey öğrenmiyor Cengiz, sadece egon şişiyor. Asıl öğreten başarısızlık.

Ne öğrendin “Fatih”ten?

- Bir, “dünde geçen bir şeyi yapmayacağım” dedim. İki, senaryo olmadan yola çıkmamam gerektiğini anladım.

Ne kadar zarar ettin?

- O zaman 1 dolar, 1.2 lira filandı. 10 milyon lira para batırdım. 7 milyon dolar civarı... Neyse ki Saner Ayar, “Mehmed Bir Cihan Fatihi” ile beni geçti de rahatladım. (Gülüyor) Türk televizyonculuğunun en büyük başarısızlığı bendeydi, Saner aynı projeyle unvanı benden aldı.

Kenan İmirzalıoğlu’lu versiyonu neden olmadı?

- Çünkü hikâye yoktu.

Oysa kardeşin Faruk Aksoy’un çektiği “Fatih 1453”, sinemada en çok izlenen 4’üncü film hâlâ...

- Fatih’in İstanbul’u alışı çok önemli bir olay. Ben bu kadar büyük bir olayın sonrasını anlatmaya niyetlendim, olmadı. Saner, öncesini anlatmaya çalıştı, o da  tutmadı. Faruk sinemada olayın kendisini anlattı, rekor kırdı.

Esas sorun şuydu, TV için uygun hikâye yoktu.

Türkler dünyanın en şanslı izleyicisi

 ◊  Son 25 yılı değerlendirdiğinde özel televizyonculukta gelinen noktayı başarılı buluyor musun?

- 25 yıl önce Türkiye’de özel televizyonculuk emekliyordu. Şimdi ise Türk televizyonları dünyanın en rekabetçi televizyonlarından biri.

Bunu da şuradan anlıyorsun; Türkiye’de başarılı olmuş bir iş, dünyanın her yerinde izleniyor.

Ekrandaki dizi sayısı çok fazla değil mi?

- Evet, çünkü artık çok fazla kanal var.

Bu da rekabeti olması gerektiğinden üste taşıdı. Bazı günler 7 tane dizi var.

Bu dizilerin hepsi de çok emekle çekilen işler. Türkler dünyanın en şanslı izleyicilerinden.

Dünyada hiçbir ülkede seyirciye bu kadar ücretsiz alternatif yapım sunulmuyor...

- Evet, akşam 7 tane dizi var, seç beğen al. Ve biz bunu kanallarda yayınlanan reklam geliriyle yapmaya çalışıyoruz.

Türkiye’deki reklam sektörü bu rekabeti yaşatacak durumda mı ondan pek emin değilim.

Kanallar da zarardayken dizi sektörü nasıl devam edecek?

- Kanallar, reklamlar ve yurtdışı satışlarından gelir elde ediyor. Bir dönem gerçekten iyi para da kazandılar.

Ama son 2 yıldır reklam gelirlerinden para kazanma ihtimalleri çok sınırlı.

Kanal D’ye “Yaşım Kaç” ve “Şöhret Kafası” yarışmalarını yaptınız.

Daha çok formata mı dönülecek?

- Bu yıl her kanal bir gününü format programlarına ayırdı.

Çünkü format programların dizilere göre daha düşük maliyeti var.

KÖTÜ KADIN OYUNCUSU OLAN HİÇBİR DİZİ TUTMAZ

 ◊ Dizilerdeki oyunculuk seviyesi iyi mi?

- Çok yüksek. Çok iyiyiz...

Adını sanını bilmediğimiz gençler iki bölümde şöhret ve oyuncu oluyor. Nasıl çok yüksek diyebiliyorsun?

- Onların çok önemli bir bölümü okullardan mezun olup geliyor... Bir de şöyle bir şey var, kadın seyirciler kadın oyuncuların yeteneksizine hiç tahammül etmiyor. Erkek oyuncularda yine biraz idare eder durum var. Hoşsa, yakışıklıysa filan “zararı yok” diyorlar. (Gülüyor) Ama kötü kadın oyuncusu olan hiçbir dizi tutmuyor.

Cansu Dere ve Özge Özpirinçci üst düzey oyuncular mı?

- Evet...

Birlikte çalıştığınız için mi bunu söylüyorsun?

- Hayır, ben Cansu’nun oyunculuğunu çok beğenirim. Mesela geçen “Kadın”ın montajına girdim. Orada Özge’nin bir fotoğrafla konuştuğu sahnesi vardı. Destansı bir oyunculuk.

Bu kadar iyi oyuncular da niye hiç Hollywood’dan teklif almıyorlar?

- Hollywood’dan teklif almıyor diye o kötü bir oyuncu değildir. Neden kriterimiz hep Hollywood... Biz onlardan iyiyiz... Mesela ABD yapımı “Umutsuz Ev Kadınları”nın yerli versiyonunu çektim.

Onlar orijinalini Orta Doğu’ya 5 bin dolara satmış. Ben 50 bin dolara.

Neden bu kadar fark var?

- Çünkü benim dizim prime time’da yayınlanıyor. Amerikan dizileri Avrupa dışında prime time’da yayınlanmıyor.  Tematik kanallarda yayınlanıyor.

Biz buralara oyuncularımız  sayesinde geldik. O yüzden “Niçin Amerika bizi keşfetmiyor” diye bir duruma girmemize gerek yok. Biz zaten dünyayı keşfediyoruz.

Hazal ve Çağatay da  birbirlerine bayılmazdı...

Bir Litre Gözyaşı çok dokunaklı bir iş oldu

Kanal D’ye yaptığın “Bir Litre Gözyaşı”, ne zaman yayınlanacak?

- İlk bölümü 7 Ekim Pazar günü yayınlanacak.

Nasıl bir iş çıktı?

- İçeriğini bir Japon dizisinden aldık. Hikâyeyi Faruk Abi (Bayhan), 2 sene önce buldu. Ancak senaryosunu yazdırmakta zorlandığımız için bu seneye kaldı. Çok etkileyici bir hikâye, ben onun tanıtımlarını izlerken bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Çok dokunaklı bir iş oldu...

 Hazal ve Çağatay da birbirlerine bayılmazdı... Talat Bulut ve Şevval Sam da varsın bayılmasın...

“Yasak Elma”nın setinde tacizle suçlanan Talat Bulut’a haksızlık mı yaptık?

- Ortada bir iddia vardı, savcı bunu ciddiye alınacak bir iddia olarak görmedi. Hakim de mahkemede savcının doğru karar verdiğini söyledi... Tabii ortaya böyle bir iddia atılmışsa, bunun soruşturulması, basının da bunun üzerine gitmesi çok normal, dizideki diğer oyuncuların “Eğer doğruysa, bu iddiayı ortaya atanın arkasında duruyoruz” demeleri de doğru.

Dizinin kadın oyuncuları Şevval Sam ve Eda Ece, Talat Bulut hakkında demeç verdi. Bulut da “Bu söylediklerinin hesabını verecekler” diye açıklama yapıyor. Sette sular durulmadı mı?

- Pek çok başarılı işin kamera arkasında oyuncular birbirlerinden haz etmez.  “Adını Feriha Koydum” dizisinin başrol oyuncuları Hazal (Kaya) ve Çağatay (Ulusoy) birbirlerine bayılmazlardı. Daha sonra çok iyi arkadaş oldular ama dizi bittikten 3 yıl sonra... Dizi çekilirken öyle değillerdi ve ben bunu dert etmedim.

Talat ve Şevval de varsın bayılmasın birbirine... “Sette sular durulmadı” da doğru bir ifade değil. Set gayet düzgün bir şekilde çalışıyor.

Bu tartışmalardan sonra dizinin reytinginde nasıl bir durum oldu?

- Bir tık düştü. Bu tartışmaların zaten olumlu yönde reytinglere yansıma ihtimali yoktu. Ama şunu da ölçme şansımız yok, bu olay yaşanmasaydı reytingler yükselir miydi, düşer miydi? Belki de biz koca bir yaz bunlarla uğraşırken yeni sezona iyi hazırlanamadık, rakiplerimiz daha iyi hazırlandı. Kısaca bu düşüşün başka etkenleri de olabilir.


SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 saatte ne oldu? (29.09.2018)-2İşte Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeler, son 24 saatte yaşanan olaylar..

Yorumları Göster
Yorumları Gizle