GeriMagazin Gönlüm boş altını çizelim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gönlüm boş altını çizelim

Gönlüm boş altını çizelim

Son albümü “Kehanet” ile müzik dünyasını bir kez daha hareketlendiren ve listelerde üst sıralara tırmanın Buray’ın özel hayatında neler oluyor, hangi hayallerin izini sürüyor, planları neler? Buluştuk, hepsini bir bir konuştuk.

◊ Üçüncü albümünüz “Kehanet” size iyi geldi.

- Hem de çok iyi geldi. Uğur getirdi.

◊ Nasıl bir çalışma oldu?

- İlk iki albümden farklı olarak, bu çalışmada biraz daha olgunlaşmış, biraz daha hırçın, güçlü ve isyankar bir Buray var.

◊ Satışlarda da, dijital platformlarda da üst sıralardasınız. Son yıllarda artık albüm yapmak ticari anlamda ciddi riskken, bu başarıyı yakalayabilmenizin sırrı ne?

- Bizimkisi çok üretken bir takım. Gözde Ançel ile çalışıyoruz. Yol arkadaşım. Sadece bana değil başka bir sürü müzisyene yetecek stoğumuz var, yani üretim korkumuz yok. 40 tane şarkı yaptığımız oluyor, bunlar arasından benim ruhuma yakışmayanları eliyoruz. Kendi aranjelerimi de takım arkadaşlarımla yaptığım için ne finansal bir sıkıntımız ne ticari bir korkumuz var. Şirketimizden de güzel destek geliyor. Bu sayede 3 ayda bir dinleyicimize şarkı sunabilecek sistem kurulmuş oldu.

Ruhuma hitap etmeyen şarkıları eliyorum” dediniz az önce... Ne tür şarkılar sizin ruhunuza hitap etmez?

- Sonuçta kendi yaşadığımız hikayeleri anlatıyoruz. Gözde Ançel daha fazla işin edebiyat tarafında, ben müzikal taraftayım. Şarkı bitince sonuca bakıyoruz, gerçekten Buray’ın ruhunu yansıtıyor mu, bana yakışıyor mu? Eğer tamamsa zaten albüme giriyor.

ZİRVEDE KALABİLMEK İÇİN 3 AYDA BİR YENİ ŞARKI ŞART

◊ Albüme hazırlık sürecinden de söz eder misiniz?

- İki üç farklı şarkı yapma sistemimiz var. Bazen müzikleri ben buluyorum, o sözleri yazıyor. Bazen o bir melodi buluyor, ben onları şekillendirmeye çalışıyorum. Vakit bulursak bazen de aynı anda oturuyoruz, ben elimde gitarı alıyorum, o da mırıldanıyor. Bu albümdeki beş altı şarkıyı Antalya’da, gece vakti kumsalda otururken yaptık mesela. O tatile gelmişti eşi ve çocuğuyla. Ben de yanlarına gittim. Akşam sekizden sabah dörde kadar, deniz kenarında gitar çalıp söyledik, telefona da yaptığımız besteleri kaydettik. Sabahladık ama sonuçta yedi sekiz beste çıkardık bir gecede.

◊ Müzik sektörü sizce nankör bir sektör mü?

- Nankör değil ama çok hızlı ilerliyor. Dijital medyanın bu kadar hızlanmasıyla insanların toleransı da düşüyor. Beğeni çıtası da gerçekten yükseliyor. Bir sanatçının zirvede kalabilmesi için en az üç ayda bir şarkı yapması gereken bir dönemdeyiz. O yüzden üretim her şeydir.

◊ Peki üç yıl içinde bu sektörde daha çok düşman mı edindiniz yoksa dost mu dersiniz?

- Müziği rekabet değil paylaşım olarak gördüğüm için dost edindim. Hiçbir düşmanım yok, anlaşamadığım kimse yok.

Gönlüm boş altını çizelim

GİZEMLİ HAYRAN, KENDİNE DAİR HİÇ İPUCU VERMİYOR

◊ Size göre şöhretin artısı mı çok eksisi mi?

- İkisi de fazla ama anı yaşamayı biliyorsan artıları çok daha fazla diyebilirim.

◊ Sizin bir de saplantılı hayranınız varmış galiba. Durmadan güller, çiçekler gönderiyormuş...

- Bir tane mi, iki mi yoksa üç mü, onu daha çözemedik. Sürekli isimsiz mesajlar ve hediyeler geliyor. Pahalı hediyeler de var aralarında.

◊ Kim olduğuna dair hiç ipucu vermiyor mu?

- Vermiyor. Kart da yok, mesaj da... Bizim için gizemli bir olay olarak devam ediyor.

◊ Peki endişe duyduğunuz saplantılı hayranlarınız var mı?

- Var tabii ki.

◊ Tedirgin eden yani...

- Tedirgin edecek demeyeyim ama gerçekten yalnız hisseden ve tek arkadaşı Buray olan insanlar var. Buray’ın Instagram’ını dert tahtası olarak kullanan bir iki takipçimiz var mesela. Cevap alamasa bile, Buray’ın inbox’ına “Bugün seni dinledim. Başımdan bunlar geçti” diye bütün yaşadıklarını anlatan, içini döken, Buray’ı bir nevi günlük olarak kullananlar oluyor. Çaktırmadan bütün hikayelerini okuyorum.

◊ Cevap verdiğiniz oluyor mu?

- Bazen cevap verdiğim oluyor. Onları sevindirmek hoşuma gidiyor. Tabii yetişebildiğim kadar...

◊ Müzik dünyasından oyunculuğa yönelen çok oldu. Size bu yönde bir teklif geldi mi hiç?

- Geldi. Tabii ki değerlendirmeye alıyoruz ama ben her zaman öncelikle müzik adamı olduğumu söylemişimdir. Eğer müziğimi zedelemeyecek güzel bir teklif gelirse kabul ederim. Bir de zaten eğitimini almadan bir işi yapmak istemem. O yüzden, sadece hobi olarak kendi kişiliğimi oynamak bana daha fazla zevk verir. Bir gün bir Kıbrıslı rolü gelirse ona sıcak bakabilirim.

◊ Şarkılarınız genellikle aşk üzerine. Aşkın tarifini istesem sizden...

- Bir insanla iyisiyle, kötüsüyle, acısıyla, tatlısıyla bir şeyler yaşarsınız. Aşk da onun sizde bıraktığı izlerdir.

◊ Âşık mısınız?

- Her şeye âşık olabilirim ki ben... Müziğime, sanatıma, kedime...

◊ Özel anlamda sordum ama...

- Şu an yok. Gönlüm boş. Altını çizebiliriz bunun.

YENİLERİNİN GELEBİLMESİ İÇİN TÜM AŞKLARIN BİTMESİ GEREK

◊ Aşk uğruna nelerden vazgeçersiniz? Çılgınlık yapar mısınız?

- Zamanında yaptım. Gençken sınır tanımıyordum.

◊ Ne gibi çılgınlıklarınız oldu mesela?

- Bir sürü delilik yaptım. Gecenin ikisinde Facebook’ta konuştuğum kız arkadaşımı görmek için Londra’dan yola çıktım. Sekiz saat sonra İsviçre’deydim. Penceresinin altında sabaha kadar uyanmasını bekledim, hem de yağmurun altında. Uyandığında onu apartmanının önünde çiçeklerle karşıladım.

◊ Ama aşk bitti.

- Bitti. Bitecek tabii. Bitmesi gerekir. Çünkü yenilerinin gelmesi lazım. Hayat böyle. Bir keresinde yine gönlünü almak için Lefkoşa’nın bahçesindeki bütün gülleri çalıp, bir tane kocaman buzdolabı kutusuna doldurup, içine ona yazdığım şarkının sözleriyle beraber adresine gönderdim.

Bunun gibi bir sürü çılgınlığım var. Şimdi burada birini yazsam diğeri eksik kalır.

 HAYATIMDA HİÇ BÜYÜK BİR TRAVMA YAŞAMADIM

◊ Sizi en çok ne üzer?

- Pek bir şey üzemez. Hayatımda hiç büyük bir travma yaşamadım. Başka insanların çektiği dramlar var ya, bende onlardan hiç olmadı. Başıma gelen her kötü olayın bana bir şey öğretebileceğini düşünür, ondan alabileceğim dersi görmeye çalışırım. Psikolojimi gerçekten çok az şey bozabilir.

◊ Ne çok mutlu eder peki?

- Yetiştirdiğim ağaçların meyvesini toplayabilmek. Ürettiğimiz şarkıların geri dönüşleri, tebrik mesajları, insanların beğendiğini görmek, onlara ulaştığını görmek sanatçıyı en çok mutlu eden şeylerdir.

◊ Ya hayatınızın vazgeçilmezleri?

- Bir sürü şey var. Bazen çocukluktan hatırda kalan bir çizgi film... Bazen bir çocukluk tutkum; balık tutmak olabilir mesela. Deniz ve dalga sesi de bana en çok ilham olan şeylerdir. Denizin olmadığı bir yerde yaşayamam.

 EN MANTIKLI YATIRIM GAYRİMENKUL

 ◊ Para ne ifade ediyor sizin için?

- Para; sevdiklerimi mutlu etmeye ve yarına güvenle adım atmama yetecek kadar olsun yeter. Hiçbir zaman müziği ve sanatı onun için yapmamaya ant içtim. Hiçbir ticari amaç gütmeden bu işe girdim. Yeterince geldiğinde insanı mutlu eden, kullanmayı bilmeyince mutsuz da eden bir şey para. 

Kazancınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Dediğim gibi ben işin para kısmında değilim. Bazen bir konserin, satılan bir bestenin fiyatını bile bilmiyorum. Onunla menajerim uğraşıyor. Yine de bana sorarsanız gayrimenkul yatırımlar içinde en mantıklısı...

YENİDEN EVLENMEM ÇOK ZOR ÇÜNKÜ BÜYÜK SORUMLULUK

 Mesafeler aşkı öldürüyor mu?

- Mesafeler, zaman... Bir de benim hayatımın temposuyla evliliğin kuralları çakıştı, ikimizin mutluluğu için ortak kararımızdı ayrılmak. Ayrılmamız her iki taraf için daha mantıklı.

Kaç yıl oldu ayrılalı?

- İki...

Kaç yıllık evliydiniz?

- Beş yıl.

Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?

- Çok zor. Çok büyük bir sorumluluk evlilik. Kariyerinde çıkış döneminde olan bir sanatçının hiç bulaşmaması gereken bir kontrat demem daha doğru olur. Bundan beş yıl sonra aynı şeyleri söyleyebilir miyim? Onu bilemem.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle