GeriMagazin Gençliğim başkalarını memnun etmekle geçti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gençliğim başkalarını memnun etmekle geçti

Gençliğim başkalarını memnun etmekle geçti

Yer aldığı komedi projeleriyle dikkatleri üzerine çeken Jonah Hill, “Mid 90’s” adlı filmde ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. “Gençliğim başkalarını memnun etmekle geçti. Artık kendim olmayı öğreniyorum” diyen Hill, Barbaros Tapan’la Los Angeles’ta buluştu, yeni projeleriyle ilgili her şeyi anlattı.

◊ En sevdiğim oyuncu–komedyenler arasında olduğunuzu röportaja başlamadan söylemiştim. Şimdi de yönetmen yönünüzü ortaya koyuyorsunuz. Yönetmen koltuğunda oturduğunuz ve senaryosunu yazdığınız ilk filminiz “Mid 90’s”in prömiyeri bugün Toronto Film Festivali’nde yapılacak. Neden oyunculuktan yönetmenliğe geçiş yapmak istediniz?

- Çok genç yaştan beri sektördeyim. Sahne ışıklarının altında büyüdüm. Son iki yıldır kendi filmimi yönetmeyi istiyordum. Hayat çok kısa, her şey hızla değişiyor. Ben de değişiyorum. Artık sadece kendim olmayı öğreniyorum. Şimdiye kadar hep başkalarının istediği şeyleri yaptım. Neden artık kendi yapmak istediğim fikri hayata geçirmeyeyim...

◊ Yaşla da ilgili değil mi insanın kendiyle barışık olma durumu?
- Sanırım ilgili... Neredeyse tüm gençlik yıllarımı başkalarını memnun ederek geçirdim. Şimdi de kendi yapmak istediğim hikayeyi yazdım ve yönettim. Kendi filmini yapmak ne kadar özel bir duygu anlatamam...

◊ Konusu nedir filmin?
- 90’lı yıllarda çocukluktan gençliğe geçen bir çocuğun komik ve dramatik hikayesi...
19 Ekim’de vizyona girecek çok ama çok heyecanlıyım.

Gençliğim başkalarını memnun etmekle geçti



HAYRAN OLDUĞUM HERKESLE ÇALIŞTIM

◊ Yönetmenlik yapmak oyunculuğa göre daha mı zor?
- Yönetmenlik ve yazarlık gönlümde ilk baştan beri yatan şeylerdi aslında. Bu zamana kadar beklediğim için pişman mıyım, hayır. Eğer daha önce yapsaydım büyük ihtimalle başkalarının yapmamı istediği şeyi yapacaktım ya da hazır olmayacaktım...
Belki de bu yüzden doğru zamanı bekledim. Biz oyuncular her zaman başkalarının hikayelerinin içindeyiz. Bu sefer kendi istediğim hikayeyi yapmak istedim. Setlerde geçirdiğim 15 sene en iyi film okuluydu.
Sektörde hayran olduğum herkesle çalıştım. Yaptığım iyi işlerden ziyade kötü işlerden daha çok şey öğrendim.
Bir şeyi iyi yapınca üzerinde düşünmüyorsun ama kötüyse tüm vücudun ve beynin hissettiriyor.
Ben hem iyi filmlerde hem kötü filmlerde oynayan biri olarak iki hissi de yaşadım...

◊ Kötü bir iş olduğunda “Vücudum hissettiriyor” dediniz. O nasıl oluyor?
- Hissediyorsun işte... Farklı bir tat bırakıyor. Ama dediğim gibi kötü işler birçok açıdan da büyütüyor.

◊ Hangi komedyenleri izliyorsunuz?
- İşini iyi yapan herkesi izlemeyi seviyorum. İsim vermem gerekirse Dave Chappelle ve Chris Rock ilk aklıma gelenler.

◊ Komedyenlerin dramatik rollerde oynayamayacağı söylenir. Sizde geçerli olmayan bir durum bu değil mi?
- Yapımcılara gidip “Lütfen benim drama da oynayabileceğimi anlayın artık” demedim. Son filmim bunu gösterdi zaten. Komik olmak karakterimin bir parçası ama tamamı değil. Komik olunca neden tüm dünya sürekli komik olduğumuzu zannediyor? Bu sebepten kişiliğimin tüm parçalarını göstermek istedim. Üzerime biçilen kılıftan çıkıp ilerlemek istedim.

◊ Televizyon izliyor musunuz bilmiyorum ama “Superbad” sürekli karşıma çıkıyor...
- Filmi çıktıktan sonra bir daha izlemedim. Rol arkadaşlarım Emma Stone ve Michael Cera ile özel hayatımda çok yakın dost olduk. Onlarla bir araya gelip o günleri anarak izlemeliyiz bence.

EMMA STONE İLE  YENİ DİZİYE BAŞLIYORUZ

◊ O film size en yakın arkadaşlarınızı da kazandırdı...
- Benim için bu sektörün en güzel yanı çalıştığım insanlarla yakın arkadaş olabilmek. Birçok filmimden sonra rol arkadaşlarım yakın arkadaşlarım oldu. Emma ile Netflix’te yeni mini dizi serimiz “Maniac” başlayacak. Onunla tekrar çalışmak şahaneydi...

◊ Dizinin konusu nedir?
- Birçok şeyin karışımı aslında. Emma ailesi ve ilişkilerinde başarısız birini canlandırıyor, ben ise şizofreni ile savaşan birini. Bir tedavi merkezi sorunları yan etkileri olmadan kalıcı olarak çözebileceğini iddia ediyor. Aslında üstümüzde her gün farklı ilaçları test ediyorlar.
Emma ve ben her bölümde bize verilen ilaçların farklı etkilerini yaşayıp farklı kişiliklere bürünüyoruz.

◊ Birkaç ay önce Twitter’da 4 favori filminizi söylediniz.
“Kind of Comedy”, “The Master”, “Rat Catcher” ve “This is England”. Çok merak ettim, neden bu filmler?
- Her birini saatlerce konuşabilirim. Film yapma seviyeleri, verilen his, tarzları, filmin kalbi çok derin, çok büyük ve çarpıcı. İzlerken kendimi cennette hissediyorum.

◊ Bu 4’ü dışında var mı sizi çok etkileyen başka bir film?
- “Goodfellas”ı eklerim... Ama en favori olanı sorarsan “The Master” ve “This is England” derim yine.

ARTIK BEN GENÇLERE  YOL GÖSTERiYORUM

◊ En son izlediğim filminiz geçen ay Amerika’da gösterime giren “Don’t Worry, He Won’t Get Far on Foot” oldu. İzlerken ilk 10 dakika siz olduğunuza alışmaya çalıştım. Daha önce hiç görmediğimiz bir Jonah vardı filmde. Karakteri bu şekilde yaratmak sizin fikriniz miydi yoksa ortak verilen bir karar mıydı?
- Ortak verilen bir karardı. Yönetmenimiz Gus Van Sant bana ve Joaquin Phoenix’e filmden önce okumamız için bir kitap verdi. Orada karakter Tom Petty görünümünde bir adam olarak anlatılıyordu. Biz de o görüntüyü uyguladık karaktere...

◊ Karikatürist John Callahan’ın biyografisi niteliğinde, geçirdiği trafik kazasından felçli kalan Callahan’ın alkolü bırakmak için katıldığı “12 Adım Alkolizm” programında ona yol gösteren rehberini oynuyorsunuz...
- Evet... Genelde kendi içinde mutsuz, yaşadığı karmaşa ile uğraşan karakterleri oynuyorum. Bu filmdeki karakterim düzensiz bir hayattan sonra iç huzuru bulmuş bir kişi.
Kendi içinde huzurlu, mutlu hisseden birini oynamak da ekstra iyi geldi bana.

◊ Size gerçek hayatta yol gösteren birileri oldu mu?
- Çok fazla oldu. Çalıştığım herkes bana bir şeyler kattı. 34 yaşındayım, artık ben de başkaları için yol gösteren kişi durumuna geldim. Oyuncu olmak isteyen gençler, genç yazarlar, genç yönetmenler bana fikirlerimi soruyorlar.
Benim için çok önemli bir şey bu! Edindiğim deneyimin, fikirlerimin önemsenmesi, bana sorduklarında onlarla bildiklerimi paylaşmak çok önemli.

◊ Yönetmeniniz Gus Van Sant hakkında merak ettiklerim var. Alışılmışın oldukça dışında bir yönetmen değil mi?
- Gerçekten farklı bir yönetmen. Gus’ın en sevdiğim üç filmini ele alırsak “Elephant”, “To Die For” ve “My Own Private Idaho”...
Üçünü de Gus’ın yönettiğini bilmesem aynı yönetmen tarafından yönetildiğini anlayamam. Hepsi birbirinden farklı anlatılmış filmler.

◊ Peki diğer özel yetenek Joaquin Phoenix ile oynamak nasıldı?
- Kuracağım hiçbir cümle Joaquin ile çalışmanın bana verdiği hazzı anlatamaz. Kendisine iltifat edilmesine izin vermez biliyor musun...
Böyle aşırı yetenekli oyuncularla aynı işte yer alınca sette oturup onların sahnelerini izliyorum.
Joaquin’i de bol bol izledim. Ne kadar yetenekli bir adam, ne kadar mükemmel bir kişilik olduğunu ifade etmem mümkün değil...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle