Evlilik bir ilişki komedisi

Güncelleme Tarihi:

Evlilik bir ilişki komedisi
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 26, 2018 14:27

Kanal D’nin sevilen dizisi “Koca Koca Yalanlar”da Nilgün karakterini canlandıran Selen Uçer, merak edilenleri yanıtladı. Evliliği bir ilişki komedisi olarak adlandıran oyuncu, aşka bakış açısından da bahsetti.

Haberin Devamı

“Koca Koca Yalanlar” dizisinde Nilgün karakteriyle ekrana geliyorsunuz. Proje ilk size geldiğinde ne düşündünüz? Neden içinde olmak istediniz?

- Gül Abus Semerci’nin yazdığı, kadın-erkek ilişkilerini ince bir mizahla masaya yatırdığı çok dinamik bir senaryomuz var. “Bir gün aldatılırsanız ne olur?” sorusundan yola çıkıyor. Önce olanı tüm gerçekliğiyle ortaya koyup sonra üç kadın arkadaşın dönüşümünü, birbirlerinden güç alarak yeni düzenlerini oluşturmalarını, erkeklerin de aynı şekilde çeşitli tepkilerini görüyoruz. Evliliğe ilişki komedisi diyebiliriz. Bu benim için çok çekiciydi. Hikaye “kadınlar iyi, erkekler kötü” ya da tam tersini anlatmıyor. İki tarafı da her şeyiyle gösteriyor. Aşk, sevgi, arkadaşlık, hayatta var oluş biçimleri hepimizin ortak konusu. Hayatın içinde olduğu gibi hem mizahla hem de dramatik sahnelerle ve en önemlisi samimiyetle bir hikâye öneriyor “Koca Koca Yalanlar”. Bu yüzden benim tam da içinde olmak isteyeceğim bir proje. Ayrıca Nilgün oynaması müthiş heyecan verici bir rol.

Haberin Devamı

Nilgün hem feminen hem de komik bir kadın. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

- Ben çok seviyorum Nilgün’ü. Nilgün hayatla flört eden bir kadın. Kendi bilgisi ve hayat algısı doğrultusunda hep oldurmayı, pozitifi hedefleyen bir güdüsü var. Hata yapmıyor mu? Bir sürü... Üzülmüyor mu? Üzülüyor. Ama o savaşçı bir kadın. Lise mezunu, hayat boyu çalışmak zorunda kalmamış ama yaşamı iyi öğrenmiş bir kadın. E tam da bu yüzden hem komik hem feminen hem de realist.

Sizin karakteriniz Nilgün’e ne kadar benziyor?

- Çalışan mühendis bir annenin çocuğuyum. Hatta 3 kuşaktır çalışan kadınlar ailesinden geliyorum. Anneannem de ilk cumhuriyet öğretmenlerindendi. Ben de hayatım boyunca çalıştım. Çalışmadan, üretmeden yaşanmaz bana göre. Kadın için de erkek için de bu böyle. Nilgün kocasının ona kurduğu şahane evde, keyifle yaşayan, hiç çalışmamış biri. O bakımdan benim tam tersim, oynaması da çok zevkli. Hayat enerjisi çok yüksek. Ben de o tarafımı öne çıkardığım bir dönemdeyim. En benzer tarafımızsa samimiyetimiz. Nilgün tüm pozlarına rağmen doğal bir kadın. O da ortak özelliğimiz. Gerçek olan heyecan verici, gerçek olan kalıcı. Buna inanıyoruz ben de Nilgün de. Ben Nilgün kadar kadınlığının keyfini çıkarmayı beceren biri değilim. Ama kim bilir belki ben de ondan öğrenirim biraz...

Haberin Devamı

Şu ana kadar çok projede yer aldınız. Komedi-dram karşılaştırması yapmanızı istersek neler söylersiniz?

- Açıkça söyleyeyim “Hanımın Çiftliği”ndeki Asuman rolünden beri televizyonda en heyecan duyduğum karakter Nilgün. Aşkla oynadığın roller vardır. Sinemada “Ara”daki (2008) Gül, “Can” daki (2012) Ayşe de öyleydi. Tiyatroda da var böyle rollerim. Komedi-dram olarak ya da sinema, tiyatro, televizyon diye ayırmıyor benim kafam.

Evlilik bir ilişki komedisi

İKİ ŞARKI SÖYLEDİM SINGLE OLARAK ÇIKACAK

Rolünüzü jest ve mimiklerle zenginleştiriyorsunuz, jest ve mimik olmadan oyunculuk
olur mu?

- Jest ve mimiği olmayan insan olur mu? Olmaz. O zaman oyunculuk da olmaz. Onların dozu, şekli değişir insandan insana, rolden role.

Haberin Devamı

Sesinizin güzel olduğunu biliyoruz. Daha önce bazı projelerde de sesinizi kullanmıştınız. Peki yalnızca bu alanda bir çalışma yapacak mısınız?

- Geçen sene iki şarkı kaydettim. Single olarak onlar çıkacaklar inşallah, şartlar el verdiğinde. İki eski şarkının yeni yorum ve düzenlemeleri... Çok heyecanlıyım o konuda.

EN ÇOK KUAFÖR SAHNELERİNDE EĞLENİYORUM

Dizide arkadaşlarınıza kol kanat geriyorsunuz, bir dayanışma halindesiniz. Günlük hayatta da böyle dostluklarınız var mı?

- Var elbette. Ben hayatım boyunca kadın grupları ile yaşamış biriyim. Belki kız okulunda okuduğumdandır. Gerçi bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kadın dayanışması benim zaten üzerinde çalıştığım bir konu. Tiyatroda “Kuçu Kuçu”, “Poz” “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” gibi rol aldığım oyunlarda da bu konuyla çok uğraştım. Benim en sevdiğim laf, Ece’nin (Temelkuran) lafıdır: “Kadın kadının hem yurdudur hem kurdudur.” Ne sadece biri, ne diğeri... Şimdi kurt deyince hemen kızıyor birileri. Yahu ne alakası var? Kadınların omuz omuza, birbirlerine inanç ve güvenle fark yarattıklarını bin kere yaşamış biriyim. Ama kadınların birbirlerine neler yaptıklarını, yapabildiklerini de bilirim. Bunu inkar etmeyelim.

Haberin Devamı

Sosyal medya paylaşımlarınızdan ekip içi iletişiminizin de iyi olduğu anlaşılıyor. Set günleriniz nasıl geçiyor?

- Hakikaten çok şanslı buluyorum kendimi bu konuda. Daha önce hiç tanışmıyor olmamıza rağmen, anında ekip olabildik. Bu da ekrana yansıyor zaten. Ferdi ile elektriğimiz tuttu. Oradan da çok eğlenceli bir Nilgün-Şahin hikayesi çıkıyor izleyici için. Evrim’le ve Pelin’le de öyle. Hakikaten özenle, gülerek çekiyoruz sahneleri. Ben en çok kuaför sahnelerinde eğleniyorum. Kadınların en açık oldukları yer kuaför salonlarıdır zaten bence. Kimseye anlatmadığın şeyleri kuaförde anlatırsın manikür yapılırken...

TÜRKİYE’DE KADININ SESİ DAHA YENİ DUYULUYOR

Haberin Devamı

Aldatma ve aldatılma konusuna gelecek olursak, ne dersiniz?

- Aldatma, “Koca Koca Yalanlar”ın ana teması. Aldatılan kadınlar var. “Kadın hep hisseder” diyerek aslında ben insanın kendini kandırdığını düşünüyorum. Kadınlar yüzleşmeyi, açıksözlü olmayı daha geç öğreniyorlar bence. Baskı altında yetişmiş kadın rahat konuşamıyor. Oysa kendine ve insanlara açık olduğunda daha gerçek ilişkiler kurabiliyorsun. Kadının sesi daha yeni duyuluyor Türkiye’de. Artık kadınlar farkında. Ama büyük laflar etmemek gerektiğini biliyorum aldatılma konusunda.

İki insan arasında bir ihanet, bir yalan varsa o ilişki bozulur zaten. Bozulmuyor diye kendini kandırmamak gerekiyor. İnsanların önce kendilerine özenmesi, saygı duyması ve mutlu etmesi gerek diye düşünüyorum. Ve sonra da yan yana durmayı seçmeleri... Hayat uzun, bir sürü iniş çıkışı var. Beraber yürümek istemek ve bunu önce kendine, sonra karşındakine saygıyla yapabilmek bence. Aşk iki insanı da coşturmalı, coşturur da. İki insan bir araya geldiğinde öyle bir enerji çıkar ki, ikisi de başka seviyelere geçerler diye bakıyorum.

Ayrıca sadece kadın-erkek ilişkisi de değil, bir sürü şeye aşk hissedilebilir.

Aşksız da olmuyor... Aşkta akıl işe yaramıyor. Ben genel olarak tavsiyelere uymayıp sonra ah çekenlerdenim.

BiRAZ HUYSUZUMDUR

“Asla vazgeçmem” dediğiniz bir özelliğiniz, alışkanlığınız var mı?

- Gerçek ve samimi olanı kovalamak.

Peki “bu huyumu hiç sevmiyorum” dediğiniz özelliğiniz?

- Bazen fazla açık ve direkt oluyorum. Açıklık zarar verici olabiliyor karşımdaki kişiye. Hatta bazen şımarıkça olabiliyor bence. Direkt olmak da bazen doğru yöntem olmuyor iletişim kurmak için. Yoksa çok da kötü huylar değiller aslında. Bir de huysuzumdur yer yer, geçer aslında pıt diye ama o arada insanlar bir korkar. O da pek şahane bir özellik değil sanırım.

◊ “Hiç bitmesin” dediğiniz bir an oldu mu hayatınızda?

- Oldu tabii olmaz mı... Sevdiklerimle geçirdiğim anlar oldu. Ailemle, sevgilimle, dostlarımla... Ama o an hep bitti tabii ki. Ya da bazı ayrılıklar olur bazen. Mesleğimde çok tatmin olduğum anlar oldu. Onlar da bitti, yerine yenileri hep geldi, geliyor şükür.

Şu ana kadar size yön veren bir öğüt oldu mu?

- İki tane oldu. Birincisi annemin çocukluğumdan beri tekrarladığı bir cümle: “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Olana bak, karşındakini, olayları hep öyle değerlendir.”

Diğeri de bir arkadaşımın annesinden: “Hiçbir zaman oldu sanıp rahatlama, gevşeme! ‘Oldu’ diye bir şey yok! Hep uğraşmaya, sorgulamaya devam et.” Bu öğütleri tam uygulamaya başladığım anda da hayatım düzene girdi zaten.

Son olarak “Koca Koca Yalanlar” izleyicilerine neler söylemek istersiniz?

- Sizden, gerçek bir dünya kuruyor, öyle bir hikâye anlatıyoruz. Bizde kalın. Neler olacak neler! Çok eğleneceğiz.

Evlilik bir ilişki komedisi

Selen Uçer dizide Evrim Alasya ve Ferdi Sancar ile kamera karşısına geçiyor.

 

 

 

BAKMADAN GEÇME!