GeriMagazin En büyük rakibim ikizim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En büyük rakibim ikizim

En büyük rakibim ikizim
refid:26940873 ilişkili resim dosyası

“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin Necati’si Sercan Badur, şimdilerde “Güllerin Savaşı” ile seyirci karşısına çıkıyor. Hipoksiya hastası Cihan’ı canlandırmak için Londra’ya gidip araştırmalar yapan, psikiyatrlarla görüşen genç oyuncu, başarılı performansıyla adından söz ettiriyor.

“Güllerin Savaşı” setinin neşesi sizmişsiniz, öyle diyorlar...
- Olabilir. (Gülüyor) Yapı olarak fazla enerjik bir insanım. Bu yüzden Cihan’ı oynarken denge kurmakta çok zorlanıyorum. Ben ne kadar enerjiksem, Cihan da o kadar sakin bir çocuk. O nedenle çekimler sırasında atamadığım enerjiyi set aralarında müzik eşliğinde dans ederek atıyorum. (Gülüyor)

O danslarda size en çok kim eşlik ediyor?

- Yiğit (Kirazcı) ve Damla (Sönmez) dans konusundaki en ideal partnerlerim. Onların dışında Canan Ergüder’le aynı sette olduğum için çok mutluyum. Onunla çalışmak harika. Oyuncu duruşuna hayranım gerçekten.

Sizi “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisiyle tanıdık ama ben daha öncesini merak ediyorum. Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?
- Tek yumurta ikizimle üniversitede aynı puanı alınca farklı bölümleri tercih etmek istedik. Bütün hayatımız aynı okullarda geçti, bari üniversite ve meslek hayatımız farklı olsun dedik. Ben radyo-televizyon, reklamcılık mesleklerini tercih ederken, o da işletme ve ticaret alanlarında seçimler yaptı. Bir tek onun üçüncü tercihiyle benim 19’uncu tercihim aynıydı. Şans bu ya, ikimiz de yine aynı okulu kazandık.

Bu kadar tesadüf olamaz!
- Sormayın. “Yine aynı okulda olacağız” diye kardeşim kendini yerden yere atmaya başladı, annem hüngür hüngür ağlıyor falan. Derken “Durun! Zaten ben tiyatro istiyordum” dedim ve yetenek sınavlarına girmeye karar verdim. Eğer aynı puanı almasaydık tiyatroya yönelmeyecektim. Elbette tiyatroya ilgim oldum olası vardı ama konservatuvar okuyacak kadar değildi. Konservatuvara gidersem ikizimle aynı meslekte birbirimize rakip olmayacaktık. Zaten hayattaki en büyük rakibim kardeşim.

İKİZİMLE BENİ BABAM BİLE KARIŞTIRIYOR
Nasıl bir rekabet var aranızda?

- O sürekli benim gibi olmaya çalışıyor, ben de onun gibi. Birbirimizin aynasıyız resmen. Ama bu aynı zamanda çok güzel bir duygu.

Artık ikizinizle farklı kulvarlardasınız, memnun musunuz bu durumdan, rahatladınız mı?
- Tabii artık rahatım. Bir de biz birbirimize inanılmaz benzeriz, kimse ayırt edemez bizi. Yolda kardeşimi çevirip imza istiyorlar mesela. Bir tek annem karıştırmıyor bizi, babam bile karıştırıyor. Ama annemiz bakışımızdan anlıyor resmen. Bir gün settekilere şaka yapmayı planlıyorum. Benim yerime ikiz kardeşim gelecek, Cihan’ın kılığına girecek ve tam çekimler başladığı sırada “Ben oynamak istemiyorum” deyip seti terk edecek (Gülüyor) Düşünsenize ne kadar komik olur.

Akrabalar arasında başka ikiz var mı?
- Annemin halaları, babamın da kuzenleri ikiz. Genetik olarak ikiziz yani.

Keşfedilmeniz nasıl oldu peki?
- Harika Uygun Facebook’tan fotoğraflarımı görmüş. Bir reklam görüşmesine çağırdı. Bu vesileyle reklam sektörüne adım atmış oldum. 16 reklam filminde rol aldım. Reklam filmleri için çok yüksek bir enerjiye sahip olmanız gerekiyor, o da bende fazlasıyla var. İzleyici de beni seviyor sanırım, güzel geri dönüşler alıyorum.

İYİ YERLERE GELMEK İÇİN KONSERVATUVAR ŞART DEĞİL
“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinde çok iyi bir çıkış yakaladınız ama sonrasında bir süre sonra ortalarda görünmediniz. Bunun nedeni neydi?

- “Öyle Bir Geçer Zaman ki”den ayrıldıktan sonra bir-iki dizide rol aldım. En son Hazal Kaya’yla birlikte Makedonya’da “Son Yaz Balkanlar”a başladık ama dizi dördüncü bölümde patlayınca daha fazla okulu ihmal etmeme kararı alarak Mimar Sinan
Üniversitesi’ndeki eğitimime devam ettim. Aslında ben bu meslekte alaylı ya da konservatuvarlı olmanın herhangi bir farklılığı olduğunu düşünmüyorum. Bir insanda yetenek varsa vardır. Artık Hollywood’da bile bütün oyuncuların koçları var, rollerine onlarla birlikte hazırlanıyorlar. Bu yüzden çok iyi yerlere gelmek için konservatuvar bitirilmesi gerektiğine inanmıyorum ama yine de bir sanatçı kişiliği elde edebilmek için okulun önemli bir etiket olduğunu düşünüyorum.

Bitirdiniz mi okulu?

- Hayır, hâlâ devam ediyorum. Yedinci yılıma girdim.

Okulunuz devam ederken, bu proje için sizi nasıl ikna ettiler?
- Aslında yine okulumu bahane ederek bu projede de yer alamayacaktım ama Allah’tan setin programıyla ders programım denk düştü. İyi ki de denk düşmüş, Cihan’ı oynayamamak eminim beni çok üzerdi. Nazar değmesin, bu dizi beni inanılmaz bir heyecanlandırıyor.

BU ROL İÇİN LONDRA’YA GİTTİM
Dizide Cihan’ın Gülru’ya duyduğu aşktan öte bir şey sanki!

- Aşk değil bence, bir hastalık. Cihan’ın fiziksel ve psikolojik sıkıntıları var, hipoksiya hastası. Bu öyle bir hastalık ki, içinde psikopatlık, obsesiflik ve paranoyaklık var. Birçok hastalığın bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Bu hastalığı ilk önce internette araştırdım ama çok fazla bilgi edinemedim. Sonra bu konuyla ilgili filmler izledim.

Woody Allen’in filmlerinde böyle karakterleri görmek mümkün.
- Zaten ilk olarak onun filmlerini izleyerek rolüme hazırlanmaya başladım. Daha sonra Londra’da bir kütüphanede konu üzerine araştırma yaptım. Rolün havada kalmasını istemedim, bu rol için özellikle Londra’ya gittim. Cihan’ın dizideki her karakterle bir çatışması var, dolayısıyla hastalığı derinlemesine incelemem gerekiyordu.

Bu aşamada psikiyatristlerle görüştünüz mü?
- Evet, görüştüm. Yapım ekibiyle birlikte kararlaştırdığımız birkaç doktorla görüşüp bilgi aldım. Rolüme ne kadar iyi hazırlanırsam seyirciyi o derece şaşırtırım.

SEVGİLİMİ HERKES BEYAZ GELİNLİKLER İÇİNDE GÖRSÜN
Aşk hayatınız nasıl gidiyor?

- Uzun süredir devam eden bir birlikteliğim var. Her şey yolunda gidiyor.

Biz tanıyor muyuz sevgilinizi?
- Hayır, ünlü biri değil. Zaten ünlü olsun istemem. Oyunculardan epey dilim yandı. İlişkimi çok anlatmak istemiyorum, nazardan korkuyorum. Bir de kıskanç bir adamım, kız arkadaşımı bugüne kadar arkadaşlarımla bile tanıştırmamışımdır.

Bu gidişle düğününüze de kimseyi çağırmazsınız!
- Aksine, herkes onu beyaz gelinlikler içinde görsün istiyorum.

BİLİYOR MUSUNUZ FERZAN’IN YENİ FİLMİNDE OYNAYACAĞIM
Ferzan Özpetek’le çalışmayı çok istiyorum. Hatta kendi kendime bu konuyla ilgili olumlama yaptığım bile oluyor. Arkadaşlarıma “Biliyor musunuz, Ferzan Özpetek’in yeni filminde ben de oynayacağım” deyip kendi yalanıma kendim inanıyorum. Çok komik oluyor gerçekten. (Gülüyor)

İYİ OYUNCU OLMAK İÇİN ÇOCUKLARI GÖZLEMLEYİN
Çocuk tiyatrosu yapıyormuşsunuz. Çocuklara hitap etmek hoşunuza mı gidiyor?

- Yoğunluktan dolayı artık yapamıyorum ama çocuklara bayılırım. Hatta doğal oyunculuğun çocuklar üzerinden geldiğini düşünüyorum. Farklı ve doğal oynamak istiyorsanız, yapmanız gereken tek şey çocukları gözlemlemek. Onların çok doğal ama aynı zamanda klişe olmayan bir mizaçları var.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle