GeriMagazin Çocukken babamdan utanırdım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocukken babamdan utanırdım

Çocukken babamdan utanırdım

HBO’nun ödüllü dizisi “Big Little Lies”ın ikinci sezonu başladı. Nicole Kidman, Reese Witherspoon, Shailene Woodley, Laura Dern, Alexander Skarsgard ve Zoe Kravitz’in başrollerini paylaştığı dizinin bu sezonuna Meryl Streep de dahil oldu. Barbaros Tapan bu hafta Zoe Kravitz ile New York’ta buluştu hem diziyi hem de R&B yıldızı babası Lenny Kravitz ile ilişkisini konuştu.

Hem uzun zamandır bu sektördesiniz hem de ünlü bir anne-babanın kızısınız. Ama özel hayatınızı çok gizli yaşıyorsunuz. Böyle göz önünde olan bir işte bu kadar gizlilik nasıl mümkün oluyor?

- Aslında bu durum tamamen bir seçim. Özel hayatını kameralardan uzak yaşamak isteyen herkes yaşar. İlişkilerini göz önünde yaşayan insanların bunu isteyerek seçtiklerini düşünüyorum. Sanatçının hayatı gizli kalmalı. Sanatçı kendini deşifre ederse, izleyici karşısında inandırıcılığını kaybeder.

Miami’de büyümüşsünüz. Geçenlerde verdiğiniz bir röportajda çocukken kendinizi yetiştiğiniz ortama ait hissetmediğinizi söylediniz. Ünlü bir anne-babaya sahip olmak mı sizi dışlanmış hissettirdi?

- Hayır. Miami’de gittiğim okul, varlıklı beyaz ailelerin çocuklarının gittiği bir okuldu. Orada ne kendim olabiliyordum ne de yaratıcılığımı kullanabiliyordum. Öğrencilerin değer yargıları farklıydı. Ben herkesin hayalini kurduğu ponpon kız olmak ya da İskoçyalı yakışıklı çocukla çıkmak istemedim. Okuldakilerle uyuşmuyordum işte. Ne zaman ki New York’a taşınıp farklı insanlar ve farklı etnik gruplarla tanıştık, işte o zaman yaşadığımı hissetmeye başladım.

Çocukken babamdan utanırdım

MERYL STREEP İNSANLARIN KENDİSİNDEN ÇEKİNDİĞİNİ BİLİYOR

Gelelim “Big Little Lies”a. Siz ve Shailene Woodley, rol arkadaşlarınız Nicole Kidman ve Reese Witherspoon’a göre daha gençsiniz. Dünyanın en önemli kadın oyuncularıyla çalışırken neler öğrendiniz?

- Shailene’yi bilmiyorum ama ben o kalibrede oyuncularla bir projeye başladığım için çok heyecanlandım.

İkinci sezona usta oyuncu Meryl Streep de dahil oldu...

- Meryl’nin benim içinde olduğum bir işi izlemiş olması bile beni delirtir. O bir oyuncuda olması gereken her şeye sahip. Onu tanımak benim için büyük bir onur. Bence çalıştığı insanların kendisinden çekindiğini, yeteneğinden gözlerinin korktuğunu biliyor, o yüzden yanına yaklaşılabilir olmak için çaba sarf ediyor. Grubun bir parçası olmak istiyor. 

Setteki ilk günü nasıldı?

- Çok mutlu ve heyecanlıydı. Bunca yıldan sonra bile setteki ilk günüymüş gibi mutlu olması beni etkiledi.

BONNIE’NİN GEÇMİŞİ SU YÜZÜNE ÇIKIYOR

Canlandırdığınız Bonnie karakterini biraz anlatır mısınız?

- Bonnie, ilk sezonda belirli bir amaç için görev aldı. Kim olduğunu, geçmişini pek anlayamadık. Bonnie’nin ilk sezonun sonunda yaşadığı travmadan sonra geçmişi, ailesi ve kocasıyla ilişkisi su yüzüne çıkıyor. Her şey ortaya çıkınca, Bonnie kaçtığı birçok şeyle de uğraşmak zorunda kalıyor.

İlk sezon romandan uyarlanmıştı, ikinci sezon ise romandan bağımsız olarak yaratıldı. Bonnie’nin ne yönde değişeceğine dair endişe yaşamadınız mı?

- Kitaptaki Bonnie ile ilgili birçok detay birinci sezonda kullanılmamıştı. O detayları ikinci sezonda kullandık. O yüzden Bonnie’ye erişim zorluğu yaşamadan birçok şeyi kolayca canlandırdım.

AĞZI SIKI BİRİ DEĞİLİM MİNİK BİR SIRRI BİLE SAKLAYAMAM

Dizide sırlar çok. Sizin ağzınız sıkı mıdır?

- Pek değil... Sırlar zehirli şeyler. Benim de öyle bir anım var. Annem beni vejetaryen yetiştirdi, et yememi istemedi. 8-9 yaşlarındayken bir gün babam beni Disneyland’e götürdü. Her köşe başında satılan hindi butlarını biliyorsun, gözüm kaldı onlarda! Babam “Hadi alalım ama annene söyleme” dedi. Eve gittiğimizde annemin gözlerine bakamıyordum. Sakladığım sır beni o kadar rahatsız etti ki. Daha 8 yaşında “Kızarsa kızsın söyleyeceğim” dedim. Annem bir şey demedi ama babamla olan o minik sırrımızı bile saklayamadım.

Çocukken babamdan utanırdım

OYUNCULUĞA ARA VERİNCE ALBÜM YAPACAĞIM

Babanız Lenny Kravitz gibi siz de müzik konusunda yeteneklisiniz. İleride sizi bir müzik projesinde görebilir miyiz?

- Uzun süredir müziğe ara verdim. Her şeyi aynı anda yapmak çok zor. Ama oyunculuğa ara verir vermez müziğe odaklanacağım.

Odaklanmak derken albüm çıkarmaktan mı bahsediyorsunuz?

- Evet, albüm yapacağım.

Babanız melez, anneniz Lisa Bonet de öyle. Ama siz kendinizi siyah olarak tanımlıyorsunuz yanılmıyorsam...

- Karmaşık bir durum... Bir tarafım siyah, diğer tarafım Musevi beyaz. Ama derinin rengi kahverengiyse, farklı muamele görüyorsun. Ben de rengim sebebiyle siyah muamelesi gören bir kadınım.

SİYAH KADINLAR ÇOĞU ZAMAN BEYAZLARA AKSESUVAR OLUR

Kimliğinizin, başkalarının size karşı olan tavırları ile tanımlandığını mı söylüyorsunuz yani?

- Evet. Bana hep rengimden dolayı belirli rolleri oynayacağım söylendi. Rengimden dolayı farklı tavırlara maruz kaldım. Sanırım tüm yaşadıklarım, gelişirken kimliğimi de etkiledi...

Siz hangi kültüre daha yakın hissediyorsunuz?

- Ben beyaz ve Musevi tarafımı da seviyorum. Çünkü siyahlar ile aynı acı geçmişe sahipler. O yüzden kendi içimde iki taraf da çok özel...

Size “Renginizden dolayı bu rolü veremiyoruz” dediklerinde tepkiniz ne oluyor?

- İlk tepkim küfür içeriyor, söylemeyeceğim. İkincisi ise “Sanki ben seninle çalışmak istiyorum!” oluyor.

Bu durum çok başınıza geldi mi?

- Kariyerimin başında çok geldi. Ben de aynı rolleri tekrar tekrar oynamak istemiyordum. Nedense her zaman sarışın, beyaz kadınlar için ayrılmış rolleri almak istedim. Çünkü film eğer siyahi bir hikaye değilse, siyah kadınlar çoğu zaman beyazlara aksesuvar olarak kullanılır. Derin insan hikayeleri beyaz oyuncular için yazılır, beyazlar oynatılır. Bu durum sonunda değişmeye başladı. Farklı kimliklerin temsil edilmesi önem kazandı.

JASON MOMOA HARİKA BİR İNSAN

Anneniz Lisa Bonet, Jason Momoa ile evli. Onunla ilişkiniz nasıl?

- Jason uzun zamandır ailemizin bir parçası. O da harika bir insan. Kariyerinin patlaması, dünyanın onu, yaptığı işleri kucaklaması hem beni hem de ailemizi çok mutlu ediyor.

Çocukken babamdan utanırdım

ONU OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEYİ ÖĞRENDİM

Sanatçı bir ailenin evinde, yemek masasında neler konuşulur?

- Her şey hakkında konuşuyoruz biz. Ama konu işimize gelince, sanatımızın arkasında yatan hisleri konuşuyoruz. Nasıl daha iyi olunur, kendimizi nasıl daha iyi ifade edebiliriz gibi...

Hakkınızdaki en büyük yanlış fikir nedir?

- Bence insanlar karakterimin güçlü olmadığını düşünüyor. Aslında oldukça cool ve eğlenceli biriyim.

Cool demişken, babanız Lenny Kravitz en cool giyinen sanatçılardan biri...

- Ama ben çocukken babamın giydiklerinden utanırdım. Tüm arkadaşlarımın babaları polo tişört giyerdi, benim babamın ise nasıl giyindiğini biliyorsun... Onu olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Çünkü benim annemle babam beni değiştirmeye çalışmadı. Beni yaptıklarım ya da giydiklerim için yargılamadılar. Ben de onlara saygı gösterip oldukları gibi kabul etmeliyim. Hem babam çok cool değil mi?

BABAMIN BANA KARŞI KATI KURALLARI VARDI

Nasıl bir baba Lenny Kravitz?

- Harika bir baba! Ama çocukken bana karşı katı kuralları vardı. Saygı onun için en önemli şeydi. Keza terbiye ve görgü kuralları da öyle. Para ve şöhretin hiçbir anlamı olmadığını söylerdi. Büyükbabam Bahamalar’dan göç etmiş. Babamı her sabah 5’te kaldırıp odun kestirirmiş. Çalışmanın anlamını öğrenmesini istermiş. Babam da aynı kuralı bana uyguladı. Dünyada bir çocuğun sahip olabileceği her şeye sahiptim ama bazı ev işleri bana aitti. Odamı kendim temizlemek zorundaydım. Onunla konuşurken saygılı olmak zorundaydım. Ben büyüdükçe kurallar biraz daha esnedi. Şimdi iki yakın arkadaşız...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle