GeriMagazin Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim

Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim

Sinan Akçıl’ın iki şarkılık maxi single’ı “Güzel Şeyler” bu hafta içinde çıktı, üzerine bir de bugün doğum günü olunca bahanemiz çok oldu ve Sinan’la buluşmaya karar erdik. 33 yaşına giren şarkıcıyla “sesi olmadığı” eleştirilerinden Justin Bieber’ı taklit etmekten pişman olup olmadığına… Yaşadığı aşklardan son sevgilisi Otilia’yla ayrılığına kadar pek çok şeyi konuştuk. Sinan’ı çok eskiden tanırım, önceden bıçkın bir müzisyendi, şimdi olgun bir sahne adamı olmuş…

Reklam kampanyasıyla başlayalım. Bugüne kadar reklamlarda yoktun. Teklifler geliyordu da sen mi kabul etmiyordun?

- Evet, çok reklam teklifi geldi ama fiyatta ve konularda anlaşamadık. Bu sefer kendimi oynuyorum. Bir de Türkiye ekonomisine en az yüzde 7-8 katkı sağlayacağını düşündüğüm için kabul ettim.

Çok iddialı bir rakam değil mi yüzde 7-8?

- Evet. Türkiye genelinden bahsediyorum. Bu sistem, arabayla müşteri arasından bankayı çıkarıyor. Peşinat verdikten sonra senet imzalıyorsun. Bu şekilde araba alım-satımının çoğalacağını düşünüyorum.

Hangi gruba bağlı bu Wowwo?

- Yeşil Holding.

Wowwo kimin fikriymiş?

- Engin Yeşil bulmuş fikri. Daha sonra dünyaya açacak bu sistemi.

Yurtdışından alınmış bir uygulama falan değil yani?

- Hayır. Kendisi bulmuş. 

Kaç reklam çektiniz?

- İki... Toplam altı tane çekeceğiz.

1 yıllık anlaşma mı yaptınız?

- Evet, 1 yıllık ama altı film 2 yıl yayınlanacak.

YENİ ŞARKIMIN EBRU’YLA ALAKASI YOK

Gelelim müziğe. Yeni maxi single’ın çıktı; “Güzel Şeyler”...

- Evet. İki şarkı var içinde; “Demesinler” ve “Seni Böyle Sevmediler”.

“Demesinler”de düet yaptığın Melda kim?

- Vokalist arkadaşım. Çok güzel bir ses. Aslında “Seni Böyle Sevmediler”e vokal yapmaya geldi stüdyoya. “Demesinler”i de dinlettim, âşık oldu.

“Ona da vokal yapayım n’olur” dedi. Vokali abarttık, düet oldu! Çok da iyi oldu. Çünkü benim yaşadığım bir olaydan yola çıkarak yazdığım şarkıyı çok iyi anlattı.

Neydi o olay?

- Ben aşk yaşadığım zaman, bir süre sonra bütün Türkiye’nin haberi oluyor. Sen sağ ol, Seren Serengil sağ olsun! Magazinden olmayan biri aşk yaşadığında ise o ilişkiyi sadece yakın çevresi biliyor.

Ama sonuçta konuşulan konular aynı oluyor. Benim için de diyorlar ki; “Biter bir süre sonra, sonu belli”, o kişi için de diyorlar ki; “Biter nasılsa”... Ben de şarkıda diyorum ki: “Demesinler bir aşk daha yarım kaldı. Demesinler sonu bu, hep aynı. Hadi dön gel. Dön gel ki kötü şeyler söyleyenler aşk adına ve bizim için güzel şeyler söylemek zorunda kalsınlar.”

Kime yazdın bunu?

- Vallahi hatırlamıyorum.

Ebru Şallı’ya mı?

- Alakası yok.

Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim

YETER ARTIK ÖNÜMÜ KESMEYİN

Şarkıyı bugün yazmış olmayabilirsin. 6 ay önce ya da 8 ay önce bir cümleyi bulmuşsundur, devamını sonra getirmişsindir...

- Bugün yazmadım ama aslında şarkılarımda bütün yaşadıklarımdan pay var.Tek kişiye yazdığım şarkılar bellidir, o kişiler onu çok iyi bilir. Mesela “Demesinler” şarkısında yaşadığım birkaç ilişkinin birleşimi var.İlişkilerimin finali hep “Demesinler”deki gibi oldu maalesef.Çünkü konuşmalar yüzünden çok ilişkim bitti.

Geçen gün sahnede de söyledin bunu. “Sizin hiç yok mu etrafınızda konuşanlar yüzünden ayrıldığınız sevgiliniz?” diye sordun. Biz onu Hadise’ye yorumladık.

- Yok. Şimdi bir de hep bu isimler karşıma çıkıyor; Hadise, Hande Yener, Ebru Şallı...Bitmiyor bir türlü bu çark nedense. Bundan dolayı çok da mutlu olmuyorum aslında.Onları kıracak, rencide edecek şeyler de söylemek istemiyorum...

Ama sen yol açıyorsun buna.

- Ben de bazen yapıyorum ama...

Hadise’ye mesela... Bazen direkt isim vermesen de açıklamaların onu akıllara getiriyor...

- Onunla ilişkim bilindiği için böyle oluyor... Belki benim o sırada yaşadığım başka bir ilişki var ve ona mesaj gönderiyorum.Ama o mesaj, sizin yüzünüzden doğru yere gitmiyor. (Gülüyor) 

Sürekli gündeme geliyor bunlar. Rahatsız oluyor musun?

- Bazen oluyorum. Yeter yani.Artık önümü kesmeyin. Herkes biraz daha anlayışlı olsun lütfen.

 OTILIA O PAYLAŞIMDAN SONRA BANA “YANLIŞ YAPTIM” DEDİ

Kaç yaşındasın Sinan?

- 33 oluyorum. Pazar günü (bugün) doğum günüm.

Sen ne zaman çocuk sahibi olacaksın?

- Beyaz evlenene kadar ben de evlenmem!

Öyle mi, neden?

- O benden herhalde 15 yaş falan büyüktür. O yüzden önce o evlensin. Bana evliliği sorduklarında “Önce Tarkan evlensin, ben sonra evleneceğim” diyordum, o evlendi. Şimdi Beyazıt Abi evlensin diyorum, ondan sonra oklar bana çevrilsin. 

Sence neden sürekli sevgili değiştiren, çapkın bir adammış gibi gösteriliyorsun?

- Hiçbir zaman öyle biri olmadım. Ben dört uzun ilişki yaşadım, her biri 2 yıl sürdü. Ama o ilişkiler çok konuşulduğu için çok ilişki yaşamış gibi gösterildim. Aslında gerçekten sevdiği zaman sahiplenen birisi olduğumu bütün yakın çevrem bilir. Halkımız da beni hep “ailenin tatlı çocuğu” gibi hoş görmüştür.

Otilia öyle demiyor ama. Seninle ilişkisinden sonra sosyal medyada “Aşkı hak etmeyecek erkeklerle beraber olmayın” diye yazdı...

- Dün de bana “Ben çok yanlış bir şey yaptım. Hemen sildim o yazıyı ama şimdi bunu nasıl düzelteceğimi bilmiyorum. Ne yapmam gerekirse söyle lütfen” dedi. Hiç öyle bir kız değil aslında... Ayrılmış olsak da aramızın her zaman çok iyi olacağını düşünüyorum. O yüzden, yaptığı bu paylaşımdan dolayı pek mutlu değil...

Sence niye öyle bir şey yazdı?

- Oluyor öyle şeyler. Ben de kaç kere yazıp paylaşmadan sildim öyle. Otilia’nın hatası, basmış düğmeye, paylaşmış. Bu arada şunu da söyleyeyim; eğer işin içinde aldatma ya da başka bir terbiyesizlik yoksa, kimse kimseyi duyguları değiştiği için yargılayamaz.

Otilia, her zaman çok kıymetli bir insan olarak benim hayatımda yer almaya devam edecektir.

Görüşmeye devam ediyor musunuz şimdi?

- Mesajlaştık bu olaydan sonra. Ben ona düşünerek hareket etmesi, ani öfkelere kapılmaması gerektiğini söyledim. O da “O anda öyle hissettim ama sonra pişman oldum” dedi.

ÂŞIK OLDUĞUNUZ KADINASON AŞKINIZ GİBİ DAVRANIN

Ayrıldıktan sonra TRT’deki programına geldi Otilia. Haliyle konuşuldu program...

- Reyting için yapmadık bunu ama ben böyle denk getirmeleri seviyorum. Benim için her zaman “Çok akıllı, iyi biliyor işi” falan derler.Hayatım boyunca hiçbir adımımı reklam için atmadım. İçimden ne geldiyse onu yaptım.O sonra reklama döndü.

Gerçekten öyle mi, yoksa bir stratejin var mı?

Neyin haber olacağını, kullanılacağını biliyorsun...

- Tabii ki bir stratejim var. Bu stratejim genellikle beni yanıltmamıştır ama duyguların stratejisi olmaz, kariyerin stratejisi olur. Strateji yapacağım diye duygularımı tutmam içimde. Duygular hep galip gelir.

Romantik misin ilişkilerinde?

- Romantiğim, evet.

Kadınları kendine böyle bağlıyorsun herhalde.

- Aynen...

Biraz taktik ver bize...

- Sana bu saatten sonra taktik vermeme gerek yok. Ne işine yarayacak? (Gülüyor) Ama genç arkadaşlarıma “Duygularınızı karşı tarafa çok daha iyi hissettirin” diyorum. “Âşık olduğunuz kadına her zaman son aşkınız gibi davranın.”

Sen böyle davrandığın için mi kadınlar sana tutkuyla bağlanıyor?

- Olabilir.

Kendine bağlıyor, sonra da bırakıyorsun...

- Öyle bir şey yok canım. Her zaman ortak kararlarla bitiyor ilişkiler. Ben, üzdüğümden fazla üzülüyorum ayrılırken.Sonra bu şarkılar çıkıyor.

Bana hiç inandırıcı gelmedi bu söylediklerin.

- Gelmesin abi, ne yapayım... (Gülüyor)

Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim

 VÜCUDUMU HÜRRİYET’E BORÇLUYUM

 ◊ Son dönemde spora bu kadar ağırlık vermenin nedeni, geçen yaz çekilen fotoğrafların mı?

- Evet. Fit vücudumu Hürriyet’e borçluyum! (Gülüyor) Gerçekten o fotoğraflarımı görünce, oteldeki bütün gazetelerin üzerini kapattırdım. Ama aslında o fotoğraflarda ışık oyunu da vardı. Tabii yine de bunu biraz kafaya taktım, 5-6 kilo verip forma girdim. Birkaç ay sonra Men’s Fitness dergisine kapak olana kadar çalıştım. Hürriyet’te çıkan o fotoğrafı çeken arkadaşım, inşallah dergiyi de görmüştür.

Cumhurbaşkanımızı sevdiğimi gizlemiyorum

 ◊ TRT’deki programın devam edecek mi?

- Normalde geçen perşembe sezon finali yaptık. Şimdi “Farklı Sahne Yaz” adıyla yazın devam edecek bir projemiz var.

Sezon finalinde Lübnanlı şarkıcı Maher Zain’i ağırladın...

- Evet, çok güzel bir program oldu. Maher Zain için “Müslüman dünyasının Michael Jackson’ı” tabiri kullanılıyor. Benim yazdığım “Gülmek Sadaka” şarkısında düet yaptık onunla. Şimdi klibini çekeceğiz.

Nasıl ortaya çıktı bu proje?

- Umreye gidip geldikten sonra herkes “İlahi yazacak mısın” diye soruyordu. Ben de öncü bir rol üstlenmeye çalışarak, Müslüman gençliği birleştirecek, yüzünü gülümsetecek bir şarkı yazmaya çalıştım. Eğer izin alabilirsek, klibi üçüncü köprüde çekeceğiz. Tüm dünyadan çocuklarla beraber yürüyeceğiz.

Bundan sonra müziğinde değişiklik olacak mı?

- Hayır, müziğimi değiştirmeyeceğim ama o yönde de müzikler yapmayı, mesajlar vermeyi artıracağım diyebilirim. Çünkü insanlara her yönümü göstermek istiyorum. Bugüne kadar göstermiyordum bu yönümü...

Umreden sonra hayatında neler değişti?

- Artık hiçbir şeye eskisi kadar tepki vermiyorum. Her şeye sevgi dolu bakıyorum. Seren Serengil’i bile seviyorum artık, düşün! (Gülüyor) Bir de çok rahatım artık. Eskiden yeni bir şarkım çıktığında hemen radyoları arardım, şimdi akışına bırakıyorum. Konserlerimden önce gergin olurdum. İçimde böyle bir dinginlik var.

Hacca gidecek misin?

- Onun için daha çok erken. Çünkü hacca gitmek, hayatının geri kalanında tamamen o olguya göre davranmak demek. Bunu yapabileceğimi hissettiğim gün hacca da gitmek istiyorum.

Kendini “muhafazakâr popçu” olarak tanımlar mısın?

- Hayır. Ülkesine, vatanına, bayrağına çok bağlı, çok fazla sağı solu oynamayan bir Türk müzisyen diyorum kendime. Muhafazakârım ben. Küçüklüğümden beri öyleydim ama bu muhafazakârlık işimde değil. Çünkü her kitle beni dinliyor.

Sağı solu oynayanlar kimler?

- İsim vermeyeyim... Ama muhafazakâr olmadığı halde hayatlarını öyle gösterenler görüyorum.

Nerede?

- Cumhurbaşkanımızın davetlerinde mesela. Keşke böyle olmasa diyorum. Herkes olduğu gibi davranmalı bence. Kendini koyu muhafazakâr biri gibi göstermese de Cumhurbaşkanı’nı sevme hakkı var o kişinin çünkü. Böyle şeylere gerek yok.

Bu söylemlerinle kendine imtiyaz sağladığın, TRT’de program yaptığın gibi eleştiriler var...

- Böyle şeyleri çok komik buluyorum. Ben hiçbir zaman bir tarafa kendimi entegre etmedim. Cumhurbaşkanımızı sevdiğim gerçeğini gizlemiyorum. Ama hiç partici bir insan olmadım. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’i de çok seviyorum mesela. Ben insanlara değer veriyorum. Ülkesine hizmet eden herkes benim için çok değerlidir.

Partici görmüyorsun kendini ama hükümete yakınsın...

- Cumhurbaşkanımıza olan sevgim zaten biliniyor. Yarın öbür gün başka biri gelir, ülkesine hizmet ettiğini görürüm, onu da severim. Önemli olan, yüz güldüren insanlar.

 NAİM’İN YAPTIĞI HAKSIZLIK BANA KOYMAZ

Sesinin olmadığı eleştirilerine ne diyorsun?

- Bu iddia Naim Dilmener’in.

Neden kavgalısınız?

- Senin de köşende yazdığın gibi şahsileştirmiş vaziyette bence bunu. Senin, iki tarafı da eleştirdiğin o yazında çok doğru bir tespit yaptığını düşünüyorum.Çünkü Türkiye’de 750 milyon dinlenmiş bir çocuk var karşısında. Bu benim YouTube rakamım. Çok zor bir rakam Türkiye için.

Organik mi bu rakam?

- Tabii ki organik... İlk şarkım “Atma”da araştırmıştım panikle nasıl oluyor bu işler diye.O da öyle bir patladı ki, “Keşke sormasaydım” dedim.Çok kolay bir şey değil bu rakama ulaşmak. 500 milyon dinlenme oranı göstermek için yaklaşık 1 milyon dolar harcaman lazım.O kadar kolay değil bu işler yani. Aleyna’ya da bu konuda yapılan eleştiriler haksızlıktır, İrem Derici’ye de. Ben de şaşırıyorum ama her uyandığımda 500 bin eklenmiş oluyor o rakama. Ben en büyük gücümü çocuklardan alıyorum bu konuda.

Naim’in haksızlık mı yaptığını düşünüyorsun?

- Naim’in yaptığı haksızlık bana koymaz. Karşısında yarım milyar dinlenmiş biri var.

Peki senin onunla ilgili söylediklerin...

- Ben onu tehdit etmedim. Ben, çok eleştirmesine rağmen cevap vermeyen birisiyim. Yıllardır bu bilinir.Ama bir yere kadar yani. Yaptığı ekmeğinle oynamaya varırsa, iş o zaman değişir.“Bir isim ortaya atıyorsa, ondan sonrasını o düşünsün” dedim sosyal medyada.Sosyal medya üzerinden kimse kimseyi bıçaklamayacağına göre... O lafları tehdit olarak algılıyorsa, o lafları yesin. Biz onun laflarını nasıl her hafta yiyoruz...

Çocuk sahibi olmadan ölmeyeceğim

BORÇ, ERKEĞE YAKIŞMAZ

 ◊ Besteler, konserler, reklam filmi... Gelir durumun nasıl?

- Benim hiçbir zaman parayla ilgili bir derdim olmadı Allah’a şükür.

Niye borç haberleri çıkıyor peki?

- Siz çıkarıyorsunuz bazen öyle şeyler.

Ebru Şallı’ya kredi çektirdiğin ve sonra borcunu ödemediğin iddiaları vardı bir dönem...

- Öyle bir şey yok. O çok başka bir konuydu. Ebru’yla hiçbir zaman aramızda bu tarz muhabbetler olmamıştır ama o mevzu da çok büyütüldü. Bir kere borç, hiçbir şekilde erkeğe yakışan bir konu değil. Ben her zaman eli çok açık, bonkör bir çocuk olmuşumdur. O konu tamamen yanlış aksettirildi ama artık geçmiş gitmiş olduğu için detaylarını anlatmak istemiyorum. Ben bir erkeğin bu konularda çok konuşmaması gerektiğini düşündüğüm için hep sustum. Çok da önemli değil. Çok fazla konuşanlar için hep “Zenginin malı züğürdün çenesini yordu” dedim. O yüzden bundan faydalanmak isteyenler oldu.

Spor arabaların için “Almıyor, kiralıyor” dendi, doğru mu?

- Araba kiraladığım da oldu. Ama çok beğendiğim zaman, bu son arabada olduğu gibi satın alıyorum.

Ne kadar yeni arabanın fiyatı?

- 800 bin liraya yakın.

HEDEFİM EYLÜLE KADAR 500 BİN KİŞİYE ULAŞMAK

Yazın konserlerin olacak mı?

- Çok yoğun bir konser tempomuz var. Üniversitelerle başladı, halk konserleriyle devam ediyor. Çok fazla halk, belediye ve festival konserimiz olacak.Onun dışında AVM’lerde konserler oluyor. Hedefim, seçimlerin sonundan başlayarak eylül ortasına kadar 500 bin kişiye ulaşabilmek.

AVM’de konser vermek bir dönem eleştirilirdi, artık Tarkan bile AVM’de sahneye çıkıyor...

- AVM konseri deyip
geçme. Güzel yapmaya
başladılar bu işleri.

ERKEN EVLENEN ERKEK STARLARIN ENERJiSi DEĞiŞiYOR

Pek çok pop sanatçısına şarkılar veren bir besteciydin. Sonra sahneye çıkma kararı aldın. Ama bu kararın çok eleştirildi...

- İlk başta çok eleştiri almama rağmen, Türkiye’nin en çok konser yapan erkek şarkıcısı konumuna yükseldim. En çok kalabalığa hitap eden şarkıcılardan biri oldum. Geçen sene 350 bin kişiye ulaşmışım. Bu sene hedefim 500 bin kişiye ulaşıp şarkılar söylemek. Ben halkın sevgisiyle bugünlere geldim. O yüzden iyi ki ön plana çıkmışım diyorum. Çünkü bugün 40-50 bin kişilik konserler verebiliyorum. Bunu bir besteci olarak başaramazdım. Şarkıcı olmak beni güçlendirdi. Bu güç de bazı insanları rahatsız etti.

Mutlu musun sahnede olmaktan?

- Çok mutluyum. Bizim bir sloganımız var; “Bir gün mutlaka senin de şehrinde el ele, göz göze, çığlık çığlığa olacağız” diye. Gidebildiğim kadar çok yere gitmeye çalışıyorum yurtiçi ve yurtdışında.

Benim nefes almaya başladığım yer sahne. Çünkü şarkılarımın aslında nerelere ulaştığını 50 metrekarelik stüdyodan çıktığım zaman görebildim.

Kadınları etkilediğin gibi dinleyicileri de etkilemenin yolunu biliyorsun. Mesela bu tür sloganlar hazırlıyorsun...

- Aynen. Onlarla aramda çok büyük bir bağ var. Evliliği düşünmüyor olmamın sebebi de onlar zaten. Gerçekten tahmin edebileceğinizden daha büyük bir kitlenin fanatizmi var bana karşı. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. Çünkü bence erken evlenen erkek starların enerjisi değişiyor.

Örnek verebilir misin?

- Burada tek tek liste çıkarmayalım ama bu benim gözlemim.

ÇOCUK SAHİBİ OLMADAN ÖLMEYECEĞİM

Neden evlenenlerin enerjisi düşüyor peki?

- Mesela Ferhat Göçer evlense hiçbir sıkıntı olmaz. Çünkü o zaten Frank Sinatra gibi takılmak isteyen bir adam. Ama sevenlerinin hayalinde “beyaz atlı prens” olmak isteyen kişilerin enerjisi düşüyor. Onlar evlendikleri zaman “aslında beyaz atlı prens değilmiş, bilmem ne amca veya bilmem ne abiymiş” gibi bir durum oluyor.

Kenan Amca, Teoman Abi, Tarkan Abi gibi yani...

- Onlar da 45 yaşına gelince tabii ki evlendiler doğal olarak. O normal. Daha genç yaşlardan bahsediyorum ben. Bir 5-10 yıl daha bu şekilde gitmek istiyorum. Tabii kesin konuşamam bu konuda da. Bir gün bir âşık olurum, bir bakarsın televizyonda son dakikaSinan Akçıl evlendi” haberi geçiyorlar... (Gülüyor)

Ben de evliliğin sanatçılarda üretim sürecini olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Çocuk falan derken başka bir kafaya giriliyor çünkü...

- Ama bir gün bebeğimin kokusunu da duymak istiyorum. Bir evlat sahibi olmadan asla bu dünyadan göç etmeyeceğim.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle