GeriMagazin Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum

Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum

Etkileyici bir kahramanlık ve zafer öyküsünü ekrana taşıyan “Mehmetçik Kutlu Zafer” geçen hafta izleyiciyle buluştu. İlk bölümün yayınının hemen ertesinde dizinin devasa platosunda, başrol oyuncuları İsmail Hacıoğlu ve Cansu Tosun ile buluştum, aklıma takılan her şeyi sordum. Diziyle başlayan sohbet Luc Besson’a kadar uzandı, geriye kahkahası bol bu sohbet kaldı.

“Mehmetçik Kut’ül Amare” ekibi şimdi yola “Mehmetçik Kutlu Zafer”le devam ediyor. Siz de hikayenin kilit karakterlerindensiniz. Sizce bu proje ve canlandırdığınız roller için neden sizi seçmiş olabilirler?

- İsmail Hacıoğlu: Valla açık söylemek gerekirse, bizim bir araya gelme sebebimiz başkaydı. Başka bir iş, başka bir proje için sevgili yapımcımız ve senaristimiz Mehmet Bozdağ ile bir araya gelmiştik. Sonrasında neye niyet neye kısmet durumu yaşadık ve hepimizin yolu Mehmetçik’te kesişti.

Hikaye yaz aylarında kısa bir ara vermişti...

- İsmail Hacıoğlu: Evet, 2.5 ay kadar bir aramız oldu. O arada hikayemiz yazıldı, platomuz yenilenip büyütüldü, toparlandı. Kaldığımız yerden tüm hızıyla devam ediyoruz.

Cansu Hanım, siz nasıl dahil oldunuz ekibe? Yoksa yine bir “neye niyet neye kısmet” durumu mu?

- Cansu Tosun: (Gülüyor) Yok, benim sürecim gayet doğal gelişti. Senaryo gönderildi, okudum, çok heyecanlandım ve el sıkıştık. Ekstra bir durum olmadı yani. Bir de ben zaten yeni sayılırım, geçen sezonun son dört bölümünde dahil oldum ekibe.

Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum

HER KADIN OYUNCU JEANNE D’ARC OYNAMAK İSTER

Neydi Fatma rolünde sizi bu kadar etkileyen, hemen “evet” dedirten?

- Cansu Tosun: Bu aslında çok uzun zamandır dilediğim bir roldü.

Hangi açıdan?

- Cansu Tosun: Sahip olduğu güç diyebilirim. Fatma çok güçlü, kendi doğrularının peşinde giden, vizyonu olan, aynı zamanda sabit fikirli sayılabilecek bir kadın. Babası onu yıllar önce Beyrut’a göndermiş ve Fatma orada gazetecilik okumuş. Tarihimizdeki Halide Edip Adıvar gibi bir kariyer. Bu arada ekleyeyim, önemli bir nokta çünkü, babasıyla hep bir çatışma halinde ve asi biri Fatma.

Yeni sezonda ne değişecek hayatında?

- Cansu Tosun: Seyirci Fatma’nın dönüşüm ve değişimine tanık olacak. Artık birçok şeye karşı çıkıyor.

Mesela geçen sezon savaş karşıtı biriydi, ama artık Üsküplü’yle başka bir yola giriyor. Hatta yepyeni bir yol hikayesi başlıyor da diyebiliriz.

Az önce bu rolde beni neyin çektiğini sordunuz ya, ben de her kadın oyuncu gibi hep Jeanne d’Arc oynamak istemişimdir. Bana onu anımsattı işte. Sonra Halide Edip Adıvar gibi gazeteci, savaşçı... Nene Hatun gibi kadın savaş kahramanı. Sanırım o yüzden de çok cazip geldi.

- İsmail Hacıoğlu: Her kadın aktristin hayali gibi...

- Cansu Tosun: Her kadının mı?

- İsmail Hacıoğlu: Yani hemen hemen... Bu tür güçlü roller çok yazılmıyor çünkü kadınlara...

- Cansu Tosun: Evet, o noktada haklısın, yazılmıyor. Bu yüzden de çok şanslı hissediyorum kendimi.

Bunca zaman bu tür bir rolün hayalini kurmuşsunuz madem, sorayım: Bu proje size ne kattı?

- Cansu Tosun: Çok şey. At binmeyi öğrendim, dövüş dersi aldım, duruşum bile değişti. Ayrıca oyuncu olarak önümü açtı.

İsmail Bey, size senaryoyu okuduğunuzda “İşte bu” dedirten ne oldu?

- İsmail Hacıoğlu: Enteresan olan neydi biliyor musunuz? Hikayeyi ilk okuduğumda dedim ki “Böyle bir zafer var tarihimizde, peki benim bundan neden haberim yok? Niye okutulmadı bu, niye bilmiyoruz?” En büyük yarası buydu aslında bu işin. Beni en çok cezbeden tarafı da yine bu oldu.

Çekimler başladıktan sonra duygularınız değişti mi?

-İsmail Hacıoğlu: Olumlu yönde evet... Senaryoyu okudukça “Acaba biraz teşbihte abartı mı var?” diye düşünmeye başladım. Ama meğer az bile anlatıyormuşuz. Dedelerimizin çektikleri öyle az buz çile değil. O imkansızlıklara rağmen çok büyük işler başarmışlar. Her yerde göğsümü gere gere “Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum” diyorum.

Bu coşku sete de yansıyor olmalı.

- İsmail Hacıoğlu: Tabii ki... Hangi sahneyi çekersek çekelim, büyük titizlik gösteriyoruz ekip olarak. Vatan aşkı çok ön planda olan bir iş bu...

“SAVAŞALIM” DEMİYORUM AMA BU KADAR DA YAYMAK OLMAZ!

Bu sadece bir dizi değil, gençleri tarihimizden haberdar etmek gibi bir misyonu da var, yanılıyor muyum?

- İsmail Hacıoğlu:

Kesinlikle haklısınız. Daha çok gence dokunabilsek, onlara da “Aaaa böyle bir durum varmış, bizim niye haberimiz yok” dedirtebilsek, böylece sorgulama gereği, araştırma isteği uyandırabilsek... Ne güzel olur. Çünkü yeni neslin hiçbir şeyi araştırmayıp hazırı tüketmek gibi bir durumu var. Oysa onca zorluğu aşmış çok güçlü bir ecdadın torunlarıyız. Tabii ki “Hadi savaşalım” demiyorum ama bu kadar da yaymak olmaz. Bu nesle yakışmıyor bu kadar tembel olmak.

Diziden sonra yol sizi nereye götürür, var mı bir tahmininiz?

- Cansu Tosun: Belli bir plan, proje yok aklımda. Birçok ülkenin hikayesine dahil olmak, birçok yönetmenle çalışmak, farklı kültürleri tanımak, farklı insanlara dokunabilmek isterim.

“ÖZEL HAYAT KONUŞMAYACAĞIM” DİYOR KIZ, ZORLAMAYIN HİÇ

Hayaller ve gelecek demişken... İki ay önce Erkan Kolçak Köstendil ile nikah masasına oturdunuz. Nasıl gidiyor evlilik?

- Cansu Tosun: Çok güzel.

- İsmail Hacıoğlu: Resmi. İkisinin de dizi çekimleri olduğu için görüşemiyorlar.

Zor olmuyor mu bu? Daha çok yeni bir evlilik sonuçta...

- Cansu Tosun: Evet, yeni.

- İsmail Hacıoğlu: Kız anlatmayacağım diyor, zorlamayın hiç (gülüyor)...

O anlatmıyorsa ben de size dönerim...

- İsmail Hacıoğlu: (Kahkaha atıyor) Ben de anlatmayacağım. İyi çok şükür, iyi... Allah sağlık versin, gerisini hallederiz.

Eşleriniz de bu sektörden uzak olmadığı için sorun yaşamıyorsunuzdur.

- Cansu Tosun: Aynen.

ÇEKİM İÇİN MEKAN MEKAN GEZMEMİZ GEREKSE EKİPÇE CİNNET GEÇİRİRDİK

Anladım, özel hayat konuşmama konusunda kararlısınız. Biz diziye dönelim... Bu sezonda seyirciyi neler bekliyor?

- İsmail Hacıoğlu: Aksiyonu bol bir sezon bekliyor seyirciyi. Ana karakterlerin A’dan Z’ye değişen dünyalarını izleyecekler. “Aaaa, yok ya bunu yapmazlar herhalde” dedirtip sonra ters köşe yapacağımız sahneler olacak. “Yok artık, gerçekten mi” diyecekler sık sık. Bol sürprizli bir sezon özetle... Senaristlerimiz bu minvalde gece gündüz çalışıyor. Biz de sette o senaryonun üstüne başka artılar eklemeye çalışıyoruz.

ORTAM HAZIR KOSTÜM HAZIR OYNAMAZSAM AYIP OLUR

Böyle önemli projelere haydi bakalım diye başlanamıyor. Uzun bir hazırlık süreci gerekiyor.

- İsmail Hacıoğlu: İlla ki... Bu proje için öncesinde 3 yıl hazırlık yapılmış mesela.

Siz o hazırlıklara tanık oldunuz mu?

- İsmail Hacıoğlu:

Yok, ben de sonradan geldim çünkü, bu projede yoktum. Altıncı bölümde katıldım ekibe. Tabii hazırlıkların evveli var, çok önceden başlanmış.

Böyle bir platoyu kurmak kolay mı? Benim için “ortam hazır, kostüm hazır, oynamazsan ayıp olur” durumu geçerliydi.

- Cansu Tosun:

Bu platoya adımımı attığım anda tüylerim diken diken oldu.

O kadar başarılı bir iş çıkarmışlar ki, gerçekten o dönemde hissediyorsunuz kendinizi. Kostüm ekibi de gerçekten iyi iş çıkarmış. Daha o kostümleri giydiğiniz anda ister istemez duruşunuz değişiyor.

NE, SEN LUC BESSON’LA MI ÇALIŞTIN!

 ◊ “Mehmetçik Kutlu Zafer” dışında yaşadığınız yeni proje heyecanları var mı? Sinemaya devam mı?

- Cansu Tosun: “I Am You” filminde rol aldım en son. Gerçek bir mülteci hikayesi. Yönetmenimiz de Afgan, Simone North. O film 2019’da festivallerde yer alacak. Diğeri de Luc Besson’la çalıştığım “Anna” filmi.

- İsmail Hacıoğlu: Neeee, Luc Besson’la mı çalıştın? Vay arkadaş ya!

- Cansu Tosun: Ya niye dalga geçiyorsun.

- İsmail Hacıoğlu:

Kardeşim tebrik ediyorum.

Siz ünlü bir yabancı yönetmenle çalışma fırsatı yakalayamadınız mı?

- İsmail Hacıoğlu:

Hayır, bizde Luc Besson yok, Kamil Aydın var, çok şükür bize yetiyor valla. Bizim de film projelerimiz var, ama adını koymadık daha.

“AYLA” GELMEZSE OSCAR KAYBEDER!

 ◊ İsmail Bey, biz sinema anlamında dünyaya ne zaman açılacağız?

- İsmail Hacıoğlu:

İşte biz “Ayla” ile bir tecrübe yaşadık. Ama o kadar oldu yani... İş sadece iyi iş çekmeyle alakalı değil.

“Ayla” Oscar yarışında olmalıydı mı?

- İsmail Hacıoğlu:

Tabii ki “Ayla” Oscar’lık bir film mi tartışılır ama işin içinde siyaset denen bir faktör var.

Belki orada edindiğiniz tecrübe sayesinde ikinci adım daha etkili olur...

- İsmail Hacıoğlu:

Bilinmez. O bizim elimizde değil ki. Sonuçta ben siyasetçi değilim, film yapanlar genelde siyasetçi değiller.

Peki o engeli aşmak için ne yapmak gerek?

- İsmail Hacıoğlu:

Doğru işlerin peşinde koşacağız. Doğru filmler yaptığımız sürece bir an gelecek, “Evet ya” diyecekle. Her sene “Ayla” gibi bir film çekilse, en kötü 10 sene sonra orada, o masada oturabiliz yani. Çünkü bizim hikayelerimiz dünya hikayeleri. Hollywood da zaten hikayenin peşinde.

Hollywood bizdeki gibi etkileyici hikayelerin peşinde.

- İsmail Hacıoğlu:

Bizim hikayelerimiz onlarınkinden daha gerçek. Orada birebir gördüm çünkü. “Oscar’a gelmezse ‘Ayla’ bir şey kaybetmez ama Oscar kaybeder” dediler.

Bunu söyleyen kadın Oscar komitesinin başkanıydı. Şimdi siyaset denen şeye nasıl inanmayacaksın ki?

Böyle bir ecdadın torunu olmaktan gurur duyuyorum

ABUK SUBUK ALTI FİLM ÇEKİP SÜRÜMDEN KAZANIYORLAR

Bir filmi “Bunlar gerçekten yaşanmış” hissiyle izlemek başka bir keyif oluyor bana kalırsa...

- İsmail Hacıoğlu: Değil mi? Biz bu tür projelerin ne kadar başarılı olabileceğini gösterdik, “A evet olabiliyormuş” dedirttik işte “Ayla”da. Bu çok önemli. En azından sektörden para kazanan insanlar için önemli. Bir filme 20 milyon lira yatırılabiliyormuş, sonrasında da geri kazanılabiliyormuş, onu gösterdik. “Altı tane abuk subuk film çekip ticaret adamı gibi parayı toplayacağıma, sürümden kazanacağıma, bir tane hikayenin peşinde koşayım, onu çekeyim doğru dürüst” deseler yeter.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle