GeriMagazin  Birlikte oynamak aşkımızı besliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

 Birlikte oynamak aşkımızı besliyor

 Birlikte oynamak aşkımızı besliyor

Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey, Bakırköy’deki Sahne 74 adlı kültür merkezlerindeki ilk oyunlarına hazır. Çift, tam 12 yıl sonra birlikte rol aldıkları “Vee Perde” oyunuyla bugün izleyici karşısına çıkacak. Hidayet Erdinç’in yönettiği,  dekorunu Barış Dinçel’in hazırladığı oyunda Türk temaşa sanatından örnekler verecek olan çiftle bir araya geldik, tiyatro tutkularını, tükenmeyen aşklarını ve “Türkiye’de komedi”yi konuştuk. FOTOĞRAFLAR: Emre YUNUSOĞLU

◊ Yılların Sinema 74’ünü kültür merkezi haline getirdiniz, Sahne 74’e dönüştürdünüz. Bu fikir hep aklınızda var mıydı? Süreci biraz anlatabilir misiniz?

- Yasemin Yalçın: Aklımızda hiç böyle bir şey yoktu ama hayalimiz vardı. Buraya 3-4 yıl önce geldiğimde mekan çok kötü durumdaydı. Sonra bir anda kendimizi ateşin içine attık. Ateş diyorum çünkü özel tiyatroların durumunu biliyorsunuz. İnşallah her şey yolunda gider. Eski halini bilenler aradaki değişimi anlayacaktır.

- İlyas İlbey: İki ayrı salon oluşturuldu. Biri kabare. Daha geleneksel tiyatro, geceleri müzik dinletileri, küçük çapta dans gösterileri ve meddah oyunları oynanacak bir yer. Oyun sonrası salonumuz ile bir de kültür merkezimiz var 325 koltuklu. Sadece 300 kamyon moloz atıldı, düşünün. Eski bir sinemaydı burası, oturma düzeni tamamen yıkıldı. Yepyeni koltuklar yapıldı, platformlar oluşturuldu. Her köşede bir emek var.

◊ Sahnelerden birinin ismi de Yasemin Yalçın Sahnesi...

- Yasemin Yalçın: Çok duygu-lanıyorum. Böyle bir şey yaşamak çok hoş. Ama burası bütün tiyatrocuların sahnesi aynı zamanda. Bir sürü tiyatrocu gelecek, sanatçılar konser verecek. Anısı büyük olacak bende.

ZAMANLA ARAMIZDA ÖZEL BİR DİL OLUŞTU

◊ 1 Şubat’ta (bugün) “Vee Perde” oyununun prömiyeri gerçekleşiyor. 12 yıl sonra birlikte sahnedesiniz, neler hissediyorsunuz?

- Yasemin Yalçın: Biz alışkınız. Televizyonda da birlikte çalıştığımız için bunun avantajlarını yaşıyoruz. Nerede vurgu yapacağız, es vereceğiz... Birbirimizi çok iyi anlamamızı sağlayan özel bir dil oluştu zamanla. Beraber gidiyoruz, beraber eve dönüyoruz, o da çok güzel.

◊ Oyunun konusundan biraz bahseder misiniz?

- İlyas İlbey: Neil Simon’un yazdığı, çevirisi Yücel Erten’e ait bir oyun. Ben de uyarladım. Kök hikayeyi tamamen kendimize uyarladık. Türk Temaşa sanatını anlatıyoruz. İki yaşlanmış oyuncuyu canlandırıyoruz. Önceki döneme ait birçok oyuncunun ismi de geçiyor. Aynı zamanda bir saygı duruşu gibi.

Birlikte oynamak aşkımızı besliyor

TÜRKİYE’DE KOMEDİ KENDİ MODASINI YAŞIYOR

◊ Siz daha önce birlikte “Yasemince”de oynamıştınız ve birçok insan hâlâ o günleri özlüyor. Günümüz komedi anlayışıyla o zamanlarınkini karşılaştırdığınızda ne gibi farklar görüyorsunuz?

- Yasemin Yalçın: Evet, sosyal medyada da özlemlerini dile getiriyorlar zaten. Türkiye’de komedi kendi modasını yaşıyor. Oysa mizah temel taşı gibi aynı yerde. Buradan arkadaşlara bir mesaj vermek istiyorum. Biraz daha derin, bizi ve ülkemizi anlatan komedilere yönelin. Buna ihtiyacımız var. Komedilerin en güzeli dramın içinden çıkar. Biz her zaman ülkemizin sorunlarını anlatırken güldürmeyi tercih etmişizdir.

- İlyas İlbey: Yeni bir beklenti oluşturuldu. Komedi konusunda insanlar belli şablonlara şartlandırıldı. Mesaj kaygısı kayboldu, güldüğümüz şeyler değişti. Yasemin Hanım’ı ekranda görmek isteyen çok ama babamızın kanalı yok ki. Evde çekip mi izlettireceğiz? Bir talep gelirse oturur düşünürüz. Bizim için üretmek en kolayı.

◊ Birlikte oynamak sizi besliyor mu? Birbirinizi eleştirir misiniz oyunculuk anlamında mesela?

- İlyas İlbey: Bazen provalarda öyle şeyler yapıyor ki... İki kavgalı kişiyi oynuyoruz mesela, gülmemek için zor tutuyorum kendimi. Bazen de “Bu nasıl bir şey?” diye kalıyorum, dalıp gidiyorum.

◊ Sadece oyunculuğunuzu değil aşkınızı da besliyor demek...

- İlyas İlbey: Aşkımızı zaten besliyor. Geçen gün bana “Kaç yıl geçti? İlk günkü gibi taze mi peki?” diye sordular. “Hayır, daha fazla” dedim. Gün geçtikçe artıyor. 30 yıl önceki Yasemin’e sevgim kaça katlandı bilmiyorum. İşle aşkı ayırıyoruz. Ters düştüğümüz zamanlar da oluyor. Birlikte üretiyoruz, üretme çatışmalardan doğuyor.

- Yasemin Yalçın: Benim için de geçerli. Biz okuldan beri beraberiz. Öğrenciyken arkadaştık, sonra sevgimiz flörte dönüştü. Oynama yok, sahtelik yok, maske yok. Hiçbir şey yok. Eğrisiyle doğrusuyla birbirimizi tanıyoruz.

 DİZİLERİN YAPISI TÜRK GELENEKLERİNE UYGUN DEĞİL

Bir dönem ekranlarda İtilmiş ve Kakılmış olarak “kadına şiddet” konusuna vurgu yapıyordunuz. Günümüzde televizyonda şiddetin yer alış biçimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Yasemin Yalçın: Biz o karakterleri oynarken çok eleştiri almıştık. Oysa insanlara ayna tutmaktı yaptığımız. Çok farklı algılandı.

- İlyas İlbey: Sokakta yolumu kesip “Neden dövüyorsun bu kadını?” diyorlardı, ben de “Senin dövmemen için” cevabını veriyordum.

Birbirinizden hep aşk dolu cümlelerle bahsediyorsunuz. Bu aşkı koruyabilmenin sırrı nedir?

- İlyas İlbey: Temelinin sağlam olması. Biz birbirimizi büyüterek büyüdük, çok genç yaşlarda ilişkiye başladık.

- Yasemin Yalçın: Bizim bir öncemiz beşik kertmesi oluyor zaten. Dürüstlük burada çok ön planda. Gerçek samimiyet olunca ilişki yürüyor. Aslında uzun süren evlilikler yerine kısa sürenleri konuşmak gerek. Eskiden hep böyleydi. Dizilerin yapısı Türk geleneklerine uygun değil. Genç kızlarda hep aynı tip saç, makyaj, giysi. Kendimizi niye sevmiyoruz anlamıyorum.

 RASİM ÖZTEKİN KAVUĞUNU HAK EDEN BİR KADINA VERMELİ

Türkiye’de en fazla gişe yapan filmler, komedi türündekiler oluyor. Halkın komediye olan düşkünlüğünü nasıl açıklıyorsunuz?

- İlyas İlbey: Halkta komedi anlayışı değiştirildi ve mizah biraz ucuzlatıldı açıkçası. Bunu maalesef bizim meslektaşlarımız yaptı. Ama bu furya fazla devam etmez çünkü altı boş.

- Yasemin Yalçın: İçi boş işler yapılmaya başlandı. Bunlar ne kadar iz bırakır bilemiyorum.

Rasim Öztekin’in “Kadınlar çok eğitimli, çok zeki, çok ama çok başarılı. Ama komedi olayı biraz farklı. Dünyada da kadın komedyen çok yoktur” sözleri çok konuşuldu. Siz ne düşünüyorsunuz?

- Yasemin Yalçın: O konuda haklı. Dünyada kadın komedyen azdır. Ama var olanları ezip geçmenin bir manası da yok.

- İlyas İlbey: Ben buna biraz virgül koymak isterim. Zaten erkeklerin egemen olduğu bir dünyada tabii ki bütün malzemeler de erkeklere yazılıyor. Mesela Dümbüllü’den bu yana kavuk hep erkeklere veriliyor. Oyuncunun bir kimliği yoktur. Rasim bir kadın oyuncuya bu kavuğu vermeyi düşünüyor mu? Kadınlar bunu hak etmiyor mu? Hak eden bir kadın oyuncu varsa verilmeli.

- Yasemin Yalçın: Bir de sahip çıkma diye bir şey vardır. Ben erkek olsaydım, ilk işim kavuğu bir kadın komedyene vermek olurdu. Karşılaştığımızda “Ne diyorsun sen?” diye takılabilirim kendisine.

ÇiFTLiKTEKiLER KAVGA EDiYORUZ SANMIŞ

 ◊ Artık televizyonda olmamanızın sebebi ne? Bir programda küskünlük yaşadığınızı belirtmişsiniz...

- Yasemin Yalçın: O, sebeplerden bir tanesiydi. İyi giden “Mihrap Yerinde” diye bir dizide yazar anlamında sorun yaşadık. Oturup kendimiz yazmaya başladık. Sonunda biz hem yaz, hem oyna, hem sabahla derken 8’inci bölümde öğrendik ki kanal satılmış. Ve haydi güle güle... E küstüm işime. Böyle bir dönem yaşadım. Çok da uzun sürdü. Çiftliğimiz var Silivri’de 25 yıldır, ekmeye toplamaya başladık. Çok keyifliydi.

◊ Çiftlik hayatının üretiminize ne gibi bir katkısı oldu?

- İlyas İlbey: Orman yolundan girdiğinizde başka bir özgürlük başlıyor. İlk işim ayağıma çizmelerimi geçirir, kasketimi takar koyunların ahırına geçerim. Beyin işi yapanlar için ideal yer. O çiftliğin adı bende “Çam kadı, meşe müftü”. Kanun, nizam, özgürlük; her şey sensin. İstediğin gibi bağır çağır... Orada üretmek çok keyifli oluyor.

- Yasemin Yalçın: Okuyoruz, tartışıyoruz. İleriye dönük fikirler üretiyoruz. Sanatçının oturması, hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmiyor. Kafamız oralarda. Evde hep oyunların içindeyim. Bir hikayeye dalıyorum, kayboluyorum bazen. Yüz mimiklerimden anlıyor çocuklar, “Anne gene oynuyorsun” diyorlar.

- İlyas İlbey: Geçenlerde Yasemin Hanım’la bir boşluk bulduk, çiftliğe gittik. Ertesi gün çiftlikteki insanlarda bir tedirginlik var. Meğer prova yaparken bizi kavga ediyor sanmışlar.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle