GeriMagazin Barış Murat Yağcı: Bir zamanlar obezdim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Barış Murat Yağcı: Bir zamanlar obezdim

Barış Murat Yağcı: Bir zamanlar obezdim

“Şevkat Yerimdar” dizisinin Bora’sı Barış Murat Yağcı, şimdilerde yeni bir projenin hazırlığında... Bir zamanlar obez olan şimdi ise fit vücuduyla dikkat çeken oyuncu, kariyerini ve zayıflama macerasını Men’s Fitness’a anlattı.

◊ İki ay öncesine kadar “Şevkat Yerimdar”da Bora’yı canlandırıyordun. Sonra diziden ayrıldın. Bendeki bilgilerin bu kadar...
- Evet, Bora karakteri bittiği için diziden ayrıldım. Şimdi bir filmde Gizem Karaca ile başrol oynayacağım. Yarın Muğla’ya gidiyorum, haftaya da çekimlere başlıyoruz.

◊ Nasıl bir proje bu?
- Romantik komedi türünde bir film olacak. Birkaç aya kadar televizyonda olur diye düşünüyoruz.

◊ Geçenlerde en iyi çıkış yapan oyuncu ödülünü aldın...
- Benim için enteresandı. Çünkü daha önce bu kadar büyük ismi bir arada görmemiştim. Çok güzel bir histi. Zaten çok ünlü olmak ya da birilerinin “yakışıklı” demesi için değil, saygı kazanmak için oyunculuk yapıyorum. En iyi çıkış yapan erkek, geleceğim adına çok iyi bir ödül. Beni çok gururlandırdı. Şimdi daha pozitifim, daha enerjiğim, motivasyonum daha yüksek.

KÖYLÜYÜM VE BUNDAN GURUR DUYUYORUM

◊ Artık tanışalım mı? Seni pek tanımıyoruz...
- Alaçatılıyım. Bunu kime söylesem şaşırıyor. Çünkü Alaçatı herkes için bir tatil köyü, sörf yapılan bir yer. Benim içinse çok başka. Köylüyüm ve köylü olmaktan gurur duyuyorum.

◊ İyi bir sörfçü müsün peki?
- Hayır! Sörfü denemedim bile. Hep sakatlanmaktan çekindim.

◊ Basketbol, modellik, oyunculuk... Bugüne nasıl geldin?
- Basketbola İzmirspor’da başladım. 12 yaşındayken Efes Pilsen’e transfer oldum ve İstanbul’a tek başıma geldim. 6-7 yıl lojmanda kaldım. O dönem kendi yemeğini yapıp çamaşırını yıkayan biri oldum. Bu yüzden yaşıtlarıma göre daha fazla olgunlaştığımı düşünüyorum. Milli takım seviyesinde iyi dereceler alan bir basketbolcuyken, aşil tendonumdan sakatlandım ve basketbolu bırakmak zorunda kaldım. Yakın çevremdekiler “Elin, yüzün, fiziğin düzgün. Modellik yap” deyince Best Model yarışmasına katılmaya karar verdim ve “en iyi fotomodel” oldum. Menajerim bile yoktu. Sonra Milano maceram başladı. Oradan Brezilya, ardından İsviçre’de modellik yaptım.

◊ Neden Türkiye’ye döndün?
- Ailemden dolayı dönmem gerekti. Aslında tekrar yurtdışına gidecektim ama menajerim Selim Akar ile tanıştım ve fikrimi değiştirdi.

◊ Seni havada mı kaptılar?
- Hayır, hiç öyle olmadı. Ben oyunculuk yapmak istedim. Eğitim almaya başladım ama bir yıl hangi işe gittiysem red yedim. Hatta bir dönem “Biz mahallenin yakışıklısını arıyoruz. Sen Avrupai yakışıklısın, olmaz” dediler. Tam pes ettiğim anda iş aldım. “Yeter artık! Kimse beni seçmiyor” deyip İzmir’e dönmüş, Karşıyaka’da garson olmuştum. Tam o dönemde “Kocamın Ailesi” dizisi oldu.

◊ Garson mu oldun?
- Evet. Garsonluk yapıyordum. Bir gün patronum elinde Hürriyet Gazetesi ile geldi. Menajerim bana kim olduğumu hatırlatmak için bir haber yaptırmış. Patronum o haberi gösterip “Sen artistmişsin, ne işin var burada!” deyip beni işten çıkardı. Aslında ben her şeyden vazgeçmiştim. Menajerim vazgeçmemişti. İyi ki vazgeçmemiş.

◊ Neden bu kadar umutsuzluğa kapılmıştın?
- Ben 17-18 yaşına kadar obezdim. Bu tarz şeyleri hep hissediyorum.

◊ Şaka yapıyorsun?
- Eski fotoğraflarımın hepsini sildim. Kimse bulamaz, hatta ben bile bulamam! Çok kötüydü gerçekten... Sonra sporun etkisiyle boyum uzadı. O beni kurtardı. Vücudumda hâlâ hızlı kilo vermekten dolayı çatlak izleri var.

ESKİDEN KIZLARLA KONUŞAMAZDIM

◊ Nasıl zayıfladın?
- 20 yaşındaydım. Best Model’e hazırlanıyordum. Diyet ve spor yaptım. Haltere başlayınca bayağı değiştim.

◊ Şişmanken de yakışıklı mıydın?
- Hayır. Hatta güven sorunu yaşadığım için kızlarla konuşamıyordum.

◊ Peki zayıfladıktan sonra?
- Sonra bana bir açılma geldi. Tutabilene aşk olsun!

◊ Hâlâ boşluğa düştüğün zamanlar oluyor mu?
- Evet. Çünkü bir şeyleri başarmaya çalışırken başka şeylerden fedakarlık yapıyorsun. Oyunculuk eğitimi var, spora gitmek zorundayım, görüşmelerim var, ailemle zaman geçirmem gerekiyor. Çoğu şeye zaman ayıramıyorsun. Mesela ilişkiye yer kalmıyor. Olsa bile ilerlemiyor. Bir de son ilişkim beni biraz yıprattı.

◊ O ilişkiyi biz biliyor muyuz?
- Hayır. Yedi aylık bir ilişkiydi. Yaklaşık iki ay önce bitti. İyisiyle kötüsüyle çok güzel bir ilişkiydi. Ama bitmesi gerekiyordu ve bitti.

◊ Böyle bir aşk yaşamış olman beni şaşırttı açıkçası...
- Eliniz yüzünüz düzgün, fiziğiniz güzel, dövmeleriniz olunca insanlar sizi ya baba parası yiyor ya da ukala sanıyor. Ben başkasına kahvaltı hazırlamanın, sevdiğini işe bırakmanın, tatlı sürprizler yapmanın ne demek olduğunu biliyorum. Bu tarz şeyleri dibine kadar yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

◊ Aşkı anladık, peki seks senin için ne ifade ediyor?
- “Seni seviyorum” ne kadar sıradanlaşan bir şeyse seks de öyle. 30 saniyelik zevk için sigarayı içine çekiyorsun, söndürüyorsun, sonra bir daha yakıyorsun. Aşk yaşamadığın kişilerle gecelik ilişkiler yaşamak, insanı kirletir...

◊ Kadınlarda sana çekici gelen şey ne?
- Gözler, gülüş... Aslında bana ilk birkaç dakikada ne hissettirdiği önemli. Ama kilolu ya da zayıf olmasını istemem.

ULAŞILMAZ KADINLARI BİLE YEMEKLE KENDİME BAĞLARIM

◊ Mutfağa girer misin?
- Ben gastronomi bitirdim. Aslında Milano’ya modellik için değil; aşçılık eğitimi almak için gitmiştim. Orada fotoğrafçılarla, ajanslarla tanışınca modellik yapmaya başladım.

◊ Yani güzel yemek yapıyor musun?
- Ulaşılmaz kadınları bile sadece yemekle kendime bağlarım.

DİYETİMİN BEŞİNCİ GÜNÜNDEYİM

Haftanın dört günü sabah kardiyo, akşam ağırlık çalışıyorum. Karbonhidrat tüketmiyorum. Diyetimin beşinci günündeyim. 35 gün daha böyle devam edeceğim. Bacağımdaki sakatlıktan dolayı uzun süre koşamıyorum ama 100-200 metre yapabiliyorum. Bundan sonra dört farklı branş yapacağım; crossfit, atletizm, halter ve boks...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle