GeriMagazin Beren o ismi açıklamalı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beren o ismi açıklamalı

Beren o ismi açıklamalı

Beren Saat’in “Bir kanal yöneticisi tarafından taciz edildim” açıklaması çok ses getirdi. Ünlü oyuncunun bu sözleri ve ısrarlara rağmen isim vermemesi hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Onur Baştürk: Bir şey söyleyeceksen tam söyleyeceksin. Bu şekilde yapınca maalesef “kaçak dövüşmek” oluyor adı. Keşke Beren Saat isim verseydi. Sektörün ona koyacağı olası engelleri mi düşündü acaba? 
Ömür Gedik: Beren yıllardır bu mesajı veriyor ama adresi yazmayınca mesaj öyle ortada kalıyor, havada uçup duruyor. Ben Beren’in bunu söylediğine söyleyeceğine pişman olduğunu düşünüyorum. “Keşke hiç ağzımdan çıkmasaydı” diyordur kesin. Ama artık laf ağızdan çıktıktan ve bu kadar konuşulduktan sonra o ismi açıklaması gerekiyor.
Cengiz Semercioğlu: Türkiye’de Hollywood’daki gibi bir “Me too” hareketinin olmayacağının en güzel kanıtı Beren Saat oldu işte. Hollywood’da Harvey Weinstein’ı, Louis C.K.’i, Charlie Rose’u nasıl bitirdi kadınlar? Çıkıp korkmadan, bam bam bam isimlerini söyleyerek... Beren ne yapıyor? Korkak dövüşüyor. Sonra da kalkmış feminist olduğundan bahsediyor.
Bırak bu işleri Beren, gerçek bir feminist 5 yıldır lafı ağzında gevelemez. Ya bu meseleyi bir daha gündeme getirme ya da getireceksen ismi açıkla. Kimseyi de zan altında bırakmamış olursun böylece... Yıllar önce aynı şeyi Berna Laçin de yapmıştı. Bizdeki kadın oyuncular ne yazık ki 19 yaşında bir kostüm sorumlusu kadar cesur değiller.


Beren o ismi açıklamalı

Magazin Konseyi, haftanın öne çıkan haberlerini masaya yatırdı.

Herkes kendinden sorumlu
Demet Akalın, cinayete kurban giden kız çocukları Leyla ve Eylül hakkında paylaşım yapmayıp eğlence hikayeleri paylaşan meslektaşlarını eleştirdi ve hepsini takipten çıkaracağını söyledi. Ancak ünlü şarkıcı ertesi gün “Canıma da Değsin” adlı single’ının kapak fotoğrafını ve konser tarihlerini paylaşınca tepki aldı. Hatice, Akalın’ı “Bir Demet Tiyatro. Bir hafta daha sabretseydi insanlığınız” diyerek eleştirdi. Demet Akalın’ın tavrını ve Hatice’nin cevabını değerlendirelim...
Beren o ismi açıklamalı


Onur Baştürk: Demet Akalın’ın da, Hatice’nin de tavrını anlamsız buluyorum. Tepkisini sosyal medyadan gösteren gösterir, göstermeyen de göstermez. Orası duyarlılık testine tabi tutulduğumuz bir yer değil. Ayrıca itiraf edelim; paylaşım yaparak sadece kendi vicdanımızı rahatlatıp bir bakıma da vicdan gösterisi yapıyoruz, başka bir şey değil ne yazık ki... Çocuklar yine ölüyor, yine perişan oluyorlar. 
Ömür Gedik: Kimse kimsenin neyi paylaşıp neyi paylaşmadığı ya da ne zaman kaç gün süreyle paylaştığı konusuyla ilgilenmese daha iyi tabii. Sonuçta herkes kendinden sorumlu. Paylaşımların bir etkisi olmadığı konusunda ise Onur’a katılmıyorum. Bence her paylaşım bir yere dokunuyor ve etkisini gösteriyor. Ölen ölüyor tabii ama bu paylaşımlar sonucunda değişecek yasalar ve zihniyet gelecekte pek çok çocuk, hayvan ya da kadını kurtarabilir. Ben bu konularda duyarlı olan ve bir şeyleri değiştirmek için çaba harcayan herkesi alkışlıyorum. 
Cengiz Semercioğlu: Bir konuyla ilgili paylaşımda bulunmak, yazı yazmak zorunda bırakılmayı çok faşizan bir yaklaşım olarak görüyorum. Sanki paylaşmazsan yanlış bir şey yapmışsın gibi bir durum oluşturuluyor. Ne hayvan haklarıyla ne de çocuk istismarıyla ilgili bir paylaşım yaptım ben. Yapmak zorunda mıyım? Yapmadığım için bu konulardaki duyarlılığımı kim test edebilir benim? Ben bu konularla ilgili 365 gün yazı yazıyorum. Sosyal medyanın kamuoyu oluşturması önemli ama paylaşımda bulunmayana da diyecek sözümüz olamaz.

Gündeme gelme çabası
Gizem Özdilli, kendisine Instagram’dan “Merhaba nasılsın?” diye mesaj atan Fenerbahçeli futbolcu Şener Özbayraklı’yı ifşa etti. Mesajın Özbayraklı adına açılmış sahte bir hesaptan gönderildiği ortaya çıkınca da özür diledi. Sizce “Merhaba nasılsın?” mesajı tacize girer mi?
Beren o ismi açıklamalı

Cengiz Semercioğlu: Takipçiye ayar vermenin de, gelen mesajı ifşa etmenin de tek bir amacı var; haber olabilmek... Bunu bütün ünlüler biliyor artık. Bakın biz şimdi oturduk Gizem Özdilli’yi konuşuyoruz. İnternette, gazetelerde bunların haber olacağını bilen ünlüler kimi zaman takipçiye atarlanıyor, kimi zaman DM’leri açıklıyorlar. Mesajı gerçekten Şener atmış bile olsa, “Merhaba nasılsın” diye sormanın neresi yanlış? Ünsüz bir takipçisi “Merhaba nasılsın” diye hiç mi sormuyor Gizem’e? Onları neden paylaşmıyor? Çünkü haber olmaz!
Ömür Gedik: “Merhaba nasılsın?” demenin nesi kötü, ben de anlamadım. İletişime girmek istemiyorsan cevaplamazsın, istiyorsan da cevaplar, sohbete devam eder ve hatta randevulaşıp buluşursun da. Bundan daha doğal, normal ne olabilir ki? Normal olmayan bunu magazin malzemesi yapıp ortaya dökmek. 
Onur Baştürk: “Merhaba nasılsın” da yazabilir, “Yemeğe çıkalım” da diyebilir. Ne var bunda? Eğer direkt cinsel içerikli mesaj atılmıyorsa, DM üzerinden flörtü ifşa etmenin kafası ancak ve ancak gündeme gelme çabası olabilir.

Kalp emoji’si önemli!
Burak Deniz’le ilişkisini noktalayan Büşra Develi, Cem Karcı’yla fotoğrafını kalp emoji’siyle paylaşınca ortalık karıştı. Bu kalp “yeni bir aşk” şeklinde yorumlandı. Develi ise yorumlar üzerine “Canım arkadaşım falan yazmam gerekiyordu” diye bir paylaşım daha yaptı. Sizce emoji’ler bu kadar önemli mi? Büşra kalp koyarak yanlış mı yaptı?

Beren o ismi açıklamalı


Onur Baştürk: Bir emoji’ye bu kadar da takılmamak lazım ya. Arkadaşına da kalp koyarsın nolmuş ki? Büşra Develi esas açıklama yaparak batırmış işi. 
Ömür Gedik: Şimdi bu emoji’ler önemli aslında. Değme uzun cümleden daha fazla anlam ifade edebiliyorlar çoğu zaman. Hele ki o kalp çok önemli. Sen o niyetle koymasan da başkası oraya çekebilir. Ki öyle olmuş işte. Açıklama yapmak zorunda bırakmış Büşra’yı.
Cengiz Semercioğlu: Kalp emoji’sinin aşk/sevgi anlamına gelmediğini bilmeyen var mı? Büşra da bilmiyor olamaz. Hele ki iki bekar insan kalpli fotoğraf paylaşırsa, kusura bakmayın da herkes yeni bir ilişki diye bakar meseleye. Kızgınlık ya da gülme emoji’si koyduğumuzda nasıl ki “Bir şey ifade etmiyor” diyemezsek, kalp emoji’si için de diyemeyiz. Büşra hayatında ilk kez mi emoji kullanıyor yoksa?

Çiftler tatileberaber gitmek zorunda mı?
Kıvanç Tatlıtuğ “Organize İşler 2” filminin çekimindeyken, eşi Başak Dizer’in Tayland’a tatile gidip sürekli paylaşım yapmasına ne diyorsunuz? “Birbirlerini nasıl yalnız bırakırlar? Bekleyip birlikte gitselerdi” diyenlere katılıyor musunuz?
Beren o ismi açıklamalı


Onur Baştürk: Çok saçma buluyorum bu eleştirileri. Bir çift sürekli beraber hareket etmek zorunda değil ki. Arkadaşlarıyla ayrı ayrı tatile çıkabilirler pekala. 
Ömür Gedik: Onur gibi düşünmüyorum. Beraber olmak varken neden ayrı ayrı gezsin ki insanlar? Tayland gibi farklı bir seyahat tecrübesini ben olsam sevgilimle birlikte yaşamayı tercih ederdim.
Cengiz Semercioğlu: Kıvanç’la Başak’ın daha önce birlikte Tayland’a gitmedikleri ne malum Ömür? Belki de Kıvanç, Tayland’ı sevmiyordur.
Başak kadın arkadaşlarıyla veya kardeşiyle tatile çıkmak istemiş olabilir. Bunların hepsi bir olasılıkken, “Vay kocanı bırakıp nasıl Tayland’a gittin” demek, mahalledeki yaşlı teyzelerin söylenmesi gibi bir şey...

Armağan kendini hâlâ
jüri koltuğunda sanıyor
“Hiçbir Soner Sarıkabadayı şarkısını birbirinden ayıramıyorum, hepsi aynı şarkı gibi geliyor” diyen Armağan Çağlayan’a ünlü şarkıcıdan ilginç bir yanıt verdi. Sarıkabadayı, Çağlayan’ın Prof. Dr. Canan Karatay’a benzetilmesine göndermede bulunarak Twitter’ına “Biraz zaman tanıyın kendinize Canan hocam. Seviliyorsunuz. İyi geceler” yazdı. Bu atışmada ayıp eden var mı?

Beren o ismi açıklamalı


Onur Baştürk: Soner Sarıkabadayı şarkılarının ortak bir kimliği var. Ama tüm bestecilerin öyledir. “Bu şarkı onun şarkısı” dersin. Bunda garip bir şey yok. Armağan bu durumu eleştirebilir de. Bu da tuhaf değil. Sarıkabadayı’nın göndermeli yanıtını da zekice buldum. Ama ben olsam yanıt vermezdim. 
Ömür Gedik: Güzel bir atışma. İkisinin de haklı olduğu noktalar var. Ben en çok konudan bihaber olan Canan Karatay’ın olaya dahil edilmesine güldüm. Eminim o da gülmüştür.
Cengiz Semercioğlu: Ben de hiçbir ‘Popstar’ı birbirinden ayıramıyorum desem... Sanıyorum Soner’in Karatay’lı yanıtından daha cuk oturur. Soner fazlasıyla nezaket göstermiş. Şarkılarını beğenmeme hakkı elbette var Armağan’ın ama galiba kendini hâlâ jüri koltuğunda zannediyor...

Cep telefonu tehlikeli
Gülben Ergen, Burak Tözer’e sarılıp cep telefonunda ne yaptığına bakarken görüntülendi. Ertuğrul Özkök, o kare için şu yorumu yaptı: “Gülben’in gözü sevgilisinin telefonunda. Sanki sevgi sarılışından çok kiminle yazışıyorsun merakı. Bir kadınla bir erkeğin gözü birbirlerinin cep telefonundaysa... I-ıhh. O ilişki zor yürür.” Siz bu fotoğrafı nasıl yorumluyorsunuz? Özkök haklı mı?

Beren o ismi açıklamalı


Cengiz Semercioğlu: Belki de fotoğrafın çekildiğinden haberleri vardır ve güzel bir kare olarak yansımasını istemişlerdir. Bana “Gülben mesajlara bakıyormuş”tan çok “birlikte önemli bir habere bakıyorlarmış” gibi geldi. Ama mesajlar inceleniyorsa, durum tehlikeli demektir...
Ömür Gedik: Özkök haklı. Fotoğraftan anlaşılan; Gülben’in sarılma bahanesiyle Burak’ın telefona baktığı. Bu ilişki yeni. Henüz güven tam oturmamış olabilir. Cep telefonu bu, ilişkiyi başlatır da bitirebilir de.
Onur Baştürk: Belki anlık bir reflekstir o bakış, bilemeyiz. Ama bana da sürekli kontrol etme ihtiyacı duyuyormuş gibi geldi. Cep telefonları gerçekten ilişki bitirir de hani, dikkatli olmak lazım.

Kokoşluğun zirvesi
Süreyya Yalçın’ın Swarovski taşlarla süslü, 7 kilo ağırlığındaki plaj kıyafetini ve şeffaf topuklarını beğendiniz mi?
Beren o ismi açıklamalı


Cengiz Semercioğlu: Ben Süreyya Yalçın’ın tek bir kıyafetini bile beğenmedim ki, Swarovski taşlı plaj elbisesini beğeneyim... Biz bu tür abartılı, şaşaalı tarza bir tek Bülent Ersoy’da alışığız. Bir sahne insanı olarak Bülent Hanım’a yakışıyor bu tarz. Ama Süreyya Yalçın gözümüzü tırmalıyor.
Onur Baştürk: Süreyya Türkbükü’ne döndü pir döndü. Kıyafeti tek kelimeyle kokoşluğun zirvesi. Ama zaten fotoğrafı çekilsin, ilgi çeksin diye öyle giyinmiş, çok belli. Yeni plaj kostümleri bekliyoruz kendisinden. 
Ömür Gedik: Süreyya Yalçın eminim vaktinin ve nakdinin büyük kısmını “Yazın plajda ne giyerim de konuşulurum” üzerine harcıyor.
Bu kıyafet de o mantık zincirinin bir ürünü. Her şey tamam da ben yazın 7 kilo kıyafetle nasıl dolaşılır ona takıldım.
İnsan konuşulsun, yazılsın, çizilsin diye kendine bu kadar da işkence yapar mı?

 

 

 Çocuklarda öğrenilmiş çaresizlik

Çocuklarda Öğrenilmiş çaresizlik

Yorumları Göster
Yorumları Gizle