GeriMagazin Ben gençken televizyona çalışmak cool değildi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben gençken televizyona çalışmak cool değildi

Ben gençken televizyona çalışmak cool değildi

Kariyerine şarkıcı ve söz yazarı olarak başladı. Yazar, yönetmen ve oyuncu olarak devam etti. 1996 yılında bağımsız drama “Sling Blade” ile hem ‘en iyi senaryo’ dalında Oscar ödülünü kazandı hem de ilk ‘en iyi oyuncu’ adaylığını elde etti. Müzik tutkusu hiç bitmedi, 2007 yılında rock&roll grubu The Boxmasters’ı kurdu. Oyunculuğun yanı sıra albüm yapmaya ve turnelere çıkmaya devam etti. Şimdilerde Amazon’un sevilen dizisi “Goliath”ın üçüncü sezonu ile televizyonda boy gösteren Billy Bob Thornton, Los Angeles’ta Barbaros Tapan’ın sorularını yanıtladı.

◊ “Goliath”ın üçüncü sezonu 4 Ekim’de Amazon Prime’da yayınlanmaya başladı. Yeni sezonla ilgili neler söylemek istersiniz?

- Hep en son sezon önceki sezonlardan daha iyi denir ya, bizim dizide de öyle oldu. “Goliath”ın en iyi sezonu bu. Günümüzde yaşanan ve izledikçe merak uyandıracak bir hikayesi var.

◊ Büyük şirketlere karşı savaşıyorsunuz bu sezon.

- Evet, büyük şirketler karşısında kalan küçük insanların yaşadıklarını anlatıyoruz.

◊ Goliath yani dev; başka bir deve karşı... Sizin de karşınıza zaman zaman mücadele etmesi zor ‘dev’ler çıktı mı?

- Bazen karşımdaki dev sadece kendim oluyorum. (Gülüyor) Her neyse, o konuya girmeyeyim... Tabii ki çıktı. Eğlence dünyasının kendisi karşımızdaki dev. Los Angeles’a ilk geldiğimde tek bir kişiyi bile tanımıyordum. Sıfırdan başlayıp bu sektörde var olma çabası da karşımdaki bir başka devdi. Los Angeles, karşımdaki devdi... Hâlâ öyle aslında ve hep de öyle kalacak galiba.

Ben gençken televizyona çalışmak cool değildi

EN ZORU DUYGULARI KONUŞMADAN İFADE ETMEK

◊ Üçüncü sezon Kaliforniya’nın farklı bir tarafını gösteriyor aslında, öyle değil mi?

- Haklısın... Kaliforniya deyince birçok kişinin aklına Los Angeles, Malibu, San Francisco geliyor. İnsanlar her yeri Beverly Hills gibi zannediyor. Mesela Central Valley, Kansas ya da Oklahoma’dan farklı değil. Zaten Arkansas ve Oklahoma’dan göç eden insanlar kurmuş... Senin de dediğin gibi bu sezon dizide güzel bir hikayenin yanı sıra Kaliforniya’nın farklı yüzlerini de görecekler.

◊ Dizideki birçok sahnede hiçbir şey yapmadan sadece sigara içiyorsunuz. Bir şey yapmadan, söylemeden çok şey anlatmak zor olmalı. Sizin aklınızdan neler geçiyor o sahneleri çekerken?

- Dürüst olmak gerekirse; duyguları konuşmadan ifade etmek aktör için en zor olan şeylerden biri. Projede lidersen iyi de gözlemci olman gerekiyor, bunu da eklemeliyim. Ama unutma, sinema görsel bir sanat. Aktör konuşmadan da hislerini anlatabilmeli, yansıtabilmeli ve izleyiciye geçirebilmeli.

◊ Karakteri sizi düşünerek mi yazmışlar? İzlerken bazı sahnelerin kesinlikle size yazıldığı hissini alıyorum.

- Evet benim için yazıldı. Daha projeye başlamadan benimle konuşmuşlardı. Karakter özel olarak bana yazıldığı için oyunculukta güçlü yönlerimi ortaya çıkaran birçok sahne görüyoruz.

13 YILDA BÜYÜK BİR DİNLEYİCİ KİTLESİNE ULAŞTIK

◊ Bu arada müzik ne durumda? O tarafta neler oluyor?

- Çok fazla şey oluyor. Tek başıma olmaktansa grubun bir parçası olmayı tercih ettiğimi daha önce de söyledim. Grubumuz The Boxmasters, yıllar içinde oldukça iyi bir dinleyici kitlesine ulaştı. 13 yıldır birlikteyiz.

Şöyle de bir durum var; ben Frank Sinatra, Dean Martin, Elvis Presley döneminde büyüdüm. O zamanlar hem albüm hem de film yapmak normaldi. Şimdi yaptığın işleri bölümlere ayırman ve sıraya koyman gerekiyor. Bölümlere ayırmak demişken, artık radyo istasyonlarının bile kategorilere ayrıldığına dikkat çekmek istiyorum. Ben çocukken James Taylor ve Black Sabbath’ı aynı istasyondan dinlerdim. Şimdi soft rock istasyonu ayrı, rock&roll istasyonu ayrı, aşk şarkıları ayrı...

Konuya geri dönersem; 13 yılda yavaş yavaş ama emin adımlarla büyük bir dinleyici kitlesine ulaştık. Birkaç yıl önce Radyo Americana’da albümümüz 1 numaraya çıktı. Ve en güzeli de insanlar artık bizi dinlemeye geliyor, sadece beni değil.

◊ Grupla çalışmalarınızdan da bahsedelim biraz...

- 7 Haziran’da yeni albümümüz çıktı, adı “Speck”. Önümüzdeki yaz Avrupa turuna çıkıyoruz. Daha önce başka gruplarla Avrupa turu yapmıştım ama The Boxmasters ile ilk defa turneye çıkacağım. Şarkılarımız dijital platformlarda, özellikle İsveç, Almanya ve İngiltere’de oldukça iyi dinlenme sayısına sahip. Gidip kendi gözlerimizle göreceğiz...

BÜYÜK BİR GİTAR KOLEKSİYONUM VAR

◊ Müzik aletleri koleksiyonunuz varmış, doğru mu?

- Spor ve müzik aletleri koleksiyonum var doğru. Büyük bir gitar koleksiyonum var. Onun dışında beyzbol fanıyım. Büyük bir beyzbol arşivim ve koleksiyonum da var.

◊ Kaç tane gitarınız var?

- 40-50 tane vardır. Bazıları gerçekten koleksiyon parçaları. Çok fazla yeni gitarım da var, onları turnelerde kullanıyorum. Müziğe davul çalarak başladım. Davul da biriktiriyorum. Beyzbol, gitar ve davul. Üç büyük zevkim.

◊ Koleksiyonunuzdaki en favori gitarınız hangisi?

- 1961, Gibson 335.

 KEŞKE AMAZON İNDİRİM VERSE

Eğlence olsun diye soruyorum; Amazon size indirim veriyor mu alışverişlerinizde?

- Hayır... İndirimim yok. İlk sezonun sonunda Alexa (yapay zeka sanal asistan) hediye etmişlerdi o kadar. Keşke indirim verseler. Eşimin en çok alışveriş yaptığı site Amazon. Günde 10 kere Amazon kuryeleri kapımızı çalıyor.

Amazon’a yönelik eleştiriler için ne düşünüyorsunuz? Amazon’un birçok işyerinin kapanmasına neden olduğu, Amazon ile rekabet edilemediğine dair birçok eleştiri var.

- Bu konuda yeterince bilgi sahibi değilim. Elvis’e Vietnam Savaşı hakkındaki görüşünü sorduklarında “Bizler eğlence dünyasının parçalarıyız, bilmiyorum” demişti. Ben de donanımlı olmadığım, bilgimden emin olmadığım konularda yorum yapmayı sevmiyorum. Hele ki şu günlerde. Her söylediğimiz analiz edilip farklı taraflara çekiliyor çünkü.

YILLAR GEÇTİKÇE ROLE DAHA AZ HAZIRLANIYORUM

 Yıllar önce rollerinize pek hazırlık yapmadığınızı okumuştum. Hâlâ devam ediyor mu o durum?

- Hatta artarak devam ediyor. Yıllar geçtikçe daha az hazırlanıyorum. Bazı roller ciddi araştırma ve hazırlık gerektirir. Ama bazı roller var ki oyuncu hazırlık yapsa da yapmasa da aynı performansı sergiler. Daha önce verdiğim bir örneği vereceğim; diyelim ki oyuncu evsiz bir adamı canlandıracak. Özel şoförü ve korumasıyla evsizlerin yaşadığı bölgeye gidiyor ve sokakta yatan insanlara bakıyor iki gün boyunca. Bence o oyuncu oraya gitmeseydi de aynı performansı sergilerdi. Neden diyeceksin... Evsiz bir insanı gerçekten anlamak mı istiyorsun? Bunun tek yolu onların şartlarında iki gün sokakta uyumak. Başka alternatifin yok.

Bir örnek daha vereceğim. Diyelim yönetmen araba kullanırken endişeli görünmemi istiyor. “Endişeliyim işte” diyorum, “Daha fazla göster” diyor. Dünyanın en gelişmiş kameraları yüzümüze odaklanmış halde çekim yapıyoruz, kaşımız oynasa ekranda görünüyor. Endişeli görünmek için yüzümü şekilden şekle sokmama gerek yok. Aklımdan endişeli olduğum geçiyorsa, beynim o dalgaları saçıyorsa izleyici bunu anlayacaktır zaten.

Çoğu zaman karakteri öfkeli göstermek için bağırıp çağırıp sağa sola saldırırlar. Aslında öfkeyi göstermek için o kadar şiddete gerek yoktur. Çünkü kötü adamlar genelde öfkelerini sakinlik içine yaşarlar. O yüzden sadece ve sadece gerçek ol yeter. Abartıya gerek yok.

Ben setteyken, sahnenin ikinci tekrarından sonra en iyi performansı çıkarmaya başlarım. Birkaç tekrardan sonra herkese söylerim zaten “Işıkları tutmaya devam edin, en iyisi şimdi geliyor!” diye. (Gülüyor)

 BÜYÜK STÜDYOLAR BAĞIMSIZ FİLM YAPMIYOR

Günümüzde televizyon çok farklı bir seviyeye ulaştı. Netflix, Hulu, Amazon derken şimdi yarışa Apple ve Disney Plus da dahil oluyor. Televizyonun bu değişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Ben gençken, bir sinema oyuncusu için televizyona çalışmak cool değildi. Sektöre girmeye çalışan bir gençsen her şeye evet diyorsun tabii, o ayrı ama sektörde iş yapan bir sinema oyuncusuysan televizyondan gelen her teklife hayır derdin. Sonunda oyuncuların gözündeki televizyon laneti ve “daha az kaliteli” fikri yok oldu.

Ben kendimce olayın gelişimine şu şekilde yaklaşıyorum; bağımsız filmler azalmaya başladı, hatta neredeyse yok oldu. Bunun sebebi, büyük stüdyoların, Marvel tarzı filmlere, gişe yapacak aksiyon-bilimkurgu ve farklı türden filmlere yönelmesinden başka bir şey değil. Stüdyolar, insan hikayelerini, insan psikolojisini anlatan filmler yapmak istemiyor, yapmak isteyene de bütçe vermiyor.

80’ler, 90’lar hatta 2000’li yıllar böyle miydi? Bağımsız sinema çok büyüktü. Miramax’ın altın dönemini hatırla. 8-10 film yıldızını küçük bütçeli bir bağımsız filmde toplardı. Oyuncular da para bile almadan o filmlerde yer almak isterdi, çünkü ödül alan filmler onlar olurdu.

Şimdi stüdyolar değişti, farklı filmlere yöneldi ama televizyon da değişti. Amazon, HBO ve diğer platformlar kaliteli işler yapmaya başladı. Bazı diziler var ki oyuncu 8 saatlik bağımsız film çekmiş gibi hissediyor. Yaratıcılık açısından 90’ların sinemasından farkı yok. Oyunculara da iyi para ödeniyor. Sence oyuncunun hayır demesi için bir sebep var mı? 

 
  

Otomotiv Sektöründe “Dijital Dönüşüm”İş dünyasının geleceğini şekillendiren dijital dönüşüm hikayeleri, Dijital.İZ’de mercek altına alınıyor. Hürriyet TV’de yayınlanan Dijital.İZ’in bugünkü konuğu Mercedes-Benz Türk Daimler Küresel IT Çözümleri Merkezi Direktörü Özlem Vidin Engindeniz ve itelligence Türkiye CEO’su Dr. Abdulbahri Danış oldu.
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle