GeriMagazin Ben bu işe tutkunum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben bu işe tutkunum

Ben bu işe tutkunum

“Vatanım Sensin”in Leon’u Boran Kuzum, sakin, huzurlu ve utangaç tavırlarına eğitimin getirdiği özgüveni ekledi, böylece “yeni nesil yakışıklılar” listesinde üst sıralara yerleşti. Cool tarzıyla dikkat çeken oyuncu, hayatının bilinmeyenlerini, merak edilenlerini Elele dergisine anlattı.

◊ Tiyatro eğitimi almaya nasıl karar verdiniz, neydi tiyatronun büyüsüne kapılmanıza neden olan?

- Meslek seçerken her şeyden önce odaklandığım konu, yaratıcılığıma uygun ve insanlarla ilişki halinde olabileceğim bir iş olmasıydı. Tiyatro da merkezine insanı alan, insandan beslenen ve insana dönen bir sanat dalı. Kendimi en iyi hissettiğim, tutkulu olduğum ve tüm kalbimi, enerjimi verdiğim işteyim.

◊ Bir oyuncu olarak bugüne kadar aldığınız en acımasız eleştiri neydi?

- Çok acımasız bir eleştiri aldığımı hatırlamıyorum. Eleştiri adı altında nefrete mesai harcayan, sosyal medyadan sevgisizliklerini gösteren insanları ise asıl kendilerine karşı acımasız buluyorum.

◊ “Vatanım Sensin”deki Leon karakteri seyirciye ne mesaj veriyor?

- Leon, insanları doğuştan gelen milliyet, kültür, din gibi etiketleriyle yargılamamak gerektiğini, o etiketlerin altındaki insanı görebildiğimiz kadar insan olduğumuzu gösterdi bence.

◊ Bir karaktere hayat vermenin en heyecan verici yanı ne?

- Her yeni karakter yeni bir nefes. Yeni bakış açılarıyla hayata bakmayı deneyimlerken bunu seyirciyle paylaşmak, onların hayatına dokunmayı başarabilmek, belki de en güçlüsü hayatlarında bir şeyleri değiştirebilmek, bu mesleğin en heyecan verici yanı.

Ben bu işe tutkunum

SANATIN HER DALI FARKINDALIĞI ARTIRIR

◊ Oynadığınız ilk oyunu hatırlıyor musunuz?

- İlk tiyatro oyunumu 13 yaşındayken okulda oynamıştım. O zamanlar oyuncu olmak gibi bir düşüncem yoktu. Provalar bitti, ilk kez sahneye çıkacağım gün geldi. Aile, akrabalar da izleyiciler arasında tabii. Sahneye çıktığımda nefesimin kesildiği anı ve oyun bitince hissettiğim o tatlı hazzı hâlâ unutamam.

◊ Yeni bir rol geldiğinde, göz önüne aldığınız ilk kriterler neler?

- Rolün yapısından çok anlattığı hikaye önemli benim için. O karakterle ve hikayesiyle ben ne verebilirim insanlara, onu düşünürüm. Tabii ki rolün altından kalkabilecek olmam da gerekir.

◊ Tiyatro ve oyunculuk hayat adına neler öğretti size?

- Sanatın her dalı farkındalık seviyesini artırır. Oyunculuk başka hayatlara, farklı psikolojilere ve kişisel çatışmalara ayna tuttuğu için, kendinden farklı olana hoşgörülü yaklaşabilmeyi sağlıyor.

Ben bu işe tutkunum

YAŞADIĞIM HER İLİŞKİ BENİ İLERİYE TAŞIDI

◊ Tiyatronun ülkemizdeki sıkıntıları malum. Bu noktada dizi oyunculuğu biraz da zorunluluk sayılır mı?

- Zorunluluk olarak görmedim hiçbir zaman. Ben bu mesleğe platform gözetmeksizin tutkuluyum. Sette olmak da sahnede olmak da ayrı haz benim için.

◊ Bugünkü Boran Kuzum olmanızda en önemli kişiler ve olaylar neler?

- Ailem... Onlar her kararımda arkamda oldu. Şimdi farklı şehirlerde yaşasak da desteklerini her zaman hissederim. Sonra dostlarım gelir. Hayatımda olup bitenleri, kararlarımı konuşmaktan, danışmaktan çekinmediğim yakın arkadaşlarım... Düştüğüm zamanlarda kalkmama yardımcı olmuşlardır, daha güçlü hissettirmişlerdir bana. Ve ilişkiler... İyi ya da kötü biten her ilişki, beni hep daha ileriye taşımıştır.

◊ Sizi hiç tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

- Sevincini de, üzüntüsünü de, öfkesini de yakınındakilerle paylaşan, çok sevdiklerine kendinden daha çok değer veren, işine tutkuyla aşık olan, hem eğlenceli hem sakin, kısacası dengede, kendiyle barışık ve kendini dinlemeyi seven biri. Kendimden üçüncü şahıs gibi bahsetmem de komik oldu.

Ben bu işe tutkunum

HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI İSTANBUL’A GELMEMDİR

◊ Hayatınızın en önemli dönüm noktası ne?

- Konservatuvara girme kararı alıp İstanbul’a taşınmam...

◊ “Keşke” dediğiniz şeyler var mı?

- Hayır... Her deneyimden alınacak bir ders vardır hayatta.

◊ Şu sıralar “Martı” adlı oyunda rol alıyorsunuz. Böyle bir başyapıtta oynamak neler düşündürüyor insana? Oyundaki gibi iletişimsizlik, bencillik duygularının başarısızlığa ve mutsuzluğa neden olacağına inanıyor musunuz?

- Konstantin Gavriloviç Treplev, çoğu genç erkeğin oynamak isteyebileceği bir rol. Bir de harika kadroyla sahnede olmak çok keyifli. İletişimsizlik ve kayıp gençlik, oyunun temelinde ele aldığımız konular. Günümüzde de şehir yaşamının kaosunda artık iletişimler tek yönlü ilerlemeye başladı. Bu da özellikle gençlerde mutsuzluk hissettirmeye başladı.

DUYGULARIMIN MANTIĞIMI BASTIRMAMASINA UĞRAŞIYORUM

◊ En çok hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
- Çello çalmak isterdim.

◊ Duygusal biri misiniz yoksa mantığınız mı ağır basar?
- Duygusalımdır ama mantığımı bastırmaması için uğraşırım. Bazen bocalarım ama genelde dengeyi kurmayı başarıyorum.

YETENEĞİNİZİ TERCİHLERİNİZ BELİRLER

◊ Oyunculuk konusunda aldığınız en büyük tavsiye nedir?
- Konservatuvardaki hocam Aslı Yılmaz, “Yeteneğinizi tercihleriniz belirler” demişti. Çok derin bir cümledir bu. Her zaman anımsarım.
◊ Üniversite öğrencisiyken idealist olmak, hayatı farklı pencereden görmek kolaydır. Aynı ideallere bugün de sahip misiniz?
- Her zaman.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 Saatte Magazin Gündemi (09.03.2018)İşte son 24 saatte yaşanan magazin olayları...

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle