GeriMagazin Aysun Kaba: Demet sade olsun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aysun Kaba: Demet sade olsun

Aysun Kaba: Demet sade olsun

Logo çılgınlığı stili baltalıyor mu? Takma kirpikleri gömme vakti geldi mi? Türkiye’nin stil ikonları kimler? Hangi ünlü stiliyle ofsayta düşüyor? En sık hangi hatalar yapılıyor? Bu hafta stil danışmanı ve moda yazarı Aysun Kaba ile buluştum; renkli, bir miktar gıybetli ve bol tüyolu bir söyleşi yaptım.

◊ Türk kadını dünya modasıyla ne kadar ilgili?

- Yakından takipteler. İstanbul’da, özellikle Nişantaşı gibi semtlerde sokağa baktığınızda stil anlamında muhteşem kadınlar görebiliyorsunuz. Keza Ankara aynı şekilde... Bir Ankaralı olarak orayı da es geçmek istemem. (Gülüyor).

◊ Sürekli stil vurgusu yapıyorsunuz... Stil dediğimiz şey tam olarak nedir, nasıl stil sahibi olunur?

- Stil farklı bir duruştur aslında.

◊ Açalım mı o konuyu? Mesela ben stil sahibi miyim? Ya da hâlâ arayışta mıyım, ne dersiniz?

- Sizin kendinize göre stil kodlarınız var. Diğer yandan şu da bir gerçek, kadınlar zaten 40’lı yaşlarından sonra stillerini oturtur.

◊ Stil danışmanlarının çoğu genç, sizse 40’lı yaşlardan sonra stilin oturduğundan bahsediyorsunuz. Bir tezatlık yok mu bu işte?

- Evet, stil yaş aldıkça oluşan, oturan bir şeydir. Bu açıdan da tecrübeli bir göz daha iyidir.

◊ Stil kıyafetten ibaret midir?

- Asla. Bir duruş, bir gülüş, bir oturuş; kıyafet ile karakter ve tavır bir bütündür. Mesela ben bir hanımefendiyi gördüğüm zaman, evinin nasıl bir stili olduğunu da kolayca tahayyül edebilirim. Yani stil sahibi olmak demek, modayı birebir takip etmek değildir.

Aysun Kaba: Demet sade olsun

MODA SEKTÖRÜNDE GİYİNMEYİ BİLMEYENLER VAR

◊ Modayı takip etmeden olur mu?

- Tabii ki modayı takip edeceksiniz, sonuçta moda hayatımızda bir renk, bir ışık. Ama stil sahibi bir kadın ya da erkek, günün trendlerini kendi stiline uyarlar, birebir kopyalamaz. Türkiye’de çok insan biliyorum ki, moda sektöründe önemli yerlerde olmalarına rağmen giyinmesini bilmiyorlar. Böyle bir gerçek var.

◊ Bu nasıl olabilir ki?

- Çünkü bazılarının algıda seçiciliği yok. Dünyayı geziyor, markaların en son koleksiyonlarını daha Türkiye’ye gelmeden alıp giyiyor. Ona rağmen acayip bir arabesk görüntü veriyor. Elegan olamıyorlar yani. Asalet başka şey.

◊ Sosyal medyada ciddi bir takipçi kitleniz var. Siz kendi stilinizi nasıl tarif edersiniz?

- Artık oturmuş bir stilim olduğunu düşünüyorum. Tabii ki daha olgun yaşlarda olduğum için sadeliğe gençlerden fazla önem veriyorum.

◊ İddiadan tümüyle kaçınmıyorsunuz ama...

- Hayır ama dengeliyorum. Mesela kıyafetim iddialıysa aksesuvarım yok gibidir. Aksesuvarım iddialıysa kıyafetimde sadeliği tercih ederim.

◊ Düştüğümüz en büyük yanlış da bu herhalde. Dengesizlik... Her parça kendi başına star olunca...

- Olmuyor. Stil çok yormadan, çabalamadan olacak bir şey. Kıyafet de kendini göstersin, küpe de, ayakkabı da, çanta da demek olmaz. Çok uğraşmakla stil sahibi olunmaz.

◊ Ya kadın iddiadan hoşlanıyorsa...

- Denge diyorum yine. Gösterişli bir kadın düşünün; boylu poslu, saçlar çok kabarık, uzun ve sapsarı. Bir kere böyle bir kadının iddialı parçalardan uzak durması gerek. Çünkü boyuyla, saçıyla zaten yeterince gösterişli ve görkemli.

ÇOK UZUN VE SARI SAÇ ARABESKE KAÇIYOR

◊ Ben maskulen tarzı seviyorum ama beğenmeyenler oluyor.

- Neden?

◊ “Çok maskulen kadınsın, bu kıyafetler seni itici yapıyor” diyorlar.

- Sizde maskulen bir hava var, o doğru. Ama aynı zamanda gösterişli bir kadınsınız. Dolayısıyla maskulen parçalara feminen dokunuşlar katmanız, onları yumuşatmanız gerekir.

◊ Takım elbise ve spor ayakkabı giydim diyelim...

- Ceketinizi tek başına giyebilir, önünü kapatabilirsiniz. Ya da boynunuza küçücük bir fular takabilirsiniz. Saçınızı atkuyruğu yapabilirsiniz. Atkuyruğu her zaman kadını daha dinamik, daha genç gösterir, duruşunu yumuşatır. Bir de şunu belirtmeden geçmeyeyim; gösterişli bir kadının saçı çok uzun olmamalı. Çünkü çok uzun ve sarı saç biraz arabeske kaçıyor. Saçlar kısalırsa tarz sadeleşir, daha hoş bir görünüme sahip olunur.

ARTIK BURUN KEMERİNİ  DERT ETMEYİN

◊ Türkiye’de stilini en sevdiğiniz isimler kimler?

- Aslında ilk aklıma gelen modacı Vural Gökçaylı ile eşi Meral Hanım. Olağanüstü stili olan bir çift. Hayranım onlara. İkisinin de duruşu, yürüyüşü başka. Az önce dediğim gibi, sadece kıyafet yetmez, altyapınız olacak, gustonuz olacak, bunları harmanlamanız gerek. Yani dünya markaları giymeniz, stil sahibi olduğunuz anlamına gelmiyor.

◊ Gökçaylı çiftinden başka kimler var?

- Eda Taşpınar’ı beğeniyorum. Onun da kendine özgü bir stili var. Burcu Esmersoy yormadan, çabalamadan bir stil koyar ortaya. Onun haricinde Hande Ataizi’ni beğeniyorum. Çok yalın bir tarzı var.

◊ Hep güzel kadınları sıraladınız. Stil sahibi olmak için öncelikle güzel olma şartı mı var?

- Öyle bir şey yok tabii. Artık klasik güzellik kalıpları yok oluyor. Hatta biliyorsunuz, ünlü markalar ve modaevleri özellikle farklı tipler arıyor. Baby face (bebek yüzlü) modası artık geçti. Burun kemeri dert olmaktan çıktı, karakteristik bir özellik kabul ediliyor. Makyaj giderek azalıyor. Ayrıca baktığınızda Eda Taşpınar’ın yüzü de klasik güzellik kalıplarına uymaz, gayet karakteristiktir. Kesinlikle baby face değildir. Mesela bir Biricik Suden... O da aynı şekilde. Stilini çok beğenirim. Anarşist ruhlu bir kadın ve stilini yaşamıyla örtüştürüyor. Unutmadan; bir de Betûl Mardin var tabii. Kendisi stil anlamında Türkiye’nin ikonudur bence.

◊ Stil konusuna girmişken bir de Ece Sükan’ın kulaklarını çınlatalım.

- Onun da kendine has bir tarzı var. Daha vintage’dır, yakıştırır da.

◊ Ya cemiyet hayatı? Aylin Tahincioğlu, Yasemin Özilhan, Işıl Reçber?

- Aylin Hanım’ın iyi giyindiğini biliyorum. Yasemin Özilhan kesinlikle stil sahibi. Çok güzel harmanlıyor parçaları. Ayrıca çok doğal. Işıl Reçber de çok tatlı ama mesela ben onu takma kirpiksiz görmek isterim. Genel anlamda daha sade olabilir. Fazla makyaja gerek yok.

◊ Ağır makyaja karşısınız...

- Hep söylüyorum; daha az makyaj olmalı, daha az. O takma kirpikler artık dünyada kalmadı. Bir röportaj ya da program çekiminde evet güzel durabiliyor ama günlük hayatta hoş değil.

Aysun Kaba: Demet sade olsun

OKAN BAYÜLGEN UYUMSUZLUK İÇİNDE UYUM YARATIYOR

◊ Hep kadınları konuştuk. Stiliyle dikkat çeken ünlü erkekler yok mu?

- Olmaz mı? İlk aklıma gelen de Rahmi Koç’tur. Sonra Ayhan Sicimoğlu... Muhteşem giyiniyor. Gustosu, aksanı, her şeyiyle bir stil. Cem Boyner’i beğeniyorum. Güneri Cıvaoğlu var. Renkli giyinen, bunu iyi taşıyan biri. Ertuğrul Özkök de muhteşemdir. Okan Bayülgen’in kendine has bir aurası var. Uyumsuzluk içinde uyum yaratan biri. Bu önemli. Biraz risk alınmalı çünkü.

◊ Okan Bayülgen’in stil anlamında bilerek risk aldığını sanmıyorum.

- Kesinlikle. Bunu özellikle risk almak için yapmıyor. Tarzı o. Cem Yılmaz da mesela hep siyah giyiniyor ama her gün değişik giyinmek stil sahibi olmak demek anlamına gelmiyor işte. Sonuçta baktığınız zaman karizmatik bir isim. Karizma da çok önemlidir stil anlamında.

 ARTIK ÇOLUK ÇOCUK HERKES  STİL DANIŞMANI

Herkes stil danışmanı olabilir mi?

- Stil danışmanlığı çok basite indirgeniyor. Çoluk çocuk herkes stil danışmanı artık. Röportajın başında söylemiştim, stil, moda ve imaj danışmanlığı yaş aldıkça hakkıyla yapılabilecek bir şey. Ben de bu işi 40’lı yaşlardan itibaren yapmaya başladım ama tamam demedim ve sürekli kendimi yenilemeye çalıştım. Halen eksik olduğum yerler keşfedebiliyorum. İnsanlar haddini bilmek zorunda. Sonuçta yaptığın iş bir tür karakter analizi. Bir kadının gardırobuna girip analiz yapıyorsunuz. Mesela kadın bankacı ama gardırobuna bir bakıyorum pop yıldızı!

Kurallara uymak zorunda mı? Ya ruhu starsa o bankacının...

- Tamam, diyelim ki ruhu çok renkli. Ama bir bankada yöneticiysen, rock bir pantolon, payetli bir gömlek, abartılı makyajla işe gidemezsin. Bu stili akşam bir yere giderken yansıtabilirsin.

 STİL RUHUN AYNASIDIR

  Logolu kıyafetler üzerinde çok duruyorsunuz. “Logoyu hayatınızdan çıkarın” mı diyorsunuz?

- Bazıları çok trend olabiliyor ama yine de logoların bu kadar belirgin biçimde kullanılmasından, görünmesinden yana değilim ben.

Ya logosuna rağmen çok hoşumuza giderse...

- O zaman şunu yapın; eğer üzerinizde bir logolu ürün varsa başka logo görünmesin.

Hazır başlamışken başka tüyolar da verseniz diyorum...

- Nerede fazlalık varsa orası arka plana atılmalı, neresi güzelse onu ön plana çıkarmalı. Diyelim ki üst beden nispeten iri... O zaman üst giyim sade tutulacak. Diyelim ki boyun kısa, o zaman boğazlı kazak tercih edilmeyecek. Aynaya bakıldığında göze batan, “Bunu çıkarsam mı acaba” dedirten bir parça ya da aksesuvar varsa, ondan vazgeçilmeli. Çünkü fazlalık demektir. Çalışan kadınlar için de şunu söyleyeyim; kıyafetleri konforlu olmak zorunda. Akşama kadar orasıyla burasıyla oynuyorsa, bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorsa o kıyafet olmamıştır. Eve gidip çıkarma isteği uyandıran kıyafet olmamış demektir. Ne dar kıyafetler içinde sıkışıp kalalım ne de bol kıyafetler içinde kaybolalım yani... Bu kodlara uyulduğu takdirde doğru giyinmek gayet kolay. Aslında stil ruhun aynasıdır.

Nasıl yani?

- Bir gün gayet güzel giyinirsiniz, dersiniz ki muhteşemim, ama ruhunuz iyi değilse kıyafeti güzel gösteremezsiniz. Bu bir bütündür, ruhla çok ilgilidir. Stil sahibi olmak istiyorsanız, öncelikle kendiniz olun. Kadınların elinde hep bir fotoğraf. Kuaföre gidiyorlar, fotoğrafla. Mağazaya giriyorlar, satış görevlisine fotoğraf gösteriyorlar bundan istiyorum diye. En büyük yanlış bu.

 YABANCI TASARIMLARI ÇALIP KENDİ  KOLEKSİYONU GİBİ TANITAN BLOGGER’LAR VAR

 Türk tasarımcılar son dönemde atağa geçti...

- Şu bir gerçek, herkes tasarımcı olamaz. Bunun için yaratıcılık gerekir, bu bir yetenektir. Başka markaların koleksiyonlarını çalıp “kendi tasarımım” diye ortaya çıkmak olmaz. O iş tasarım değil olsa olsa hazır giyim işidir. Ticarettir.

Bunu yapan var mı?

- Maalesef çok var. Ünlü modaevleri ve markaların eteklerinin, terliklerinin aynısını “Yeni koleksiyonum” diye sunan, bunun için lansman düzenleyen blogger’lar gördüm. Bunlar tasarımcı değil işte. Tasarımcı deyince bir Yıldırım Mayruk, bir Vural Gökçaylı gelir aklıma mesela.

İkisi de yılların ustası. O kuşaktan sonra hiç genç tasarımcı gelmedi mi?

- Var tabii. Ama sonuçta bu sektörde önemli olan kalıcılık. Sektörde ne kadar kalırlar, bakacağız.

DEMET AKALIN’I GİYDİRMEK İSTERİM

 Kimin stiline müdahale etmek istersiniz?

- Demet Akalın... Onu giydirmek isterim mesela.

Değiştirmek istediğiniz bir şeyler mi var?

- Onu kesinlikle sadeleştirmek isterim. İlk işim de takma kirpiklerini çıkarttırmak olur. Bir de çok fazla logolu kıyafet giyiyor, markalar hep çok ön planda. Onları biraz geri plana alabilir. Ayrıca saçlarını değiştirmek isterim.

Saçlarında ne var?

- Saçını çok yapıştırıyor, mesela atkuyruklu görmek isterim onu. Demet Akalın sahne sanatçısı, sahnede giydiği her şeyi kaldırıyor. Ama günlük hayatta kesinlikle daha sade olmalı.

Ne önerirsiniz?

- Günlük hayatında pantolon-ceket takımlar, içine V yaka bir tişört, altına sneaker ya da postal kullanabilir. Saçı atkuyruğu. Ve kesinlikle takma kirpiksiz.

 
   

Kâr Kaybı Sigortası Nedir?Kâr kaybı sigortasının kapsamlarını ve işlevlerini Doğan Sigorta Brokerlık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Selcen Gür ile konuştuk. (Sponsorlu İçerik)
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle