GeriMagazin Artık kadınları daha iyi tanıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Artık kadınları daha iyi tanıyorum

Artık kadınları daha iyi tanıyorum

Ekranların fenomen yarışmalarından “Ben Bilmem Eşim Bilir”, kısa bir aranın ardından yeniden Kanal D’de... Bugün yeni sezon ilk bölümüyle ekrana gelecek yarışmanın sunucusu Ufuk Özkan, “Bu program sayesinde kadınları daha iyi tanıdım” diyor.

◊ Bir ekran klasiği haline gelen “Ben Bilmem Eşim Bilir” yeniden başlıyor, neler söylemek istersiniz?
- “Ben Bilmem Eşim Bilir”i lunaparka benzetebiliriz. Yaşınız kaç olursa olsun, hayattaki statünüz ne olursa olsun, çocuklar gibi eğlenirsiniz burada. Biz programımızda sıcak, samimi sohbetlerin arasına oyunlar serpiştiriyoruz. Bu eğlencenin sonunda da KDV’si ve ÖTV’si ödenmiş çok yakışıklı bir araba veriyoruz.
◊ Bu sezon izleyicileri ne gibi sürprizler bekliyor?
- Olmazsa olmaz oyunlarımızdan topuklu ayakkabı ve acı biberin yanında yepyeni oyunlarımız ve sürpriz konuklarımız da olacak.
◊ Siz de yarışmayı sunarken çok eğleniyormuş gibi görünüyorsunuz...
- Yarışma sunmayı dizilerden daha eğlenceli buluyorum.
◊ Neden?
- Çünkü yazılı bir metin yok, her şey serbest, aklına ne geliyorsa söyleyebiliyorsun, olaylar kendiliğinden gelişiyor. Bunun doğallığı ve adrenalini çok keyif veriyor.
◊ “Ben Bilmem Eşim Bilir” sizin hayatınızda neleri değişti?
- Kadınları artık daha iyi tanıyorum. Çünkü yarışmada kadınların hırsı, azmi, isteği arşa değiyor. Misal, hayatında ketçabı bile acılı yiyemeyen bir yarışmacı, koklamaya dahi korktuğu acı biberden 40 küsur tane yedi. Biz erkekler stüdyodaki arabaya odaklanmışken kadınlar için araba o an ikinci planda. Başarma hırsı önde... O istek, azim, inat, adı neyse artık o duygunun karşısında ağzım açık kalıyor.


SANAT BİR ÇEŞİT
ANTİDEPRESAN
◊ Oyunculuğa nasıl başladınız?
- Almanya’dan 13 yaşımda döndüm. Türkçemin yetersizliği yüzünden 7’nci sınıfa başlamam gerekirken 5’inci sınıftan başlamak zorunda kaldım. Akranlarımla iletişime geçmekte sıkıntılar çektim. Ailem, zincirlerimi kırmak için beni Samsun Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne yazdırdılar. İlk oyundaki rolüm iki dakikaydı. Sonundaki alkış beni kendime getirdi. Sonra zamanla anladım ki bana kendimi iyi hissettirecek tek şey sahnede olmak. Lise bittikten sonra Devlet Konservatuvarı sınavları için İstanbul’a geldim. İlk sene kazanamadım, ama dönmedim Samsun’a. Bir tekstil firmasında çalıştım. Sonra Çırağan Sarayı günleri başladı. Havuz personeli olarak çalıştım. İkinci sınavda yine başaramadım. Bu kez bellboy olarak aynı otelde çalışmaya başladım ve yaşım 22 olmuştu. Zamanı geldi, üçüncü kez sınava girdim. Zaten artık ya sınavı kazanacak ya da askere gidecektim. Askerliği erteledik...
◊ Mesleğinizdeki kırılma noktası nedir?
- Tabii ki “Geniş Aile” dizisi...
◊ Bir oğlunuz var, onun da oyuncu olmasını ister misiniz?
- 9 yaşında... Tabii bir küçük özenme durumu var. Telefonla kendince yazdığı senaryoları çekiyor... Bakalım... Mutlu olsun da her ne yapmak istiyorsa arkasındayım. Elbette sanatın herhangi bir dalıyla hobi olarak bile olsa uğraşmasını isterim. Çünkü sanat iyi hissettirir, dinlendirir. Bir çeşit antidepresandır.

iTiRAF EDiYORUM BEN BiR iŞKOLiĞiM

◊ Gelecek korkunuz var mı?
- Herkes kadar...
◊ Hayata dair pişmanlıklarınız var mı?
- Doğru, yanlış bugüne kadar her ne yaptıysam altına imzamı atarım. Sorumluluk bende... Yaptığım yanlışlar beni eğitmiştir, törpülemiştir sonuçta...
◊ Çalışmadığınız zamanlarda neler yaparsınız?
- Sıkılırım. İtiraf ediyorum ben bir işkoliğim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle