GeriMagazin Acımasız adam!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Acımasız adam!

Acımasız adam!
refid:27846779 ilişkili resim dosyası

Kağan Uluca, Kanal D’nin sevilen dizisi “Şeref Meselesi”nde üstlendiği “acımasız suç örgütü lideri” Nihat rolüyle dikkatleri bir anda üzerine çekti. 2012 yılında 3. Sahne Tozu Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü kazanan başarılı oyuncu, yeni projesi ve kamera arkasıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

“Şeref Meselesi”ne nasıl dahil oldunuz?
- Hızlıca dahil oldum sanırım. Haziran ayı sonlarında bir telefon geldi Ufuk Tosun’dan. Ufuk, İzmir’de bir ajansın sahibi... Yeni çekilecek bir dizi için audition vermemi rica etti. Ben de gidip verdim, sonrası yapımcılarla ve yönetmenle İstanbul’da görüşmeler, derken temmuz ayında ben de “Şeref Meselesi”nin kadrosundaydım.

Canlandırdığınız Nihat karakterinden de biraz söz eder misiniz?
- Nihat yasadışı yollardan gelir elde eden bir örgütün lideri... Haliyle sert ve otoriter bir adam. Yürüttüğü işi aile olarak isimlendirse de aslında bu işi şirket olarak yönetiyor. Ancak birlikte çalıştığı adamlarıyla olan ilişkisi biraz bıçak sırtında. Hata yapılmasından hoşlanmayan ve sözünün eksiksiz yerine getirilmesini isteyen bir adam. Aksi durumlarda cevabı acımasız oluyor.

Nihat da Kılıç ailesinin başına gelenlerden sorumlu. Babasının intikamını almaya yemin eden Yiğit bu gerçeği öğrenince tepkisi nasıl olacak? Bize biraz ipucu verebilir misiniz?

- Bu soruya cevap vermek biraz sıkıntılı olur, hem de seyirci açısından hikayenin tadını kaçırır. Ama Yiğit’in bu durumdan pek hoşlanmayacağını herkes tahmin edebilir. Ancak Nihat da işini gayet profesyonelce yapan bir karakter. Kaçınılmaz son gerçekleştiğinde hep beraber izleriz artık...

KEREM BÜRSİN ÇOK ŞAŞIRTICI BİR OYUNCU

Sette ortam nasıl? Kamera arkasında bize anlatabileceğiniz bir hikaye var mı?

- Set ortamı gayet profesyonel, herkes işini olması gerektiği gibi, olması gereken zamanda yapıyor. En net gözlemim bu. Onun yanı sıra sıcakkanlı ve birbiriyle çalışmaktan çok keyif alan bir ekip. Elbette yönetmenimiz Altan Dönmez’in işi ele alış biçimi ve samimiyeti bunun en önemli sebebi. Bu durum benim de ekibe alışmamı çok kolaylaştırdı. Kamera arkası hikayesine gelince, orası gerçekten çok şenlikli. Ama benim sahnelerim İzmir’den geldiğim için bir günde çekiliyor ve oyuna öyle odaklanıyorum ki gerçekten şu an aklıma gelen bir şey yok.

Setteki genç oyuncularla aranız nasıl? Yiğit’i oynayan Kerem Bürsin nasıl bir partner mesela?
- Setteki diğer oyuncularla çok sık görüşemiyorum. Ama Burcu Biricik ve Uğur Uzunel uzun yıllardır İzmir’den tanıdığım arkadaşlarım. Onlarla bir araya geldiğimizde diğer oyuncularla ilişki kurmam benim için daha kolay oldu. Kerem ise gerçekten çok şaşırtıcı bir oyuncu. Özellikle iş disiplini ve alçak gönüllülüğü belirgin özellikleri bence. Bu da bizim birlikte çalışmamızı kolaylaştırıyor. Ortak şakalarımız var, bu da birbirimizin oyununa uyum sağlamamızı pekiştiriyor. Kerem’i tanıdığım ve birlikte çalıştığım için mutluyum.

Çekim aralarında nasıl diyaloğunuz?
- Çekim aralarında Kerem’le ya bir sonraki sahneyi çalışıyor, değerlendirmeler yapıyoruz ya da keyifli bir sohbetle geçiyor zaman... Zaten çok kısa sürelerden bahsediyoruz.

MÜHENDİSLİK EĞİTİMİ OYUNCULUĞUMA YARADI

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Mühendislik eğitimi ardından oyunculuk? Nasıl oldu bu geçiş?

- Tiyatroyla lise yıllarında Bursa’da tanıştım. 1995 yılında Çevre Mühendisliği okumak için İzmir’e geldim ve Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda kursiyer olarak eğitim almaya başladım. Enerjimi daha çok oyunculuğa yoğunlaştırdığım için okulumu biraz geç bitirdim. Ama bu süre içinde yurt içinde ve yurt dışında birçok yönetmenle, farklı disiplinlerle çalışma şansı buldum. Mühendislik eğitimimden gelen analitik düşünce sistemi benim bu farklılıkları sentezlememi kolaylaştırdı. BBŞT’de uzun yıllar ana kadro oyunlarında oynadım. Ve bu da bana önemli bir oyunculuk deneyimi kazandırdı. Artık tüm enerjimi oyunculuğa yönlendirdim.

Tiyatro nasıl gidiyor?
- İyi gidiyor. İzmir’de 2012 yılında kurduğumuz Tiyatro4’ün projeleri ile ilgileniyorum. Şu sıralar Derya Efe’nin yönettiği ve Serdar Bakioğlu ile oynadığımız “Boş Şehir”i sahneliyoruz. Çok hareketli ve heyecanlı bir deneyim benim için “Boş Şehir”... Bu oyunda Türkiye’de çok gerçekleştirilmemiş bir teknik denedik. Sahne tasarımımız tamamen Mapping tekniği ile yapıldı. Sahnede varlık ile yokluk arasında hızlı, değişken bir 90 dakika var. Seyirci için de farklı bir deneyim. İzmir seyircisi oyunu ilgiyle takip ediyor. Şubat ayında da İstanbul seyircisi ile buluşmayı planlıyoruz. Bir yandan da İzmir’de BKNZ. adını verdiğimiz alternatif bir mekan projesi üzerinde çalışıyoruz. Burada da yine Tiyatro4’ün projelerinden “Ben Feuerbach”ı oynamaya başlayacağız.

DOKTOR WHO’YU OYNAMAK İSTERDİM

Rolünüze hazırlanırken neler yaparsınız?

- Öncelikle metin... Text; oynayacağım karakterin ne dediği, neden dediği benim için çok önemli. Bunların üzerine yoğunlaşırım. Metni çözümledikten sonra karakter tasarımını oluştururum. Ve sonra kendimi yönetmene bırakırım.

Hayalini kurduğunuz, oynamak istediğiniz bir rol var mı?

- (Gülüyor) Doktor Who’yu oynamak istiyorum.

İZMİR’DE MUTLUYUM

İzmir’de yaşıyormuşsunuz... Dizi çekimleri için sürekli gidip gelmek zor olmuyor mu?

- Aslına bakarsanız zor değil. Evimden çıkıp Taksim’e varmam 3-4 saat sürüyor. Aynı zamanda, sağ olsun koordinatorümüz sevgili Ece Erdek benim sahnelerimin tümünü bir ya da iki güne sığdırmayı başarıyor. Bu da benim için büyük kolaylık oluyor.

İstanbul’da yaşamayı hiç düşündünüz mü?
- Bir süre yaşadım. Ama tekrar İzmir’e dönmem gerekti. Şu an İzmir’de mutluyum, zaman ne gösterir bilemiyorum. Zamanı geldiğinde tekrar değerlendiririm tabii.

Ufukta başka projeler var mı? Mesela sinema...
- Şu an için yok, geçtiğimiz yaz çekimlerini yaptığımız “Son Mektup” filminde bir İngiliz pilotu oynamıştım. Şubat ayında gösterime girecek.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle