GeriMagazin 35 yıllık kavgada kim haklı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    14
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

35 yıllık kavgada kim haklı

35 yıllık kavgada kim haklı

Emel Sayın’ın “Sahte diva mı var?” sözleri 35 yıllık bir kavgayı su yüzüne çıkardı. Meğer Emel Sayın’la Bülent Ersoy’un arası 35 yıl önceki bir olay yüzünden açılmış. Son anda savcılığa ifadeye çağrıldığı için Bülent Ersoy sahneye çıkamayınca, yerine Emel Sayın çıkmış ve sahnede “Şimdi gerçek bir kadın izleyeceksiniz” demiş. Ersoy, Sayın’ın bunun özrünü hiçbir zaman dilemediğini ve şimdi reklam yapmak için diva tartışması açtığını söylüyor. Konsey ne diyor?

Cengiz Semercioğlu: Ben olayı Bülent Ersoy’dan dinleyene kadar Emel Sayın’a hak vermiştim. Ama 35 yıl öncesinin defterini açan Bülent Hanım, yıllar önce Emel Hanım’ın kendisine cinsiyet ayrımcılığı yaptığını çok açık anlattı. 35 yıl önce belki böyle hassasiyet yoktu ama en azından sonraki yıllarda bu konuyla ilgili bir özür dileyebilirdi Emel Sayın. Üstelik bu diva tartışmasını başlatan da Bülent Hanım değil. O yüzden bu tartışmada Bülent Hanım haklıdır bana göre.

35 yıllık kavgada kim haklı


Ömür Gedik: Emel Sayın’ın 35 yıl önceki stratejisini, ruh halini, polemik yaratma arzularını bilemeyiz tabii. Ama şu anda kibarlığıyla tanıdığım Emel Sayın’ın benzer bir polemik başlatma niyetinde olmayacağını söyleyebilirim. Emel Sayın da Bülent Ersoy da büyük isimler, böyle kavgalar onlara göre değil. Ayrıca diva, star gibi sıfatlar üzerinden girilen polemiklerin de magazinde haber olmanın dışında bir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.
Onur Baştürk: Ben bu tartışmayı çok sevdim. Çünkü çok eski usul, çok tatlı bir magazin bu. Kendimi bir an 70’lere, gazino günlerine ışınlanmış gibi hissettim, mutlu oldum. Çünkü ne kadar birbirlerine laf etseler, kırılsalar da bu iki sanatçı da fazla ileri gitmez, polemiğin ölçüsünü iyi bilirler. Çünkü eski topraklar. Racona hakimler. Eğer söylendiği gibiyse, yani Emel Sayın yıllar önce Bülent Ersoy’u ima ederek “Gerçek bir kadın izleyeceksiniz” dediyse ayıp etmiş. Hiç hoş değil. Bülent Ersoy kızmakta haklı. Ama divalık müessesesinde Ersoy tek başına değil. Muazzez Abacı da var orada, Emel Sayın da. Üçü de diva. En güzeli bence böyle...
Melike Karakartal:
35 yıllık kavga olmaz. Daha doğrusu, egolarını bir kenara bırakıp “Ne olmuştu o dönem sahi” diyemeyenlerin böyle 35 yıllık küslükleri, dertleri olur. “Şöhret” dediğimiz zaten ego ile şekillenmiş bir kavram olduğu için bu kadar sene sonra bile konu açıldığında böyle hararetli tepkiler doğurabiliyor.
Kim bilir ne olmuştu o dönem gerçekte... “Önce o adım atsın” dedirten yoğun ego dünyasında bir olayın gerçek yüzünü öğrenmek zor. Herkes kendi penceresinden bakıp yorumluyor ve cezayı kesiyor.

Tanju neden Hülya’yı
konuşuyor?

Tanju Çolak’ın Hülya Avşar hakkındaki açıklamaları için ne diyorsunuz?

35 yıllık kavgada kim haklı


Melike Karakartal: Geçmişteki konuları eşeleyen insanlarla ilgili magazin haberleri okumaktan hoşlanıyorum. Geçmiş hayatlarıyla, bir vakitler hayatlarında önemli yer kaplayan insanlarla ilgili yaptıkları yorumlar o kişinin dünyasına ait çok şey söylüyor. Açık ve nazik konuşuyor Tanju Çolak, öte yandan Hülya Avşar’ın “Selfie” filminde Çolak’a yer vermemesinin sebebi eski bir yarayı kaşıyıp o zaman üzdüğü insana tekrar acı yaşatmamak olabilir. Çolak’ı görmezden gelmek değil yani.

Cengiz Semercioğlu: Tanju’nun anlatacak başka bir şeyi yok herhalde. Ne zaman röportaj verse, ne zaman ekrana çıksa söz Hülya’ya geliyor. O da anlatmalara doyamıyor. Bu yetmemiş gibi şimdi bir de kendi oğluyla Hülya’nın kızının magazinini yapmaya başladı. Umarım bunu da diline dolamaz.
Ömür Gedik: Evet, Tanju Çolak durup durup niye Hülya Avşar muhabbetine giriyor ki? Ortada yeni bir şey yok, laf atan yok, cevap hakkı doğuran bir hareket yok. Gereksiz vallahi.
Onur Baştürk: Bence Tanju Çolak haklı. Hülya Avşar neden kendi hayatını anlattığını söylediği filmde eski aşklarını sansürlüyor ki? Tanju yaşadığı aşkın arkasından durmuş en azından. Hülya Avşar gibi cesur bir kadından da aynı şeyi beklerdim.

Yoksa reklam mı?

Gökhan Özen’in boşandıktan hemen sonra çektiği “Korkak” klibinde oynattığı Ukraynalı manken, eski eşi Selen Sevigen’e benzetildi. Erkekler ayrıldıkları kadının aynısını mı bulur?

35 yıllık kavgada kim haklı


Onur Baştürk: Tesadüf de olabilir ama evet, erkekler genelde eski sevgililerine ya da annelerine benzeyen kadınları seçerler hayatları boyunca. Böyle bir genelleme var. Ama Gökhan Özen’inki bana reklam gibi
geldi. Klibi konuşulsun diye...
Cengiz Semercioğlu: Öyle bir rivayet var erkeklerle ilgili. Ayrıldığı kadının benzeriyle kendini avutma isteğiyle böyle davranıyor olabilirler. Bu arada Gökhan’ın klibinde oynayan manken de Selen’i andırıyor gerçekten.
Melike Karakartal: Herkesin çekici bulduğu belirli fiziksel özellikler var, dış görünüş açısından beğendiği kadınların birbirine benzemesi normal. Klipteki model ile Sevigen hakikaten benziyor. Tabii böyle bir hareket ayrılık sonrası olduğunda, insana “Mesaj mı?” dedirtiyor...
Ömür Gedik: Klibin kast seçimini Gökhan değil de yönetmen yapmıştır belki diyeceğim ama yönetmen de kendisiymiş! İki günde insanın zevki değişmez tabii. Ya da böyle konuşulsun diye özellikle yapılmış bir hamledir belki! Kim bilir?

 Seçkin, acısını nasıl hafifleteceğini bilmiyor

Seçkin Piriler, eski eşi Kaan Tangöze’yi soran gazetecilere “Sormayın, canım acıyor” demiş. Konsey ne diyor bu yanıta?

35 yıllık kavgada kim haklı


Ömür Gedik: Seçkin, n’olur canın yanmasın artık ama. Gazeteci arkadaşlarım siz de sormayın Kaan’ı Seçkin’e. Valla kabak tadı verdi bu mevzuu.
Cengiz Semercioğlu: Elbette canı acıyordur, iki çocuğunun babasıyla kurduğu yuva dağıldı. Ama bunu söylemekten vazgeçmeli artık Seçkin Piriler. Muhabirler bunu hep soracaktır, “canım acıyor” dedikçe daha da soracaktır. Seçkin kameralar karşısında cevap vermeden sessiz kalmayı öğrenmeli...
Onur Baştürk: Bence yanıtı çok normal, çok samimi. Bir anda unutamaz ki her şeyi. Bir anda yaralarını saramaz ki. “Bir de siz deşmeyin yaramı” diyor, “zaten hasarlıyım”...
Melike Karakartal: Acısını nasıl hafifleteceğini bilemeyen bir kadın var orada. Yaşadığı acıyı anlamak mümkün, fakat acıyı kendi içinde çözebilir sadece. Ne aldatılmanın kitabını yazması, ne derdini sürekli tekrarlaması ve konuyu canlı tutması geçirecek sıkıntısını...

Seyirci Cem’den yeni
hikayeler bekliyor

Cem Yılmaz, “Arif ve 216” filminin çizimini paylaştı. Yılmaz için eski bir hikayeden yola çıkmak mı daha doğruydu, yeni karakterlerle sıfır bir senaryo yazmak mı?

35 yıllık kavgada kim haklı


Cengiz Semercioğlu: Aylar önce daha bu projeyi yapacağını ilk söylediğinde iyi bir fikir olmadığını yazmıştım. Çizimi gördükten sonra da aynı fikirdeyim. Umarım filmi izledikten sonra da öyle olmaz. Seyirci Cem Yılmaz’dan yeni hikayeler, güleceği, eğleneceği yeni senaryolar bekliyor. Eski film kahramanlarının yeni maceralarını değil...
Melike Karakartal:
İyi bilinen bir dizinin, filmin, hikayenin parçası olan bir karakterin veya konunun seçilerek etrafında yeni bir yapım şekillendirilmesine medya literatüründe “spin-off” deniyor, eski bir hikayeyi köpürtmek sayılmaz pek, yeni bir iş olarak görmek gerekir bunu.
Ömür Gedik:
Bence gayet doğru
bir proje. Tekrar olacağını düşünenler yanılıyor, hayli yaratıcı ve yenilikçi olacaktır iki tipleme de. Dört gözle bekliyorum.
Onur Baştürk: Ben kişisel olarak ne Arif karakterinin yer aldığı “G.O.R.A.” filmini ne de 216 adlı robot karakterini parlak buluyorum. Ama yan karakteri alıp onun başrol olduğu yeni film çekmek Hollywood’un sıkça yaptığı bir şey. Umarım Cem başarılı olur. Gerçi olur da! 216 üzerinden Cem’in üreteceği bel altı esprileri düşünüyorum da, toplumumuz böyle şeylere bayılıyor malum. Gelsin gişeler...

 

Sanatçı kuru

Sanat camiasında dolar bozdurma ve bunu gösterme yarışı başladı bir anda. İş giderek açık artırmaya dönecek, kim daha çok dolar bozdurdu diye. Konsey dolar kurunu değil, sanatçıların kurunu yatırdı masaya...

35 yıllık kavgada kim haklı

Cengiz Semercioğlu: Bozdurana alkışlar ama bunu reklam için yapana, iktidara şirin görünmek için yapana değil... Bunu tüm samimiyetiyle yapan sanatçılar da var, şov için yapan da... İsteyen dolarını bozdursun. Yeter ki dolar bozdurmayan sanatçıya “Neden bozdurmadın” diye hesap sormaya kalkılmasın.
Onur Baştürk: Her ne kadar bu olay “Bak o dolar bozdurmadı, çünkü vatansever değil” kışkırtmasına doğru götürülmeye çalışılsa da, bu hedefe ulaşılamayacağını düşünüyorum. Çünkü mantıksız. Bir de cumartesi günkü terör saldırısından sonra kimsenin bu konuları konuşacak takati kalmadı. Dolarmış, Türk lirasıymış kime ne; ölüyoruz burada. Ötesi var mı?
Ömür Gedik: Doların yükselişine dur diyecekse bozdursunlar, bence bir sakınca yok. İsterlerse paylaşsınlar da. İyi olur. Ben seviyorum böyle hareketleri.
Melike Karakartal: Dolar bozdurma eylemi bugün vatanseverlikle kodlandığı için vatanını sevdiğini başkalarına göstermenin bir yolu olarak algılanıyor. Devir “Ne yapıyorsan göstere göstere yap” devri olduğu için sadece dolar bozdurmak da yetmiyor, bir de bunu gösterme ihtiyacı doğuyor pek çokları için. Kimileri de örnek olmak için yapıyor, “Bak ben bozduruyorum, sen de bozdur ey vatandaş” mesajı.

Teröre verilecek en güzel cevap

ÖMÜR GEDİK

Neredeyse İstanbul’un her yerinden duyulan patlama tüm ülkeyi tekrar yasa boğdu. Milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara ise acil şifalar diliyorum.

35 yıllık kavgada kim haklı

Melike KARAKARTAL

Hayat duruyor böyle zamanlarda hepimiz için. Alışmak istemediğimiz ne varsa içine çekildiğimizi hissediyoruz, acı çekiyoruz.
Aklımdan “Bir önceki bombalamada neredeydik, ne yapıyorduk?” gibi sorular geçtiğini fark ettim ve bunu garipsedim.
“Bir önceki bombalama” diyebileceğimiz bir hayata sahibiz, bunu düşündükçe delirecek gibi oluyor insan.
Kınıyoruz, yeter diyoruz, isyan ediyoruz, haykırıyoruz, yetmiyor, yetmiyor.
Hayatı durdurmalı mıyız? Yoksa yürümeye devam mı etmeliyiz?
Ben içimde bir türlü yok olmayan o ufacık umut kırıntısının peşinden gidiyorum. Hep gideceğim.
Teröre verilecek en güzel cevap yapmakta olduğumuz işleri başımız dik sürdürmektir.
Milletimizin başı sağ olsun. Biz bu ölümleri, bu acıları hak etmiyoruz.

ONUR BAŞTÜRK

 Ne denilebilir ki? Bitmeyen bir cenaze törenindeyiz. Hepimizin başı sağ olsun.

CENGİZ SEMERCİOĞLU

Kardeşim Cem maçtaydı. Ona ulaşana kadar geçen süre kabustu benim için. Terör bizi yıldırmaya çalışıyor. Her ne yapıyorsak aynı şekilde, daha da inançlı yapmaya çalışmalıyız. Yılmamalıyız. Milletimizin başı sağ olsun.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle