GeriKelebek Lübnan stayla sahil keyfi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Lübnan stayla sahil keyfi

Lübnan stayla sahil keyfi
refid:20933632 ilişkili resim dosyası

Yeri gelmişken durun bir de Çeşmelileri kızdıralım: Arkadaş bu kadar cennet sahil varken nasıl oluyor da Çeşme gibi dandik bir yer Türkiye’nin en popüler tatil beldesi oluyor, hâlâ anlamış değilim. Meslek icabı neredeyse her hafta sonu gidip gelmek zorundayım ama bakın Çeşme’ye her gittiğimde neden söylene söylene bir hal oluyorum:

KUMU YOK KUMU

Ilıca plajını saymazsanız Alaçatı ve Aya Yorgi dahil iki-üç metre kumsal ya var ya yok. Kıyıda kum bulamadığınız gibi, denizde de yok: Dip çoğu yerde-taşlı-sazlı-yosunlu. Rüzgârdan dolayı da su da çoğu zaman bulanık... Hiç turist gelmemesi de bu söylediklerimi teyit etmiyor mu zaten sevgili Beyaz Türkiye?
Bir kere topografyası kayık... Sahilden şöyle bir etrafınıza baktığınızda nerede bir Marmaris’in, bir Göcek’in o denizle hemhal yeşilliği... Sizin Çeşme dediğiniz Bozcaada’dan hallice bir bozkır!
Gündüz plajdayken “odaya gidip 15 dakika kestireyim ya da bir gündüz seksi attırayım” deseniz, arabaya binip beach club’dan kent merkezine (Çeşme ya da Alaçatı) dönmeniz 20 dakika. Otel-deniz arasında araca binmek ne demek yahu? Orhan Veli olsa “beach club’a doğru denizi göreceksin şaşırma” derdi Çeşme için.

SELİMİYE KIŞLASI GİBİ

Dalyan’dan Şifne’ye Ilıca’dan Alaçatı’ya bütün mesafeler çok uzak. Rivayet o ki iki kardeş 10 yıl üst üste Çeşme’ye tatile gitmiş ama hiç karşılaşmamış.... Taksi bulunamıyor, zırt pırt polis kontrolü var. Gece çıktığında ya ehliyeti kaptıracaksın ya da içmeden eğleneceksin.

ÇEŞME’DE BU YAZ

Dünyanın başka yerlerinde de vardır muhakkak ama ben ilk Lübnan Biblos’ta görmüştüm. Biblos, Lübnan’ın Şile’den hallice tatil beldesi. Fakat ağırlıkla Hıristiyan Arap zenginleri için yapılmış öyle beach club’lar var ki işin rengi akşamüstü ortaya çıkmıştı. Son model Ferrari’ler Porsche’lerle gelen milyon dolarlık Ortadoğulular öğleden sonra jakuzilere kuruluyor; eğlencenin bini bir para, jakuziden yan jakuziye şampanyalar, havyarlar gönderiliyordu.
Şimdi bu sefahatin aynısı Çeşme’de. Bildiğiniz üzere global eğlence zinciri Supperclub bu yaz Alaçatı’da 5 bin kişilik muhteşem bir yazlık açtı. Arkadaki locaların arasında da gündüz-gece girilebilen jakuziler var. Sabaha karşı millet önünüzde tep tep tepinip eğlenirken siz soyunup fokurtunun içine bırakabiliyorsunuz bünyeyi. Korkmayın, çekinmeyin. Supper’ın marjinal eğlence ortamında kimse sizi yadırgamaz. Jakuziden faydalanabilmek için loca kiralamak gerekiyor. Üç şişe viski dahil 10 kişilik bir locanın kirası gecelik 1500 lira. Doğrusu pek cool... Tek bir eleştirim olacak: Çeşme, şifalı sularıyla meşhur bir belde. Keşke jakuzilere musluk suyu koyacaklarına kaynak suyu doldursalarmış. (232) 716 60 19.

Permalılar daha mı kültürlü

Doğayla ve toprakla ilişkisi Nat Geo Wild’la sınırlı bir ‘urban bug’ olarak permakültürü yeni bir kuaför tekniği sanmam sizi şaşırtmasın. Benim gibi bihaberler için hemen özetleyeyim

Felaket haberleri neredeyse her gün çıkmaya başladı. İklim değişikliği, su kıtlığı ve muhtemel su savaşlarıyla ilgili her gün daha kaygılandırıcı veriler ortaya çıkıyor. Yediğimize içtiğimize güvenemez olduk. Biri bitmeden diğeri patlayan ekonomik krizler de cabası. Şu kaçınılmaz durum tüm gerçekliğiyle karşımızda: Sınırlı bir dünyada yaşıyoruz ve ‘sınırsız üretim, sınırsız tüketim’ anlayışını sürdürmemize yetecek kaynaklar tükenme noktasında.

GELECEĞİNİZİ TASARLAYIN

Velhasıl, konuya geleyim: Bir arkadaşım (Sevil Baştürk) bir süredir “permakültür, permakültür” diye başımızın etini yiyor.
Doğayla ve toprakla ilişkisi Nat Geo Wild’la sınırlı bir ‘urban bug’ olarak permakültürü yeni bir kuaför tekniği sanmam sizi şaşırtmasın. Benim gibi bihaberler için hemen özetleyeyim: Permakültür, pozitif bir yaklaşımla, çevre sorunlarına, sorunlara değil, çözümlere odaklanmamıza, gitmek istediğimiz yere nasıl gideceğimizi düşünmemize yardım eden bir hayat tasarımı. Geçmişin bilgeliğiyle temas edip günümüzün uygun teknolojilerinden besleniyor.
Permakültürü yaşamlarımızda uygulamak için geniş arazileriniz olması ya da şehir dışında yaşıyor olmanız gerekmiyor. “Öncelikle doğal dünyadan üstün olduğumuz fikrinden derhal vazgeçip, doğayla uyum içinde yaşayabilmeyi öğrenirsek...” diye sazı bir eline alıyor Sevil; “nerede yaşarsak yaşayalım permakültür ilkelerini hayatımızda uygulayabiliriz” diye bitiriyor. Üstelik saz arkadaşları da hayli kalabalık: Bu tasarım ilkelerini hayata geçirip küçük alanlarda bol miktarda besleyici gıda üreten, doğal malzemelerle kendini ısıtıp soğutabilen akıllı binalar yapan, küçük ya da büyük ölçekli su arıtma sistemleri kuran, alternatif ekonomi modelleri üreten çok sayıda permakültür sevdalısı mevcut. Çölleri yeşertiyor, ufacık bahçelerden kilolarca enfes meyve, sebzeler çıkartıyor, birlikte eğlenerek çalışmanın keyfini çıkarıyorlar.
Üç yıl önce kurulan Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü, 14 Temmuz 2012’de, İstanbul, Türkiye’de ilk kez yapılacak Akdeniz Bölgesel Permakültür Konferansı’na ev sahipliği yapacak. Teması ‘Toprak’ olan konferans, permakültür uzmanlarıyla meraklılarını buluşturacak. Konferansta Akdeniz ülkeleri ve Türkiye’deki permakültür çalışmalarıyla ilgili deneyimler paylaşılacak, öncü nitelikteki permakültür projelerini yürüten uzmanlar deneyimlerini aktaracak. Etkinlik Kadir Has Üniversitesi Balat Cibali Kampüsü’nde 09:00-17:00 arasında yapılacak ve tüm sunumlar Türkçeye çevirilecek. Katılım ücretsiz.

HAYDİ MARMARİÇ’E

Konferansın ardından permakültürü bir yaşam tarzı olarak benimseyen farklı ülkelerden tasarımcılar, 17-21 Temmuz’da İzmir Marmariç’te kurulan permakültür köyündeki uygulama alanında Akdeniz Bölgesel Permakültür Buluşması için bir araya gelecek. Pek çok yetkin uygulayıcı, eğitmen ve uzmanın katılacağı buluşmada, saha deneyimi edinmek isteyenlere yol gösterici etkinlikler gerçekleştirilecek. Ayrıntılı bilgi, etkinliklere ve İstanbul-Marmariç grup otobüsüne kayıt için: www.rpc2012.com adresini kullanabilirsiniz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle