GeriKelebek Lolita imajından kurtulmak istiyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Lolita imajından kurtulmak istiyorum

Lolita imajından kurtulmak istiyorum
refid:6927402 ilişkili resim dosyası

1997 yapımı "Lolita" filmiyle yıldızı parlayan Dominique Swain, Kelebek’e konuştu. "Dehşet Gecesi"nin galası için İstanbul’a gelen seksi oyuncu, rol arkadaşı Mehmet Günsür’ü, yeni projelerini, unutmak ve hep hatırlamak istediklerini bu röportajda anlattı.

Fall Down Dead’de (Dehşet Gecesi) garson bir kızı oynuyorsunuz... Bu karakter için biraz da sizden detay alabilir miyiz?

- Christie adında hamile bir anneyi canlandırıyorum. Öldürdüğü insanlara sanat eserleri bırakan Picasso takma adlı bir adamın haberlerini okuyor. Korkmaya başlıyor...

n Christie rolü gerçek hayattaki Dominique ile benzeşiyor mu?

- Görünüşte tabii ki hayır. Garson değilim, çocuğum yok, hamile değilim, katillerle karşılaşmıyorum... Bir role çalışırken tabii ki kendi yaşamımdan yani gerçek hayattan etkileniyorum. Yaşadığım hayat, deneyimlerim... Tabii onda da beni bir katil öldürmeye çalışmıyor (Gülüyor)

n "Lolita"daki oyunculuğunuz tüm dünyada olay yarattı. Sonrasındaki tüm oyunculuklarınızı ise birbirine benzetiyorlar...

- Beni sürekli ’seksi kötü kızı’ oynamakla suçluyorlar. Sanıyorum ki insanların kafasında 17 yaşındayken oynadığım Lolita kaldı ve ondan kurtulamıyorlar. Daha zor ve karmaşık rolleri de başarıyla yaptığımı düşünüyorum. Lolita karmaşık bir rol değildi, aksine çok basit bir seks objesini oynuyordum. Onu yapmakta hiçbir zorluk yok. Doğrusu Lolita ile üzerime yapışan bu imajdan kurtulmaya çalışıyorum.

n "Lolita" ve ardından "Face/Off" ile bir anda ünlü oldunuz. Bu durumu nasıl karşıladınız?

- Bir çocukken ünlü olmanız çok garip bir duygu. Daha siz kendinizi bilmeden, insanların sizi bildiği bir noktaya ulaşıyorsunuz. İlk filmimden sonra insanlar "Neyi oynadığının ve kim olduğunun hiçbir önemi yok, seni seviyorum" gibi mesajlar gönderiyorlardı. Bu inanılmaz. Bir anda herkesçe bilinen ve sevilen bir insan oluveriyorsunuz. İlk başlarda utangaçtım ve ne kadar güzel bir duygu olduğunu anlayamıyordum. Sıkılıyordum ilgiden.

n Ama rol yapmayı o kadar seviyordunuz ki bu utangaçlık silindi ve hayaller galip geldi demek...

- Benim tek hayalim oyunculuktu. Yazılan her şeyi oynardım. Mükemmel bir duygu. Düşünsenize, her sabah işe gidiyor veya bir adam vuruyor, ya en yakışıklı erkeği kapıyor, ya bir şatoda hayaletlerden kaçıyor ya da aşık oluyorsunuz. Bundan daha iyi bir meslek olabilir mi?

n En güzel zamanlarını film setlerinde geçiren biri olarak sorunlu bir gençlik dönemi geçirdiniz mi?

- Çok küçükken oyunculuğa başladım diyemem çünkü 14 yaşımdaydım. Annemler de oyuncu olmamı istiyordu. 3-4 yaşlarımda okuma öğrendiğimde ve en şirin halimle şarkı söyleyip rol yaptığımda "Aman Tanrım kızımız oyuncu olacak" demişler. Yani bana öyle anlattılar.

n "Fall Down Dead"den başka üç yeni filmde daha adınız geçiyor. Onlarda rolünüz nedir?

- Stiletto, kadın bir savaşçının filmi. Mafya ile başı belaya girmiş bir kızı oynayacağım. Noble Things, batıda yaşayan bir ailenin aklı başındaki büyük oğlu ve serseri olan küçük oğlu arasındaki çekişmeleri anlatıyor. Sonra küçük olanı hayallerinin peşinden büyük şehre gelip bir iş sahibi olamadan alkole ve uyuşturucuya kendini kaptırıyor. Ben de küçük kardeşin kasabadan birlikte kaçtığı kız arkadaşını oynuyorum. Capers ise tam bir aşk filmi.

n Özel hayatınızda sırılsıklam aşık olduğunuz söyleniyor...

- Yok, yakışıklı bir erkek arkadaşım var. Nişanlanmadık ama uzun süredir birlikteyiz. Çok sevimli, çok iyi yürekli biri. Şu anda Meksika’da ama Los Angeles’a yakın bir zaman sonra geri dönecek. Senarist kendisi. Giderken beni de çağırdı ama ben işlerim dolayısıyla gidemedim. Kim bilir gelince belki aynı eve taşınırız.

Burası Geceyarısı Ekspresi’nden farklı

n Türkiye’ye ilk kez geldiniz ve beş gün kalacaksınız. Türkiye hakkında ilk izleniminiz nedir?

Gece geldik ve otele geçtik. Camları ilk açtığımızda karşımıza inanılmaz güzellikte bir Boğaz manzarası çıktı. Kardeşim Chealsea, "Aman Tanrım, bu insanlar böyle bir manzaraya doğru mu yaşıyor" dedi. Kahvaltıyı deniz kenarında yaptık. Yanımızdan sandallar geçiyordu ve deniz kokusu yüzümüze çarpıyordu. Burada herkes gülümsüyor. Ve bu çok rahatsız edici. Gerçekten bu kadar mutlu musunuz? (Gülüyor). Yurtdışında polisleriniz için hep kötü yorumlar yaparlar. Sanırım bu ’Geceyarısı Ekspresi’ filminin etkileri olsa gerek. Burası Geceyarısı Ekspresi’ndeki ülkeden çok farklı bir yer. Çok güleryüzlü insanlar vardı karşımda.

Mehmet çok yakışıklı

n Filmde, Türk oyuncu Mehmet Günsür de polis Stefan karakteriyle yer alıyor. Mehmet Günsür’ün oyunculuğunu nasıl buldunuz?

- İnanılmaz bir oyuncu. Çok açık görüşlü, her şeyi denemeye çalışıyor. Hazırlıklı geliyor ve çok profesyonel. Çok iyi bir insan ve aynı zamanda yakışıklı bir oyuncu. İnsanlar rol yapmaya başlayana kadar neyin profesyonel, neyin acemi olduğunu anlayamıyorsunuz. Ama sonuçta Mehmet çok profesyonel ve inanılmaz bir oyuncu çıktı. Çok farklı, yeni fikirleri var. Film öncesinde, çekimler yapılırken ve Türkiye’ye gelmeden önce Mehmet ile konuşuyorduk. Biz setteyken onun kızı doğmuştu ve mutluluğunu paylaşma imkanı bulduk. İkimizin de önünde uzun bir hayat var. İki samimi dost gibi konuşmayı, onunla zaman geçirmeyi ben de isterim. Çünkü kendisi inanılmaz iyi kalpli bir insan.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle