Lirik bir olaydır Bülent Ersoy

Güncelleme Tarihi:

Lirik bir olaydır Bülent Ersoy
OluÅŸturulma Tarihi: AÄŸustos 28, 2005 00:00

Kalın dudaklarını öne uzatıp, bir yandan saÄŸ elini yumruk yapmış göğsüne sertçe vururken, ablanız size kurban olsun diye gelenleri baÄŸrına basacakmış gibi halleri de vaki. Karşısındakine kızmış, yanağındaki beni titrete titrete, çatallaÅŸmış sesiyle fırça kaydığı da.Gazinoda havası en tepeye ulaÅŸtığında arkasındaki orkestraya dönüp, kudur, diye bağırırken ÅŸaşırmayın. Sefam olsun diye elindeki rakı kadehini bir dikiÅŸte fondip edip yere atarken, parmağındaki pırlanta tek taÅŸ fırlayınca, bulmaları için etraftaki garsonlara küfürler savurduÄŸunda da öyle. Zira sanki bir ÅŸeylerden gocunuyormuÅŸ gibi en cafcaflı abiyelere bürünüp, en süslü mücevherlerle dolaÅŸan Bülent Ersoy’un hayatı iÅŸte biraz da bu çeliÅŸkilerdir. Onunki, Müzeyyen Senar ekolü tok sesli yeni yetme oÄŸlanın, Zeki Müren ile kapışa kapışa büyüttüğü cinsiyetsiz ÅŸahsiyeti, çapkın kadına dönüştürme öyküsüdür. Hepsi bir yana, sadece müziÄŸinin deÄŸil, siyasetinin, hukukunun, toplumsal deÄŸerlerinin en keskin virajlarında bu ülkenin trafik levhası gibidir. Sert bir dönüş var, dikkat! Ä°ster şöhret için diyecek kadar katı, ister ekmek parası için diyecek kadar naif, ister kendini bulması için diyecek kadar romantik olun; ayrıca, kozasından çıktığı dönemde her halükarda epey bir ıstırap vardır. Cemal Süreya’nın dediÄŸi gibi; lirik bir olaydır Bülent Ersoy olayı, hatta kendi içinde destansı bir yanı da yok deÄŸildir.Hastanede doÄŸar. 1952’de Ä°stanbul Ãœsküdar’daki Zeynep Kamil’de. 9 Haziran’daki doÄŸumundan sonra çıkartılan mavi nüfus kağıdında ad hanesinde Bülent, soyadı kısmında Erkoç yazılıdır.Annesi Necla Hanım, Bülent’i doÄŸurduÄŸunda daha 16 yaşındadır. Ailesinde herkes bankacıdır. Babası bir bankanın muhasebe sorumlusu, annesi aynı bankanın memuru, dedesi de o bankanın hissedarları arasındadır. Yıllar sonra verdiÄŸi bir röportajda, musiki merakını, kanun çalan dedesi ve udi babaannesine baÄŸlayacaktır. Hatta bu sayede daha üç yaşında, 40 yıllık usta gibi musiki okuyabildiÄŸini söyleyecektir.O yıllarda ailece Altıyol’daki Erkoç Apartmanı’nda oturmaktadırlar. Daha sonra Göztepe’ye yerleÅŸirler. Bülent Ersoy’un da seneler boyunca ayrılmayacağı semte.Ä°lkokul, ortaokul hep YeldeÄŸirmeni semtinde geçer. Bankacı aile fertleri yüzünden, 1966’da HaydarpaÅŸa Ticaret Lisesi’ne baÅŸlar. O yıllar musiki ilgisi, terennümlerle ufak ufak kendini gösteriyordur ama iÅŸ daha ciddileÅŸmemiÅŸtir. Asıl hikaye, liseye girdiÄŸi aynı yıl Kadıköy Musiki DerneÄŸi’nin kurucusu udi Rıdvan Aytan ve geçtiÄŸimiz aylarda ölen ünlü bestekár Melahat Pars’tan dersler almasıyla baÅŸlar. Ailenin de bunda teÅŸviki vardır.Ãœniversiteyi kazanamaz. Bir ahbapları kanalıyla, Ä°stanbul Belediye Konservatuvarı’na girer. Klasik Türk Musikisi ÅŸan bölümüne. Bir yandan konservatuvar bir yandan musiki cemiyeti, artık kendini tamamen müziÄŸe vermiÅŸtir. Ve müzikle gelecek şöhretin hayaline...NÄ°ÅžANLISI KIZLA VAPURDAYDI‘Bir gün vapurda gördüm. O zamanlar daha genç bir delikanlıydı. Bir hanımla beraberdi. NiÅŸanlısı. Ama makyajlıydı da. Boynuna fularını baÄŸlamıştı. Elimdeki gazeteyi görünce, ‘Acaba, Bülent’imden bahsediyor mu gazete?’ diye sordu niÅŸanlısı hanım. ‘Bülent’iniz sanatçı mı?’ diye sordum ben de: Evet, Kadıköy Musiki Cemiyeti’nde. Åžimdi de Saray Sineması’ndaki konserden dönüyoruz.’Gazeteci Hulki Ä°lgün, Bülent’i gördüğünde daha 70’lerin başıdır. Konservatuvara artık hiç uÄŸramadığı, cemiyette Melahat Pars’ın yardımıyla keÅŸfedilmeye çalıştığı yıllar. Fena da deÄŸildir gerçi durum. Onun sayesinde bir plak anlaÅŸması bile yapmıştır. Ama hayatındaki asıl milat, 1974’tür. Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan ve Müzeyyen Senar’la tanıştığı yıl.‘Fahrettin Aslan’a uÄŸramıştım. Yeni birini Bebek Maksim’de sahneye çıkartacağım, bir dinle, dedi. Önem vermediÄŸim için yüzümü bile dönmemiÅŸtim. Ama baktım biri beste okuyor, aksak okuyor, maya söylüyor. Çok iyi. Bir süre sonra onu hatırladım. Evvelden bir arkadaşımın ricasıyla evime gelmiÅŸti. DoldurduÄŸu bir plağını dinletmiÅŸti. Pırıl pırıl bir sesi vardı. Fahrettin’e döndüm, hemen al, bu çocuk çok baÅŸarılı olacak, dedim. Biraz sonra yanıma gelerek elimi öptü. ‘Şimdi adım Bülent Ersoy efendim’ dedi.’Senar, 2 yıl önce Set Ãœstü’ndeki evinde de gördüğünde çok beÄŸenmiÅŸtir Bülent’in sesini. Hatta o zaman bir nasihatte de bulunmuÅŸtur. 25 yıl önce Zeki Müren’e söylediÄŸi ÅŸeylerin aynısıdır: ‘Seni dinlerken acaba ben mi söylüyorum diye tereddüde düştüm, Mutlaka kendi üslubunu bulmalısın.’Daha sonra Cemal Süreya da o dönemin ÅŸarkıcılarını anlatırken, şöyle yazacaktır: ‘Son kırk-elli yıllık evre içinde tek doÄŸurgan ses Müzeyyen Senar’dır. Zeki Müren onun parıltılı çocuÄŸu, Behiye Aksoy hayırsız kızıdır. Bülent Ersoy’a gelince, ona da Müzeyyen Senar’ın mafya ile birleÅŸmesinden doÄŸmuÅŸ, gizlice ama özenle büyütülmüş yasadışı çocuÄŸudur diyebiliriz.’ZEKÄ° MÃœREN PES ETTÄ°O dönemki yeraltı dünyası-gazino iliÅŸkilerinde Mehmet Nabi Ä°nciler’den (Ä°nci Baba) Nurettin Güven’e etrafı babalardan yana hiç eksik olmaz gerçekten de. Arkası saÄŸlamdır. Ama bütün duruÅŸunu etkileyecek, belki de onu bıçak altına yatma kararına kadar götürecek asıl olay Zeki Müren meselesidir. Ve PaÅŸa’nın etkisinin yadsınamayacağı cinsellik öyküsü...Daha çocuk yaÅŸlarda annem evden gidince annemin elbiselerini giyer, makyaj yapıp, elime de bir sigara alarak ayna karşısında kadınsı pozlar verirdim, diyor ama bir dönem bir kıza niÅŸan yüzüğü takmışlığı da var. Tanburi Sadun Aksüt’ün 2000 yılında çıkan ‘‘Alkışlarla Geçen Yıllar’’ kitabına göre ise Bülent’in eÅŸcinselliÄŸi gençliÄŸinde ders aldığı udi Rıdvan Aytan’a uzanıyor.Nasıl olduÄŸu ya da nasıl doÄŸduÄŸu tartışılır. Ama bu yönüyle o dönem 28 cm’lik apartman topuklarla Çankaya’da cumhurbaÅŸkanlığı davetine katılan, etekle sahne tozu atan Zeki Müren’i fazlasıyla andırdığı muhakkak. Tabii bir farkla. Ondan hem daha genç hem de daha gözü karadır. EÅŸcinselliÄŸini çok daha açık yaÅŸayacak kadar. Yarışamayacağını anlayan Müren’i ‘Ben göğsümü gere gere ortaya çıkarım, o nasıl yapacak?’ diye erkek aÄŸzıyla konuÅŸturacak kadar. Hatta, ‘Zeki Müren ve ben bu ülkenin iki neferiyiz’ diye ÅŸirinlik yapmaya çalıştığında, PaÅŸa’ya ‘Ben askerliÄŸimi yedek subay olarak yaptım, o kendi adına konuÅŸsun...’ dedirtip, artık bu alanda teslim bayrağını çektirtecek kadar...Ece Ayhan demiÅŸ bir keresinde, Zeki Müren gençken gerçekten bir kelebekken, Bülent Ersoy da ÅŸimdi bir kelebektir. Farkı zaman içinde açar. Daha frapanı, daha efeminesi, daha adamın gözünün içine sokanı... Belki de bu yüzden hiçbir zaman yıldızları barışmaz. Ne PaÅŸa benimser Ersoy’u ne de PaÅŸacılar. Ersoy, bunun kendisi için bir ukde olduÄŸunu yıllar sonra açıklayacaktır: ‘Bugüne kadar beni gazinoya gelip de dinlemeyen tek bir sanatçı vardır. O da otorite kabul ettiÄŸimiz Sayın Zeki Müren Beyefendi’dir. DeÄŸerli teÅŸriflerini senelerce bekledim. Ama ne yazık ki gerçekleÅŸmedi. GerçekleÅŸmeyecek de.’CUMA NAMAZI VE FONDÄ°P RAKIPaÅŸa, Bülent Ersoy’u izlemeyi reddetse de, 70’lerin sonunda artık eÄŸlence aleminde Bülent Ersoy vardır. Cuma namazı kılan, eÅŸcinsel olduÄŸunu bağıran; abdestsiz sahneye çıkmayan, rakıyı fondip içen; sahnede kibar kibar konuÅŸan, sinirlenince dümdüz giden delikanlı artık kendini kabul ettirmiÅŸtir. Bütün meraklı kadınların kocası, bütün maço erkeklerin karısı gibidir.Ä°ÅŸ orada kalmaz ama. Sahnesindeki pornografi gittikçe yükselmektedir. 1980 yılının eylül ayında ilk adli vakasını yaÅŸar. Ä°zmir Fuarı’nda sahnedeyken ‘aç, aç’ tezahüratları arasında seyircilere hormonlarla ÅŸiÅŸirilmiÅŸ memelerini gösterince, Ä°zmir Savcılığı, ar ve adaba aykırı haraket etmekten kovuÅŸturma baÅŸlatır. O olaydan sonra sahne yasağı aldığı güne kadar ‘aç, aç’ tezhüratı yapılmayan programı olmaz. Ama iÅŸler hiç de umduÄŸu gibi gitmeyecektir. Olaydan tam bir hafta sonra askeri darbe olur. 12 Eylül dönemi baÅŸlamıştır.Ortada sıkıyönetim var. Memleket diken üstünde. Biraz durulmak lazım derken, ilkinin üzerinden iki hafta geçmeden Bülent Ersoy yine karakolluk olur. Bu sefer hakime hakaretten yargılanmıştır ve tutuklanmasına karar verilir. 19 Eylül günü, Buca Bölge Cezaevi’ndeki 48 günlük hapisliÄŸi baÅŸlar. Erkeklerle de yatmaz, kadınlarla da. Özel bir bölümde tutulur. DuruÅŸma hakimi daha sonra Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı da yapacak olan Sabih KanadoÄŸlu’dur ve karar duruÅŸmasında Ersoy’a Türk filmlerindeki babacan hakimler gibi konuÅŸur: ‘Aklını başına topla, bu senin için bir ÅŸanstır.’12 Eylül, hem yaptıkları hem de iliÅŸkilerinden ötürü iyice sıkıştırmıştır ve artık bir karar vermesi gerekmektedir. Ya sahnede çekiciliÄŸini yitirme pahasına kendine çeki-düzen verecek ya da bambaÅŸka bir kimlik yaratacaktır. 1981’de ‘Neden kadın oldum’ adıyla Hürriyet’te yayınlanan yazı dizisinde ameliyat kararını nasıl verdiÄŸini anlatır: ‘Benim için erkek olarak yaÅŸamanın imkansız olduÄŸunu, homoseksüel olarak yaÅŸamanın da imkansız olduÄŸunu anladım. Ayrıca homoseksüelliÄŸin de bizim toplumumuzun görüşlerine ters düştüğü fikri ağır basınca ameliyata kesin karar verdim. Hapisteki günlerimde bundan emin oldum.’YARI TIBBÄ° YARI HUKUKÄ° BÄ°R VAKAAmeliyat Londra’da gerçekleÅŸir. 1981 yılının 14 Nisan’ında. O güne kadar Türkiye’de böyle bir ÅŸey ilk defa yaÅŸandığından, herkes bunu konuÅŸmaktadır. Türk halkı vajina estetiÄŸinden, kadınlık hormonuna kadar hiç duymadığı terimler okumaya baÅŸlar. Ameliyat detayları bir yana asıl kıyamet daha ‘soyut’ bir konudadır: Åžimdi Bülent Ersoy kadın mıdır, erkek midir?Psikolog, sosyolog, jinekolog, politolog kim var kim yok fikrini söylemeye baÅŸlar. Herkesin kendine göre bir ele alış tarzı vardır. Bülent Ersoy, o dönem hiçbir cinsiyete ait olmayan, y kromozomu ile suni vajina arasında sıkışmış, yarı tıbbi yarı hukuki bir vakaya dönüşmüştür. Ä°nsani yönü bir tarafa uzun süre de böyle kalacaktır. Hayatında karşılaÅŸacağı diÄŸer deÄŸiÅŸiklikler ise bunun yanında teferruattır. Artık cuma namazlarına gidemeyecek olması ya da ameliyattan önce jön prömiye olarak GülÅŸen BubikoÄŸlu, Fatma Girik gibi yıldızlarla oynarken sonraki filmlerinde jön dam olduÄŸundan ikinci sınıf aktörlerle yetinmek zorunda kalacak olması gibi.Ameliyatın ardından avukatları mahkemeye baÅŸvurur ve Ersoy’un hem cinsiyetini hem de soyadını (Erkoç iken resmen Ersoy olur) deÄŸiÅŸtirirler. Ellerindeki rapor her ÅŸeyi açık açık yazmıştır. Devlete Ersoy’un sakallarının çıkmadığını, memelerinin büyük olduÄŸunu ve 14 cm derinliÄŸinde bir vajinaya sahip olduÄŸunu bildirmektedir.Sonrası malum, Ä°stanbul ValiliÄŸi pek öyle düşünmez. Genel ahlak kurallarına aykırı bulunur, mahkemenin kadınlık kararından 8 gün sonra, 13 Haziran 1981’de sahne yasağı yer. Sonra Yargıtay kadınlık kararı alan mahkemenin kararını da bozar, muayeneler, mahkemeler, itirazlar, tekrar muayeneler, mahkemeler derken sahneye çıkmasına bir türlü müsaade edilmez. O dönem sadece kaset yapar, yurtdışı konserlerine gider. Parasız kaldığı olur, mücevherlerini satar, intihara teÅŸebbüs eder, yardım edecek adam arar, kurtarabilir mi diye Deniz Baykal ile konuÅŸur, ama bir türlü olmaz. En sonunda Turgut Özal kurtarır ve 14 Åžubat 1988’de arkada Semra Özal’ın yolladığı dev bir çiçek önünde 7 yıl aradan sonra tekrar sahneye çıkar. Bu arada her ÅŸarkı arasında ellerini açıp ‘Allahıma şükürler olsun’ diye dua etmektedir.Bülent Ersoy’un o dönem neden yasaklı olduÄŸu çok tartışılır. Kimine göre Fahrettin Aslan kendi gazinosuna çıkmadı diye böyle bir karar aldırmıştır. Kimine göre Kenan Evren bizzat istemiÅŸtir. 12 Eylül öncesi yapılan cumhurbaÅŸkanlığı seçimlerinde Meclis bir türlü ittifak saÄŸlayamazken, bazı zarflardan Bülent Ersoy ismi çıkması Evren’i o dönem çok sinirlendirmiÅŸtir o da intikam almıştır. Ya da yeraltı dünyasına yönelik operasyonlarda Bülent Ersoy da iliÅŸkilerinden dolayı sahnelerden ‘temizlenmesi’ gereken biridir. Ar, ahlak, siyaset, yeraltı dünyası, aslı bilinmez; ama sebep her ne ise o dönem bitip Bülent Ersoy tekrar sahneye ve televizyon ekranına kavuÅŸtuÄŸunda bambaÅŸka bir kiÅŸiliÄŸe bürünmüştür. Hacimli saçlar, takma kirpikler, hafif taÅŸmış ruj, koyu bir allık, uzun tırnakların üstünde kıpkırmızı oje, dekolteli, iÅŸlemeli ağır abiyeler, incecik topuklu pabuçlar, alameti farikası yelpaze ve pırlanta takılarla daha az agresif, daha ölçülü, daha kadın biri olarak çıkmıştır. Paraya boÄŸduÄŸu genç sevgilileriyle boy boy fotoÄŸrafları çıktığında, artık çoÄŸu kimse onunkini eÅŸcinsel bir iliÅŸki olarak deÄŸerlendirmeyecektir. ‘Dönmüş’ olması aklın bir kenarında mahfuz kalmak kaydıyla, muzır bir homoseksüelden, zengin ve çapkın bir kadına terfi etmiÅŸtir.Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!