GeriKelebek Kürtaja da karşıyım yasaklanmasına da
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kürtaja da karşıyım yasaklanmasına da

Kürtaja da karşıyım yasaklanmasına da
refid:20885768 ilişkili resim dosyası

AK Parti Kocaeli milletvekili Azize Sibel Gönül, kadınlara karşı ayrımcılıkla mücadele eden TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun başkanı. Komisyonda en çok yankı bulan faaliyetleri, ‘kadın’ yerine ‘bayan’ denilmesine karşı verdikleri mücadele oldu

Sezaryenle kürtajı ayırmak lazım. Sezaryen, doğru bir konu. Türkiye’de yüzde 40’lar seviyesinde; yüksek. Türkiye’deki oran, dünya ortalamasına çekilmeli. Sağlıklı ve doğal olan sezaryenin tıbben gerekli durumlarda yapılması. Kadının sağlıkta suiistimal edildiği bir alan burası.

Kürtaj daha farklı. Kişisel olarak kürtaja karşıyım. Ama yasaklanmasına da karşıyım. Hiçbir kadının vicdanen rahat bir şekilde kürtaja gittiğini söylemek mümkün değil. Bu konu tartışılınca bunun bir doğum kontrol yöntemi olmadığı algısı yerleşti kamuoyunda. Kürtaj sadece kadınların sorumlu olduğu bir alan değildir. Aile planlaması, üreme sağlığı noktasında değerlendirilip doğum kontrol yöntemi olmadığının bilinmesi önemliydi.

Üç bakanlığın yaptığı bilimsel ve teknik çalışmada vicdani açıdan tam da böyle olması gerek denilecek bir rapor hazırlandı. Bu rapor bakanlar kurulunda değerlendirilecek. Sağlık Bakanı’nın sürelerle ilgili değişiklik yapacağını düşünmüyorum. Koşullarla ilgili düzenleme olabilir. Anne ve bebek ölümlerinde bizi geriye götürecek bir çalışma olmaz. Kürtaj yasağının getirilmesinin anne ve bebek ölümlerini artıracağını düşünüyorum. Bence kürtajın hem güvenilir hem ulaşılabilir olması ve aynı zamanda da nadir kullanılan bir yöntem olarak uygulamasına devam etmesi gerekir.

İZMİT
Gemi mühendisi olmak istemiştim

İstanbul’da doğdum. Babam bir yıl sonra Deniz Nakliyat İzmit acentesini kurmakla görevlendirildi. Ben de 1967’den beri İzmit’te yaşıyorum. Üç kardeşiz, en büyükleriyim. Çocukken hayal kurmayı seviyordum herhalde. Hayal kurmamı sağlayacak kitapları tercih ederdim. Ansiklopediler, Milliyet Çocuk, Doğan Kardeş dergileri vardı o zaman. Ortaokuldayken mimarlığı istiyordum. Lisede bilgisayar mühendisliği ve gemi inşa mühendisliği daha ağır bastı. Bir amcam, bir kuzenim kaptan. Sonra gemi inşayı yazmadım, yine mimarlığa döndüm.

MİLLETVEKİLLİĞİ
Çabuk kirleniyor

Her zaman şuna inandım, milletvekilliği beyaz eldiven gibi, çabuk kirlenebiliyor. Onun kirlenmemesi için büyük özen gösterdim, göstermeye de devam edeceğim. Sorununa çare bulduğunuz bir vatandaşın “Allah razı olsun” demesi, bütün yorgunluğunuzu alıp götürüyor. Meclis görevi sebebiyle çocuklar da Ankara’da. Büyük, bu yıl üniversite sınavına girdi. Küçüğü yedinci sınıfta. Ben zaten çalışan bir insandım. Dolayısıyla günü planlamak zorundasınız. Onlarla ayırdığınız vakti iyi geçirdiğinizde çok sorun olmuyor. Bir yandan da kendi sorumluluklarını almalarını sağladı.


KADINA ŞİDDET
Salgın hastalık gİbİ


Evet, kadına karşı şiddetin önlenmesi kanununu çıkardık. İstanbul sözleşmesi, dünyada kadına şiddetle ilgili tek uluslararası sözleşme. Türkiye’de imzalandı, parlamentosunda ilk onaylayan ülke de Türkiye. Yasalar haricinde de kadına, çocuğa, sağlık çalışanına yönelik davranış kalıplarının düzeltilmesi için bıkmadan çalışmak gerekiyor. Ayrıca bu tür davranış kalıplarını salgın hastalık gibi bulaşıcı görüyorum. Siz her ne kadar öğretmeseniz, bu davranış kalıplarını göstermeden büyütmeye çalışsanız da televizyonlarda, prime time haberlerinde görebiliyor insanlar. Her kesimin katkı koyması ve topyekün bir mücadele gerekiyor.

MİMARLIK
Bizim binalar depremde görevini yaptı


İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde okudum. Mimarlığı, 2007’ye kadar severek yaptım. İyi de bir mimardım. Okul bitince bir sene İstanbul’da bir büroda çalıştım. Bir sene sonra İstanbul’un bizi yorduğunu fark edip İzmit’e döndüm. İki yıl sonra kendi ofisimi açtım. Evlendikten sonra ofisi, mimar eşimle şirket haline getirdik. İlk proje kendi evimizdi. Eşimin ailesinin 130 yıllık evleri vardı Maşukiye’de. Bahçesine bir ev yapmak istediler. Ben çizdim, inşaatı da eşim yaptı. 1999 depremi bizim için de bir milattı. Depremde eşimin kardeşini, arkadaşlarımızı kaybettik. Ama bizim binaların hepsi görevini yaptı. Benim de dönüşüm yapmama yol açtı deprem. İzmit’te özel bir hastane yaptım önce. Acıbadem, Dünyagöz gruplarına binalar yaptım.


HAYDİ KIZLAR OKULA
Okullaşmada seviye eşitlendi

Geçenlerde bir uluslararası toplantı yaptık. Dünyanın her ülkesinden eşitlik komisyonları başkanları ya da bakanları vardı. Bir ülkede daha çok kadınlar özellikle yönetici konumunda yer aldıkları için kız çocukların hepsi başkan, yönetici olmak istiyormuş. Türkiye’de de örnekler çoğaldıkça algılar değişecek. Türkiye’de, kız çocuklarının okullaşma oranı ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası sayesinde erkeklerle aynı seviyelere geldi. Her şehirde üniversite kurulmasıyla kızların yükseköğretime katılma oranı da yükseldi.


SİYASET
Sosyal demokrat bir yapıdaydım

1999 depremi sırasında Mimarlar Odası’nda genel sekreterdim. Her zaman halkın önündeki engellerin aşılması konusunda daha çok sosyal demokrat görünen bir yapıdaydım. Ama bir yandan da kültürel mirasın korunması konusunda da Türkiye’nin çok sıkıntılı bir ülke olduğunu düşünüyordum. 2001’de bir gün şu an Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan Nihat Ergün’le üniversiteden bir mimar arkadaşım büroma geldi. Kocaeli’de AK Parti il teşkilatının kurulacağını söyleyip, “Bu hareketin içinde olmak ister misiniz?’ diye sordular. Eşim çok destekledi bu konuda. Öylece kurucu il yönetim kurulu üyesi oldum. 2002’de aday gösterilmedim ama çalışmalarımı aksatmadım. 2007 seçimlerinde tekrar aday olup milletvekili seçildim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle