GeriKelebek Kriz ve sinema
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kriz ve sinema

Kriz ve sinema
refid:10064332 ilişkili resim dosyası

ABD’de geçen yıldan beri konuşulan ve son haftalarda artık iyice krize dönüşen finansal durum son günlerde 1930’lardaki Büyük Buhran’la kıyaslanır oldu. Acaba o dönemde bile kötü durumlara düşen sinema sektörü bu sefer nelerle karşı karşıya kalacak.

İsmail Türkmen / citizenoff@gmail.com

En başta şunu ifade etmem gerekiyor. İlk paragrafta “o dönemde bile” dememin temel sebebi, sinemanın o gün insan yaşamında işgal ettiği yer ve içinden geçtiği evrim safhasıyla ilgili. Sonuçta o dönemde eğlence sektörünün belki de en gözde alanı filmlerdi. Bugün pek çok insanın hayatında vazgeçilmez unsurlar arasında yer alan internetin hayali bile yoktu. Yine artık her evin olmazsa olmazlarından televizyon henüz icat edilmişti ve Büyük Buhran’ın bitimine yakın sadece bazı ülkelerde televizyon yayını vardı. Yani pratikte televizyon diye bir şey yoktu. Zaten o zamanki krizde sinemanın önüne geçen şey de radyo olmuştu.

Öte yandan Büyük Buhran zamanında sinema çok özel bir evreden geçiyordu. 1920’lerin ortalarında tek tük yapılan sesli filmler 1930’ların başından itibaren piyasaya hakim olmaya başlıyordu. Dolayısıyla sesli filmle birlikte salonlarda yaşanan heyecanın da özellikle ilk başta krize karşı sinemaya belli bir dayanıklılık sağladığını düşünebiliriz.

1929 yılının sonlarında New York borsasında yaşanan çöküşle başlayan ve ABD’de yaklaşık on yıl etkisini sürdüren Büyük Buhran’da ülke ekonomisi gibi Hollywood da büyük sıkıntılar yaşamıştı. Ülke nüfusunun üçte birini işsiz bırakan kriz sinema sektörünü de sarmıştı. Sinemayı yönlendiren belli başlı stüdyolar da yine elemanlarının üçte birine yakınını işten çıkarmak zorunda kalmışlardı. Tabii bütün bunlar olurken seyirci sayısı da – bilet fiyatlarındaki düşüşe rağmen – her geçen gün azalıyordu (1931’e gelindiğinde bilet fiyatları ortalama yüzde elli düşmüştü.) Nitekim 1930’da sinema salonlarına her hafta 80 milyon insan giderken 1933’te bu rakam 55 milyona kadar düşmüştü. Hasılatlar ise neredeyse yarı yarıya azalmıştı. Medya, büyük bir umutsuzluk içinde, “Acaba sinema salonları yine 1930’daki seyirci sayısına bir daha hiç ulaşabilir mi” diye sormaya başlamıştı. Ama tabii sektör bir süre daha sıkıntılı bir dönem yaşadıktan sonra yeniden çok hareketli ve başarılı bir döneme girecekti.

Eğlence sektörünün ekonomik krizlerden en geç etkilenen iş alanlarından biri olduğu söylense de sinema önümüzdeki dönemde bu krizden bir şekilde etkilenecektir. Bugün artık televizyon ve internet gibi rakipleri de olan sinema önümüzdeki dönemde biraz sıkıntılı günler geçirebilir. Bunun nasıl ve ne derece olacağını da sanırım sektöre yön verenlerin kararları etkileyecektir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle