GeriKelebek Köpeklerin sürüklediği hayatlar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Köpeklerin sürüklediği hayatlar



Osman GİRİTLİ

Bol ödüllü bir film.

Ağır tempolu, aşka, hayata dair epey mesaj veriyor.

Bir otomobil kazası yüzünden, farklı gelir düzeyindeki, farklı kesimdeki insanların yaşamı birbiriyle kesişiyor. Öylesine bir mutsuzluk dalgası estirmiş ki yönetmen, mutlu olanlar bile birden mutsuzluğun girdabına düşüveriyorlar.

Aşklar ve Köpekler'in ismindin enlaşılacağı gibi, bu iki kavram insanların gündelik davranışlarını, mutluluk çizelgelerini belirliyor.

Biri bir köpek yarışı sayesinde hayatının kurtulacağını sanıyor, diğeri tek dayanağı olan köpeğini kaybedince, intihar teşebbüsünde bulunuyor. Aşkın, insanlar arası ilişkiyi yumuşatan tek unsur olmasını istemiş yönetmen.

Gene de hayat bütün bunların ötesinde bir it dalaşıdır. Zenginlerin de yoksulların da kendilerine özgü sahtekarlıkları, ikiyüzlülükleri vardır. Para hırsını başka biçimde sürdürürler, evliler karılarını aldatırlar.

Dünyanın güvenilmez, zemininin insanın ayağının altından her an kayacağı duygusunu aşılıyor. Aslında bu paralellik kurulabilirse -biraz zorlama da olsa- modern bir La Fontaine gibi insanlar alemi ile hayvanlar alemi arasındaki gelgitler gösteriliyor. İlgi çekici tip, üniversite öğretim üyesiyken, kızını, karısını her şeyi bırakıp gerilla olan adamın serüveni.

Klasik bir pişmanlık cümlesi ile bitiriyor bütün yaşadıklarını:

Dünyayı düzelteceğimizi sanırdım.

Filmde birbiriyle kesişen, bir kazada bir araya gelen hayatları bulacaksınız. Ortak noktaları hikayelerin içinde köpeklerin olması. Sıkı bir hayvansever iseniz köpeklere uygulanan o şiddeti kaldıramayabilirsiniz.

Latin Amerika'nın insan örgüsünü, o sertliği, duyarlığı başarıyla veriyor.

Müziğin iyi olduğunu söyleyebilirim.

Amerikan filmlerin isevenler, soluk soluğa bir ritmden, tempodan hoşlananlar bu filme gitmesin.

Ama sindirerek seyreden biriyseniz, hoşunuza gidecektir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle