GeriKelebek Konuk sanatçılar Teşvikiye’de
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Konuk sanatçılar Teşvikiye’de

Konuk sanatçılar Teşvikiye’de
refid:21084438-spot ilişkili resim dosyası

Sezon başında aramıza katılmıştı Teşvikiye’deki Galeri Miz.Sanata hep ilgisi olan, üniversitede branş olarak okuyamasa da, kendini sonradan geliştirmeye adamış Ayşegül Arayıcı tarafından kurulmuştu.

Ayşegül Arayıcı, Yeditepe Üniversitesi’nde sanat yönetimi lisansüstü eğitimi sırasında biraz da hocalarının motivasyonuyla galeri açmaya karar vermişti. Amacı, çağdaş sanatı izleyiciyle buluşturmaktı.
Öyle de yaptı. Hatta kendisiyle yaptığım söyleşide, “Yaz aylarında konuk sanatçı programı başlatacağız” demişti. Evet, sözünün arkasında fazlasıyla durdu.
Galeri tamamen bir atölyeye, üretim mekânına dönüştürüldü. Üç dönem hâlinde farklı sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilmeye başlandı.
Yaz başındaki ilk konuklar; Cape Town’dan Elize Vossgatter (31), Londra’dan Emma Wieslander (33) ve Newcastle’dan Rebecca Travis (24) oldu.
Elize Vossgatter, yerel öykülerden esinlenen, kadın olgusunu farklı bağlamlarda sorgulayan, bu durumu geliştirdiği deneysel teknik ve resmin diliyle irdeleyen bir sanatçı. Emma Wieslander, çalışmalarında sıklıkla doğayı ve manzarayı başlangıç noktası olarak alıyor. Fotoğraf temelli projelerinde algılanan, betimlenen ve tarif edilenler arasındaki bağlantıları inceliyor. Rebecca Travis’in çalışmalarıysa temelde yüzey ve maddeye dair bir araştırma ve onlara karşılık verme çabasıyla şekilleniyor.

TÜM ESERLERİ SEZONDA GÖRECEĞİZ

Bu üç sanatçı eserlerini tamamlayıp yaşadıkları yerlere döndüler. Ama ürettiklerini henüz görebilme şansına nail olamadık. Çünkü konuk programına katılan sanatçıların tüm eserleri Galeri Miz’in yeni sezonda açacağı ilk sergide yer alacak.
Galeri Miz’de şu sıralardaysa Meksikalı sanatçı Helena Hernandez ve Naci Güneş Güven çalışıyor. Hernandez, neler yaptığını şöyle anlatıyor: “Mexico City ile İstanbul arasındaki uzaklık 1427.95 km’dir. Bununla birlikte kültürel uzaklık hiç de sandığımız kadar fazla değildir. Benzerlikler hemen göze çarpmaz ama her iki şehirde bir haftadan fazla vakit geçirirseniz onları fark edebilirsiniz. Kaos, trafik, gürültünün yanı sıra güzel insanlar ve güzel yerleri bu iki şehirde bulabilirsiniz. Türkiye’deki sanatsal projem, popüler bilginin inşasında taşıdıkları önemi gözlemlediğim için Türkçedeki atasözlerini araştırmamla başladı. Bana çok şiirsel gelen ve sanat dışında hiçbir yolla somut form kazanamayacağını düşündüğüm kimi atasözlerini buldum ve bu sebepten dolayı onları çizimle ifade etmeyi tercih ettim. Diğer projelerimse fotoğrafın üzerine çizim yapmak için seçtiğim ana malzeme olan kahve ve çayı içeriyor, sebebiyse bu iki içeceğin Türk kültüründe günlük bir ritüel olarak önem taşıması. Türkçeyle olan ilişkim İstanbul’a gelmeden önce başladı, burada her gün bu dili duymaksa, Türkçe hakkında daha çok şey öğrenmek istememe sebep oldu. Her defasında bir şey hoşuma gittiğinde onun Türkçe’deki karşılığını soruyorum ve onu bir günlüğe çiziyorum. Bence kültürü anlamanın ana yollarından bir tanesi de dili anlayabilmektir.”
Naci Güneş Güven ise özellikle 60’ların sonunda çevre sanatı alanında etkin olarak çalışmış olan Richard Long’un çevre sanatı üretim sürecini, dijital üretim süreci ve pratiği üzerinden video tekniğiyle tekrar değerlendiriyor. Çevre sanatının performansa tanıklık eden kısıtlı kitle dışındaki izleyicilere ancak fotoğraf olarak ulaşmasını ve yalnızca bu yolla deneyimlenebilmesini sorunsallaştıran Güven, çevre sanatının üretim süreciyle dijital fotoğrafın üretim sürecini bir arada kullanarak, onları görünür kılmayı amaçlıyor.
Bakalım bu düşünceler doğrultusunda ortaya ne tür eserler çıkacak. Bu arada unutmayın, 31 Temmuz’da her iki sanatçı da projelerini anlattıkları bir seminer düzenleyecekler. Katılmak için; (212) 241 76 66. Tüm çalışmaları takip etmek içinse; http://mizresidency.wordpress.com

SOYKIRIMI BİR DE KÖPEKTEN DİNLEYİN

Özel bir köpek olan Koreş’in ağzından anlatılıp Asher Kravitz tarafından kaleme alındı ‘Koreş’ kitabı. Almanya’da Nazi döneminde bir Yahudi ailenin evinde dünyaya gelen ama hayatta iyi ve kötü pek çok olay yaşayan Koreş’i okurken sevgi, cesaret, nefret, sadakat ve umut gibi birçok duyguyu bir arada yaşayacaksınız. Fiyatı 17 lira.

ŞİDDETİN MEŞRULAŞTIRILMASINA ELEŞTİRİLER

Galeri Nev İstanbul’un devam eden sergisi ‘Öteki Ayaklanmalar’, şiddetin bir araç haline getirilerek meşrulaştırılmasına dair eleştirel eserleri bir araya getiriyor. Mike Berg, İnci Eviner, Ali Kazma, Murat Morova, Hale Tenger ve Nazif Topçuoğlu’nun bu eleştirel eserleri 25 Ağustos’a kadar Galeri Nev İstanbul’da görülebilir. (212) 252 15 25.

HER GÜN OYUN VAR AMA ‘POSTACI’YA DİKKAT

Metin Zakoğlu’nu ve enerjisini hâlâ duymayan kaldı mı bilmiyorum. Kendisi, Suadiye’de açtığı Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da haftanın her günü oyun sahneliyor. Ve buna, yazın da hiç durmadan devam ediyor. Mizahı bol eserlerini, özel tasarım sahne sayesinde isterseniz yemek yerken de izleyebiliyorsunuz. Hemen hatırlatalım, bu durum Ramazan boyunca da, iftar menüsüyle devam edecek. Gelelim Zakoğlu’nun yeni oyunlarından Postacı’ya. Zakoğlu bu oyunda sizleri, Şilili şair Pablo Neruda ile onun sürgüne gönderildiği İtalya’daki Kara Ada’da postalarını taşıyan Postacı Mario ile tanıştırıyor. Her perşembe saat 21.00’de. (216) 467 33 32.

RODION İZMİR’DE

Mix Mag UK’in ‘İtalyan dans müziğinin yeni dehası’ olarak adlandırdığı ve geçen sene Gomma etiketiyle çıkan altı parçalık For Ever EP’si ile beğeni toplayan Rodion, Slow Disco Ballad’ları, Balearic House ve Pop baharatlı Italo Disco setiyle bu akşam 1888’in ev sahipliğinde Babylon Aya Yorgi’de olacak. Parti saat 23.00’te başlıyor. Giriş 22.5 lira.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle