GeriKelebek KOÇ VE SABANCI’YA DAİR…
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

KOÇ VE SABANCI’YA DAİR…

1984 yılında TRT’de yayınlanan Uğur Dündar’ın “İşte Hayat” programını izlerken bizdeki zenginlerin tutum ve davranışlarını düşünmemek ne mümkündü. Dündar, Koç Gurubu imparatoru Vehbi Koç ile Sabancı Grubu başkanı Sakıp Sabancı’yı yanyana getirmiş. (Sezai Bayar anlatıyor.)

Enfes bir anı şimdi TRT arşivlerinde ama merhum Koç ve Sabancı’nın yaşam felsefelerini açıklayan sözleri unutulmamaya değer.

Dündar, Türkiye’nin iki zenginine “Şu anda ceplerinizde kaç para var” diye soruyor. Sakıp Ağa ayağa kalkıp iki cebini gösteriyor. Tek kuruş yok. Koç ise buna gülüyor ama aynı şeyi yapmıyor.

Bu Sakıp Ağanın halkçı, biraz da gençliğinden gelen ataklığını ve şovu sevdiğini gösteriyor.

Her iki iş adamı hep ABD gezilerinden sonra çok şey öğrendiklerini anlatıyorlar.

Programın bir yerinde vergi verenlerle vermeyenlerin durumu ele alınıyor.

En çarpıcı sözler de burda açığa çıkıyor.

Sakıp bey, ABD’de önüne geçilemeyecek üç şeyi sayıyor. İnsanların ölümü, teknolojinin gelişmesini bir de verginin verilmesi...

Yani kalkınmanın ve refah devletinin en önemli unsurları. Teknolojiye ayak uydurmak bir de vergi vermek. Ölüm zaten Allah’ın emri.

Al Capone’un ABD’de vergi kaçakcılığından hapse düşmesini ve orda ölmesini örnek gösteren Sakıp Ağa “Daha iyi sağlık hizmeti, daha iyi eğitim isteniyorsa herkes kazandığının vergisini vermeli” diyor.

Yani devlette bir şey isteyeceksen, iyi şeyleri hak ediyorsan ve talep ediyorsan vergini kuruşuna kadar vereceksin.

Vergi verenlerin ne kadar verdiklerinin açıklanması ve bunun halk tarafından bilinmesi için rahmetli Koç’un öncülük ettiğini bu programdan öğrendik.

ABD’de her yıl açıklanan vergi rekortmenleri listesinin Türkiye’de de ilan edilmesini istemiş Koç. İlk 100’e girenler açıklanmaya başlamıştı yıllar önce. Sonra liste 500 kişiyi kapsayacak şekilde genişletildi.

Ama ne var ki her yıl açıklanan vergi rekortmenleri listelerinde, İstanbul’da yaşayıp, har vurup harman savuranların, yurt dışında sefa süren bir çok zengin işadamının adı listelere bir türlü girmiyor.

Sanırım en çok devleti ve iktidarları eleştirenler de bunlar arasından çıkıyor.

Yavuz hırsız misali.

Dündar’ın bu programı herkesi bir değil iki defa düşündürmeli.

Zengin olmak değil önemli olan.

Kazancının kuruşuna kadar vergisini vermek, kârından da kültüre, sanata, eğitime ve sağlığa yatırım yapabilmek.

Her iki merhum da bunların hepsini gerçekleştirdiler.

Ama 70 milyonluk ülkede bu sayı öylesine az ki.

Sevgiler,

Sezai


Yorumları Göster
Yorumları Gizle