GeriKelebek Kitap: Haftanın yenileri
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kitap: Haftanın yenileri

Roman
Turuncu Geçmişin Kıyısında
Melih Özeren
İletişim Yayınları

Türk edebiyatının ateşten gömleği sayılabilir, azınlıkların anlatıldığı konular. Neresinden tutarsanız elinizde kalma riski bâkîdir. Ya kalp kırarsınız ya da birileri sizi fazla gözüyaşlı edebiyat yapmak ve hainlikle suçlar. Tüm bu risklere rağmen Melih Özeren, o kadar etkileyici bir romana imza atmış ki bunlar aklınıza bile gelmiyor Turuncu Geçmişin Kıyısında’yı okurken. Eskinin Türkiyeli Rum’u, sonranın mübadili Taki. Orta yaşı bile geride bırakmış ve yeni “yurdunda” eski memleketinin sahil kıyılarına bakan Taki. Eski, tatlı ve bir o kadar hüzünlü anılarını hatırlayıp bize anlatan Taki. Aynı zamanda gurbetin acısını çeken Taki... Melih Özeren, geçmişte kalmış bir dönemi, İstanbul’un gerçekten “kozmopolit” olarak anıldığı günlerinin mahalle sakinlerini anlatıyor. İnsan yanları daha önde, bugün “yaşlı” diye nitelendirilen mahalle sakinleriyle yan yana yürümüş, aynı oyunları oynamış ancak “öz” memleketlerinden uzakta ihtiyarlamış insanlar. Bütün sıla özlemiyle hafızalarına kazınmış eski mutlu günlerini aktarıyor. Özür dilemek veya diletmek için mi? Hayır. Ancak eski ve mutluluk veren güzellikleri hatırlatmak için. Duygu yüklü ve bunu her satırında okuruna da hissettiren bir roman.

Çocuk
Descartes Amca’nın Kötü Cini/Profesör Kant’ın En Çılgın Günü
Jean Paul Mongin
Çev.: Savaş Kılıç, E. Burak Şaman
Metis

Filozoflarla çocukların birbirlerine ne kadar benzediklerini hiç düşündünüz mü? Belli bir yaşa kadar bütün çocuklar ardı arkası kesilmeyen sorular sormuşlardır; bu ne, neden, niye, peki nasıl oluyor... Hepsine cevap verseniz bile, verdiğiniz cevabın ardından tekrar gelir aynı sorular, muhtemelen siz bıkana kadar. Filozofların da yaptığı bu değil midir; sürekli sorular sormak. Metis Yayınları da bizimle aynı fikirde olacak ki “küçük filozoflar” isimli yeni bir diziyi hayata geçirmişler. Jean Paul Mongin’in çocuklar için kaleme aldığı Descartes Amca’nın Kötü Cini ve Profesör Kant’ın En Çılgın Günü dizinin ilk kitapları. Memleketi Königsberg’den hiç dışarı çıkmadan bütün dünyayı değiştirmiş Kant’ın bilim ve ahlak felsefesini ve modern felsefenin babası Descartes’ın şüpheciliğini ve bilimsel çalışmalarını “çekirdek”ten anlatacak kitaplar. François Schwoebel’in ve Laurent Moreau’nun olağanüstü çizimleriyle kusursuz bir hale gelen kitaplar “meraklı” çocuklara felsefeyi şeker gibi öğretiyor. Geleceğin filozofları için kendimizi şimdiden hazırlamamız gerekiyor, zira dizinin gelecek kitapları arasında, Karl Marx, Recoeur, Socrates, Leibniz ve Lao Tzu gibi isimler var. Ne de olsa, dünyanın seyrini değiştiren filozoflar da bir dönem çocuktu...

Deneme
İkinci Yarısı
Ece Temelkuran
Everest

İnsan ömrünün ikinci yarısı otuz beş yaşından sonra başlıyor. İşin dehşetli yanı, ilk yarıyı herkes gibi otuz beş yılda tamamlasanız da ikinci yarının ne kadar süreceğini kestiremiyorsunuz. Ayıklamak istiyorsunuz birçok fazlalığı, seçtiğinizi sandığınız ama seçmediğinizi artık anladığınız her şeyi. Temelkuran aynı kavşağın yazının da ikinci yarısına vardığını söylüyor. İkinci Yarısı’nda fazladan söylenmiş tüm süslü sözcükleri cahil bir gevezelikten sayarak ayıklıyor yazısından. Yazar, kendisine neden eskisi gibi duygusal yazılar yazmadığını soranlara da cevap veriyor kitabında. “O yazıları” yazmamasının sebebini, artık aklından daha delice şeyler geçmesiyle açıklıyor ve diyor ki: “...anladım ki yeterince günah işlerse insan yazıya karşı, yazı kapısından döndürür insanı. Ya da diyelim ki yeterince sevap işlemezsen, söz yüz çevirir senden.” Bu yüzden Ece Temelkuran şimdi sevaplarını hatırlatıyor yazı tanrısına bu kitabı hazırlayarak. Ondan günahlarını, kendi ifadesiyle sözü çarçur etmesini bağışlamasını diliyor. İkinci Yarısı, çocukluk yıllarından hafızalara kazınan o “an”ları buluşturan bir deneme kitabı.

Tarih
Almanya’nın Kısa Tarihi
Mary Fulbrook
Çev.:Sabri Gürses
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Alman disiplini! Ne çok şey anlatan bir tamlamadır. Dünyanın her ülkesinde “tarih” derslerinde mutlaka Almanya’dan ve Almanlardan bahsedilir. Şayet es geçen bir kitap varsa büyük eksikliklerle doludur. Şöyle bir düşündüğümüz zaman, bugün yirmili yaşlarının başında olanların bilmediği bir büyük tarihi olgudur: Bir dönem “iki Almanya”nın haritalarda yer alması! 20. yüzyılın sonuna doğru bugünkü halini alan bir ülkenin tarihi kaç cilde sığabilir merak ediyor insan. Mary Fulbrook bu sonsuza kadar uzayacakmış gibi görünen tarihi tek kitaba sığdırmış. Almanya’nın Kısa Tarihi isimli kitabında, Ortaçağ Almanyası’ndan başlattığı tarihini Mezhepçilik Çağı, Mutlakiyet Çağı, Sanayileşme Çağı, Demokrasi ve Diktatörlük, İki Almanya, 1990’dan Sonra Federal Almanya adıyla toplam yedi ana bölüm ve eklerle “eksiksiz” olarak anlatıyor. Tarih kitaplarında, filmlerde sıklıkla duyduğumuz prenslikleri, büyük savaşları, Prusya dönemini, Bismarck dönemini, Wilhelm Almanyası’nı, Hitler’i ve sonrasını tüm yönleriyle ele alıyor. Benzersiz yaratıcılıkta bir kültüre, yine benzersiz yıkıcılıkta bir siyasal tarihe sahip, her zaman en büyük felaketlerden o meşhur “disiplin”leri sayesinde düzlüğe çıkabilmiş Almanya’nın ve elbette Almanların tarihi...

Edebiyat - Eleştiri
Hayat Böyledir İşte Fakat Hikâye
Yavuz Demir
Hece Yayınları

Meşhur cevabıdır Kemal Tahir’in, yazdıklarının gerçek olup olmadığı sorulduğunda: “Evet hepsi gerçek. Ama roman gerçeği!” Bu söz büyük bir yazarın ustalıklı bir cevabı olduğu kadar, kurmaca ile gerçeğin birbirinden ayrılmasını sağlayacak “kıldan ince kılıçtan keskin” çizgiyi de en iyi şekilde gösteren sözdür. Çünkü kurmacada yer alan yaşantıları, gerçek hayatın değer yargılarına göre yargılarsak büyük hata yaparız. Haliyle kurmacanın gerçeği de bizim hayatımıza oranla daha çok boyutlu düşünülüp, kaleme alınmıştır. Onun için hayatımız roman olabilir, ama romanı hayatımıza göre değerlendirirsek ayıp ederiz. Tıpkı, edebiyat profesörü Yavuz Demir’in söylediği gibi. 19 Mayıs Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve aynı zamanda Oxford Üniversitesi’nde Modern Türk Edebiyatı dersleri de veren Yavuz Demir, başta Dergâh olmak üzere çeşitli dergilerde yayımlanan eleştirilerini “Hayat Böyledir İşte, Fakat Hikâye” adlı kitabında bir araya getirmiş. Ahmet Mithat’tan, Sezai Karakoç’a, Nabizade Nazım’dan Peyami Safa’ya, Yılmaz Karakoyunlu’dan Buket Uzuner’e kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan yazarları ve masal, hikâye, roman türlerini kuramsal açıdan, ama sıkıcı akademik dilden uzak inceliyor. Kurmaca ile gerçeğin farkını tüm yönleriyle veriyor.

Bilim
Köpeğinize Kuantum Fiziğini Nasıl Öğretirsiniz?
Chad Orzel
Çev.: Ebru Kılıç
Aylak Kitap

İlk çağın sanatlarından biri olan geometri ile ilgili sorunları olan bir öğrenciyken, ilerleyen yıllarda karşınıza çıkan “analitik geometri” bilim dünyasına lanet okumanıza sebep olmamış mıydı? Haydi onun üstesinden geldiniz diyelim, “kuantum fiziği”ni önünüze koydukları zaman “hapı yuttuk” demediniz mi? Demediyseniz büyük bir dahisiniz ve haberiniz yok. Tam fizikteki bileşke, güç, ısı, sıcaklık, yerçekimi, suyun kaldırma kuvveti karmaşasını hallettiğimize inandığımız sırada duymaya başladığımız “görelilik”, “ışınım”, “tayf çizgileri”, “atom”, “nötronlar”, “kuantum mekaniği” işi arap saçına çeviriyordu. Ama artık geçti o günler. Çünkü, Union College’da fizik profesörlüğü yapan ve kendini fizik öğretmeye adamış Chad Orzel bu çetrefil meseleyi çocuk oyuncağına çeviriyor bizim için. Köpeği Emmy’ye anlatır gibi anlatıyor Orzel. Bu sıra dışı metodun sebebini ise, “olaylara karşı önyargısız” olduğu gerekçesiyle açıklıyor. Hemen ardından bizi büyük gerçekle yüzleştirip, “meğer o kadar da korkulacak bir şey değilmiş ya hu,” dedirtiyor her ilerleyen sayfada. Dalga-parçacık ikilemi, belirsizlik ilkesi, kuantum Zeno etkisi, kuantum tünelleme, kuantum dolaşıklığı, kuantum teleportasyonu, sanal parçacıklar ve kuantum elektrodinamiği artık elinizin kiri.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle