GeriKelebek Kıskanıyorum öyleyse varım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kıskanıyorum öyleyse varım

Kıskanıyorum öyleyse varım
refid:12875634 ilişkili resim dosyası

Türk sinemasının en iyi yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz ilk dönem filmi Kıskanmak’ta, kıskançlık üzerinden kötülüğün dünyasına göz atıyor.

Film, çirkin olan Seniha’nın güzel yengesi Mükerrem’e ve çevresine karşı hissettiği kıskançlık duygusu üzerine kurulu. Nahid Sırrı Örik’in aynı adlı romanından perdeye uyarlanan film 46. Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’yle dönmüştü.

Yetersizlikler, yoksunluklar kıskançlığın en önemli besin kaynakları.
Çirkinsen güzeli kıskanırsın, ilgi görmüyorsan göreni, fakirsen zengini...
Kimimizde az kimimizde çok, ama hepimizde var olan kıskançlık ölümcül 7 günah arasında herhalde en fazla yaygın olanı.
Ama kıskançlıkla gelecek kötülük dendiğinde işte orada insan doğası ve karakteri devreye giriyor.
İstisna da olsa ne çirkinler var ki kalpleri pamuk gibi.
Ama bu filmde durum böyle olmuyor.
Kıskançlık mutsuzluk, mutsuzluk da kötülüğü doğuruyor.

YASAK AŞK YIKIMA YOL AÇIYOR

1930’larda geçen film mühendis Halit’in güzel eşi Mükerrem ve kız kardeşi Seniha ile İstanbul’dan Zonguldak’a taşınmasıyla başlıyor.
Yeni ortama adapte olmaya çalışan ailenin başında kara bulutların dolaşmaya başlaması Mükerrem’in kentin zengin ailelerinden birinin kibirli oğlu Nüshet ile yasak aşk yaşamasıyla oluyor.
Seniha, uygun ortamı bulduğunda yüzüne vuran çirkinlikleri hareketlerine ve etrafına da yansıtmaya başlıyor. Sonuç; o hariç herkesin yıkımı.

MAĞDURİYET GERİ PLANDA KALMIŞ

Hikâyenin en önemli eksiği Seniha’nın mağduriyetinin tam olarak yansıtılamamış olması sanırım.
Onun çirkinliğini fark etmemek mümkün değil.  Ama yaptığı kötülüklerinin temelinde yattığını düşündüğümüz mağduriyet durumu olması gerektiği kadar perdeye yansımıyor.
Ve ana karakteri çirkinleştiren abartılı makyaj burada kıskançlığın tek dürtüsü olarak algılanıyor ki bu da hikâyeyi zayıflatan bir unsur.
Aynı nedenler Seniha’nın asıl derdinin ve kıskançlığının sadece Mükerrem’e karşı olmadığının geç anlaşılmasının sorumlusu da aynı zamanda.

BEKLEMEYE DEĞMİŞ

Zeki Demirkubuz insana ait duyguları sade anlatımlarla derinlerimize indirmeyi  başaran bir yönetmen. Tutku, başkaldırı, isyan, aşk derken şimdi de insan duygularının en yıkıcı olanını, kıskançlığı masaya yatırıyor.
Demirkubuz, Nahid Sırrı Örik’in bu kitabını Taylan Kardeşler’in tavsiyesi üzerine okumuş, o günden beri de aklından çıkaramamış.
Dönem filmi olması ve prodüksiyon zorlukları Kıskanmak’ın bu kadar gecikmiş olmasının en büyük nedeni sanırım.
Ama sabırla bekleyen Demirkubuz, sonunda gerek kostümleri, gerek dekoru, gerekse de atmosferiyle döneme uygun bir film çıkartmış ortaya (Bu arada Beşiktaş göndermelerini kaçırmadık tabii, teşekkür ediyoruz).

ÇİRKİN MAKYAJI ABARTILI

Filmin oyunculuklarında tabii ki ‘çirkin’i oynayan Nergis Öztürk’ün yeri ayrı. İnsan onun performansını görünce Demirkubuz keşke diğer rollerdeki seçimlerinde de onunki kadar başarılı olabilseydi diyor. Öztürk, ağır bir makyajla çirkinleştirilerek kamera karşısına geçmiş. Ki şahsen bu makyajın fazla abartılı ve gereksiz olduğunu düşünenlerdenim. Öztürk, donuk, sinsi ve içten pazarlıklı yüz ifadesini takındığı anda rolünün hakkını fazlasıyla veriyor zaten. Ve o anda o abartılı makyaj sakil duruyor.
Özellikle Nergis Öztürk’ün performansı ve Zeki Demirkubuz’un hikâye anlatmakta, atmosfer yaratmaktaki başarısı bu filmi izlenir kılan en önemli nedenlerden.
Kıskanma duygusunu mercek altına alan ve yıkıcılığını ortaya koyan film, Demirkubuz’un en iyi filmi değil belki, tüm eksiklerine rağmen sezonun en kaliteli yapımlarından.

Coco Chanel olmadan önce

Coco Chanel’den Önce’de gerçek adı Gabriella Chanel olan Coco Chanel’in Paris’e taşınmadan ve ünlü olmadan önceki yaşamından kesitler sergileniyor. Yetimhanede başlayıp kabare şarkıcılığına uzanan, daha sonra da dünyanın en önemli modacısı olma yolunda ilerleyen Chanel’in, ünlü bir modacı olmadan önceki hayatını anlatan bu biyografiyi izledikten sonra ona olan saygınız bin kat artacak. Onca şatafatın içinde kendisine uygulanan ayrımcılığa olan isyanını sade olmayı seçerek yapan, hiç evlenmeyen bu başına buyruk, isyankar ve fazlasıyla mücadeleci kadının hikâyesini izlerken kendinizi ona daha yakın hissedeceksiniz. Audrey Tautou, Coco rolünde muhteşem.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle