GeriKelebek Kişisel bakım bile yapamadık
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kişisel bakım bile yapamadık

Kişisel bakım bile yapamadık
refid:23342640-spot ilişkili resim dosyası

“Survivor”ın top model Adriana Lima’ya benzerliğiyle dikkat çeken yarışmacısı Fatmagül Fakı, geçtiğimiz hafta elendi ve İstanbul günlerine döndü. Adadaki sakin tavırlarıyla dikkat çeken Fakı’yla “İki hafta anca kalırım” dediği ama iki ay kaldığı Survivor macerasını konuştuk.

Fatmagül, hoş geldin. Özlemiş misin İstanbul’u?                                  
   
- Çok özledim hem de, gelmek için sabırsızlanıyordum. Gelmeden önce ne yiyeceğime bile karar vermiştim. Ailem hep aklımdaydı. Bir de İstanbul sevdalısıyım, burası çok başka.

Yorgun mu döndün peki oralardan?                               

- Hayır, tam tersine büyük bir enerjiyle geldim. Enerji patlaması yaşıyorum diyebilirim

Peki, ailenin adadaki hayatla ilgili en çok merak ettiği şey ne oldu?

- Tuvalet var mı?    

Hakikaten tuvalet var mı?

- Var; orman, ağaç dibi, yapraklar! Ben kibar bir insan olduğum için “Nereye gidiyorsun?” diye sorduklarında “ormana” demeye utanıyordum, “lavaboya” diyordum.

Her yarışmacıya sorulur mutlaka, ben de es geçmeyeceğim. Gerçekten aç kalınıyor mu orada?

- Kesinlikle aç kaldık. Bunu kim sorgulayabilir ki? Bu soru bana gelince üzülüyorum, inciniyorum açıkçası.

Kaç kilo verdin peki?

- 52 kilo gittim, şimdi 47’yim.

PİRİNÇLE ARAMA MESAFE KOYDUM

İstanbul’a gelirken yiyeceğin yemeklerin kafanda hazır olduğunu söyledin az önce. Nelerdi bunlar?


- Annemden erişte istedim.

Adada pirinç yemekten hoşlanmıyordun, bundan sonra uzun süre pilav yemezsin herhalde!

- Pirinçle arama mesafe koydum, bir süre yiyemeyeceğim. Orada kullandığımız tencereyle kum da toplanıyordu, yengeç de. Sonra doğru dürüst yıkanamadığı için de kokuları siniyordu. O tencereden bir şey yediğim zaman midem bulanıyordu. Okyanus suyunun kokusu geliyordu burnuma. Bunu şımarıklık olsun diye yapmadım ama.

Bazen performansların yüzünden alay konusu oldun burada. Hatta Twitter’a, “Fatmagül oyunu kazandı. Taksim’de kutlamalar yapılıyor” yazanlar oldu.

- Duydum, çok güldüm ben de. Seneye bunu yazan arkadaşlar buyursun katılsın, bir de onları görelim. Orada sakatlık yaşadım, aç kaldım, o halde oyunlara çıktım, elimden geleni yaptım. “Daha önce neden elenmedi?” diye soranlar da olabilir ama ben arkadaşlarım adımı yazmasınlar diye bir çabaya da girmedim.

Adaya ne yönde katkın oldu sence?

- Huzur verdim, motivasyon sağladım. Neşeli ve esprili biriyim, adada buna da ihtiyaç var. O yüzden gitmemi istememiş olabilirler.

KABİN MEMURELİĞİNİ SUNUCU OLMAK İÇİN BIRAKTIM

En başa dönmek gerekirse. Survivor’a katılmaya nasıl karar vermiştin?


- Katılsam mı katılmasam mı diye bir ikilemim vardı. Acun Bey’le görüştük, yarışmacılardan beklentilerini söyledi. “Survivor, dünyanın en zor yarışması. Bunu kaldırailir misin?” dedi. Kaldırabileceğime ikna etmiş olmalıyım ki kendimi adada buldum.

Bir dönem kabin memureliği yapmışsın. O mesleği nasıl seçmiştin?

- İstanbul Aydın Üniversitesi Grafik-Tasarım mezunuyum. Okulumun son senesinde staj yaptım. Sonra bilgisayar başında sıkıldığımı anladım. Ne yapabilirim diye düşünürken Türk Hava Yolları’nın ilanını gördüm. Başvurdum, kabul edildim. Afrika’da Entebe diye bir yer var, oraya bile gittim. Yeni yerler görmek insanın ufkunu genişletiyor. O iş beni çağırdı resmen.

Sonra neden istifa ettin?

- Sunuculuk ve spikerlik çocukluk hayalimdi. Bir karar vermem gerekiyordu; ya kabin memureliğine devam edecektim ya da yine risk alıp çocukluk hayalimi gerçekleştirecektim. Risk alıp bıraktım işi.

Bundan sonra neler yapmak istiyorsun?

- Hayatımda olmaz, yapamam dediğim her şeyi yaptım. Şimdi de sunuculuk, spikerlik eğitimimi tamamlayacağım.

“Survivor”a tanınmanı sağlayıp seni spikerlik hayaline yaklaştıracağı için katılmış olabilir misin?

- Gül Fakı tanınsın diye orada değildim. Kaşım, gözüm güzel diye de oraya gitmedim. Güzelliği ön planda tutsaydım, elimde cımbızla, aynayla dolaşırdım.

Hiçbir şekilde kişisel bakım yapamadınız mı adada?

- Hiçbir şekilde. Zaten o kadar açsın ki, bakım aklına gelmiyor.

SAF VE TEMİZ YÖNÜMÜ ADADA TÖRPÜLEDİM

Adada en çok özlemini duyduğun şey neydi?


- Ailem. Yalnızsın, önünde uçsuz bucaksız bir okyanus var. Yıldızların altında yatarken, çocukluğumdan bu yana hatırlayamadığım pek çok anıyı hatırladım. Hayatımı sorguladım.

Hayatını sorgularken neler çıktı karşına?

- Küçük şeylere çok üzülüyormuşum, onu anladım. Bir de biraz bencil olmak gerektiğini... Ben insanları insan olarak seviyorum. Senin kişiliğine ulaşmadan seni seviyorum, bu yönüm çok kötü; çok yıpranabiliyorsun. Bu huyumu da adada bıraktım. Saf, temiz yönümü biraz daha törpüledim, şimdi daha güçlüyüm. İnsanlara hemen güvenmeyeceğim.

Yarışmada en çok kimse sinirlendin?

- En başta biraz Duygu’ya sinirlendim. Hareketlerini tasvip etmedim. Son zamanlarda ise en çok Dağhan’a (Külegeç)...

Dağhan’ın seni en çok sinirlendiren yönü neydi?

- Fazlasıyla bencil davranıp Ünlüler takımından Gönüllüler’e gelmesi. Gönüllüler’e geçer geçmez, daha teknedeyken ünlülerin açıklarını bize söylemeye başladı. Ben böyle bir şey yapamam.

Peki, Duygu’nun seni en çok çileden çıkaran yanı neydi?

- Çok fazla agresif olması. Ağzından çıkana dikkat etmiyor.

Kim birinci olsun istersin?

- Finalde dört kişi olacak. Ben bu isimler Murat, Hilmi, Duygu ve Doğukan olsun isterim.

Gönüllüler takımının en iyi performans çıkaran ismi kim sence?

- Kesinlikle Hilmi... Hilmi’nin inanılmaz bir enerjisi var. Çok hareketli ve oyun adamı.

Adadaki arkadaşlarla görüşmeye devam etmeyi düşünüyor musun?

- Hepsiyle görüşebilirim. Geçen Mustafa’yla görüştük zaten... Bir araya gelince kötü şeyleri konuşmuyorsun ki. Orası yarışma ortamıydı, problemleri adada bırakıp gelmek lazım.

Eski programları izleme şansın oldu mu?

- Daha yeni geldiğim için birkaç bölümü izleyebildim sadece... Çoğu şeyi adada bıraktım, bundan sonraki hayatıma bakıyorum artık.

BİR SES GELDİ, KESİN KOLUM KIRILDI DEDİM!

Bir oyun sırasında kolunu sakatladın. O an neler geçti aklından?


- Hayatım boyunca öyle bir sakatlık yaşamamıştım. Bir ses çıktı, kesin kolum kırıldı dedim. O an yarışmaya devam edip etmeyeceğini değil, hayatın boyunca kolunun sakat kalıp kalmayacağını düşünüyorsun.

Kollarında izler var...

- Evet... Yarışma hatırası... Doktor zamana bırak dedi, ben de zamana bıraktım.

Gerçi sen yarışırken çok hırslı görünmüyordun..

- Ben hırslarımı bağırarak ifade etmiyor, içimde yaşıyorum çünkü... Bütün duygularım gibi... Duygu gibi bağırmak beni tarzım değil. Hırsımı içimde yaşar, mücadelemi içimde veririm, dışarıya yansıtmam.

Eleme için isim yazarken neleri göz önünde bulunduruyordun?

- Huzurumu bozan biri varsa performansı ne kadar iyi olsa da onu yazmayı tercih ettim hep...

                                           


Yorumları Göster
Yorumları Gizle