GeriKelebek Kimse kendine çıplak bakamıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kimse kendine çıplak bakamıyor

Kimse kendine çıplak bakamıyor
refid:12420138 ilişkili resim dosyası

Kadınların varoluş sorunlarına kafa yoran bir yazar Meltem Arıkan. Ensesti konu edinen kitabı “Yeter Tenimi Acıtmayın” önce toplatıldı, yargı süreci sonunda serbest kaldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü ödülü alan Arıkan, yazarlık serüveninde hep özgün bir yol izledi; fanatikleri de çok oldu, töre cinayetleri ve cinsel istismara karşı mücadelesinden rahatsız olup tehdit edenleri de.

İLK SORGULAMAM

Güvercinler uğursuzluk getirir mi?


Benim anayurdum çocukluğum değil, kadınlık yolculuğum. Çocukluğuma dair anılarım hep hüzün dolu. Beş yaşındayken iki aile kısa bir tatile gitmiştik. Dönüş yoluna çıkmadan annem “Güvercin arabada uğursuzluk getirir” demişti. Polatlı yakınlarında diğer ailenin çocukları iki güvercin aldı. Bir süre sonra büyük bir trafik kazası geçirdik. Ambulans bulunamadığı için hepimizi bir kamyonun arkasında hastaneye götürdüler. Annemin inlemelerini ve babamın “Her şey düzelecek Gülay” dediğini unutamıyorum. O yol boyunca uğursuzluktan mı kaza geçirdik? Şimdi Tanrı bizi cezalandırıyor mu? Tanrı niye ceza verir? Ceza veriyorsa ben Tanrı’yı neden sevmeliyim? Annemle babam ölür mü? gibi pek çok soruyla boğuştum. Annemle babam uzun süre hastanede yattılar ve ardından annemi kaybettim. Annem öldüğünde sorgulama ve isyan benim için çok iç içe geçmişti.

68 RUHU

İsyan bayraklarıyla doğmuşum


Gerçek 68’li benim. Tam isyan bayraklarının açıldığında doğmuş olduğum için belki de hem çocukluğum hem de gençliğim hep isyan ederek geçti. İlk oynadığım oyunun hippicilik olduğunu anlatırlar. Kaldırım kenarında oturup iki elimi çeneme dayarmışım ve babam uzaktan ıslık çalarmış, ıslığı duyduğumda “Polisler geliyor” diyerek oturduğum kaldırımdan kalkar koşarmışım.

OĞLUMUN DOĞUMU

Hayatımın dönüm noktası

Hayatımdaki en büyük dönüm noktası oğlum Ege’nin doğduğu ve ölme olasılığının olduğu ilk 24 saat ve sonrasında yaşadığım ilk aylardı. Anne olduğum için ya da doğum sonrası stres sebebiyle değil. O günlerde yaşadıklarım ve gördüklerim bugünkü pek çok kararımın çıkış noktasını oluşturdu.

YENİ KİTABIM

Bu kez yılanlar


Son kitabım “Özlemin Beni Savuran”da yunuslar özel bir yer tutuyor. Kitabı yazarken yunusları tanımak için onlarla yüzdüm. Yeni kitabımda da yılanlar var. Yeni kitabımın kurgusu ve içeriği bir kobra yılanı boynuma asıldıktan ve onunla bir süre geçirdikten sonra oluştu. Yılanları tanımak için onlarla birlikte vakit geçireceğim bir program hazırlıyorum. Benim için bir başka canlıyı tanımak kitap okuyarak, belgesel seyrederek değil, ancak beş duyumla birlikte onlarla bir ortam içinde var olarak olabilir.

HAYAT TANIMIM

Hayat, Tai mutfağına benzer


Hayat benim için Tai mutfağına benzer. Pek çok farklı tadı bir arada sunan, tadını aldığınızda acı bile olsa size zevk veren. Yan yana gelmesi sizin için imkansız olabilecek şeyleri size yan yana sunabilen bir mutfak. Burada yemek yapmayı da, yemek yemeyi de seçebileceğiniz gibi, sadece su içerek de yaşamınızı sürdürebilirsiniz.

TAKINTILARIM

Parfüm ve deodoran kullanmam


Evimde sürekli mum olması ve kullandığım mumların da kesinlikle yedeklerinin olması takıntılarımdan biri. Çok sevdiğim giysilerimden muhakkak iki tane alırım. Bir tanesine bir şey olur da sonra tekrar bulamazsam diye. Mumlarımın yedeği evde hazır olmazsa onları kullanmam. Sigara içiyorum. En doğal afrodizyağın ten kokusu olduğuna inandığım için parfüm ve deodoran kullanmam.

YAZARLIK MİSYONUM

Sorunsalım kadınların varoluş sorunları


Yazar olmaya kalkışmam kendi kadınlık varoluş süreçlerimin içerisinde, kendimi ifade etme kaygımdan kaynaklanıyor. İnsan üzerine kafa yormak başka bir şey, kadının varoluş sorunları üzerine kafa yormak başka şey midir? İnsan üzerine kafa patlatanlar, kadınların kadın olarak var olamadığı sürece erkeklerin de erkek olarak var olamayacağını anlayamıyorlar. Böyle olduğu sürece yüzyıl öncesinin ideolojileri içinde sıkışıp kalmaya mahkumlar. Ben insan değil kadınların varoluşu ve dolayısıyla da erkeklerin varoluşuyla ilgileniyorum. Ancak bir kadın olduğum için öncelikli sorunsalım doğal olarak kadının varoluş sorunları. İnsanla ilgilenen erkekler öncelikle kendi erkeklik varoluşlarına dönüp bakabilecek yürekliliği göstersinler.

ROL MODELİM

Herkesten bir parça isterdim


Örnek aldığım tek bir kişi yoktu ancak çocukken bir akrabamız olan Mücella Abla kadar güzel, eniştem Tunç Tanışık gibi sanatçı, halam Figen gibi folklor oynayarak Avrupa’ya giden, babam gibi iyi konuşup polemik yapan biri olmayı hayal ederdim. Konservatuvarın Tiyatro Bölümü’ne gitmek istiyordum ancak babamın tercihiyle Hacettepe Üniversitesi Büro Yönetimi’nde okudum.

YAZI

Bütün günlüklerimi yok ettim


Trafik kazasından sonra annem ve babam iki ayrı hastanede yatarken kitaplarla tanıştım. Sorduğum sorular yaşıtlarım için çok da anlamlı olmadığından günlükler tutmaya başladım. Sonra ergenlik döneminde babama mektuplar yazdım. Babamla konuşmak kolay değildi, çünkü konuşmalar hep onun istediği şekilde bitiyordu. Uzun yıllar babamla aynı evde mektuplaşarak iletişim kurdum. Günlükler tutmaya oğlum doğana kadar devam ettim. Ege’ye hamile kaldığımda onun için bir defter tutmaya başlamıştım. Beni yazmaya iten en büyük etken kendimi anlamak ve içimdekileri sansürsüzce anlatabilmekti. Yazdıklarımı kimseye okutmazdım, birkaç sene önce de tüm günlüklerimi yok ettim. Onlar benim hesap defterimdi, hesaplar kapanınca defterlerimi görünmez kıldım.

BEDEN DİLİ

Kimse kendi bedenini tanımıyor


Etkili iletişim ve doğru beden dili kullanımı konusunda araştırmalar yapıp, eğitim veriyorum. Kadınlar da erkekler de bedenlerini hiç tanımıyorlar. Kadınların bedenleri ayrı cinsel organları ayrı. Erkeklerin sadece cinsel organları var. Kadınlar da erkekler de hazır reçetelerle her şeyi anlayabileceklerine inanıyorlar. Herkes şikayet etmeyi ve başkalarını suçlamayı çok seviyor. Ne yazık ki kimse kendine çırılçıplak bakmıyor, bakamıyor ve yaşamının sorumluluğunu almak yerine o sorumluluğu bir şeylere atfetmek çoğunluğun işine geliyor.

KARAKTERİM

İnatçı ve duyarlı


İnatçı, asla unutmayan, zor sinirlenen ama sinirlendiğinde gözü kararan, neşeli ve duyarlı. Kendi varoluşumu yaşayamadığım için de hırçınım. Özellikle şu anda yazmakta olduğum yeni romanımla birlikte gerçekten daha da hırçınım.

HAYATIMIN EN’LERİ

Hayattaki en büyük korkunuz?
Oğlumu kaybetmek
En çok neye dokunmaktan hoşlanırsınız?
Tene
En sevdiğiniz tatil kenti?
Galler
En sevdiğiniz yemek?
Mercimek çorbası
En sevdiğiniz tarihi kişilik?
Atatürk
En sevdiğiniz film?
Dönüş

Yorumları Göster
Yorumları Gizle