GeriKeyif Tansu Biçer: Görülme arzusu hepimizin hayatını biçimlendiriyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tansu Biçer: Görülme arzusu hepimizin hayatını biçimlendiriyor

Tansu Biçer: Görülme arzusu hepimizin hayatını biçimlendiriyor
refid:27291655 ilişkili resim dosyası

Erkek bir temizlikçiyi canlandırdığı ‘Toz Ruhu’ndaki rolüyle 21. Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ seçildi. “Temizlik yapmak için önceden hazırlanmadım. Yaptığım bir şey zaten, biliyorum” diyor. Tansu Biçer, yakında Onur Ünlü’nün yeni dizisi ‘Beş Kardeş’le de karşımıza çıkacak.

‘Beş Şehir’, ‘Celal Tan...’, ‘Küf’, ‘Yük’, ‘Yozgat Blues’, ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’, ‘İtirazım Var’ gibi filmler, ‘Trainspotting’ oyunu, ‘Şubat’ dizisi... Neredeyse oynadığın her role damganı vuruyorsunuz. Sadece yetenekle açıklanamayabilir bu durum. İyi rol seçmek de gerekir. Nasıl başarıyorsunuz bunu?
- Teşekkür ederim. Damga vurmak gibi bir niyetim yok. Neticede bunların hepsi birbirinden farklı insanlar. Bu insanların derdi ne, ne anlatmak istiyorlar ve o dertler o insanlara neler yaptırıyor, bunları düşünüyorum. Çünkü biliyoruz ki, herhangi bir cümleyi seçmek sadece düşünülerek yapılan bir şey değil. Sen bana bir şey söylüyorsun ya da ben senin bakışında o an bir şey görüyorum ve o bende bir etki uyandırıyor, o etki beni bir harekete yöneltiyor ve ben o yüzden kafamı kaşıyorum. Anlatabildim mi? Aslında o sırada kafamın kaşınması kafamın kaşınmasından kaynaklanmıyor, yaşadığım şeyin vücudumdaki bir tezahürü oluyor. Ben bu gerçeği kabul ederek davrandığımda zaten hiçbir rol birbirinin aynı olamaz, aynı tepkileri veremez ve aynı yerden dünyaya bakamaz. Dolayısıyla hepsi birbirinden farklı oluyor.

Altın Koza’da ‘En İyi Film’ seçilen ‘Toz Ruhu’nda arabesk şarkılar besteleyen, şarkıcı olmak isteyen, olamadığı için de temizlikçilik yapan Metin karakterinde sizi çeken neydi? Nasıl dâhil oldunuz filme?
- Nesimi’yle (Yetik, yönetmen) konuştuğumuzda beraber çalışabileceğimizi gördük. O anlamda rahattım. Metin Tosyalı, özel bir karakter, senaryoyu okuyunca da anlaşılıyor. Ve tabii bir insanın görülme arzusunun bu kadar baskın olması benim için merak ettirici bir şey. Çünkü ben Metin Tosyalı’nın temelini oradan kurdum. Evde yalnızken bile birinin sürekli onu izlediğini düşünen biri. Bu durum günümüzde de hepimizin davranışlarını biçimleyen bir şey.

Erkek gündelikçi alışkın olmadığımız bir şey. Karakteri nasıl oturttunuz?
- Benim temizlikçim yok ama Metin Tosyalı diye biri var. Erkek gündelikçi olarak Cihangir’deki evlere giden gerçek bir kişi. Nesimi’nin de komşusu. Zaten onlar da Metin’i gözleye gözleye bir kurgu hikâye oluşturmuşlar.

Sizin Metin Tosyalı’yla bir iletişiminiz oldu mu?

- Olmadı. Sadece bir fotoğrafına baktım. Onu da hani görmüş olmak için baktım. Karakterin gerçekte var olması benim bir gerçekliğe yaslanmamı ve role daha çabuk alışmamı sağladı aslında. “Erkek gündelikçi mi olur?” sorusundan çıkmamı sağladı. Ayrıca işini en iyi şekilde yapmak için yola çıktığını, müziğin en iyisini yapmak istediğini, eğer o olmuyorsa, yapabileceği temizlikse onun da en iyisini yapması gerektiğini düşündüğünü biliyorum. Temizlik yapmak için önceden hazırlanmadım. Temizlik yaptığım bir şey zaten, biliyorum.

Tansu Biçer: Görülme arzusu hepimizin hayatını biçimlendiriyor

21. Adana Altın Koza Film Festivali’nin ‘En İyi Film’i seçilen Toz Ruhu’nun ‘Metin Tosyalı’sı Tansu Biçer, festivalde aldığı ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü ‘Deniz Seviyesi’ filminde rol alan Ahmet Rıfat Şungar’la paylaştı.

YÖNETMENLERİN AYAĞINA BÜTÇE ENDİŞESİ DOLANIYOR

Metin kendi içinde yalnız ama mutlu bir karakter. Genelde sinemada mutsuz karakterlerle karşılaşırız. Rol bu yönüyle size cazip geldi mi?
- Evet aslında öyle. Birtakım kederler içinde, evinde tek başına boğulup giden bir durumu yok. Bu da enteresan bir şey.

Adana’da yarıştığınız, ayrıca Altın Portakal’da da yarışacak diğer filminiz ‘Neden Tarkovski Olamıyorum?’daki karakterinizin cazip tarafı neydi?
- Yönetmen olması... Birçok yönetmenle çalıştıktan sonra bir yönetmeni oynamak benim için iyi bir şeydi. “Evet ya, bunlar böyleler, ama dur bakalım nasıllarmış” diye bir merakla girdim açıkçası. Ayrıca şehir kökenli olması, üniversite mezunu olması... Geçmişimde öyle karakterler yok çünkü. En şehirli karakterim diyebilirim.

‘Tarkovski’de kendi gerçekliğiyle yüzleşememiş, etrafında onlarca hikâye varken onları önemsemeyen ve Tarkovski gibi film çekmeye özenen bir karakter var. Yönetmenlerin başkasına öykünme ve bağımsız film çekme tutkusunu nasıl yorumluyorsunuz?
- (Gülüyor) Gerçekten de çevremizde sinemaya giden insanlardan “Konu mu tükendi?” gibi lafları duyuyoruz hep. Açıkçası bazen ben de dile getiriyorum. Yani “Yakınımızda bunca hikâye varken neden başka yerlerde bir şeyler aranıyor” gibi bir his doğuyor. Bunu ben biraz da film çekmenin zorluğuna bağlıyorum. Yönetmenlerdeki “Bir daha bu kadar parayı toparlayamayabilirim, ki zaten bu filmin borçlarını ödeyebilecek miyim o bile belli değil” endişesine... Bu his çok ayakbağı oluyor onlara. Kabulün olduğu bir yerden çekersem filmim kabul görür, diye düşünüyorlar. Zaten seyirci de izlemiyor, o zaman ben kendi istediğim şeyi yapayım, diyorlar. Belki de şöyle düşünüyorlar: “Ben anlatmak istiyorum -çünkü yönetmen anlatıcıdır sinemada- o yüzden anlatacaklarımı anlatayım, bir daha anlatamayabilirim...”

Son dönemde iyice yıldızlaştınız. Artık sizi yolda çevirip fotoğraf çekilenler oluyordur. Bu popüler olma hali hayatınıza nasıl yansıyor?
- Aslında yolda çevirmiyorlar. O konuda rahatım. Ama şunu söyleyebilirim, sanki insanlar sinemaya gitmiyor olsalar da Türk sinemasını takip ediyorlar. Öyle hissediyorum sokakta. Çünkü çok fazla dizi yapmadığım hâlde insanlar beni tanıyor. Zaten bakışlardan anlıyorum diziden mi, sinemadan mı tanıdıklarını. Sinemadan tanıyan çok oluyor ve sinema adına mutlu oluyorum.

Neredeyse Onur Ünlü’nün her filminde varsınız. Şimdi de yeni çekeceği ‘Beş Kardeş’ dizisinde oynayacaksınız. Nasıl bir dizi bekliyor bizi?
- Ben de bilmiyorum bizi nasıl bir şeyler beklediğini, ben de merak ediyorum. Ama iyi olacağını düşünüyorum. Bir mahalle komedisi olacak. Ama neticede dizide rol alacak Serkan Keskin, Osman Sonant ve Melisa Sözen, genel itibarıyla mizaha da farklı yerden bakan oyunculuk algısına sahip insanlar. Onur da mizahı başka türlü anlayan biri. Böyle bir ekip bir mahalle komedisi çekerse nasıl olur, bekleyip göreceğiz. Ben dizideki beş kardeşten biriyim...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle