GeriKeyif Süpermen de göçmendi o elinde tuttuğun iPhone da...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Süpermen de göçmendi o elinde tuttuğun iPhone da...

Süpermen de göçmendi  o elinde tuttuğun iPhone da...

ABD’yi sallayan, bütün haftaya yayılan yürüyüş ve protestolar ülkenin ve dünyanın geleceği hakkında neler söylüyor? Bizi nasıl bir dönem bekliyor? Yanıtı politik duvarlar arasında değil, sokağın, kalabalığın arasında arıyoruz.

Katie, 6 yaşında. Kendi elleriyle hazırladığı “Duvarlar değil köprüler kuralım” pankartını taşırken yüzündeki ifade gururlu, endişeli. Fotoğrafını çekmeme izin veriyor; sınıfındaki Müslüman arkadaşları için burada olduğunu söylüyor, onları çok sevdiğini ve gitmelerine izin vermeyeceğini yazmamı rica ediyor.
Michelle, 60’larında. Afro- Amerikalı. Mahallesi Harlem’den, tanıdığı herkesi toplayarak buraya geldiğini söylüyor. Sesinde, mimiğindeki “Biz neler gördük, yıkılmadık” tavrı, bunun Trump protestosu değil, ‘Martin Luther King’in gurur duyacağı bir birlik, beraberlik ve dayanışma gösterisi’ olduğunu söylüyor.
Sarah, belki 40’larında; kendi tabiriyle ailesi ‘bin yıldır Yahudi’, önce aktivist ve New York’lu, sonra Yahudi. Bütün haftaya yayılan protestoların, yürüyüşlerin ortak organizatörleri arasında Yahudi topluluğu da var, Afro-Amerikan gruplar da...
Müslümanlar kadar Yahudilerin, göçmenler kadar ‘Everyday Americans’ olarak tabir edilen sıradan Amerikan vatandandaşlarının olduğu bir kalabalığın karşısında, New York valisi Bill de Blasio soruyor: “Bu şehrin, bu ülkenin değerlerini korumak adına savaşmaya hazır mısın?” On binler haykırıyor: “Eveeet....”
Evet, burası, yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına gelen yasak sonrası kenetlenen bir şehrin buluşma yeri, şehrin meşhur Özgürlük Anıtı’na en yakın noktası: Bryant Park.

Süpermen de göçmendi  o elinde tuttuğun iPhone da...


Bu ‘umutlu’ ev kadınlarını bir yerden hatırlıyorum!
Evinde pişirdiği kurabiyeyi plastik kaplara, kahveyi büyük termoslara doldurmuş, ağırlıklı New Jerseyli ev hanımları, iş başında, yürüyüş kalabalığını doyurma ve ısıtma derdinde. “Bugün uzun olacak. Bu kış uzun geçecek. Alın, biraz içiniz ısınsın” diyerek uzatıyorlar. Henüz üşümediklerini, asıl sabahtan beri nöbet tutan, üşümeye başlayanlara uzatmasını öneriyor aramdaki kız grubu. Ne kadar tanıdık...
Pankart yerine elinde ayna tutanı da çok. Fikir aynı, laflar farklı: “İşte, gerçek Amerika tablosu ve tanımı”, “Çok güzelsiniz...”, “Demokrasi dediğin budur”. Sonsuz bir yaratıcılık, güçlü bir söylem... Yine: Ne kadar tanıdık...
Sadece bir toplumun, bir şehrin değil, aynı zamanda bir kuşağın da uyanışı, hiç olmadığı kadar politikleşmesi aynı zamanda. Gömüldüğü kanepeden, gözünü ayıramadığı diziden çoktan kopmuş, çoğu ilk defa gerçek bir protesto deneyimi yaşıyor. Elde değil: Ne kadar tanıdık...
Mizahın tanıdık gücü
Yeni jenerasyonun baskınlığı, sosyal medyadan yükselen mizahın kıvraklığı hafta boyunca devam eden protestoların tamamına yayılmış; bazen okuması dinlemesinden daha önemli. Misal: ‘Superman Was Also Immigrant’ (Süpermen de bir mülteciydi) pankartı. Bir başka mükemmel örnek daha, ilk gösterimi havaalanı protestosunda yapılanlardan: “Trump’ın bugüne kadar eşlerinin üçte ikisi mülteci. Amerikalıların yapmak istemeyeceği işler için mültecilere her zaman ihtiyaç duyulacağını gösteren bir neden daha!” Bir başkasının elinde: Siyah-beyaz, ‘düşünen’ Steve Jobs karesi ve üzerinde “O elinde tuttuğun değerli iPhone’un da Suriyeli” lafı.
Geri adım atanlar
Protestoların beraberinde boykotları da getirmesi sürpriz değil. İlk nasibini alan, havaalanı protestolarının olduğu gece, yoğun talepten dolayı tarifesini birkaç katına çıkaran Uber oldu. Kurucusu ve CEO’su Travis Kalanick’in Trump’ın ekonomiden sorumlu ‘resmi’ danışmanlarından olması, boykotun kuvvetini artırdı. Cuma günü itibariyle Kalanick bu görevinden istifa ettiğini duyursa da New York Times’ın verilerine göre son 1 hafta içinde 200 bin kişi Uber hesabını sildi, #DeleteUber (Uber’i sil) çağrısının sıradan bir sosyal medya geyiği olmadığı kanıtlandı. Tarifeyi ‘normal’e döndürdükleriyle ilgili tweet attığında gece 02.36’ydı.
Bir yandan ‘boykot kültürü’ doğuyor; etkin ve doğru boykot etme yolları öğretiliyor. ‘Grab Your Wallet’ (Cüzdanını sıkı tut) topluluğu, hazırladıkları broşür ve blog sitesiyle bu akımın öncülüğünü yapıyor. New York Times’taki ‘Your Money’ köşesinin yazarı Ron Lieber bile cuma günkü köşesini bu konuya ayırdı. Zincir mağazalardan Nordstorm, bu sezon Ivanka Trump ve onun koleksiyonundan herhangi bir ürün almayacağını basına duyurdu, yine de henüz ‘kara liste’den çıkmadı.
Tersi senaryoların yükselmesi, kutuplaşmanın daha da artacağına işaret. Trump’ın kampanya sloganı ‘Make America Great Again’ (Amerika’yı Yeniden Harika Kılın) göndermesinde bulunan “Hadi göçmenler, Amerikayı yeniden harika yapalım!” pankartları 24 saat içinde karşılığını buldu, Starbucks 10 bin göçmene iş vereceğini açıkladı.
Sloganlar
ne anlama geliyor?
Kalabalık susmuyor, sürekli tekrarlıyor: “Trump gitmeli”, “Yasak yok, duvar yok, New York hepimizin”, “Hepimiz Müslümanız”, “Hepimiz mülteciyiz”... New York Üniversitesi’nde profesör olduğunu söyleyen, kişisel gerekçelerle ismini vermek istemeyen 60’larındaki kadın, yanımda yürürken heyecanını paylaşıyor: “Görüyor musun ‘Nefret yok, sevgi var’ pankartlarını... Mesele artık kimin kime oy verdiği ya da Trump’ın nasıl bir başkan olduğu, olacağı değil. Toplum, insanlığı, barış ve birlik tehlike altında. ‘Vietnam’ döneminde bile bu kadar kalabalık değildik sokaklarda. İnsanlar barış istiyor, birlik istiyor. Birbirinden güzel bu insanların çıkardığı şu sese bir bak... Değişimler, devrimler böyle başlar, güzel günler böyle gelir... Hepsi kimin sayesinde biliyor musun?” Yanıtımı beklemeden cümlesini tamamlıyor; şahane bir kahkaha eşliğinde: “Trump’ın ta kendisi sayesinde!”

Süpermen de göçmendi  o elinde tuttuğun iPhone da...

Protestoların gizli kahramanları 4-7 yaş arası, omuzlarda taşınan, ellerindeki pankartları kocaman bir tebessüm ve tatlı bir heyecanla taşıyan çocuklar. Çocuklarını yürüyüşü bir parçası haline getiren aileler, pankartları çocukların kendileri hazırladıklarını, hiçbir kelimesine, çizimine karışmadıklarını söylüyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle