GeriKeyif Vasatın vasatı bir Gülben
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Vasatın vasatı bir Gülben

Vasatın vasatı bir Gülben

Siz bakmayın albümün isminin sosyal medyanın simgelerini sahiplenmesine, hiç bakmayın interaktif gazlar salmasına. Bildiğimiz standart, vasatların vasatı bir albüm yapmış Gülben Ergen.

AZ KALDI AZ, USLAN BİRAZ
GE :) #KALBİMİ KOYDUM, GÜLBEN ERGEN, DMC

Bugüne kadar her/hep yaptığı gibi. Birkaç damardan yakalarım diye düşündüğü, bir-iki “çakkıdı çakkıdı hoplatalım” diye umduğu şarkı. Biraz Altan Çetin, biraz Mert Ekren, biraz Mustafa Sandal, biraz Ercan Saatçi. Hatta biraz Özdemir Erdoğan (illa da her şey mundar edilecek kategorisinde, emsalsiz ‘Pervane’).

Başrolde o. Solist altı ise Taşkın Sabah. İyi bir birliktelik de denebilir. Tersinden tabii, negatif olarak. Çünkü şarkıların her biri (ve dolayısıyla albümün genel yapısı) yıllar öncesine aitmiş gibi görünüyor. Duygu da eksik, enerji de. Belki de normaldir.

Bir de tabii, kendilerini tamamiyle yukarılara, yukardakine hasretmişlere de. Başka türlü her şeyi niye Allah’a havale etsinlerdi ki. “Sen misin hâşâ beni yaratan, bu kalbi üst üste kanatan; yukarda Allah var şüphesiz, görüyor her şeyi eksiksiz...” Yukardakinin işi gücü yoktu da sizin gönül oyunlarınızla uğraşacaktı. NEUZUBİLLAH.

 

 

SEVMEK ÜZERİNE ŞARKILAR 

Vasatın vasatı bir Gülben
Yıllardır müzik piyasasının içindedir Serhat Hacıpaşalıoğlu. Müzikle yatıp müzikle kalkanlardan biridir ve müzik için her zaman elinden geleni yapmaya gayret etmişlerdendir. Daha çok da işin mutfağındadır; proje üretir, geliştirir, yapılabilecek en iyi şekilde hayata geçirmeye çalışır. Yaparken “En önde ben olayım, kameralar mutlaka beni görsün” de demez. Müziğe layıkıyla yapılmış bir katkı, onun için yeterli ve tatmin edicidir. Ama öne çıktığı da oldu elbette. Zaten açılışı televizyonda yapmış ve uzun bir süre ‘Riziko’ adlı programı sunmuştu. Rachid Taha’nın ‘Ya Rayah’ ile bütün Avrupa’yı kasıp kavurduğu sıralarda şarkının Türkçe versiyonunu (‘Rüya’) yapan da oydu. Daha sonra da Tamara Gverdtsiteli ile ‘I Was So Lonely’ ve Viktor Lazlo ile ‘Total Disguise’ı yaptı.

Bu şarkıların hiçbiri büyük bir hit olamadı ama hem içerde hem dışarda, azımsanmayacak bir ilgi gördü ve Hacıpaşalıoğlu’nun işin şarkıcılık kısmını da başardığını kabul ettirdi.

Şimdi ise (soyadını kullanmadan, yalnızca Serhat olarak) ‘Je M’adore’ adlı şarkıyı çıkardı ve bu sefer her şey başka olacak gibi gözüküyor. Şarkı Avrupa ülkelerinde listelere girdi bile.

TAPMAK ÜZERİNE VERSİYONLAR

‘Je M’adore’ (orijinal hali dahil) altı mix (ya da versiyon) olarak yayımlandı iTunes’ta. Amazon dahil çok sayıda yerde de (dijital olarak) satışta.
Hem şarkı hem de klibi çıkar çıkmaz ilgi görmeye başladı. Şarkı 50 ve 60’lardan (başta twist olmak üzere) muhtelif akımların bir kolajı gibi. Hacıpaşalıoğlu’nun çok da güçlü olmayan (ya da kısıtlı) sesinin altından kalkabildiği bir yapısı var. Klibi de bu durumu destekleyecek biçimde halledilmiş. Kalabalık, çok renkli ve haddinden fazla gösterişli.

Bizim buralara gelince. İnternette hakkında (bir kısmı, “Serhat adlı Türk bir şarkıcının seslendirdiği Fransızca bir şarkıdır” şeklinde de olsa) yazılmaya/çizilmeye başlamış bile. Klibi de atmosferinden dolayı seyredilecektir muhtemelen. Ama şarkının kendisinin listelere girmesi ya da hit olması biraz zor.
Yalnızca Fransızca oluşundan değil (ki uzun, çok uzun bir zamandır Fransızca bir şarkıyı bağrımıza basmışlığımız yok); hem bundan hem de müzikal yapısından dolayı. Altta kalp ritmi şeklinde bir ritm, üstte de arabesk vokal olmayan bir şarkıya bizim buralarda pek hayat kalmadı.
Ama zaten Serhat Hacıpaşalıoğlu dışarıya oynamış bu sefer ve istediğini de koparmışa (ya da koparacağa) benziyor.

GECE ÇÖKMÜŞ ÜSTÜNE
Bİ DANS ETSEK, BEDÜK, AUDIOLOGY

Vasatın vasatı bir Gülben

Mustafa Sandalvari bir vokal biçimiyle başlıyor Bedük’ün yeni albümü ‘Bi Dans Etsek’. Aynen o tarz “amaaannn”, “olmaaazzz”, “tamammm” şeklinde, yaya yaya, uzata uzata telaffuzlar. Aynen örnek alınmış şahsın kendisi gibi, bizim buralardan değilmiş de yabancı diyarlardan düşmüş ve hasbelkader şarkı söylüyormuş gibi. İşin devamında Athenalı Gökhan da var, Dumanlı Kaan da. Altyapılar ise muhtelif yer ve tarzdan. 70’ler sonu diskosu da işin içinde, 80’lerin Falco’sunun Modern Talking’in içinden geçmiş hali de. Sezen Aksu’nun dışarda single olarak da yayımlanmış ‘Sude’sinde ise top saha dışında, seyircilerin arasında. Bir ağızdan söyleniyor, oynanıyor.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle